Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Türk şirketleri, Kuveyt'in 2035 kalkınma vizyonu çerçevesinde sorumluluk almaya hazır

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, çalışma ziyareti kapsamında geldiği Kuveyt’te, Al Anda gazetesine iki ülke ilişkilerine, Kuveyt’in yakın zamanda çözülen Körfez Krizi’ndeki rolüne, yatırım ve ticari iş birliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Çavuşoğlu, “Kardeş Kuveyt ile mükemmel ilişkilere sahibiz. İkili ilişkilerimiz iyi kurulmuş ve kurumsallaşmıştır.” dedi.

Türkiye’nin, Kuveyt’in güvenliğine ve istikrarına önem verdiğini ifade eden Çavuşoğlu, Türkiye’nin 1990-1991 işgali sırasında Kuveyt’e verdiği güçlü desteğin bu ülkenin bağımsızlığına ve egemenliğine olan bağlılığın bir kanıtı olduğunu dile getirdi.

Çavuşoğlu, iki ülke iş birliğini kurumsallaştırmak ve farklı alanlardaki ilişkileri geliştirmek amacıyla 2014’te “Ortak İşbirliği Konseyi” kurulduğuna dikkati çekti.

Parlamentolar arası da güçlü temaslar olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Kuveyt’in Körfez bölgesinde güçlü bir parlamento geleneğine sahip olduğunu hatırlattı.

Çavuşoğlu, ekonomik tarafta, ekonomik ve ticari ilişkileri ilerletmek için doğru platformları sağlayan “Ortak Ekonomik Komite” ve “İş Forumu” bulunduğuna değinerek, “Kuveyt ve Türk halkının yanı sıra tüm bölgemizin yararına yürütmeyi planladığımız mükemmel ilişkilerden zevk alıyoruz.” ifadesini kullandı.

“Kuveyt, bölgede iyi bir muhakeme, barış ve dayanışma örneğidir”

Kuveyt’in Körfez krizinin çözülmesindeki aktif rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye, Kuveyt’in bölgesel çatışmalardaki arabuluculuk rolünü ve diyalog ve karşılıklı anlayış yoluyla barışı ve güvenliği sürdürme konusundaki konumunu çok takdir etmekte ve değer vermektedir. Kuveyt’ten ayrıldıktan sonra Umman ve Katar’ı ziyaret edeceğiz. Önce Kuveyt’i ziyaret etmenin Körfez sorunu bağlamında da sembolik bir önemi var. Kuveyt’in arabuluculuğunun, Katar ile Arap Dörtlüsü arasındaki yüzeysel çatışmayı sona erdirme konusundaki katkılarını takdir ediyoruz. Kuveyt liderliğini ileriye dönük vizyonlarından dolayı tebrik ediyoruz. Kuveyt, bölgede iyi bir muhakeme, barış ve dayanışma örneğidir. Kuveyt’in çabaları, Körfez anlaşmazlığının tam ve kapsamlı çözümü için çok olumlu bir atmosfer yarattı. Körfez krizini artık arkamızda bıraktığımıza göre, tüm Körfez bölgesi ile iş birliğimizi güçlendirmeye ve kendisi de Kuveyt’in vizyoner liderlerinin bir ürünü olan Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ile stratejik ortaklığımızı geliştirmeye hazırız.”

Çavuşoğlu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının küresel ticareti olumsuz etkilediğini ve bir düşüşe yol açtığını hatırlatarak, Kuveyt ile 2019’da 700 milyon dolar olan ticaret hacminin, 2020’de 600 milyon dolar civarına gerilediğini aktardı.

Önümüzdeki dönemde bu rakamı artırmak için çok büyük bir potansiyel olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, “Türk şirketleri, ekonomik ve sosyal kalkınmanın anahtarı olan Kuveyt’teki altyapı projelerinde çok aktifler. Kendini dünya çapında kanıtlamış birçok başarılı inşaat şirketimiz var. Etkili ve uygun maliyetlidirler.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, savunma sanayinin bir diğer önemli iş birliği alanı olduğuna dikkati çekerek, Türk şirketlerinin ortak üretime açık olduğunu ve bu fırsatın, istihdam yaratma ve ekonomi üzerindeki etkileri nedeniyle önemli olduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Turizm, kültür ve eğitim daha fazla iş birliği yapabileceğimiz bazı alanlar. Türk turizm sektörü, dünyanın dört bir yanından gelen seyahat kısıtlamalarına rağmen hala olumlu yolda. Sağlık iş birliğinde de büyük bir potansiyel var. Kovid-19 salgını herkese sağlık turizmine olan ihtiyacı hatırlatıyor. Sağlık sektöründeki yetkililerimiz de bu cephedeki seçenekleri inceliyor. Bunu kardeşim Şeyh Ahmed ile de konuştum. Salgınla mücadele etmek ve gıda güvenliğini ele almak için birlikte çalışmaya karar verdik. Yakında ortak projeler üreteceğiz. Kişiler arası alışverişler mükemmel ilişkilerimizi daha da zenginleştiriyor. Kovid-19 kısıtlamaları nedeniyle kapalı geçen zor aylardan sonra Kuveytli kardeşlerimizi Türkiye’de tekrar ağırlamayı dört gözle bekliyoruz. Türkiye, yüksek öğrenim için önemli potansiyeller sunmakta.”

Bakan Çavuşoğlu, Türk şirketlerinin Kuveyt’te birçok önemli ve prestijli projeye imza attığını belirterek, “Kuveyt’in 2035 kalkınma vizyonu çerçevesinde ek sorumluluklar almaya hazırlar.” ifadesini kullandı.

“İsrail’in yasa dışı eylemlerinin son aylarda artması tesadüf değildir”

Bazı Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki normalleşme sürecine ve Filistin meselesine dair Türkiye’nin görüşünü paylaşan Çavuşoğlu, “Bu sözde normalleşme anlaşmalarına ilişkin çekincemizi kaydettik çünkü bu anlaşmaların, BM kararlarında da yer alan, iki devletli vizyonu ve bu uzun süredir devam eden çatışmanın çözümü için yerleşik uluslararası parametreleri zayıflatma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, bahsi geçen anlaşmaların imzalanmasının, 2002 Arap Barış Girişimi’nin temel ilkeleri olan “barış için toprak” ve “normalleşmenin ardından barış” ile de çeliştiğine dikkati çekti.

Çavuşoğlu, şunlara değindi:

“Bu anlaşmalar, İsrailli liderlerin, bölgede normalliği sağlamak için işgal altındaki Filistin topraklarından çekilmek zorunda olmadıklarına inanmalarına yol açtı. Bu bağlamda, İsrail’in yeni yerleşim yerleri ve Filistinlilere ait evlerin yıkılmasıyla ilgili yasa dışı eylemlerinin son aylarda daha fazla Filistinlinin yerlerinden edilmesine yol açması tesadüf değildir. İsrail artık yasa dışı eylemlerine daha fazla cezasızlıkla devam edebileceğini düşünüyor. Bu zihniyet, Filistin sorununun çözümüne katkı sağlamayacak, aksine çok daha zor hale getirecektir. Normalleşme, Filistin davası pahasına olmamalıdır.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

PARİS (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Fransız L’Opinion gazetesinde kaleme aldığı yazıda, Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerin iki müttefik ülke için alışılmadık şekilde gerilimli süreçten geçtiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında mart ayında tesis edilen temasın, iki ülke arasındaki bağı güçlendirme fırsatı verdiğini ifade eden Çavuşoğlu, Fransa’nın başkenti Paris’e gerçekleştirdiği ziyaretin bu iradeyi yansıttığını kaydetti.

Çavuşoğlu, yakın zamanda birbirlerini karşı karşıya getiren bölgesel meselelere göz atıldığında, bugün birçok konuda giderek artan ortak görüşlerin ve çıkarların belirlendiğini ifade etti.

Bakan Çavuşoğlu, iki ülkenin, Suriye’de insani yardımların ulaşması ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve siyasi süreçte ilerleme gerekliliği gibi çok sayıda önemli konularda aynı temel öncelikleri paylaştığını belirtti.

Suriye konusunda yakın zamanda Fransa ile samimi ve faydalı görüşmelerin yapıldığını vurgulayan Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Müttefiklerimizin DEAŞ ile mücadelede YPG/PKK’lı teröristleriyle iş birliği yapmalarına ilişkin görüş ayrılıklarımıza gelince, bu, ancak bu iş birliği kesin olarak sona erdiğinde aşılabilir. YPG/PKK’nın asıl amacının, DEAŞ’a karşı mücadele değil, Suriye’yi bölmenin ve NATO ile Avrupa’nın sınırında teröristler tarafından kontrol edilen bölge oluşturmanın olduğunu kimse inkar edemez. Müttefiklerimiz bu terör örgütünün ulusal güvenliğimiz için tehdit olduğunu ve bunun inkar edilemeyeceğini anlamalı.”

Çavuşoğlu; Libya’da istikrar, ülkenin siyasi birliği, ülke genelinde yetkilerini kullanan Milli Birlik Hükümetine ve kurumların yeniden birleştirilmesine destek, kalıcı ateşkes, terörle ve düzensiz göçle mücadelenin, bugün Fransa ile paylaşılan ortak öncelikler olduğunu ifade etti.

Bakan Çavuşoğlu, istikrarının bölgeyi etkilediği Libya’da ortak çıkar konularının bulunması konusunda Fransa ile diyaloğa açık olduklarını kaydetti.

Doğu Akdeniz’de Yunanistan’la yaşanan anlaşmazlıkların, Atina ile çeşitli mekanizmalar çerçevesinde serinkanlı diyalog ile ele alındığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin hiçbir zaman yayılmacı hedeflerinin bulunmadığını ve Yunanistan ile diyaloğun bunun bir teyidi olduğunu aktardı.

Çavuşoğlu, Kıbrıs meselesi bağlamında Türkiye’nin, müzakerenin hedefleri konusunda mutabık kalmaları halinde Kıbrıslı Türkler ile Rumların çabalarını destekleyeceğini aktardı.

Bakan Çavuşoğlu, daha önceki girişimlerin başarısızlıkları göz önünde bulundurulduğunda, çözüme ancak eşit egemenlik ve eşit uluslararası statü temelinde ulaşılabileceğini düşündüklerini kaydetti.

“Güney Kafkasya’da kalıcı barışı birlikte destekleyebiliriz”

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerginliğe de değinen Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Güney Kafkasya’da Azerbaycan ile Ermenistan’ın refahını sağlayacak kalıcı barışı, birlikte destekleyebiliriz. Tarihin siyasi amaçlar için kullanılması ve çarptırılması hiçbir zaman anlaşmazlığın çözülmesini ve adaletin yerine getirilmesini sağlamadı. Eğer aşırıcı Ermenilerin temelsiz taleplerinin Türk-Fransız ilişkilerini rehin alması engellenebilirse, Türkiye ve Fransa, ortak çabalarıyla Güney Kafkasya’nın istikrarına daha iyi katkıda bulunabilir. Balkanlarda da, Türkiye’nin bir rakip olmadığını, aksine bölgenin istikrarı ve refahı için AB ve transatlantik politikalarını tamamlayıcı rol üstlendiğini unutmamak gerekir.”

Çavuşoğlu, S-400 sistemlerinin NATO’nun güvenliği için herhangi bir risk oluşturmadığını kaydetti.

Türkiye’nin, S-400 meselesini gerçekçi zeminde ve yapıcı diyalog yoluyla değerlendirmeye kararlı olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Fransız gemisi Courbet konusunda da NATO çerçevesinde sunulan delillerin, iddia edildiğinin aksine Türkiye’nin müttefik gemisine karşı düşmanca eylemde bulunmadığını teyit ettiğini belirtti.

Çavuşoğlu, terörle mücadele konusunda Fransa’nın, NATO’daki ikinci büyük müttefiki Türkiye’ye güvenebileceğini bilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Türkiye’nin, özellikle Suriye sınırında yakalanan Fransız teröristlerin ülkelerine geri gönderilmesini sağlaması ve bilgi paylaşımı yoluyla Fransa’nın terörle mücadelesine en çok katkı sağlayan müttefiki olabileceğinin altını çizen Çavuşoğlu, bu iş birliğinin hiçbir zaman aksamamasından ve halen devam etmesinden mutluluk duyduğunu belirtti.

Çavuşoğlu, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler konusunda, Fransa’nın, hem AB’ye hem ikili ilişkilere fayda sağlayacak gelişmelere katkıda bulunarak yeniden Türkiye ile yakınlaşmanın itici gücü olmasını umduğunu kaydetti.

Her zaman angaje olduğu AB üyeliği hedefinden bağımsız olarak Türkiye’nin, Avrupalı olduğu ve Fransa ile paylaştığı Avrupa’nın değerlerinin gelişmesine ve bu değerlere saygı gösterilmesine katkıda bulunmaya devam edeceğini ifade eden Çavuşoğlu, “Türkiye-AB ilişkileri, birkaç inatçı üyenin maksimalist ve milliyetçi hedeflerinin rehini olmamalı. AB, ancak Türkiye’nin üyeliği ile küresel güç haline gelebilecektir.” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, bu konuların Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ı davet ettiği Antalya Diplomasi Forumu’nda ele alınacak olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“Türkiye’nin müdahale iradesi olmadığını yüksek sesle tekrarlıyoruz”

Fransa’da Türkiye algısının, son zamanlarda bir takım yanlış anlaşılmalardan ve ön yargılardan etkilendiğini tespit ettiklerini ifade eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin, hiçbir zaman Fransa’ya herhangi müdahalede bulunma iradesinin olmadığını yüksek sesle ve net şekilde yineliyoruz. Ülkemin Fransa’daki Türklere yönelik tek önceliği, Fransa’ya başarılı şekilde uyum sağlamalarını teşvik ederek Türkiye’den bekledikleri tüm kamu hizmetlerini kendilerine sağlamak. Türkçe öğretmenleri ve imamlar, vatandaşlarımızın bu talebini karşılamaktadır. Bu imamlar özellikle camilerinde hiçbir radikalleşme vakası tespit edilmediği için Fransız yetkililer için önemli katkı olmuştur.”

Çavuşoğlu, Türkiye’nin, radikalleşmenin farklı biçimleriyle mücadele için vazgeçilmez müttefik olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin, radikalleşme ile mücadele etmek ve aynı zamanda İslamofobi, Müslümanları hedef alan ön yargılar ve ayrımcılıkların ortadan kaldırılması için her zaman Fransa’nın yanında olacağını ifade eden Çavuşoğlu, tüm bu konuların önceliklerinin örtüştüğünü ve güveni karşılıklı olarak güçlendirerek birlikte hareket etmenin yararını gösterdiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, “Türkiye ve Fransa dost ve müttefik iki ülke ve böyle kalacaklar. Samimiyetle bağlı olduğumuz bu dostluk ilişkisinin zedelenmemesi için yanlış anlaşılmalara mahal vermemeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

ATİNA (AA) – Yunan devlet ajansı ANA-MPA, “Diplomatik Kaynaklar: Dendias-Çavuşoğlu samimi şekilde tüm meseleler üzerinde görüştü” başlıklı haberinde, Bakan Çavuşoğlu ile Yunan mevkidaşı Nikos Dendias görüşmesinin “samimi bir atmosferde geçtiğini ve tüm meselelerin ele alındığını” duyurdu.

Ajans, Çavuşoğlu’nun Dendias buluşmasından önce Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile de bir araya geldiğini belirterek Yunan diplomatik çevrelerin, görüşmelerde temkinli diyalog adımları atıldığını ve tarafların samimi görüş alışverişinde bulunarak kendi tezlerini dile getirdiği görüşünü paylaştıklarını yazdı.

“Sakin sular için ilk adım”

Kathimerini gazetesinin, “Sakin sular için ilk adım” başlıklı haberinde, “Çavuşoğlu’nun Atina ziyaretinde, Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de yaklaşık 1,5 yıllık sürekli gerginliğin ardından sakin bir dönem çabaları için ilk adım atıldı.” ifadesi kullanıldı.

Haberde, “Bu planlamaların olumlu sonuç getirmesinin, Miçotakis ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Brüksel’de 14 Haziran’da gerçekleştireceği olası görüşme için önemli bir zemin olacağı” belirtildi.

“Çavuşoğlu ve Dendias, 25 maddelik listeyi onayladı”

To Vima gazetesi de “Yunanistan-Türkiye: Dendias ve Çavuşoğlu ekonomik iş birliğiyle ilgili 25 konuyu onayladı” başlığı altında yayımladığı haberinde, Dendias-Çavuşoğlu görüşmesinde ekonomik iş birliğiyle ilgili 25 maddelik bir listenin onaylandığını belirtti.

Gazetenin haberinde, söz konusu listenin 29 Mayıs’ta Kavala’da bir araya gelen Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Kostas Frangoyannis tarafından hazırlandığı ve taşımacılık, telekomünikasyon, teknoloji, enerji, turizm, denizcilik, eğitim, sosyal güvenlik, sağlık ve çevre korunmasıyla ilgili konuları içerdiğini aktardı.

Protothema ise “Dendias-Çavuşoğlu görüşmesi: Olumlu gündemin 25 maddesi şunlar” başlığıyla okuyucularına sunduğu haberinde, iki bakanın görüşmesinde, 29 Mayıs’ta Kavala’da bir araya gelen Önal ve Frangoyannis’in üzerinde çalışıp hazırladığı ekonomik iş birliği listesinin onaylandığına vurgu yapıldı.

Haberde, söz konusu listede iki ülkenin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşı sertifikalarının karşılıklı olarak tanınması ve çevresel iş birliği ile ilgili maddelerin yer aldığının da altı çizildi.

“Dostça bir atmosferde geçti”

Avgi gazetesinde yer alan “Sakin bir yaz için bahse girerken” başlıklı haber-yorumda, “Atina’da Dendias-Çavuşoğlu görüşmesi, dostça bir atmosferde geçti ve görüşmede Miçotakis ve Erdoğan’ın NATO Zirvesi’nde bir araya gelmesi kesinleşti.” yorumu yapıldı.

Gazete, Dendias-Çavuşoğlu görüşmesinden çıkan sonucun, “Yunanistan ve Türkiye’nin Ege’de sakin bir yaz arzu ettiğini ortaya koyduğunu” belirterek Yunan ve Türk hükümetlerinin bu nedenle bir zirve görüşmesi konusunda anlaştığı değerlendirmesinde bulundu.