Dışişleri Bakanlığı: Uluslararası camiayı Yukarı Karabağ'daki sözde seçimi tanımamaya davet ediyoruz

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanlığı, Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından işgal altında tutulan Yukarı Karabağ bölgesinde 31 Mart 2020’de düzenlenmesi öngörülen sözde cumhurbaşkanı ve parlamento seçimlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Söz konusu adımın, Yukarı Karabağ’da uluslararası hukuka aykırı mevcut durumun tek yanlı olarak meşrulaştırılması çabalarının bir tezahürü olduğu vurgulanan açıklamada, “Bu adım, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ilkeleri dahil uluslararası hukukun açık ihlalidir.” değerlendirmesi yapıldı.

Açıklamada, Yukarı Karabağ ihtilafına barışçıl çözüm bulunması amacıyla yürütülen AGİT Minsk Sürecine işaret edilerek, şunlar kaydedildi:

“Görüşmelerin sürdüğü bir aşamada, işgal altındaki topraklarda sözde seçimlerin düzenlenmesi, barışçıl ve kalıcı çözüme yönelik çabaları baltalayan bir girişim niteliğindedir. AGİT Minsk Grubu dahil uluslararası camiayı bu seçimi tanımamaya davet ediyoruz.

Türkiye, Azerbaycan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün yeni bir ihlalini teşkil edecek bu gayrimeşru seçimleri tanımamaktadır. Türkiye, AGİT Minsk Grubu’nun bir üyesi olarak, Yukarı Karabağ ihtilafına adil ve kalıcı bir çözüm bulunması yönündeki çabaları desteklemeye devam edecektir.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, 1 Mart 2021’in Türkiye ile Afganistan arasında diplomatik ilişkilerin tesisinin 100. yıl dönümüne tekabül ettiği belirtildi.

Açıklamada, söz konusu yıl dönümüne ilişkin kutlama etkinlikleri kapsamında, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Afganistan’ın Ankara Büyükelçisi Amir Ramin’in katılımlarıyla 1 Mart’ta Dışişleri Bakanlığında ülkeler arasındaki dostluğu simgeleyen fidanların dikileceği, ardından Çavuşoğlu’nun Afgan mevkidaşı Hanif Atmar’ın ev sahipliğinde Kabil’de gerçekleştirilecek kutlama resepsiyonunda çevrim içi hitapta bulunacağı ifade edildi.

İki ülke arasında 1 Mart 1921’de imzalanan Türkiye-Afganistan İttifak Anlaşmasıyla ikili diplomatik ilişkilerin kurulduğu anımsatılan açıklamada, Türkiye’nin Kabil’de açtığı büyükelçiliğin, 1919’da bağımsızlığına kavuşmasının ardından Afganistan’da faaliyete geçen ilk diplomatik misyon ve Afganistan’ın, TBMM’yi resmi olarak tanıyan ikinci ülke olduğuna işaret edildi.

“Afganistan’da süregelen şiddetin bir an önce son bulmasını diliyoruz”

Açıklamada, “Türkiye-Afganistan diplomatik ilişkilerinin tesisinin 100. yıl dönümünün kutlandığı bu özel yılda, iş birliğimizin her alanda daha da gelişmesini, Afganistan’da süregelen şiddetin bir an önce son bulmasını ve ülkede kalıcı barış ve huzurun hakim olmasını diliyoruz.” ifadesine yer verildi.

ANKARA (AA) – Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile ifade özgürlüğünün anayasal güvence altında olduğunun altı çizildi.

Güvenlik güçlerinin, bugüne kadar her olayda olduğu gibi bundan sonra da kanunların verdiği yetkiyle görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye devam edeceğine dikkati çekilen açıklamada, “Üniversite dışından ve terör örgütü iltisaklı çevrelerin olaylara sızma ve kışkırtma girişimleri tespit edilmiş olup, protesto hakkını aşan bu yasa dışı eylemlere karşı kanunlarımız çerçevesinde gerekli ve orantılı önlemler alınmaktadır.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, “Yasa dışı yollara tevessül eden grupları kışkırtıcı ve illegal eylemleri teşvik edici bir dil kullanmama konusunda söz konusu çevreleri uyarıyoruz.” denilerek, yakın dönemde “gelişmiş” demokrasi olarak adlandırılan pek çok ülkede yönetimler aleyhine en küçük bir itiraza karşı dahi masum ve sivil vatandaşlara karşı güvenlik güçlerinin orantısız şiddet görüntülerinin halen hafızalarda olduğu belirtildi.

Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan olayları ve Türkiye’nin bu olaylarla hukuk çerçevesinde yürüttüğü mücadeleyi görmezden gelerek Türkiye’ye demokrasi ve hukuk dersi vermeye kalkanlara aynaya bakmaları tavsiye edilen açıklamada, “Türkiye’nin içişlerine müdahale etmeye kalkışmak kimsenin haddi değildir.” vurgusu yapıldı.

Açıklamada, Türkiye’nin, Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri koruma konusundaki iradesini gerçekleştirmekte olduğunu reform adımlarıyla gösterdiği belirtilerek, bununla birlikte terör örgütleri ve terörle iltisaklı çevrelerin bu alanlardaki istismarına karşı mücadelesini sürdürmekte de kararlı olduğunun altı çizildi.