Doğu'da dondurucu soğuklar etkisini sürdürüyor

ERZURUM (AA) – Erzurum, Ağrı ve Tunceli'de dondurucu soğuklar hayatı olumsuz etkiliyor.

Erzurum'da soğuk hava nedeniyle süs havuzları buz tuttu, bazı bina ve iş yerlerinin çatılarında buz sarkıtları oluştu.

Sabah saatlerinde vatandaşlar otomobillerini çalıştırmakta zorlandı. Bazıları da araçlarının üzerine battaniye örterek, soğuktan korumaya çalıştı.

– Ağrı

Ağrı'da dondurucu soğuklar nedeniyle yakıt depoları donan birçok tır çalışmadı. Sürücüler tırları çalıştırmak için yakıt depolarına sıcak su döktü, depoların altında ateş yaktı.

Çatılarda buz sarkıtlarının oluştuğu kentte, dere ve nehirlerin yüzeyi buzla kaplandı.

Tır sürücüsü Mehmet Polat, havaların çok soğuk olduğunu, depoların altında ateş yakarak araçlarını çalıştırabildiklerini söyledi.

– Tunceli

Tunceli'nin Ovacık ilçesinde etkili olan kar ve tipi, mahalle ve köy yollarının kapanmasına neden oldu.

Kar kalınlığının 1 metreye ulaştığı ilçede karla mücadele ekipleri, ilçeye bağlı Koyungölü, Konaklar, Paşadüzü, Burnak ve Gözeler köyünde kapanan yolları açmak için çalışma başlattı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

AĞRI(AA) – Yem bitkileri üretiminde artış ve mera alanlarının ıslahını sağlamak amacıyla Valilik öncülüğünde İl Özel İdaresi kaynaklarıyla yüzde 90 hibeyle hayata geçirilen “Yem Bitkileri Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi” kapsamında ilkbahar aylarında 770 çiftçiye 2 bin 400 çuval silajlık mısır tohumu dağıtıldı.

Aldıkları destekle yaz boyunca tarlalarda ekim yapan çiftçiler, büyük emeklerle yetiştirdikleri ve boyları yaklaşık 3 metreyi aşan yem bitkisini hasat etmeye başladı.

Makinelerle biçtikleri silajlık mısırları traktör ve kamyonlarla köylerine götüren üreticiler, stokladıkları bitkiyle hayvanlarının kışlık yem ihtiyacını karşılayacak.

Silajlık mısır alanı üç katına çıktı

İl Tarım ve Orman Müdürü Kenan Engin, AA muhabirine, bu yıl çok sayıda tarımsal projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.

Vali Osman Varol ile sürekli çiftçilerle bir araya geldiklerini ifade eden Engin, “Ağrı’da 2020 yılında 6 bin dekar ekili silajlık mısır alanımız varken bu yıl hibe ve tohum desteğiyle 18 bin dekara çıkardık. Hayvancılık yapan yetiştiricilerimiz için çok önemli bir projedir.” dedi.

Engin, Ağrı’nın hayvancılık noktasında Türkiye’nin önemli illerinden biri olduğunu vurgulayarak, “Sahip olduğu 410 bin büyükbaş hayvan ve 1 milyon 400 bin civarındaki küçükbaş hayvan varlığıyla özellikle hayvancılık noktasında yoğun faaliyetin yürütüldüğü bir ildir. Bu sene de kurak geçti ve dolayısıyla çiftçilerimiz girdi noktasında bazı zorluklar ve handikaplar yaşadı. Bitkisel üretimi geliştirme kapsamında yaptığımız silajlık mısır projemiz çiftçiler için çok faydalı oldu.” diye konuştu.

Bu yıl Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle çiftçilere korunga, İl Özel İdaresi desteğiyle de silajlık mısır tohumu dağıtıldığını belirten Engin, olgunlaşan bu ürünlerde hasadın devam ettiğini aktardı.

“Besicilerin girdi maliyetlerini düşürmeye gayret ediyoruz”

Engin, kentte bitkisel ürün çeşitliliğini artırmak için Valilik koordinesinde çalışmalara devam ettiklerini kaydederek, şöyle devam etti:

“Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın özellikle girdi maliyetlerini düşürmeye gayret ediyoruz. Bunun yanında çiftçilerimizin bütçelerine de katkıda bulunmak istiyoruz. Bu tip projelerle çiftçimiz hem yeni bitkisel ürünlerle tanışıyor hem de bu manada kendilerine katkı sunmuş oluyoruz. İlimizde özellikle son bir yıldır Sayın Valimiz Osman Varol’un gelmesiyle birlikte tarım ve hayvancılıkla ilgili çok yoğun bir çalışma var. Teşkilat olarak sürekli sahadayız. Çiftçinin ihtiyacını tespit ediyoruz ve buna yönelik projeler hazırlıyoruz. Hem Bakanlığımızdan hem de bütçe noktasında bize destek olabilecek kurum ve kuruluşlardan ve özellikle İl Özel İdaresi bütçesinden çiftçilerin ihtiyaçlarına göre proje çalışması yapıyoruz.”

Çiftçilerden olumlu tepki aldıklarını aktaran Engin, silajlık mısırda dekar başına ortalama 7 ton verim beklediklerini ve üretimin geçen yıla öre 3 kat artacağını sözlerine ekledi.

Tunceli’nin Pülümür ilçesindeki havuzlarda doğal yöntemlerle üretilen kaynak tuzu, yurt içinde satışa sunuluyor.

Bitki örtüsü, verimli arazileri ve yaylaların fazla olması sebebiyle tarım ve hayvancılığın yaygın yapıldığı kentte, son yıllarda devlet teşvikleri ve hibe yardımlarıyla ceviz, bal ve dut üreticiliği de artmaya başladı.

Kente bağlı Ovacık ilçesinde kuru fasulye, nohut ve barbunya ekimi yaygınken, Mazgirt ilçesinde sebze ve meyve üretimi, Pertek ve Çemişgezek ilçelerinde ise buğday ve arpa gibi zengin tahıllar ile dut ve ceviz yetiştiriciliği dikkati çekiyor.

Sahip olduğu endemik türler ve zengin florasıyla öne çıkan Pülümür ilçesinde de arıcılığın yanı sıra doğal yöntemlerle ortaya çıkarılan yeraltı kaynak tuzu, yöre insanı için önemli gelir kaynakları arasında yer alıyor.

İlçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Göneli Mezrası’ndaki tuz işletmesinde çalışan üreticiler de yıllardır ekmeğini yerin altından çıkan kaynak suyu ile ürettikleri tuzdan kazanıyor.

Yeraltından çıkarılan tuzlu su depolarda biriktiriliyor

Üreticiler, bölgedeki yeraltı su kaynaklarının kaya tuzu tabakalarını eriterek yüzeye çıktığı noktalara sondaj vurup, yüzeye çıkan tuzlu suyu depo şeklindeki kuyularda biriktiriyor.

Motor yardımıyla kuyudaki suları ihtiyaca göre işletmedeki ana havuzlara tahliye eden tuz üreticileri, bu sayede suyun hem dinlendirilmesini hem de ağır maddelerin zemine çökerek temizlenmesini sağlıyor.

Birkaç günlük bekleyişin ardından ana havuzlardaki sular, üreticilerce borular aracılığıyla asıl tuz üretiminin yapılacağı çok sayıda havuza aktarılıp güneşin etkisiyle buharlaştırılıyor.

Yaklaşık bir haftalık süre sonunda suyun iyice buharlaşmasıyla oluşan kristal halindeki tuz, ardından belirli aralıklarla üreticiler tarafından kürekler yardımıyla havuzun bazı noktalarına çekiliyor.

Pülümür tuzu tüketiciden yoğun talep görüyor

Tuz birikintileri neminden arındırılıp beyaz rengine kavuştuktan sonra işçilerce 5 kilogramlık torbalara doldurulup kent merkezi başta olmak üzere çevre il ve ilçelerde satışa sunuluyor.

Göneli tuzlasında işçi olarak çalışan Erdal Uludağ, AA muhabirine, Pülümür ilçesinde yıllardır aynı geleneksel yöntemlerle yeraltı kaynak tuzu üretimi yapıldığını söyledi.

Yeraltından çıkan tuzlu kaynak suyunu kuyularda biriktirdiklerini belirten Uludağ, daha sonra motor yardımıyla suları ana havuzlara aktarıp dinlendirmeye bıraktıklarını dile getirdi.

İşletmedeki büyük havuzlarda bekletilen suların ağır maddelerden temizlenmesiyle küçük havuzlara tahliye ettiklerini ifade eden Uludağ, “Su dört gün boyunca havuzlarda kalıyor ve ısısı değişiyor. Güneşin etkisiyle havuzlardaki ham su buharlaşıyor, geriye normal tuzlu su kalıyor. Tuzlu su da üç gün daha bekletildikten sonra tuza yatıyor ve yattıktan dördüncü veya beşinci günü tuz çekime hazır hale geliyor.” dedi.

Uludağ, havuzlarda oluşan tuzu kürekler yardımıyla belirli noktalara çektiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Tuz orada kuruyor ve nemi iyice çekildikten sonra paketlemesini yapıyoruz. Satış için kilosunu ayarlıyoruz. Pülümür tuzunu çevre il ve ilçelere satıyoruz. Tuz üretimine haziran ayında başlıyoruz ve eylülün sonuna kadar hava sıcak olursa tuz oluşumu devam ediyor. Ama havalar soğursa tuz oluşumu yavaşlıyor, her şey güneşe bağlı.”

“Kuraklık tuz üretimi oranını olumsuz etkiledi”

Bu yıl tuz üretimi veriminin önceki yıllara göre düştüğü anlatan Uludağ, “Kuraklık var ve kaynak suyu olduğu için çekiliyor. Önceden burada 6 kişi çalışıyorduk. Şu anda verim düşük olduğu için iki kişi çalışıyoruz. Şu ana kadar 100 ton tuz ya çıktı ya da çıkmadı. Önceki senelerde 300-350 ton tuz çıkıyordu. Hiçbir katkı maddesi yok ve kimyasal hiçbir şey tuza atılmıyor.” dedi.

İşletmeden tuz satın alan Gündoğan Çağ da Pülümür tuzunun doğal yöntemlerle üretildiğini anlattı.

Gündoğan, yeraltı kaynak tuzunun insan sağlığına yararlı olduğunu belirterek, “Yemeklere ayrı bir tat katıyor ve herkese tavsiye ederim.” ifadesini kullandı.