Dolmabahçe Sarayı'nın en büyük halısı restore ediliyor

İSTANBUL(AA) – Milli Saraylar Başkanlığı’nın halı koleksiyonunda yer alan 119 yıllık Dolmabahçe Sarayı’nın halısı restore ediliyor.

Sarayda merasimlerin tertip edildiği Muayede Salonu’na ait olan halı, 1902 yılında II. Abdülhamid Han döneminde Hereke Dokuma Fabrikası’nda Muayede Salonu’na özel olarak üretildi. Üzerinde kabartma desenlerin bulunduğu halı Türk düğümü ve pamuk çözgü tekniği ile dokundu. Avrupai tarzda dokunan halıda daha çok rokoko desenler bulunuyor.

Yıldız Şale Köşkü’nde oluşturulan özel atölyede restore edilen halı üzerinde 8 kişi çalışıyor.

“Halının ağırlığı bir tona yakın”

Yıldız Şale Köşkü Halı Atölyesi sorumlusu Mustafa Köksal, halı hakkında şu bilgileri verdi:

“119 yıllık tarihe tanıklık etmiş bir halı. Bazı kısımlarda güneşten dolayı aşınmalar oluşmuş. 4 ay önce bir kadro ile çalışmalara başladık. Toplamda 8 ayda tamamlamayı düşünüyoruz. Buradaki ipler, halının numarası tespit edilerek renkleri burada boyanır. Şu anda onarımının yüzde 50’sini tamamladık sayılır. Hasır işlemleri sürüyor. Onarım bittikten sonra tesfiye aşamasına geçilecek. Daha sonra da yerine sereceğiz. Halının ağırlığı bir tona yakın.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

EDİRNE(AA) – Doğu Roma İmparatorluğu tarafından 12. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen “Enez Ayasofyası” olarak da bilinen yapı, Fatih Sultan Mehmet’in 1456’da Taşoz, Limni, Semadirek adalarının yanı sıra Cenevizliler’e ait Enez’i fethetmesi sonrası camiye dönüştürüldü.

Yapının güneydoğusunda mihrap, batısında minber yapıldı, dış tarafına da kesme taştan minare inşa edildi. Osmanlı döneminde 1700’lü yıllarda birkaç kez onarımdan geçirilen caminin bir kısmı, 1965’teki depremde yıkıldı. Bu süreçte onarımı yapılmayan cami, bir müddet sonra büyük ölçüde zarar gördü.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, camiyi 2015 yılında restorasyon programına aldı. Edirne ​Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yürüttüğü restorasyon kapsamında veri teşkil etmesi için sonik, sismik testlerin yanı sıra, lazer tarama, malzeme analizleri ve dönemlemeleri yaptırarak, detaylı araştırmalar yürütüldü.

Caminin rekonstrüksiyona dayalı restorasyon projesi Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanması sonrası restorasyon çalışmalarına 2016 yılında başlandı.

Eylül ayında hem ibadete hem ziyarete açılması planlanıyor

Caminin, 1. derece arkeolojik sit alanı olan Enez Kalesi içerisinde yer alması nedeniyle çalışmalar büyük bir titizlikle yürütüldü.

Restorasyonun başında caminin temellerini açılarak güçlendirildi. Temel enjeksiyonlarından sonra sağlam beden duvarlarından başlamak üzere inşa çalışmalarına başlandı. Caminin tavanı ve kubbesi tamamen kapatıldı. Ayrıca caminin içerisindeki ısıtma ve soğutma sistemleri kuruldu, zeminin mermer döşemesi yapıldı.

İmalata başlamadan önce caminin harim kısmında yerde bulunan ve numaralandırılarak çıkarılan özgün döşeme taşları da yerlerine döşendi. Geri kalan açık yerlerde de yeni mermerler kullanılarak döşeme yapıldı.

Caminin çevresinde yıllar içerisinde oluşan toprak kotu da temizlendi.

1965 yılından bu yana 56 yıldır kapalı olan caminin vakfiyesine uygun şekilde eylül ayında hem ibadete hem de ziyarete açılması planlanıyor.

TRABZON(AA) – Trabzon’un Maçka ilçesindeki Karadağ’ın Altındere Vadisi’ne bakan eteğinde, vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikteki ormanlık alanda kayalar oyularak inşa edilen Sümela Manastırı, kaya düşme riskine karşı Eylül 2015’te ziyarete kapatılarak restorasyona alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen yaklaşık 50 milyon liralık restorasyonun birinci etabı kapsamında kaya ıslahı, dış avlu, çevre tanzim ve düzenleme çalışmaları yapıldı. İkinci etap çalışmaları çerçevesinde ise manastırın ana giriş kapısının üstünde bulunan ve “kama blok” olarak adlandırılan kaya kütlesinin geçici olarak güçlendirilmesi tamamlandı.

Restorasyonun üçüncü etap çalışmaları kapsamında da mühendis ve endüstriyel dağcıların da yer aldığı yaklaşık 70 personel, kaya düşmesini önlemek için bariyerleme ve kama blok kaya kütlesinin kalıcı olarak sabitlenmesi çalışmalarına devam ediyor.

Ekipler, birinci derece arkeolojik sit alanı olan manastırda restorasyon çalışmaları başladıktan bir süre sonra, manastırın üst kısmındaki kayalık bölgede yeni bir şapel tespit etti.

Kayalık bölgede bulunduğu için “saklı şapel” olarak anılan yapıya, Sümela Manastırı’nın kuzey bölümünün çatısından kayalık bölgeye çıkılarak ve yaklaşık 50 metrelik patika yoldan geçilerek ulaşılabiliyor.

“Şapelin yapım tarihinin 18. yüzyılın ilk yarısı olması muhtemeldir”

İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Mustafa Asan, AA muhabirine, şapelin, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 27 Haziran 2018 tarihli 4288 sayılı kararı ile 2863 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında, “korunması gerekli birinci grup kültür varlığı” olarak tescil edildiğini belirtti.

Küçük boyutlarda inşa edilmiş tek nefli şapelin, batı cephesinde yer alan giriş bölümü ile bu bölümün ana kayaya bakan cephesinin tamamen yıkılmış olduğunu aktaran Asan, ana kayadan oluşan güney bölümünde ise herhangi bir fresk ve süsleyici unsur bulunmadığını, taş döşeli üst örtünün, sundurma şeklinde ana kayaya oturtulduğunu, içten beşik tonoz örtülü şapelin ahşap hatıllarla desteklendiğini kaydetti.

Kuzey bölümünde yer alan iki pencere ile aydınlatılan şapelin doğu cephesinde yer alan apsis bölümünün de bugüne ulaşamayan kısımlarından biri olduğuna dikkati çeken Asan yapıya ilişkin şöyle bilgi verdi:

“Şapelin dış kısmında kuzey cephesinin tamamında, batı bölümünün günümüze ulaşan duvarında, iç kısmında kuzey cephede ve pencere açıklıklarının kenar yüzeylerinde, batı ve doğu cephede günümüze ulaşan bölümlerinde ve ana kaya ile birleşen tonozun tamamında İncil’den çeşitli sahneler işlendiği görülüyor. Şapelin duvarlarındaki freskler, Sümela Manastırı’mızın içerisinde yer alan ana kaya kilisesinin duvarlarını süsleyen fresklerle aynı özelliği göstermektedir.”

Asan, 1749 yılında İgnatios adındaki başpiskopos tarafından Sümela’nın bütün yüzeylerinin fresklerle süslendiğine dair bilgiler bulunduğunu dile getirerek, “Üslup olarak bu şapelde yer alan fresklerin de benzer özellikler göstermesi dolayısıyla, şapelin yapım tarihinin 18. yüzyılın ilk yarısı olması muhtemeldir. Fresklerde yer yer tahribat olsa da günümüze büyük oranda sağlam ulaşmıştır.” dedi.

Saklı şapelin restorasyonu kapsamında bir proje hazırlandığını belirten Asan şunları kaydetti:

“Bakanlığımızın ilgili kurumlarınca yapılacak çalışmaların ardından şapeli turizme kazandırmayı planlıyoruz. Şapelin restorasyonuna ilişkin yüklenici firma tarafından bir çalışmamız var ancak ana restorasyona dahil değil. Patikaya çıkışa ahşap bir yol yapılacak. Şapelin restorasyonu ve rölövesine ilişkin çalışmalar yapılacak.”