Per. Ara 12th, 2019

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: DEAŞ ve YPG’ye karşı 3 harekat düzenledik

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin terör örgütleri DEAŞ ve YPG/PKK’ya karşı etkili mücadele verdiğini ancak onların ideolojisiyle savaşmak için uluslararası toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Çavuşoğlu, İtalya’da düzenlenen 5. MED – Akdeniz Diyaloğu Forumu’nda Akdeniz’e ilişkin meselelerde Türkiye’nin vizyon ve stratejisine ilişkin bir konuşma yaptı.

Bölgedeki en büyük iki sorunun Suriye ve Libya krizleri olduğunu belirten Çavuşoğlu, bu iki meselenin ortaya çıkarttığı düzensiz göçün hem insani açıdan hem güvenlik çerçevesinden ele alınması gerektiğini söyledi.

Çavuşoğlu, “etkili çok taraflılılığın” önemli olduğunu vurgulayarak, bölge toplumlarının tümünün zarar gördüğü İslamofobi, ayrımcılık, nefret gibi sorunlarla hep birlikte baş edilmesi gerektiğine, hiçbir ülke ya da bölgesel kuruluşun tek başına mücadelesinin yeterli olmayacağına dikkati çekti.

Meselenin sadece terörle mücadeleden ibaret olmadığına vurgu yapan Çavuşoğlu, “Şimdiye kadar DEAŞ ve YPG’ye karşı 3 harekat düzenledik. Ama DEAŞ ve diğerlerinin ideolojisini öldürme meselesi ne olacak? Geride kalan kadın ve çocuklar var. Onları nasıl rehabilite edeceğiz?” ifadelerini kullandı.

“Suriye ve Libya’da çok fazla sorumluluk üstleniyoruz ve önemli roller oynuyoruz. Tek çözümün siyasi olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle kendi görevimizi yerine getirmenin yanında, Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumu destekliyoruz.” diyen Çavuşoğlu, bu sayede Cenevre’de süren Suriye Anayasa Komitesi görüşmelerinin yapılması için de çaba gösterdiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, Kıbrıs sorununa da atıfta bulunarak, Türkiye’nin kalıcı çözüm için çok fazla çaba gösterdiğini, Annan Planı’nı desteklediğini, 2017’de Crans-Montana’daki görüşmelerde yapıcı tarafın yalnızca Türkiye olduğunu dile getirdi.

– Türkiye’nin Suriye vizyonu

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Suriye’deki krizin çözümüne ilişkin vizyonuyla ilgili bir soru üzerine “Şam’daki rejimi ve destekçilerini tek uygulanabilir çözümün siyasi seçenek olduğuna ikna edebilirsek, sorunu çözebileceğimizi düşünüyorum.” dedi.

Cenevre’deki Anayasa Komitesi görüşmelerinin ilk oturumunun bekletilerin üzerinde geçtiğini ancak ikinci oturumda rejimin engel çıkardığını anımsatan Çavuşoğlu, İdlib’de çok sayıda sivilin ölmeye devam ettiğini, on binlercesinin yerinden edildiğini, rejimin bu tabloyu göz ardı ettiğini belirtti.

Çavuşoğlu, Suriye’nin toprak bütünlüğünün önemine dikkati çekerek, YPG/PKK’nın halen koalisyon partnerleri tarafından desteklendiğini, Türkiye’nin harekatlarından sonra YPG/PKK’nın ayrılıkçı gündeminin boşa çıktığını söyledi.

– Mültecilerin geri dönüşü

Çavuşoğlu, mültecilerin geri dönüşü konusunda da Irak, Lübnan ve Ürdün ile bu konuda bir konferans düzenlemeyi planladıklarını belirtti.

Beşşar Esed rejiminin kontrol ettiği bölgelerde güvenliğin sağlanamadığına dikkati çeken Çavuşoğlu, Suriyelilerin rejimden korktukları için geri dönmek istemediklerini kaydetti.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin harekatları sayesinde 370 binden fazla sivilin geri dönme imkanı bulduğunun altını çizerek, Ankara’nın Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile iş birliği içinde güvenli ve onurlu dönüşler için çalışmaya devam edeceğini dile getirdi.

– Suriye’de terörle mücadele

Bakan Çavuşoğlu, Beşşar Esed’in bazı iddialarının hatırlatılması üzerine, Türkiye’nin yurt içinde ya da dışında herhangi bir terör örgütünü desteklemesinin mümkün olmadığına vurgu yaptı.

Türkiye’nin geçmişte DEAŞ’ı da desteklemekle suçlandığını anımsatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Bir gün (eski ABD Dışişleri Bakanı) John Kerry bana DEAŞ’tan petrol aldığımızı söyledi. Bunun kabul edilemez olduğunu ve kanıt getirmesi gerektiğini söyledim. Ondan sonraki ikinci ve üçüncü görüşmelerimizde getiremedi. Dördüncü görüşmemizde New York’ta CIA bana bazı haritalar gönderdi. Ben istihbarat ve güvenlik yetkililerimize sordum. Yerel halktan daha fazla Suriyelinin yaşadığı Kilis kentimizdeki asfalt çalışmasına ait olduğunu anlaşıldı. CIA özür dilemek zorunda kaldı.”

Çavuşoğlu, Türkiye’de 300’den fazla sivilin DEAŞ terörüne kurban gittiğini hatırlatarak, “Nusra ve DEAŞ arasında fark yoktur.” dedi.

Aynı şekilde FETÖ ve YPG/PKK arasında da fark olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, İdlib’e Nusra Cephesi üyesi teröristleri silahlarıyla birlikte gönderenin Esed rejimi olduğunu, bunun eski BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura tarafından da onaylandığını aktardı.

Çavuşoğlu, rejimin bu yolla İdlib’e saldırmak için bahane üretmeyi hedeflediğini belirterek, Türkiye’nin DEAŞ’a karşı düzenlediği Fırat Kalkanı Harekatı’na uluslararası camianın destek verdiğini, Afrin’deki Zeytin Dalı Harekatı’na da bu denli karşı çıkılmadığını söyledi.

Barış Pınarı Harekatı’na verilen tepkinin farklı olduğuna vurgu yapan Çavuşoğlu, bunun da nedeninin PKK’nın ayrılıkçı gündemini desteklemek olduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin askeri varlık gösterdiği alanlardan hemen çekilmesi üzerine DEAŞ ya da YPG/PKK’nın etkisini artıracağını, ya da rejime devretmesi halinde mültecilerin güvenli, gönüllü ve onurlu dönüşünün mümkün olmayacağını belirterek, “Güç bulundurduğumuz bölgeler, Suriye’ye ait topraklardır. Siyasi bir çözüm olduğunda ve kendi güvenlik güçlerini kurduklarında elbette kolaylıkla Suriye halkına, devletine devredebiliriz.” ifadelerini kullandı.

– Hava savunma sistemleri konusu

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Rusya’dan hava savunma sistemi almasıyla ilgili soruyu, “Türkiye bunlara ihtiyaç duyuyor. Ortaklarımızdan almaya çalıştık mı? Evet. Son 10 yıldır ABD’den Patriot almaya çalıştık. Fransa ve İtalya’dan SAMP/T almaya çalıştık ancak alamadık.” diye cevapladı.

“Bugün bile Patriot satın almaya hazırız.. Ancak ABD Kongre’den onay alabileceği konusunda garanti veriyor mu? Hayır. Ne yapacağım?” ifadelerini kullanan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Gelecekte daha çok ihtiyacımız olacak. Ortaklarımızdan alamazsak başka kaynaklardan almaya devam etmek zorunda kalacağız. Başkan Trump bu durumu tümüyle anlıyor ancak yönetimi ve Pentagon anlamak istemedi. Washington’da ve Londra’da liderler toplantısında bu konuda görüşmelere devam etmemiz gerektiğinde hemfikir kaldık.”

– ABD ile ilişkiler

Bakan Çavuşoğlu, ABD ile ilişkilerle ilgili de ABD’nin Türkiye’ye saldıran terörist bir örgütü silahlandırarak, eğitim vererek desteklediğini, darbe girişimi düzenlemiş bir örgütün elebaşını ülkesinde tuttuğunu dolayısıyla Türkiye’nin meşru güvenlik endişeleri olduğunu dile getirdi.

“Mültecileri Avrupa’ya göndermekle tehdit etme stratejisinin ilişkileri olumlu etkileyip etkilemediğine” ilişkin bir soruya da Çavuşoğlu, Mart 2016’da Avrupa Birliği ile imzalanan anlaşmayı tümüyle uygulayan Türkiye’nin yeterli destek göremediğini, 4 milyondan fazla mültecinin yükünü çektiğini anımsattı.

Bakan Çavuşoğlu, “Bu durumda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘bize ve geri dönen mültecilere yardım etmek istemiyorsanız, o halde kendi ülkelerinizde onlarla ilgilenin’ demesi, yeterince adildir. Tehdit değildir.” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NATO planlarında Türkiye’nin taviz verdiğine yönelik yorumların doğru olmadığını bildirdi.

Çavuşoğlu, İtalya’nın başkenti Roma’da basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

ABD’nin terör örgütü YPG/PYD/PKK’nın da tehdit olarak yer aldığı NATO’nun Türkiye ile ilgili güvenlik planının yayımlanmasına itiraz etmesi üzerine, Türkiye’nin de NATO’nun Baltık ülkeleri hakkındaki güvenlik planının yayımlanmasına karşı çıkmasına ilişkin soruyu yanıtlayan Çavuşoğlu, NATO’da yapılan görüşmelerin hem Türkiye hem de NATO için son derece faydalı olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinin yanı sıra Fransa, Almanya ve İngiltere ile yaptığı dörtlü toplantının samimi bir ortamda çok faydalı olduğunu, bunun devam etmesi konusunda liderlerin mutabık kaldığını hatırlatan Çavuşoğlu, ikinci toplantının da İstanbul’da şubatta yapılacağını ifade etti.

Çavuşoğlu, Erdoğan’ın NATO’da verdiği mesajların gayet net olduğunu vurgulayarak bölgenin güvenliği bakımından birlikte çalışma konusunda ülkelerin hemfikir olduğuna işaret etti.

Türkiye’nin taviz verdiği yorumlarının doğru olmadığını dile getiren Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“NATO’nun şu anda 2 tane savunma planı var. Bir tanesi Türkiye için, bir tanesi Polonya ve 3 Baltık ülkesi için. Bizim planımız -bir planın NATO’dan geçmesi için prosedür var. Tüm planlar için geçerlidir- raporlar önce askeri komiteye gidiyor, oradan NATO Konseyine geliyor, Konseyin içinde büyükelçiler de var, askeri kanat da var, genel sekreter de var. Oradan geçiyor, daha sonra iyileştirimi için askeri komiteye giderek ondan sonra yayımlanıyor. O zaman yürürlüğe giriyor.

Bizim planımız daha önce askeri komiteden geçti, Konseyden de geçti. Tam yayımlama aşamasında bazı ülkelerin itirazı olduğu için bugüne kadar yayımlanmadı. Biz de bu nedenle diğer savunma planını -biz hiçbir zaman Baltık ülkeleri ve Polonya’ya karşı olmadık- Konseyden geçme aşamasında bloke ettik, yani ikinci aşamada. Bizimki o aşamayı geçmişti. Şimdi burada bir jest yaparak, o ülkelerin de ricasıyla, Konseyden geçmesine izin verdik ama askeri komiteye giderek orada revize edilecek, iyileştirilecek ancak bizimkiyle eş zamanlı yayımlanacak. Yani bizim plan yayımlanmadan o plan da yayımlanmayacak. Neden? Biz elbette onlara karşı değiliz ama NATO’nun görevi tüm müttefikleri korumaktır. Bir taraftan bizimki konusunda engel çıkarırken bazı ülkeler, diğer tarafın planını onaylamak hakkaniyet ölçüsüyle bağdaşmaz.”

Bu durumu Baltık ülkeleri ve Polonya’ya da gayet güzel bir şekilde anlattıklarını vurgulayan Çavuşoğlu, “Sonuçta şu anda iki plan aynı seviyede, aynı odada bekliyor. Yayımlanırsa birlikte yayımlanacak, problem çıkarsa da ikisi de engellenecek.” şeklinde konuştu.

– “Bazı ülkeler Doğu Akdeniz’de tek taraflı adımları tercih ettiler”

Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri de değerlendiren Çavuşoğlu, Türkiye’nin Libya ile 2 anlaşma imzaladığını, bunlardan birinin güvenlik ve iş birliğine ilişkin daha önce imzalanan mutabakat zaptının güncellenmiş hali, diğerinin ise deniz yetki alanlarının belirlenmesine yönelik olduğunu hatırlattı.

Böylelikle, bölgede birçok ülkenin tek taraflı adımlar atmasının da önüne geçmiş olduklarını söyleyen Çavuşoğlu, “Doğu Akdeniz’de biz başından beri hep şunu söylüyoruz; Güney Kıbrıs Rum Kesimi hariç, tüm ülkelerle bu konuda ikili ya da çok taraflı anlaşmaya hazırız ama bölgede bazı ülkeler tek taraflı adımları ve Türkiye’yi eleştirmeyi tercih ettiler.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Çavuşoğlu, Yunanistan’ın Libya’nın Atina Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararına da değinerek, ”İmzalanan mutabakat zaptı için büyükelçiyi sınır dışı etme kararını kınıyoruz. Libya bağımsız, egemen bir devlettir. Bu, Yunanistan’ın gerçek yüzünü göstermiştir.” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye Anayasa Komisyonu ikinci toplantısında, rejimin öne sürdüğü ön şartların muhalifler, sivil toplum örgütleri ve Birleşmiş Milletler (BM) için de kabul edilebilir ön şartlar olmadığını bildirdi.

Çavuşoğlu, İtalya’nın en eski düşünce kuruluşu Uluslararası Siyasi Çalışmalar Enstitüsü’nün (ISPI), İtalya Dışişleri Bakanlığının da katkılarıyla bu yıl 5’incisini düzenlediği “MED 2019-Akdeniz Diyaloğu Forumu”na katıldıktan sonra buradaki temaslarını ve güncel gelişmeleri Türk basınına değerlendirdi.

NATO toplantısının ardından AGİT toplantısına katıldıklarını ve dün akşamdan itibaren Roma’da bulunduklarını anlatan Çavuşoğlu, “Kardeş ülke Arnavutluk, dönem başkanlığını bugün Slovakya’dan devralacak. Dün orada birçok ikili görüşmeler gerçekleştirdik. AB’nin yeni Yüksek Temsilcisi Joseph Borell ile geniş kapsamlı görüşme gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte eski İspanya Dışişleri Bakanı Borell ile beraber, AB-Türkiye ilişkilerini normalleştirme konusunda mutabık kaldık.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Roma’daki temaslarında İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ile dün ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeleri ele aldıklarını anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün de Pedersen ile bir araya geldik. Özellikle de Suriye Anayasa Komisyonu çalışmalarını değerlendirme fırsatı bulduk ki ilk toplantı beklediğimizden daha iyi geçmişti. İkinci toplantıda, rejimin öne sürdüğü ön şartlar, muhalifler için, sivil toplum örgütleri için, yine BM için de kabul edilebilir ön şartlar değil. Anayasa çalışmasıyla da ilgisi olmayan şartlar. Bizzat muhalefetin kendisini terör listesine ekleme teklifinde bulundu. Dolayısıyla bir tıkanma oldu. Bunu aşmak için Rusya ve diğer ülkelerle de çalışıyoruz. BM yine çalışmalarını sürdürecek.”

– “Salame’yi endişeli gördük”

BM Libya Özel Temsilcisi Ghassan Salame ile Roma’daki forum vesilesiyle görüşerek, Libya’daki son gelişmeleri değerlendirdiklerini vurgulayan Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Sahadaki gelişmelerden dolayı kendisini endişeli gördük. Son zamanlarda sahadaki çatışmalar gerçekten artıyor ve bunun sokak çatışmalarına dönüşme riski olduğunu söyledi, bir an önce Berlin’de liderler zirvesini gerçekleştirme konusunda hemfikiriz. Sayın Cumhurbaşkanımız, NATO toplantıları marjında Londra’da özellikle Merkel, Johnson ve yine Macron ile birlikte ele aldılar. Ocak ayının ortasına doğru bu zirvenin gerçekleşeceğini bekliyoruz.

Biz hem Suriye’de hem Libya’da askeri çözümün olmayacağına inanıyoruz ve bu konuda tek çözümün siyasi çözüm olduğunu biliyoruz. Bu noktada hem BM çalışmalarını hem uluslararası toplumun çalışmalarını desteklerken, üzerimize düşeni yapacağız.”

Çavuşoğlu, Roma’da Nijer ve Lübnan Dışişleri Bakanları ile bir araya geldiğini belirterek, “Lübnan’daki son gelişmeler hakkında Gebran Bassil’den bilgi aldım. Bizim için hem Nijer hem Libya önemli ülkelerdir. Lübnan, Akdeniz’in diğer tarafında. Bölgenin istikrarı bakımından Lübnan’ın istikrarı, barışı önemli. Umarım en kısa zamanda yeni bir hükümeti kurma konusunda gerekli adımları atarlar. Biz de bunu destekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

– “Adam gibi isteselerdi Libya da biz de verirdik”

Türkiye’nin Libya ile imzaladığı iki mutabakata Yunanistan’ın gösterdiği tepkiye ilişkin Çavuşoğlu, “Yunanlara bunu sorduk. Gerçekten yaptıkları çok yanlış, diplomatik nezakete de sığmaz. Bir ülkeyi tehdit etmek doğru. Cumhurbaşkanımız, Miçotakis’e de dedi. ‘Sorsaydınız verirdik’ diye. Eğer ülkemin güvenliği bakımından gizli belge değilse rahatlıkla paylaşırım. Libya’ya telefon açıp da ‘o belgeyi derhal göndermezsen, büyükelçini göndeririz’ diye tehdit edersen, Libya belki şu anda kendi içinde ve dışında çok sorun yaşıyor olabilir ama gururlu ve onurlu bir millet böyle bir tehdide boyun eğmez. Adam gibi isteselerdi Libya da biz de verirdik.” diye konuştu.

– “(İtalya’ya) Tutumlarının yanlış olduğunu söyledik”

Bir gazetecinin, İtalya’nın, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda terör örgütleri YPG/PKK’ya yönelik Barış Pınarı Harekatı’na ilişkin sert tutumunu hatırlatması ve bu konunun İtalyan mevkidaşı Di Maio ile gündeme nasıl geldiğini sorması üzerine Çavuşoğlu, şunları söyledi:

“Bunların çok net şekilde yanlış olduğunu söyledik. Tutumlarının yanlış olduğunu. Bu konuda en sert tutumu takınan Fransa’nın bile Londra’da bizimle çalışmaya hazır olduğunu, İtalya’nın bu atmosferden etkilenerek, yanlış yorumlarda bulunduğunu söyledik. Kendisi de çok açık şekilde tüm konuları konuştuğumuzu basına da söylemiş. Samimi bir ortamda iki dost gibi konuştuk. Bazı ziyaretleri ertelemişti. Bu ziyaretlerin gerçekleşeceğini Türkiye-İtalya Forumu’nun düzenleneceğini kendi söyledi. Normal şartlarda kasımda yapılacaktı. Bundan sonra birlikte atabileceğimiz adımları, toplantıları görüştük, iyi geçti.”

Di Maio’nun “Esed rejimiyle doğrudan diyalog kurulmasının zamanının geldiğine” ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii Esed’le ilgili görüşlerine ben, bağımsız egemen bir ülkenin dışişleri bakanının görüşlerini sorgulamak için bir şey söylemek istemiyorum. Bizim açımızdan şöyle görüyoruz, bu rejim, bugüne kadar bizzat 500 binden fazla insanı öldürmüştür. Toplam bir milyon insan öldü. Bu rejimin bu ülkeyi birleştirebileceğine de inanmıyoruz. Bir geçiş süreci var şu anda.

Siyasi süreç neticesinde ülke seçime gidebilirse, bırakın o zaman Suriye halkı karar versin, kim yönetecek, kimi seçecek. Anayasa ile ülkede nasıl bir sistem olacak, bunları Suriyeliler kendi kendilerine karar versinler diye biz Anayasa Komisyonu’nu çok destekledik. Şimdiden bir ülkeyi ya da bir rejimi, bir kişiyi güçlendirmek için adımlar atılırsa bu Suriye’nin yararına olmaz diye düşünüyoruz Türkiye olarak.”

– “Türkiye ekonomisi çok daha iyiye gidecek”

Roma’daki MED Forum kapsamında, Avrupa Kalkınma Bankası Başkan Yardımcısı Pierre Heilbronn ile de görüştüklerini aktaran Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Gerçekten Türkiye’de yatırım yapmaktan çok memnunlar. Bundan sonraki yatırımlarla ilgili bilgi verdiler. Türkiye ekonomisinin şu anda gittiği istikamet, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Hazine ve Maliye Bakanımızın çalışmalarıyla, gerçekten aldığımız tedbirlerle istikrarı tekrar sağladık, ekonomimiz büyüyor. Enflasyon ve faiz oranları keskin şekilde düşüyor. Rakamlar gösteriyor ki Türkiye ekonomisi çok daha iyiye gidecek.”


Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, ABD ve Rusya ile Suriye konusunda yapılan mutabakatları hatırlatarak, “Bize verilen taahhütler yerine getirilmediği taktirde Barış Pınarı Harekatını sürdürme hakkımızı saklı tutuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği güvenli bölgeyi teröristlerden temizleyene kadar Suriye’den çıkmayacağız.” dedi.

Aksoy, bakanlıkta basını bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantının başında Fransa’nın başkenti Paris’teki protesto olaylarında polisin attığı gaz kapsülüyle gözünden yaralanan Anadolu Ajansı Foto Muhabiri Mustafa Yalçın’a geçmiş olsun dileklerini ileten Aksoy, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun telefonda Yalçın’ın durumu hakkında bilgi aldığını hatırlattı. Aksoy, Mustafa Yalçın’ın en kısa sürede sağlığına kavuşmasını diledi.

Dışişleri Bakanlığında bugüne kadar terör örgütü FETÖ iltisaklı 606 personelin ihraç edildiği bilgisini veren Aksoy, bunun toplam personelin yüzde 23’üne karşılık geldiğini söyledi. Aksoy, bakanlığa yeni aday meslek memuru ve konsolosluk ihtisas memuru alınması için sınavlar yapıldığını aktardı.

Türkiye’nin arabuluculuk konusunda dünyada önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını belirten Aksoy, BM, AGİT ve İİT bünyelerinde Türkiye’nin arabuluculuk konusunda önemli görevler yerine getirdiğini, İstanbul’da da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in katılımıyla Arabuluculuk Konferansı düzenlendiğini hatırlattı.

Aksoy, Irak’taki olaylara değinirken de protesto gösterilerini endişeyle takip ettiklerini söyledi. “Ülkede huzurun bir an önce tesis edilmesini bekliyoruz.” diyen Aksoy, on yıllardır biriken sorunların kısa sürede çözülemeyeceğini ifade etti. Aksoy, “Yeni hükümetin bir an önce kurulmasını ve Irak halkının meşru taleplerinin bir an önce yerine getirilmesini bekliyoruz.” diye konuştu.

Aksoy, Musul Başkonsolosluğuna atanan Mehmet Küçüksakallı’nın göreve başladığını bildirdi.

– “Harekatımızı sürdürme hakkımızı saklı tutuyoruz”

Barış Pınarı Harekatı hakkında Dışişleri Bakanlığının çalışmaları hakkında bilgi veren Aksoy, “Barış Pınarı Harekatı, bazı ülkelerin bölgedeki emellerine ulaşmalarını engelledi, kurulan hayaller yıkıldı. İşte bu yüzden harekatın başından itibaren ülkemize yönelik kara propaganda faaliyeti başladı. Biz de buna karşı bilgilendirme faaliyetlerine başladık. Harekatın kapsamı, hukuki temeli ve niteliği hakkında uluslararası toplumu bilgilendirdik.” ifadesini kullandı.

Uluslararası kuruluşlar ile Ankara’da mukim neredeyse bütün büyükelçilere bilgilendirme yapıldığını belirten Aksoy, dış temsiliciliklerin 200’e yakın mülakatı yapıldığını, 100’e yakın gazetede büyükelçilerin makalelerinin yayınlandığını ve 200’e yakın brifing verildiğini aktardı. Aksoy, Çavuşoğlu’nun New York Times’taki makalesinin de farklı ülkelerdeki 135 gazetede yayımlandığını söyledi.

Aksoy, sınırları teröristlerden arındırmak ve Suriyelilerin geri dönüşü sağlayacak güvenli bölge tesis etmek amacı taşıyan Barış Pınarı Harekatı ile 4 bin 300 kilometrekarelik alanın terörden temizlendiğini ifade etti. “Söylenenlerin aksine Suriye’nin toprak bütünlüğünü katkı sağladık.” diyen Aksoy, şunları dile getirdi:

“ABD ile 15 Ekim’de ve Rusya ile 22 Ekim’de vardığımız mutabakatlar, bu ülkelerin de harekatımızın meşruiyetini kabul ettiklerinin açık bir göstergesidir. Yine de bize verilen taahhütler yerine getirilmediği taktirde harekatımızı sürdürme hakkımızı saklı tutuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği güvenli bölgeyi teröristlerden temizleyene kadar Suriye’den çıkmayacağız.”

Bölgede şu ana kadar 2 bin mayının temizlendiğini, bölgenin yönetiminin yerel konseylerce yürütüldüğünü söyleyen Aksoy, BM rakamlarına göre yerlerinden edilmiş kişilerin yüzde 60’ının evlerine döndüğü bilgisini paylaştı. Aksoy, “Bu durum insani durumla ilgili temelsiz iddiaları da çürütüyor.” dedi.

Terör örgütü YPG/PKK’nın harekatın başından bu yana bölgede 45 sivili katlettiğini, 244 kişiyi yaraladığını söyleyen Aksoy, bu durumun BM İnsani Yardım Eşgüdüm Ofisinin raporunda yayınlandığını, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyinin sunumunda da yer aldığını bildirdi.

Aksoy, Türkiye’nin insani yardımlarını sürdürdüğünü belirterek, “Barış Pınarı Harekatı, ülkemizin Suriye’nin diğer bölgelerine gönderilen yardımlarda aksamaya neden olmadı. BM’nin Suriye’ye yönelik insani yardımlarının yüzde 80’inden fazlası ülkemiz üzerinden ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor.” şeklinde konuştu.

Türkiye’de şu anda 3,7 milyon Suriyeli bulunduğunu ifade eden Aksoy, Yunanistan’daki Suriyeli sayısının 80-90 bin civarında olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:

“Suriyelilerin ülkelerine güvenli ve gönüllü geri dönüşlerini destekliyoruz. Hiç kimseyi arzusu hilafına göndermemiz mümkün değil. Bugüne kadar Suriye’de terörden temizlediğimiz bölgelere 370 bin fazla Suriyeli kardeşimiz gönüllü olarak geri döndü. Suriye’de gerekli insani ve fiziki altyapıyı sağladıktan sonra bu sayının artmasını bekliyoruz. Sayın Bakanımız bu konuda Iraklı, Lübnanlı ve Ürdünlü mevkidaşlarıyla görüştü ve bir uluslararası konferans önerdi. Buna yönelik alt seviyede bakanlıklar arası teknik görüşmeler devam ediyor.”

– Yabancı terörist savaşçıları kaynak ülkeler almalı

Yabancı terörist savaşçıların iade sürecine değinen Aksoy, DEAŞ saldırılarında 304 vatandaşın hayatını kaybettiğini, 7 bin 700 kişinin DEAŞ bağlantısı nedeniyle sınır dışı edildiğini, 77 bin kişiye Türkiye’ye giriş yasağı koyulduğunu aktardı.

Aksoy, “Örgütün elebaşı Bağdadi’nin ölü olarak ele geçirilmesinde anahtar rol oynadık.” dedi.

Yabancı terörist savaşçıların kaynak ülkelere iadelerinin süreceğini vurgulayan Aksoy, “Yabancı terörist savaşçılar konusunda kalıcı çözüm, bu kişilerin vatandaşı olduğu ülkelerce geri alınmalarıdır. Kendi ülkelerinde yargılanmalılar ve rehabilite edilmeliler. Kesim çözüm budur. Kaynak ülkeler bu konuda sorumluluktan kaçmamalıdır. ‘Bunlar bize dokunmasın, Türkiye’de kalsın anlayışı insani ve etik değil. Teröristleri vatandaşlıktan çıkarmakla sonuca varamayız. Terörle mücadeleyi bu şekilde gerçekleştiremeyiz. Sorumluluk almalı ve gereğini yapmalısınız.”

Aksoy, Londra’daki NATO Zirvesi hakkında değerlendirme yaparken de toplantıda Türkiye’nin terörle mücadele alanındaki çalışmaları hakkında bilgi verildiğini söyledi. Aksoy, “Müttefiklerimizden terör örgütleri arasında ayrım gözetmeyen amasız, fakatsız dayanışma beklediğimiz bir kez daha dile getirildi.” dedi.

Aksoy, ayrıca Asya’nın Kalbi İstanbul Süreci 8. Bakanlar Konferansının “Barış, Ortaklık ve Refah” temasıyla 9 Aralık’ta İstanbul’da düzenleneceğini, konferansın açılışını Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani tarafından yapılacağını söyledi.

– Libya

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Aksoy, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları sınırlandırma mutabakatından sonra Yunanistan’ın Atina’daki Libya Büyükelçisini sınır dışı edeceğine yönelik soru üzerine, şunları söyledi:

“Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, ülkenin BM tarafından tanınan tek meşru hükümeti. Her egemen devlet gibi o da anlaşma yapma yetkisine sahip. Yunanistan’ın hangi saiklerle Libya Büyükelçisini istenmeyen adam ilan ettiğini bilemiyorum. Ama bunu diplomatik teamüllerle bağdaştırmıyorum.”

– NATO

Aksoy, NATO’da savunma planları ve Baltık ülkeleri hakkındaki planın Türkiye tarafından engellendiği haberlerinden sonra krizin nasıl çözüldüğü, Türkiye’nin taviz verip vermediği sorusunu cevaplarken de “NATO savunma planları gizlilik derecesine sahiptir. Bunların sızdırılması ciddi gizlilik ihlalidir. Sızdıranların en kısa zamanda bulunmasını diliyoruz.” dedi.

Baltık ülkelerin savunmasız kaldığı iddialarının tamamen yanlış olduğunu vurgulayan Aksoy, NATO’da fikir ayrılıkları olabileceğini bunların tartışılarak aşılabileceğini dile getirdi. Londra’da da bunun yapıldığını belirten Aksoy, “Biz Türkiye olarak ittifakı doğu kanadı ve güney kanadı olarak ayırmak istemiyoruz. Güvenlik bir bütündür ve 360 derece temelinde gözetilmesi gerekir.” ifadesini kullandı.

Aksoy, Türkiye’nin “NATO Liderler Zirvesinden hiçbir şey kazamadığı” iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Terörizmin NATO’nun gündemine Türkiye’nin gayretleriyle girdiğini kaydeden Aksoy, “Müttefikler terörizmi NATO’nun karşısındaki en temel tehditler arasında görüyorlar.” diye konuştu.

Aksoy, Türkiye’nin YPG/PKK’nın terör örgütü olduğunu anlatmaya devam edeceğini belirtti.

– Suriye Anayasa Komitesi toplantıları

Sözcü Aksoy, Cenevre’deki Suriye Anayasa Komitesi görüşmelerindeki son durumu aktarırken de “Rejim heyeti yazım komisyonunun gündeminin kabulünü engelledi. Anayasayla ilgisiz konuları gündeme getirmeye çalıştı. Muhalefeti de terörist olarak niteledi. BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in yeni tur için taraflarla görüşerek tarih saptamasını bekliyoruz.” dedi.

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Margaritis Schinas ve AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson’ın Ankara ziyaretine değinen Aksoy, ziyaretin ve son günlerdeki görüşmelerin Türkiye-AB arasındaki diyaloğun önemine işaret ettiğini bildirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 8 Ocak’ta Türkiye’yi ziyaretiyle ilgili soru üzerine Aksoy, Rusya ile ilişkilerin geliştiğini, gelecek sene 7 milyon Rus turist beklendiğini aktardı. Aksoy, enerji iş birliğinin önemli aşaması olan TürkAkım’ın açılışının da 8 Ocak’ta yapılacağını belirterek, ziyaret sırasında Suriye gibi konuların da ele alınacağını bildirdi.

Aksoy, Küresel Mülteci Forumu hakkında bilgi verirken de forumun 17-18 Aralık’ta Cenevre’de düzenleneceğini, eş başkanlığını Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Almanya, Etiyopya, Pakistan ve Kosta Rika liderlerinin yapacağını dile getirdi. Türkiye’de 4 milyona yakın sığınmacı bulunduğunu hatırlatan Aksoy, bugüne kadar yapılan yardımlar yetersiz kaldığını, adil yük ve sorumluluk paylaşımı olması gerektiğini, forumda bunların vurgulanacağını söyledi.

– S-400 tedariği

Aksoy, Türkiye’nin S-400 tedariğiyle ilgili ortaya çıkan sorunların giderilmesi için çalışmaların sürdüğünü, ABD ile başlatılan ikili mekanizma çalışmalarının sürdüğünü aktardı. Aksoy, “ABD ile görüş farklılıkları diyalog ve diplomasiyle çözülmesini istiyoruz. Artık 100 milyar dolarlık ticaret hacmi gibi pozitif gündeme odaklanmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Aksoy, ek S-400 bataryası tedariği hakkında müzakere olup olmadığı sorusunu yanıtlarken “Kendi güvenliğimizi sağlamak için istediğimiz güvenlik ekipmanını alacağız. Bu egemenlik hakkımızdır, vazgeçmeyiz. Uygun şartlar altında Patriot almaya da hazırız. S-400 konusunda toplantılarımız devam ediyor. S-400ler geldi, yerleşti. Biz savunma sanayimizi geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi.