Dünya Müslüman Alimler Birliğinden Tunus'taki darbeye tepki: Dinen ve ahlaken caiz değil

İSTANBUL (AA) – Dünya Müslüman Alimler Birliğinden yapılan yazılı açıklamada,” Tunusluların iradesine ve seçilmiş kurumlarına darbe yapılarak tek taraflı adımlar atılması, tehlikeli bir iştir; dini, ahlaki ve örfi olarak caiz değildir.” ifadesi kullanıldı.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’e “aldığı kararlardan geri adım atması” çağrısı yapılan açıklamada, bu kararların, ülkede kaos ve kargaşanın derinleşmesine katkı sağlayacağı değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada ayrıca Tunus halkına da “kazanımlarını ve özgürlüğünü koruma, diktatörlüğe geri dönüşü kabul etmeme ve ülkeyi ayrılık ile kaosa neden olacak muhtemel tehlikelerden korumak için uzlaşı sağlama” çağrısı yapıldı.

“Her türlü darbenin karşısındayız”

Eski Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi de Tunus’ta hiçbir şekilde darbenin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Twitter hesabından yaptığı açıklamada Karadavi, “İslami bir grup tarafından yapılsa dahi her türlü darbenin karşısındayız, duruşumuz gayet açıktır.” ifadesini kullandı.

Karadavi, Tunus’un ve halkının, darbecilerden ve destekçilerinden daha güçlü ve bilinçli olduğunu vurguladı.

“Seçmene ihanet”

Nobel ödüllü Yemenli aktivist Tevekkül Kerman da Tunus Cumhurbaşkanı Said’i “seçmenine ihanet” etmekle suçladı.

Kerman, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Kays Said darbecidir. Seçmenine ihanet etti.” ifadesini kullandı.

Yemenli aktivist, Tunus’ta yaşananların, bir tür karşıt devrimden ibaret olduğunu ve “Arap Baharı devrimlerine ve kazanımlarına karşı Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderliğindeki karşıt devrimler grubunda yer aldığını” belirtti.

Tunus’ta hükümet ve muhalefet partilerine yönelik protestolar gerçekleştirilmiş, çıkan olaylarda başta Nahda Hareketi olmak üzere parti merkezlerine saldırılar düzenlenmişti.

Tunus Cumhurbaşkanı Said de Meclisin tüm yetkilerini dondurduğunu, milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını, mevcut Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden aldığını ve kendi atayacağı bir Başbakanla yürütmeyi devralacağını duyurmuştu.

Hükümete yönelik bu darbenin ardından askerler Tunus Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi ile beraberindeki milletvekillerini Meclise almamıştı.

Cumhurbaşkanı Said’in kararları üzerine halkı barışçıl mücadeleye çağıran Gannuşi, yasal bir dayanağı bulunmayan bu adımın bir darbe olduğunu vurgulamıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Tunus Cumhurbaşkanlığı, Kays Said’in 25 Temmuz’da Meclisin çalışmalarını dondurması ve başbakanı azletmesinden sonra yetkilerini genişleten kararname yayımladı.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, 25 Temmuz’da alınan “olağanüstü kararlar”ın uygulamasına devam edildi.

Yeni kararnameyle yasama ve yürütme yetkisine yönelik olağanüstü düzenlemeler yapıldı ve yasa tekliflerinin Anayasa’ya uygunluğunu denetleyen geçici komisyon feshedildi.

Açıklamada, Tunus Cumhurbaşkanı tarafından kararnameyle kurulacak bir komitenin yardımıyla siyasi reforma ilişkin yasa değişikliklerinin hazırlanacağı belirtildi.

Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini genişleten kararnameler Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, Tunus Cumhurbaşkanı’na “yasama metinlerini” bakanlar kurulunun görüşünü aldıktan sonra cumhurbaşkanlığı kararlarıyla çıkarma yetkisi verildi.

Kararname uyarınca, bakanlar kurulu Meclise değil Cumhurbaşkanı’na karşı sorumlu olacak. Cumhurbaşkanı, başbakanı atayacak, kabine üyelerini, hükümetin siyasetini ve kararlarını belirleyecek.

Cumhurbaşkanı’na ayrıca her türlü cumhurbaşkanlığı kararını halk oylamasına sunma yetkisi de verildi.

Tunus’ta ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı Kays Said, ekonomi, siyaset ve sağlık alanındaki krizlere tepkiyle gerçekleşen kitlesel gösteriler karşısında, 25 Temmuz’da “ülke tehlikede olduğu” gerekçesiyle kendisine olağanüstü yetkilerin tanındığı Anayasa’nın 80. maddesini hayata geçirdiğini duyurdu.

Said, aldığı kararlarla Meclisin çalışmalarını 30 gün boyunca durdurduğunu, tüm milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırıldığını, başbakanı azlettiğini ve yeni bir başbakan atayacağını, ayrıca yolsuzluk dosyaları için kendisini başsavcı olarak görevlendirdiğini açıkladı.

Siyaseti ülkedeki sorunlara çözüm sunmakta yetersiz görmekten şikayet eden ülkedeki bazı kesimler bu kararları desteklerken, siyasi partilerden eleştiriler yükseldi. Bazı kesimler de Cumhurbaşkanı’nı “anayasal darbe girişiminde” bulunmakla suçladı.

Kays Said, olağanüstü yetkileri elinde topladığı durumu geçen ay sonunda süresiz uzattığını açıkladı.

Tüm ülke Cumhurbaşkanı’ndan yeni bir başbakan ataması ve yol haritasını açıklamasını beklerken, Said’in önce danışmanı ardından kendisinin verdiği ülkede devrim sonrasında kabul edilen 2014 Anayasası’nda değişikliğe gidilebileceği mesajları ülkede siyaset ve sivil toplum çevrelerinde tepkiyle karşılandı.

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliğinden (AB) yapılan yazılı açıklamada, Tunus’taki gelişmelerin büyük dikkatle takip edildiği bildirildi.

Açıklamada, “Mümkün olan en kısa sürede kurumsal istikrarın yeniden sağlanması ve özellikle parlamentonun faaliyetinin yeniden başlatılması, temel haklara saygı gösterilmesi ve her türlü şiddetten kaçınılması çağrısında bulunuyoruz.” değerlendirmesi yer aldı.

AB’nin Tunus’a yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele ve ekonomik kriz çerçevesinde verdiği desteğin hatırlatıldığı açıklamada, “Durumun gelişimini yakından takip etmeye devam edeceğiz. Öncelikler, demokrasinin ve ülkenin istikrarının korunmasıdır.” ifadeleri kullanıldı.

Tunus’taki durum

Tunus’ta 25 Temmuz’da hükümet ve muhalefet partilerine yönelik yüzlerce kişinin katılımıyla protestolar düzenlenmiş, çıkan olaylarda başta Nahda Hareketi olmak üzere parti merkezlerine saldırılar düzenlenmişti.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said de Meclisin tüm yetkilerini dondurduğunu, milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını, mevcut Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden aldığını ve kendi atayacağı bir başbakanla yürütmeyi devralacağını duyurmuştu. Said, kendisini Başsavcı ilan ederek yargının alanına da müdahale etmişti.

Hükümete yönelik bu darbenin ardından askerler Tunus Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi ile beraberindeki milletvekillerini meclise almamıştı. Cumhurbaşkanı Kays Said’in kararları üzerine halkı barışçıl mücadeleye çağıran Gannuşi, yasal bir dayanağı bulunmayan bu adımın bir “darbe” olduğunu vurgulamıştı.

Kays Said ise tarihi bir sorumluluk üstlendiğini, aldığı kararların anayasaya uygun olduğunu ve bunu “darbe” olarak nitelendirenlerden “hukuk derslerini gözden geçirmelerini” istemişti.