Doğa Koleji'nin İTÜ'ye devri tamamlandı

İSTANBUL (AA) – HATİCE ŞENSES – İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Doğa Koleji'nin devir işlemlerine ilişkin, "Doğa Koleji ile ilgili devir işlemleri tamamlandı. Öğretmen ve personelimizin maaş ödemeleri yapıldı." dedi.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Sözlerime, ülkemizin geleceği çocuklarımız için elimizi taşın altında koymaktan geri durmadığımızı belirterek başlamak istiyorum." ifadelerini kullandı.

Öncelikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güveni ile karşılaştıklarını dile getiren Karaca, "Cumhurbaşkanımızın 'çalışın, bu sorunu çözün' talimatına uyarak hızla harekete geçtik.
Bu süreçte Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak çözüm sürecini hızlandırmak için büyük gayret gösterdi. Sorunun çözümü için bizzat sürecin içerisinde oldu. Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk hocam da keza elinden gelen tüm desteği gösterdi." diye konuştu.

Doğa Koleji'nin mali sorunlarının yaklaşık 6 aydır ülke gündeminde haklı ve büyük bir yer tuttuğuna işaret eden Karaca, "Doğa Okulları İTÜ uhdesine geçmiştir. Tüm Doğalılar tatile gönül ferahlığı ile giriyor. Maaşlar yatmaya başladı. Hepimize hayırlı olsun." dedi.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Böylesine büyük, başarıyla markalaşmış bir okulun mali sıkıntılarla gündeme gelerek, çocuklarımızın geleceğinde büyük pay sahibi olan öğretmenlerimize maaşlarını ödeyememesi tüm Türkiye'yi olduğu gibi bizleri de derinden sarsmıştır.
Ekibimle konuyu incelediğimizde bu yarayı sarabileceğimizi, öğretmenlerimizin, personelimizin sıkıntılarını gidererek çocuklarımızın eğitiminde söz sahibi olabileceğimizi gördük.
Şunu söylemeliyim, İstanbul Teknik Üniversitesi misyonuyla çeyrek asırlık bilgi ve birikimiyle bu topraklarda güçlü kurumları gelecek nesillere aktaracak tecrübeye sahiptir. Bu misyondan hareketle Doğa Koleji sorununu çözmek için elimizden ne geliyorsa yapmaya karar verdik ve hızlıca aksiyon aldık.
Bu süreçte herkes evlatlarımızın geleceğini düşündü, herkes bunun için çaba sarf etti. Bu çaba içerisinde yer alanlara şahsım ve İTÜ ailesi olarak şükranlarımızı sunuyorum. Ayrıca öğretmenlerimize ve velilerimize bu süreçte gösterdikleri sabır ve dayanışma için de teşekkür ediyorum. Artık öğretmenlerimizin çocukların eğitimiyle çocuklarımızın dersleriyle ilgilenmelerinin vaktidir. El ele vererek, huzurlu bir sürecin kapılarını araladığımızın müjdesini vermek istiyorum."

– "Artık Doğa Koleji çocuklarımızın başarılarıyla gündemde olacak"

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Doğa Koleji'nin borçlu olduğu grupların, bankalar, Doğa Koleji mensupları ve tedarikçiler olarak sıralanabileceğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Bu borçların analizi uzmanlar tarafından yapıldı. Ancak bu aşama, devir sürecinin sadece birinci basamağıydı.

İTÜ'de 7 yıldır okullarımızın yönetim kurulu başkanlığını yapan, ülkemizin dijital dönüşümüne katkıda bulunmak için çeşitli kademelerde görev alan ve aynı zamanda bir İTÜ mezunu olan Serhat Özeren'in, Doğa Koleji'nin yönetimine getirilmesini sağladık. Son bir aydır, gece gündüz demeden Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın bakanlarımız Berat Albayrak ve Ziya Selçuk olmak üzere büyük bir gayretle çalıştığımız konuyu çözüme kavuşturmuş bulunuyoruz.
Bundan sonra Doğa Koleji'nin kamuoyunda, çocuklarımızın, öğretmenlerimizin başarıları ile gündem olacağının garantisini vermek isterim."

İTÜ'nün güçlü yapısı için çalışmalarını sürdüreceklerine işaret eden Karaca, "Bugüne kadar ne yaptıysak ülkemizin geleceğine fayda sağlamak, gelecek nesillere bilgi ve birikimimizi aktarmak için yaptık. Bundan sonra da farklı olmayacak. Doğa Koleji sürecinde desteğini esirgemeyen siz değerli basın mensupları olmak üzere, velilerimize, öğretmenlerimize, çalışanlarımıza teşekkür ediyorum.
Öğretmenlerimiz, velilerimiz ve öğrencilerimiz gönlünü ferah tutsun, Türkiye'nin en önemli eğitim kurumlarından biri olan İTÜ'nün tecrübesiyle herkesin rahat bir nefes almasını sağlayacağız.
Bu sürecin herkese hayırlı uğurlu olmasını diliyorum." dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Marmara’nın çeşitli noktalarında görülen ve yer yer denizin dibi ile yüzeyini de kaplayan müsilajın temizlenmesi için çalışmalar devam ediyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının “Marmara Denizi Koruma Eylem Planı” kapsamındaki temizlik çalışmalarına Liman Başkanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile belediyeler destek veriyor.

Temizleme çalışmalarının yanı sıra müsilaja neden olan sebeplerin çözümü için de bir çok araştırma ve çalışma yapılıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bu anlamda araştırma yapan kurumlardan biri. İTÜ MEM-TEK bünyesinde yerli ve milli olarak nanoteknolojik yöntemle membran filtreler, İstanbul’da Ağva Atıksu Arıtma Tesisinde, tekstil endüstrisi atık sularının arıtımı ve geri kazanımında, süt endüstrisi atık sularının arıtımında, çöp sızıntı suları gibi kuvvetli atık suların arıtımında ve paket atık su arıtma tesislerinde kullanılıyor.

Membran biyoreaktör teknolojisinin evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmasında yüzde 99 başarı sağladığı belirtiliyor.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Marmara Denizi’nin kapalı bir deniz olması nedeniyle su hareketliliğinin çok düşük olduğunu söyledi.

Bu nedenle Marmara Denizi’nde giriş ve çıkış dengesinin çok iyi kontrol edilmesi gerektiğini dile getiren Koyuncu, “Bu tür kapalı su ortamlarında kirlilik yükünün özümleme kapasitesinin üzerine çıkmaması gerekiyor. Bu özümleme kapasitesinin çok üzerinde bir karbon, azot ve fosfor, Marmara Denizi’ne verildiği için şu anda deniz ortamındaki fitoplankton türü canlılar, aşırı besin maddeleriyle beslenerek, büyüyüp müsilajı ortaya çıkarıyor” dedi.

“Evsel ve endüstriyel atıklar kirlilikte büyük problem oluşturuyor”

Prof. Dr. Koyuncu, hassas bir ortam olan Marmara Denizi’ndeki kirlilik yükünün çok iyi kontrol altına alınması gerektiğinin altını çizdi.

Marmara Denizi’ndeki tekil kirliliğin, yani evsel ve endüstriyel sular ile deniz ortamına verilen kirliliklerin büyük problem oluşturduğunu belirten Koyuncu, şunları kaydetti:

“Bu evsel ve endüstriyel atıkların kontrol altına alınması gerekiyor. Bu şekilde kirlilik yükünü azaltarak Marmara Denizi’ndeki müsilaj problemini orta vadede kontrol altına alabiliriz. Deniz ortamına verilen evsel ve endüstriyel atık sulardaki karbon, azot ve fosfor kirliliğinin azaltılabilmesi ve sıfırlanması açısından membran teknolojileri çok önemli rol oynuyor. Membran biyoreaktör teknolojisi şu anda ülkemizde ve dünyada birçok yerde kullanılıyor. İTÜ bünyesindeki MEM-TEK’de yerli ve milli olarak biz de membran filtrasyon modülleri üretiyoruz. Şu anda bunu seri üretime geçirdik. Membran filtreler, polimerik malzemelerden üretilen nanometre düzeyinde çok küçük gözeneklere sahip seçici geçirgen zar görevi gören filtrelerdir.”

Türkiye’de bu teknoloji üretildikten sonra maliyetlerin düşürüldüğünü aktaran Koyuncu, “Membran biyoreaktör teknolojisi ile atık suyu yeniden kullanılabilir seviyede arıtabiliyoruz. İTÜ bünyesinde ürettiğimiz membran biyoreaktör teknolojisini hassas bölge olan Marmara Denizi’nde uygulayıp kirlilik yükünü kontrol altına alabilmek mümkün. Membran biyoreaktör teknolojisi evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmasında yüzde 99 başarı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Membran biyoreaktör teknolojisinin Türkiye’de üretilebiliyor olmasının önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koyuncu, “Talep olması halinde istenilen kapasitede Marmara havzasındaki bütün atık su arıtma tesislerinde bu teknolojinin kullanılması mümkün” dedi.

“Marmara havzası için uygun bir teknoloji”

Prof. Dr. Koyuncu, membran biyoreaktör teknolojisinin konvansiyonel arıtma teknolojilerine göre 4’te bir daha az yer kapladığını anlattı.

Marmara Denizi’nde nüfus yoğunluğunun da fazla olduğunu anlatan Koyuncu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dolayısıyla bu tür arıtma teknolojilerinin az yer kaplaması önemli. Bunun yanında membran biyoreaktör teknolojisi daha az çamur üretiyor. Bu arıtma tesisi açısından önemli. Az çamur üreten membran biyoreaktör teknolojilerinin uygulanması ileriye dönük olarak hassas olan Marmara Havzası için çok uygun bir teknoloji olacaktır. Ayrıca bu yurt dışından ithal edilen ürünlerle maliyetleri 1/2 oranında daha düşüktür. Bunun yanı sıra teknoloji yerli olduğundan herhangi bir bakım onarım gerektiği durumlarda hızlı teknik servis imkanı bulunduğundan belediyeler için tercih sebebidir.”

İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, atık suyu arıtırken, arıtılan suyun içerisindeki azot ve fosforun geri kazanılabilmesinin önemli olduğunu, membran biyoreaktör teknolojileriyle azot ve fosforun denize verilmeyip gübre kalitesinde çok farklı şekillerde değerlendirilebileceğini sözlerine ekledi.

İSTANBUL (AA) – İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Kariyer Zirvesi 2021'in ilk gün etkinlikleri farklı sektörlerden çok sayıda firmanın katılımıyla çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

Yarın da sürecek etkinliğin interaktif yapısı sayesinde öğrenciler, insan kaynakları yetkilileriyle bir araya gelerek özgeçmişlerini bırakma imkanı buluyor. Ayrıca, çeşitli paneller, iş ve staj mülakatları, "case study", "tea talk" ve "workshop" etkinlikleriyle de öğrencilerle insan kaynakları yönetici ve çalışanları arasında diyalog kurulması amaçlanıyor.

İTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şule Itır Satoğlu, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, böyle zirveleri, özellikle öğrencileri açısından üniversite-iş dünyası tanışmasının ilk ayağı olarak gördüklerini ve bu nedenle çok önemsediklerini belirterek, "İstiyoruz ki her bir öğrencimiz, daha okulunun ilk senesinden itibaren kendi alanıyla ilgili iş fırsatlarını görsün, deneyim edinsin ve yeni bağlantılar kursun. O nedenle, öğrencilerimizin bu zirveye katılımı geleceğin iş dünyası ve trendleri için bilhassa önemlidir. Teknik üniversite olarak en çok önem verdiğimiz meselelerin başında da akademi-iş dünyası iş birliğini her zaman en üst seviyede tutmak gelmektedir. İşte bugün, yedincisini yaptığımız zirvemizle bu iş birliği ve kaynaşmanın daha fazla artarak çoğalmasını temenni ediyoruz." ifadelerini kullandı.

– "Birden fazla disipline hakim olmak gerekiyor"

Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı da kendisine doğru çalışma alanı belirleyen gençler için büyük fırsatlar olduğunu belirterek, "İş gücü piyasasında yetkin kişiler özelliklerini çok daha rahat oluşturabilecek. Alıştığımız iş değiştirme yapısında bir şirketten bir şirkete atlama yerine, gençler kendi özellikleriyle bağımsız olarak diğer yerlere servis vermeye başlayacaklar diye düşünüyorum. Bireysel olarak hiç kimse kendi kendisine yetmiyor. Mutlaka birlikte çalışmanın önemini vurgulamak gerekiyor. Hem farklı düşünebilmek hem birlikte düşünme alışkanlığı önem taşıyor. Disiplinler arası ve 'kutu dışında' düşünebilmek, farklı alışkanlıklar edinerek dünya sorunlarına bakmak çok önemli bir özellik." diye konuştu.

Siemens Türkiye Ar-Ge Direktörü Erdem Alptekin ise bir konuda çalışırken artık birden fazla disipline hakim olmak gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Çalıştığınız sektöre hakim olmanız gerekiyor. Takım çalışmasına da ihtiyacımız var. 'Hiç kimse mükemmel olamaz ama bir takım olabilir.' diye bir deyim vardır. Mühendis arkadaşlara şunu söylemek istiyorum, mezun olduğunuz gün öğrendikleriniz artık geçmişte kaldı. Sıfırdan tekrar başlayacaksınız. Öğrenme motivasyonunun içinizde olması lazım. Çalıştığı alanı bilmesi, farkında olması, sevmesi, çalıştığınız firmanın amacıyla sizin amacınızın aynı paralelde olması ve sürekli öğrenme. Yeni mezunlarda baktığımız şey genelde bunlar. Teknoloji ve dünyamız çok hızlı değişiyor. Şu konuyu öğrenin dememiz sadece bugün için geçerli olacaktır."