Diyarbakır, Mardin ve Bingöl'de otogarlar boşaldı

DİYARBAKIR (AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-9) salgınını önleme çalışmaları kapsamında alınan yeni kararlar sonrası Diyarbakır, Mardin ve Bingöl'de otogarlar boşaldı.

İçişleri Bakanlığının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele kapsamında yayımladığı genelgeye göre, şehirlerarası otobüs seferleri saat 17.00 itibarıyla valiliklerin izniyle yapılabilecek.

Bu kapsamda Diyarbakır Şehirlerarası Otobüs Terminali'nden otobüs çıkışları durduruldu. Kentteki firmalara ait otobüslerin farklı şehirlerden saat 17.00'den önce çıkması ve yolcuları kente ulaştırması için çalışma başlatıldı.

Otogardaki yoğunluk azalırken, sadece il dışından gelen yolcuların yakınlarının olduğu görüldü.

Terminale gelen trafik ekipleri, firmaları uyararak çıkışların iptal edildiğini duyurdu.

Özlem Diyarbakır Seyahat İşletme Müdürü Necmettin Geyik, yaptığı açıklamada, genelgenin ardından firma olarak gereken tedbirleri aldıklarını söyledi.

Yolculara ulaşıp saat konusundaki değişiklikler ve iptal olan seferlerle ilgili bilgi verdiklerini belirten Geyik, dün gece saat 24.00 itibariyle seferlerini sonlandırdıklarını belirtti.

Geyik, "Merkez olarak çıkışlar iptal edildi, dönüşlerde ise müsaade edilen şekilde yolcularımızı buraya getirmeye çalışıyoruz. Koronavirüsü bir an önce atlatabilmek için hepimizin birlik ve beraberlik içerisinde bir mücadele içinde olması lazım." diye konuştu.

– "Bu kararın isabetli olduğunu düşünüyorum"

Öz Diyarbakır Seyahat İşletme Müdürü Yahya Akaş, dün akşam yayınlanan genelgeden önce otogardaki firmalar olarak bazı kararlar aldıklarını söyledi.

Aldıkları kararlar kapsamında koronavirüs tehlikesi nedeniyle bugün itibariyle seferlerini geçici olarak askıya aldıklarını ifade eden Akaş, genelgenin aldıkları kararla aynı güne denk gelmesinin isabetli olduğunu belirtti.

Diyarbakır'dan gidecek seferlerin durdurulduğunu aktaran Akaş, ileri tarihli bilet alan yolculardan isteyenlerin biletini iptal ettiklerini, talep edenlerin de ileri tarihli şekilde güncellediklerini bildirdi.

Koronavirüs nedeniyle 15 gün öncesinden bazı tedbirler aldıklarını ifade eden Akaş, şöyle dedi:

"Tüm araçlarımızı dezenfekte yaptık. Araçlarımızda dezenfekte, maske ve eldiven bulundurduk. 40 kişilik araçlarımızda 20 kişi yolculuk yaptı. İnsanların sosyal alanda bulunacakları en iyi yer otogardır. Vatandaşlarla sürekli görüşüyoruz, konuşuyoruz, o nedenle olumsuz bir etki yapacaktı. Bu kararın isabetli olduğunu düşünüyorum. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi başka illerden gelen araçlarımız var. En son kalkış saat 17.00 olduğu için saatlerini 16.00'ya çektik. Saatleri erkene aldık, tüm yolcularımızı bilgilendirdik. Bugün dışarıdan gelen araçlar için son saatimiz saat 17.00'dir. Bundan sonra da sefer olmayacak."

– Mardin

Mardin Büyükşehir Belediyesi Otogarı'nda da şehirler arası sefer kısıtlaması dolayısıyla yoğunluk gözlenmiyor.

Vatandaşlardan Ahmet Akbaş, alınan tedbirlerden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Alınan tedbirler sayesinde otogar boşaldı. Çok iyi tedbirler alınıyor. İnşallah en kısa sürede bu virüsten kurtuluruz, eski günlere geri döneriz. Allah Cumhurbaşkanımızı başımızdan eksik etmesi." dedi.

Öte yandan, Kamor Millet Bahçesi Mesire Alanı'nda piknik yapılmasına izin verilmedi, şehre giriş ve çıkışlarda trafik polisleri tarafından denetimler artırıldı.

– Bingöl

Bingöl Şehirlerarası Otobüs Terminali'nde faaliyet gösteren firmalar seferlerini geçici süreyle durdurdu. Terminalin peron ile yolcu bekleme ve bilet satış bölümlerinin boş olduğu, otobüslerin de park haline olduğu görüldü.

Öz Bingöl Firması yetkilisi Ferhat Şık, gelen telefonlara cevap vermek ve rezervasyonları iptal etmek için işletmeyi açık tuttuklarını söyledi.

Şık, "Rezervasyonları iptal ettik, seferlerimizi durdurduk. Otogarda boş oturuyoruz. Gelen yolcularımıza cevap vermek için yazıhanemizi açık tuttuk." dedi.

Şehirlerarası yolculuk yapmak zorunda kalan yolcular için otogarda heyet kurulacağını, yolculardan alınacak sağlık raporu doğrultusunda sefer düzenleneceğini anlatan Şık, vatandaşları evde kalmaları konusunda uyardı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

DİYARBAKIR(AA) – Tarımın ilk yapıldığı yerler arasında bulunan Çayönü höyüğünde 1964 yılında başlatılan, 1991 yılında güvenlik nedeniyle ara verilen ve 4 yıl önce yeniden başlatılan arkeolojik kazılar, Prof. Dr. Aslı Erim Özdoğan’ın başkanlığındaki ekip tarafından sürdürülüyor.

Kazı sahasında incelemede bulunan Vali Münir Karaloğlu, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Oya Eronat, Mehmet Mehdi Eker ve Ebubekir Bal, Özdoğan’dan çalışmalar ve elde edilen buluntular hakkında bilgi aldı.

İncelemelerin ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Karaloğlu, Çayönü höyüğünün insanoğlunun yeryüzünde ilklerinin yaşandığı bir bölge olduğunu söyledi.

İnsanoğlunun göçebe hayattan yerleşik hayata, kültürel tarıma Çayönü’nde geçtiğini ve burasının madencilik tarihinde önemli bir yerde olduğunu aktaran Karaloğlu, “İlk defa bakır madeninin sıcak ve soğuk olarak işlendiği, dericiliğin belki ilk defa yapıldığı bölgedir Çayönü. Özellikle insanlığın yerleşik hayata geçmesi bakımından çok önemli bir yer.” ifadelerini kullandı.

İnşaat teknolojisinin de tarihsel temellerinin bulunduğu bir bölgede olduklarını aktaran Karaloğlu, şöyle devam etti:

“Hocamız bu sene yeni bir müjde verdi. Dedi ki, ‘Sandık tipi bir mezar açtık.’ Ve Çayönü’nü 3 bin yıl daha bugüne yaklaştırdık. Bizler de heyecanlandık, geldik, gördük. İçerisinde pişmiş, farklı formlarda çok ince, zarif, estetik kapların bulunduğu gördük. Kapların içerisinde ne olduğunu henüz bilmiyoruz. Açıldığında onları da öğreneceğiz. Bizim bütün amacımız, Diyarbakır’ı tarihiyle kültürüyle medeniyet değerleriyle hak ettiği şekilde tekrar insanlığın gündemine taşımak.”

Eker de uzun yıllar Diyarbakır’ın terörden dolayı zarar gördüğünü aktardı.

Terör nedeniyle kazı çalışmalarının bir süre durdurulduğunu anımsatan Eker, “İnsanların büyük kısmının besin kaynağı olan buğdayın anavatanı burası. Bu tesadüf değildir. Son 5-6 bin yıllık süreçte medeniyetlerin yerleşim yeri. Dicle Nehri bütün Mezopotamya milletlerinin beslendiği kaynaktır. Terör bize çok zarar verdi ve Diyarbakır’ın mücevherleri bilinmez hale geldi. Çünkü bu şehrin tek gündem maddesi terör oldu. Kazı çalışmaları da bu süreçlerde durdurulmuş ve bu da çok acı bir şey. Bu aslında insanlığın hafızasına vurulmuş bir darbe.” diye konuştu.

BİNGÖL(AA) – Bingöl Sürdürülebilir Kalkınma, Çevre, Gençlik ve Sivil Toplumu Geliştirme Derneği (BİNÇEVDER) Başkanlığını da yürüten Karaaslan, ömrünü doğal yaşamın sürdürülebilmesine adadı.

Yıllardır TEMA Vakfı gibi çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalışma yapan 57 yaşındaki Karaaslan, son dönemde kentte üretimi nadiren süren, adını ilk ürünün üretildiği yörede Zazaca “Guldar” olarak bilinen Akdurmuş köyünden alan asırlık domatesin üretimi için uğraş veriyor.

4 yıl önce köy sakinlerinden Hacı Yaşar’dan temin ettiği bir avuç tohum ve ondan kiraladığı Akdurmuş köyünde ve Karşıyaka Mahallesi’ndeki toplam 10 dönüm arazide üretime başlayan Karaaslan, büyük emeklerle 100 milyon tohum, 50 milyon fide, 70 ton domates elde etti.

Tohumlardan elde ettiği fidelerin büyük bölümünü domates üretiminin yaygınlaşması için bölgedeki çiftçilere ücretsiz dağıtan Karaaslan, önümüzdeki aylarda tohum satışına, ilkbaharda ise fide satışına başlamayı hedefliyor.

Sos ve salça yapımında da kullanılan Guldar” cinsi domatesin coğrafi işaret tescili için Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bingöl Üniversitesince başlatılan çalışmalar ise sürüyor.

“Tohum deposu oluşturduk”

Karaaslan, AA muhabirine, Guldar cinsi domatesin ürün alma potansiyelinin yüksek olduğunu belirtti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele sürecinde doğal beslenmenin öneminin bir kez daha önem kazandığını ifade eden Karaaslan, “4 yıldır bu tohumu kurtarabilmek için tohum deposu oluşturduk. 100 milyonun üzerinde tohum üretimi gerçekleştirdik. Tohumların bir kısmını dağıtarak bir kısmını da yeniden ekerek bu zincirin güçlü şekilde devam etmesine katkı sunduk.” dedi.

Karaaslan, iyi koşullarda bir fidenin 1 kilograma yakın domates verebildiğini dile getirerek, endüstriyel domateslere göre hem tohum verebilen hem de tekrar tohum elde edilebilen, kurutulabilen, salça, sos yapılabilen, vatandaşların sağlıkla tüketebileceği bir ürün olduğunu aktardı.

“Sağlık açısından tercih edilmesi gereken bir ürün”

“Sağlık açısından tercih edilmesi gereken bir ürün. Çünkü besin gen kaynaklarımızda yeri olan bir ürün.” diyen Karaaslan, bazı okullarda öğrencilere bu domatesin üretim aşamalarıyla ilgili uygulamalı eğitim çalışması yaptıklarını belirtti.

Karaaslan, bu domatesin üretiminin Türkiye’de yaygınlaşmasını hedeflediklerini anlatarak, çok nemli bölgeler hariç tüm bölgelerde üretiminin uygun olduğunu kaydetti.

Bu yıl tohum, fide ve domates satışına başlayacağını ifade eden Karaaslan, “Tavsiyem tohumsuz domatesin yenmemesi. Mutlaka içerisinde tohumu olan domatesin yenmesi lazım. Asırlık Guldar domatesi her türlü yemeğe uygun. Meyve niyetine dahi yiyebilirsiniz.” diye konuştu.

​​​​​​​