Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Karabağ'ın artık barış ve kalkınma ile anılmasını istiyoruz

ANKARA/İSTANBUL (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi) Dışişleri Bakanları Konseyi Olağanüstü Toplantısı’nın yapıldığı Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde ortak basın toplantısı düzenledi.

Tüm uluslararası toplum gibi Türk Konseyi üyelerinin de Afganistan konusunda beklenti ve kaygılarının benzer olduğunu belirten Çavuşoğlu, “İnsani krizin ve ekonomik bir çöküşün önlenmesi, azınlık ve kadın hakları dahil insan haklarının korunması, düzeniz bir göç dalgasının önlenmesi, terörizmin tekrar güç kazanmasının önlenmesi gibi. Bunun için ülkede kapsayıcı bir hükümet kurulması ve devlet mekanizmasının çalışması önem arz ediyor.” diye konuştu.

Toplantıda bu kapsamda atılabilecek adımların değerlendirildiğini söyleyen Çavuşoğlu, “Başta komşu ülkeler olmak üzere düzensiz göç yükünü çeken ülkelerle dayanışma çağrısında bulunduk. Terörle mücadelede yapılabilecekleri ele aldık. Bu hususlara vurgu yapan bir ortak bildiri de kabul edildi.” dedi.

“Karabağ’ın çatışmadan çok barış ve kalkınmayla anılmasını istiyoruz”

İstanbul’da 12 Kasım’da yapılacak Türk Konseyi 8. Devlet Başkanları Zirvesi hazırlıklarının da ele alındığını kaydeden Çavuşoğlu, bu zirvede Konsey açısından tarihi adımlar atılacağını belirti.

Çavuşoğlu, 27 Eylül’ün Türkmenistan’ın bağımsızlığının 30. yıl dönümü ve Karabağ’ın işgalden kurtarılmasına giden Vatan Savaşı’nın başlangıç günü olarak Türk dünyası için anlamlı bir tarih olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Türkmen kardeşlerimizi en içten dileklerimizle kutluyoruz. İstanbul Zirvesi’nde Türkmenistan’ın gözlemci olarak aramızda katılmasıyla aile resmimiz tamamlamış olacak. Bugün aynı zamanda Karabağ’ın azatlığına giden Vatan Muharebesinin başladığı, can Azerbaycan’ın şehitlerini anma günü. Toplantımızın açılışında şehitlerimizi hep birlikte andık. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Karabağ’ın artık istikrarsızlık ve çatışmadan çok barış ve kalkınma ile anılmasını istiyoruz. Bölge artık normalleşme sürecine girmelidir. Artık bölgesel iş birliği ve refaha yönelik yeni fırsatlar oluştu. Bu yönde can Azerbaycan’ın da önemli teklifleri oldu.”

Çavuşoğlu, tüm tarafların kazançlı çıkacağı bu fırsatların bütün ülkeler tarafından değerlendirilmesi umudunu da dile getirerek, “Cumhurbaşkanımız Sayın (Recep Tayyip) Erdoğan ve Sayın (Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham) Aliyev, bölgede barış, istikrar ve refah isteklerini defalarca vurguladılar.” değerlendirmesini yaptı.

Türk Konseyi’nin Karabağ’da yüksek düzeyli toplantı yapmasının söz konusu olup olmayacağına ilişkin soru üzerine Çavuşoğlu, “Türk Konseyi, vatan muharebesi sırasında yayımladığı bir bildiriyle can Azerbaycan’a desteğini güçlü bir şekilde vurgulamıştır.” dedi.

Çavuşoğlu, Türk Konseyi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev’in, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve çok sayıda Türk yetkilinin Azerbaycan’ı ve Azerbaycan’ın işgalden kurtardığı topraklarını ziyaret ettiğini de hatırlatarak, “Buralar artık azat edildiğine göre sadece Türk Konseyi değil, bundan sonra Azerbaycan’ın bu bölgede herhangi bir şehrinde düzenleyeceği her türlü toplantıya katılmaktan büyük bir mutluluk duyarız.” dedi.

“(Ermenistan Dışişleri Bakanıyla görüşme) Böyle bir planlama yok”

Çavuşoğlu, “Ermenistanlı mevkidaşınızla (Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan) Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi için bir görüşme geçirmeniz planlanıyor mu? Bu ilişkilerin normalleşmesi için Türkiye’nin ileri süreceği şartlar ne ve bu şartlarda Azerbaycan ve Karabağ konusunda hangi konular ele alınacak?” şeklindeki soruya, “Böyle bir planlama yok.” yanıtını verdi.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın seçimden sonra bazı olumlu mesajlar verdiğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu mesajlara karşı olumlu mesajlar verdiğini hatırlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Bizim başından beri en büyük arzumuz savaş bittikten sonra, vatan muharebesi bittikten sonra bölgenin artık barış ve istikrar bölgesi olmasıdır. Bu yönde de Azerbaycan’ın biliyorsunuz, Ermenistan’a kapsamlı bir barış anlaşması imzalanması teklifi oldu. Henüz daha Ermenistan’dan olumlu bir cevap gelmedi. Ama bundan sonraki süreçte her zaman olduğu gibi, atabileceğimiz adımları can Azerbaycan’la birlikte koordine ederiz. Birlikte karar veririz, birlikte adım atarız.”

“Liderlerimiz ne zaman isterlerse bir araya gelirler”

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yakın zamanda görüşmesinin planlanıp planlanmadığına ilişkin soruya, “Zaten iki cumhurbaşkanı olarak, iki kardeş olarak hemen hemen her gün görüşüyorlar. Sürekli telefonda da görüşüyorlar.” dedi.

İki liderin, 12 Kasım’da düzenlenmesi planlanan Türk Konseyi Liderler Zirvesi’nden hemen önce de görüşebileceğini ancak bunun için özel bir planlamaya gerek bile olmadığını söyledi. Çavuşoğlu, “İki kardeş, iki liderimiz ne zaman isterse bir araya gelirler. Bize talimat verirler, biz de bu doğrultuda çalışırız.” diye konuştu.

Bayramov: Azerbaycan imar çalışmalarının hızla yapılmasında ısrarlı

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ise bugünün Azerbaycan için önemli bir tarih olduğunu vurgulayarak, bir yıl önce Ermenistan’ın askeri provokasyonuna yanıt olarak Azerbaycan ordusunun Başkomutan İlham Aliyev’in emri ile karşı saldırıya geçerek yaklaşık 30 yıl süren işgale son verdiğini belirtti.

Bayramov, 27 Eylül’de başlayan zafer yolunun 44 günlük Vatan Muharebesi ile devam ettiğini ve zaferle sona erdiğini kaydetti.

Bugünkü toplantının öncesinde katılımcı bakanların Azerbaycanlı şehitlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunduğunu hatırlatan Bayramov, savaşta Azerbaycan’ın haklı davasına destek olan tüm devletlere ve yetkililere teşekkür etti.

Bayramov, özellikle Türkiye’nin rolünden bahsederek “Vatan muharebesinin ilk gününden itibaren en üst düzeyde, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmakla, TBMM Başkanı, milletvekilleri, siyasi partiler, bizzat Sayın Çavuşoğlu, diğer bakanlar, sivil toplum kuruluşları ve Türk halkı tam ve net şekilde Azerbaycan halkı ve devletinin yanında oldu. Bu siyasi ve manevi destek bizim için çok önemliydi. Bu destek bize ek güç verdi. Bu bizim birlik ve kardeşliğimizin sembolüne dönüştü. O tarihin birinci yılında benim Türkiye’de bulunmam ve şehitleri anma gününü Türk kardeşlerimle birlikte geçirmem özel sembolik anlam taşıyor” ifadelerini kullandı.

Bugün çok önemli bir toplantı gerçekleştirdiklerini bildiren Bayramov, “Tüm bakanlar kendi tedirginliklerini ve görüşlerini belirtti. Toplantı sonrasında Afganistan’daki durumla ilgili bildiri kabul edildi. Tüm üye ülkelerin bu konuda koordineli şekilde çalışacağına ve adım atacağına eminim. Afgan halkı adına yorulmadan çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi.

Bayramov, toplantıda, 12 Kasım’da İstanbul’da yapılacak Türk Konseyi Devlet Başkanları Zirvesi’ne hazırlık konularını da ele aldıklarını kaydetti.

2. Karabağ Savaşı’nda Türk Konseyi’nin de Azerbaycan’a destek verdiğini hatırlatan Bayramov, bu desteği önemsediklerini belirtti.

Bayramov, Azerbaycan’ın bugün başlıca hedefinin işgalden kurtarılan bölgelerin tam imar edilmesi olduğunu bildirerek şu bilgileri verdi:

“Çok aktif çalışmalar yapılıyor. İşi zorlaştıran etkenlerden biri bölgenin mayınlı olmasıdır. Ermenistan daha önce mayın haritalarını vermiyordu. Sekiz aydan sonra 3 bölgenin mayın haritalarını verdileri. O haritalarda yaklaşık 200 bin mayının yeri belirtiliyor. Verilen haritalardaki bilgilerin sadece yüzde 20’si doğru. Bu da oradaki imar çalışmalarını etkiliyor. Buna rağmen 1 yıldan az bir zamanda çok büyük işler görüldü. Mucize olarak görülebilecek şekilde Fuzuli’de 8 ay içerisinde havalimanı inşa edildi ve artık ilk uçuşlar gerçekleşti. 13 yönde kara yolu inşa ediliyor. Şuşa’ya giden yol artık kullanıma açıldı. Şuşa’ya giden ikinci yolda da çalışmalar sürüyor. Elektrik hatları çekiliyor. Ağdam şehrinin master planı onaylandı ve inşaat başladı. Şuşa’nın da master planı onaylandı ve tarihi anıtlar restore ediliyor. Zengilan’da akıllı köy inşa ediliyor. Azerbaycan imar çalışmalarının hızla yapılmasında ısrarlıdır. Burada tüm dost ve kardeş ülkelerle iş birliği yapıyoruz. Bu işte de ilk sırada hem mayın temizlemede hem de imar çalışmalarında kardeş Türk şirketleri yer alıyor.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANTALYA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Gençlik Merkezi’nde, 28 Temmuz’da çıkan orman yangınlarında traktörleri kullanılamaz hale gelen 16 çiftçiye yeni traktörlerinin teslim edilmesi için düzenlenen törende, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye’ye geçen gün Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi’nin geldiğine işaret eden Çavuşoğlu, “Artık mültecilerin güvenli bir şekilde ülkelerine döndürülmesi, gönderilmesi için uluslararası toplumdan daha iyi bir destek görmeye başladık. Bu işin ciddiyetini biraz anladılar. Başta BM Mülteciler Yüksek Komiserliği olmak üzere, Suriye başta olmak üzere mültecilerin ülkelerine döndürülmesi için çalışmalarımız var.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, en çok Suriyeliye ev sahipliği yapan komşu ülkeler Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak olarak bir inisiyatif başlattıklarını aktardı. Lübnan’da durumun çok kötü olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, insanları zorla iterek değil de İdlib’de olduğu gibi dönenlere eğitim, sağlık ve istihdam yaratıcı projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

Avrupa’nın bugüne kadar Suriye’nin yeniden inşasına karşı olduğunu anlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Doğru. Savaş devam ederken bir ülkenin ya da bir yerin yeninden inşası gerçekçi değil. Rejimle ilgili hepimizin tutumu belli ama sahada temel ihtiyaçları karşılamak bir ülkeyi yeniden inşa etmek değildir. Aynı şey Afganistan için de geçerli ama şu anki Afganistan’daki durum nedeniyle insanları hemen göndermek doğru da değil, mümkün de değil. Bir muhatap da yok zaten.”

“Türkiye’de bu işin bir sorun olduğunu görüyoruz, toplumda bir rahatsızlık da var”

Çavuşoğlu, daha önce Türkiye olarak uçaklarla Afganları, önceki hükümet ve yönetim döneminde Afganistan’a gönderdiklerini ifade etti. Pakistanlıları da aynı şekilde gönderdiklerini belirten Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kovid-19 ile beraber bu sorun daha da artmaya başladı. Değişik ülkelerdeki gelişmeler ve ekonomik sıkıntılar sebebiyle de hareketlilik görüyoruz. Bu küresel bir sorunsa uluslararası toplum olarak hep birlikte bu sorunu çözmek için çalışmalıyız. Türkiye’de bu işin bir sorun olduğunu görüyoruz, toplumda bir rahatsızlık da var. Bu işe sadece güvenlik açısından bakmak da doğru değil. Irkçı ve faşizan bir yaklaşımla bakmak son derece yanlış. Diğer taraftan toplumsal bir sorun ise bunu hep birlikte sakin bir şekilde değerlendirip yani yeni politikalar üreterek buna bir çare bulmak gerekiyor. İçişleri Bakanlığımız başta olmak üzere tüm ilgili kurumlarımız çalışıyor, bu anlamda da gerekli altyapı çalışmaları da sürüyor.”

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Afganistan’da Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanının işletilmesine ilişkin, “Bir önceki yönetim döneminde havaalanının işletilmesi ve güvenliği konusunda Türkiye’nin devam etmesi için talepler geldi. Herkes ‘ABD ya da başkası istedi’ diyor. Önce Afganistan’dan geldi.” dedi.

Çavuşoğlu, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Afganistan’daki gelişmelere değinen Çavuşoğlu, “Hükümetin kapsayıcı olma yönünde dünyadan herkesin görüş bildirdiğini görüyoruz. Biz de aynı şekilde düşünüyoruz. Önemli olan Afganistan’ın birliği, beraberliği ve istikrarı. Dolayısıyla her kesimin yönetimin içinde olması Afganistan’ın geleceği için önemli.” diye konuştu.

Şu an ülkede belirsizlikler olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, Pençşir vilayetinin hakimiyeti konusunda farklı açıklamalar olduğunu kaydederek, “Pençşir’deki çatışmaların bir iç savaşa dönüşmemesini temenni ediyoruz. Ayrıca Afganistan’da ekonomik sıkıntılar da var. Bir önceki yönetim de maaşları ödemede zorluk çekiyordu. Diğer taraftan açlık riski var. Birleşmiş Milletler gıda stoklarının azalmaya başladığını, bir ay içinde tamamen yok olacağını söylüyorlar.” dedi.

Çavuşoğlu, insani yardımların ulaştırıldığını, Türk Kızılayın da çalışmalar yürüttüğünü vurgulayarak, ülkedeki terör riskine de değinerek şunları söyledi:

“DEAŞ orada, DEAŞ Horasan adıyla. El Kaide orada. Afganistan’da bu kadar DEAŞ teröristi olmasının müsebbibi, Suriye’nin özellikle kuzey doğusunda sözde DEAŞ’la savaştığını söyleyerek orada ayrılıkçı bir politikayı destekleyenler. Sözde DEAŞ’la mücadele ettiğini söylüyorlar ama bu DEAŞ teröristlerinin bir kısmını alıp Suriye’den Afganistan’a gönderdiler.”

“Uçaklar uçmak istese bile sigorta şirketleri izin vermez”

Afganistan’da bugüne kadar bir hükümet kurulmamasının sebebinin Taliban içi görüş farklılıkları olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, Kabil havalimanının işletilmesi konusuna da değindi.

Uçuşlara başlanacak standartlarda bir havaalanı olması gerektiğini söyleyen Çavuşoğlu, havaalanı içindeki güvenlikten emin olmadan hiçbir şirketin buraya uçmak istemediğine dikkati çekti.

Çavuşoğlu, havaalanında şu an görerek uçuş kurallarıyla iniş kalkışların gerçekleşmesine rağmen uluslararası sivil havacılık standartları çerçevesinde uçuşlar için zamana ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Şu anda Afganistan’da bu konuda teknik çalışmalar yürütüldüğünü belirten Çavuşoğlu, “Katar’dan bir ekip gitti. Bizden de Sivil Havacılıktan bir ön ekibi gönderdik.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Taliban öncesi havalimanını işleten Türk teknik ekibinden de 19 kişinin Kabil’de kaldığını ifade etti.

Havalimanı güvenliğinin uluslararası toplumun güvenebileceği bir şirket ya da bazı ülkeler tarafından sağlanması gerektiğine vurgu yapan Çavuşoğlu, “Uluslararası toplumun, tüm şirketlerin güvenebileceği bir güvenlik şirketi ya da birkaç devletin bir güvenlik tesis edilmesi lazım. Uçaklar uçmak istese bile sigorta şirketleri buna izin vermez.” dedi.

“Bizim Afganistan gibi bir ülkeden tamamen çıkmamız yanlış bir karar olur”

Türkiye’nin Afganistan’da çok yatırımları bulunduğunu ve iki ülke arasında tarihsel bağlar olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, “Bizim Afganistan gibi bir ülkeden tamamen çıkmamız yanlış bir karar olurdu. Bu ülkenin her şeyini biz işletelim, biz yönetelim demiyoruz ama bu ülkeyle bağlarımızı koparmayalım.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Kabil havalimanının işletilmesine ilişkin, “Bir önceki yönetim döneminde havaalanının işletilmesi ve güvenliği konusunda Türkiye’nin devam etmesi için talepler geldi. Herkes ‘ABD ya da başkası istedi’ diyor. Önce Afganistan’dan geldi. Yazılı talep de geldi. Şu anki gelişme olmasaydı biz bununla ilgili içerdeki hukuki süreci, tezkere dahil işletip ona göre adımlarımızı atacak, o ülkeyle de mutabakat zaptı imzalayacaktık.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Afganistan’a katkı sağlamak için çalıştığını belirten Çavuşoğlu, “Allah korusun Afganistan’ın ekonomik, siyasi ve güvenlik olarak bir çöküş yaşaması hepimizi etkiler. Şu anda bile etkiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, havaalanını işletilmesinin olası krizler karşısında birçok bakımdan önemli olduğunu da vurguladı.

Afganistan’da kapsayıcı bir hükümet kurulması gerektiğini dile getiren Çavuşoğlu, bu durumda birlik ve beraberliğin sağlanabileceğini söyledi.

Şu anda vekaleten göreve gelen kişilerin Taliban ağırlıklı ve bir etnik gruba mensup olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Sonuçta yarın bir kriz olduğunda ülkenin iç savaşa sürüklenmemesi için de kapsayıcı bir hükümet kurulması gerekiyor. Tüm dünyanın kabul etmesi için bu gerekli. Biz bu düşüncelerimizi de Taliban’la paylaşıyoruz.” dedi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Afganistan’da hükümet kurma törenine davet edildiği yönündeki haberlere ise “Herhangi bir davet gelmedi.” sözleriyle yanıt verdi.

“Türkiye olarak insani ve ahlaki sorumluluğumuzu herkesten daha fazla yerine getirdik”

Afgan göçmen riskine yönelik soruya da yanıt veren Çavuşoğlu, göç sorununun yerinde çözülmesi gerektiğini belirtti.

Ülkeye insani yardım ulaştırılması, halka ekonomik yardımlar yapılması ve komşu ülkelere destek verilmesinden söz eden Çavuşoğlu, “Biz AB ve uluslararası topluma bu konuda iş birliği öneriyoruz, yapılacakları tek tek sayıyoruz. Biz Türkiye olarak insani ve ahlaki sorumluluğumuzu herkesten daha fazla yerine getirdik.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin ilave göç yükünü kaldıramayacağına dikkati çekerek, bu konuda İran’a gerekli telkinlerin yapıldığını, sınırlarda ise önlemlerin alındığını söyledi.

Yunanistan’da yasa dışı göçmenlere yardımlarda bulunan STK’lere yönelik alınan karara da değinen Çavuşoğlu, “Hangi AB yasasıyla örtüşüyor merak ediyorum. Nasıl izah edecekler? Türkiye’de böyle bir şey olsa kıyamet kopardı. Bakalım Avrupa’daki STK’ler, Yunan STK’ler buna ne diyecek, AB ne diyecek?” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yapılan 18 Mart Mutabakatı’nın tam olarak uygulanması halinde ciddi sıkıntıların kalmayacağını ancak yeni gelişmeler karşısında güncelleme gerektiğinde vurguladı.

Geçen yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AB Konseyi ve AB Komisyonu başkanları arasında yapılan mutabakat karşısında Türkiye’nin tekliflerini hazırladığını ancak AB tarafının bir yıldır buna hala cevap vermediğini de hatırlattı.

Çavuşoğlu, “ortak sorun” olarak nitelendirdiği göç sorunu karşısında her türlü külfetin paylaşılması gerektiğine de dikkati çekti.

Türkiye’ye 3 milyar dolarlık bir yardım yapılması ve bu sorunla Türkiye’nin ilgilenmesi taleplerinin kabul edilemeyeceğini söyleyen Çavuşoğlu, karşılıklı atılması gereken birçok adım olduğunu ifade etti.

Körfez ile ilişkiler

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile soğuk olan ilişkilerinde son zamanlarda olumlu adımlar olduğunu belirtti.

Geçmişte yaşanan olayları barışmakta ve ilişkileri normalleştirmekte bir engel olarak görmenin yanlış olacağını dile getiren Çavuşoğlu, “Uluslararası ilişkilerde kalıcı düşmanlık veya dostluk yoktur.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı ve bakanlar seviyesinde karşılıklı üst düzey görüşmeler yapıldığını aktararak, karşılıklı ziyaretler konusunda hemfikir olunduğu ve olumlu ivmenin sürdürülmesi halinde ilişkilerin rayına girebileceğinin altını çizdi.

Suudi Arabistan ile ilişkilerin sorulmasına cevaben düzeleceğine inandığını kaydeden Çavuşoğlu, atılması gereken adımlar olduğunu ve bu yönde görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

Çavuşoğlu, Mısır ile normalleşme sürecinin devam ettiğini ve bir yol haritasının ortaya konduğunu aktardı.

Bugün Ankara’ya Mısır’dan bir heyetin geldiği bilgisini paylaşan Çavuşoğlu, “Bu görüşmelerden sonra birlikte karar verirsek karşılıklı olarak büyükelçi atama konusunda gerekli adımları atarız.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri ile ilişkilerin en soğuk olduğu zamanlarda dahi diyaloglarını devam ettirdiklerini dile getirerek, bir sürecin başladığını, bundan sonraki yol haritası konusunda hemfikir olunursa gerekenin yapılacağını kaydetti.

Deniz yetki alanlarına ilişkin sorulan soruya Mısır’ın da istemesi halinde müzakerelere başlanabileceğini söyleyen Çavuşoğlu, “Bizimle yapacakları bir anlaşmadan daha fazla alan elde edecekleri aşikar.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz konusunda herkesle diyaloğa açık olduklarının altını çizerek, “Hakça paylaşım konusunda biz her zaman hazırız. Ne hakkımızı yediririz ne başkasının hakkını yeriz. Adaletli olan da budur.” ifadesini kullandı.

Ülkeler arasındaki gerilimlerin ticarete yansıtılmasının doğru olmayacağını dile getiren Çavuşoğlu, ticari ilişkileri devletlerin kurmadığını ve firmaların bundan olumsuz etkilenmemesi gerektiğini aktardı.

Doğu Akdeniz

Çavuşoğlu, Türkiye’yi dışlayan, Türkiye’nin içinde olmadığı bir platformun veya anlaşmanın hiçbir değeri olmadığını vurgulayarak, “Türkiye ile iş birliği yapmadan o projeler fizibil değil.” dedi.

Yapılan anlaşmaların Türkiye’nin haklarını ihlal etmesi halinde gereğinin yapılacağına dikkati çeken Çavuşoğlu, “O nedenle biz Doğu Akdeniz Konferansı yapılmasını teklif ediyoruz. Avrupa Birliği’ne de bu teklifimizi ilettik.” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin yapıcı küresel bir aktör olduğunu herkesin gördüğünün altını çizerek, “Türkiye’nin ekonomik potansiyeli görülüyor. Türkiye ekonomik çok önemli fırsatlar sunuyor. AB’nin bize yaklaşmasının en büyük sebeplerden birisi ekonomik ilişkileri geliştirmeyi istemesi.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’nin Orta Doğu’dan çekilmesi

ABD’nin Irak’tan çekilmesinden sonra kaos olduğunu, önceden belirlenmiş olsa da Afganistan’dan plansız çekilmesiyle ortaya çıkan manzarayı hatırlatan Çavuşoğlu, Suriye’den çekilme konusunun ABD’nin kendi tercihi olacağını belirtti.

Çavuşoğlu, ABD’nin Suriye’ye sınırı olmadığını ve davet edilmediğini dile getirerek, “Biz terörle mücadele için ulusal güvenliğimize doğrudan tehdit oluşturduğu için Suriye’deyiz.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin Suriye’nin sınır ve toprak bütünlüğünü desteklediğini vurgulayan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda politikaları tam tersi. ABD orada ayrılıkçı PKK/YPG’yi destekliyor. Suriye’nin anayasa, Astana formatı, insani yardımların ulaştırılması gibi iç süreçlerine Dünya Gıda Örgütü gibi uluslararası örgütler ile iş birliğinde destek veriyoruz. Ülkenin toprak ve sınır bütünlüğü konusunda PKK’ya karşı görüşümüz rejimle en azından şimdilik örtüşüyor. ‘Burada petrol var ben burada kalıyorum’ böyle bir şey yok. ABD’nin bu politikalardan vazgeçmesi lazım.”

Çavuşoğlu, ABD ile ilişkilerde geleceği bakmak istediklerinin altını çizerek, “Mevcut sorunların da dayatma yoluyla değil her iki tarafın yararına olacak veya kabul edeceği şekilde çözülmesini istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

S400 meselesinden ötürü yaptırım uygulandığını dile getiren Çavuşoğlu, “Hava savunma sistemine ihtiyacımız var. ABD ile anlaşabilirsek ve Kongre onay verirse biz ABD’den hava savunma sistemi alabiliriz.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Suriye konusunda Fransa ile hemen hemen her konuda hemfikir olduklarını vurgulayarak, “PKK’ya karşı yaptığımız operasyondan sonra sorun oldu. Savunma alanındaki iş birliği imkanı da bu sebeple ilerleyemedi.” dedi.

Muhabir: Behlül Çetinkaya, Gökhan Varan