e-Nabız'da sırası gelen grip aşısını eczaneden ücretsiz alabilecek

ANKARA (AA) – Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, “Geçmiş yıllarda, isteyen herkes grip aşısı olabiliyordu, ancak şu an e-Nabız sisteminden onay alan hastalar, aile hekimlerine gidip elektronik reçetelerini alarak, eczanelerden aşılarını temin edebilecekler.” ifadelerini kullandı.

TEİS’den yapılan açıklamada, mevsimsel olarak grip salgını döneminde olunduğu ve yaklaşık 10 aydır da içinde bulunulan salgın nedeniyle grip aşılarına olan talebin arttığı belirtildi.

Sağlık Bakanlığınca temin edilen grip aşılarına vatandaşların eczanelerden ücretsiz ulaşabileceği aktarılan açıklamada, grip aşısı temin edecek vatandaşların önceden olduğu gibi e-Nabız sisteminden durumlarını kontrol etmesi ve aile hekiminden yazdırdıkları reçeteleriyle eczanelere başvurması gerektiği ifade edildi.

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Nurten Saydan da eczacıların ücretsiz grip aşılarını sadece reçetem sistemi üzerinden karşılayabileceklerini belirtti.

Saydan, “Geçmiş yıllarda, isteyen herkes grip aşısı olabiliyordu, ancak şu an e-Nabız sisteminden onay alan hastalar aile hekimlerine gidip elektronik reçetelerini alarak, eczanelerden aşılarını temin edebilecekler.” ifadelerini kullandı.

Aşılamanın her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtaran en başarılı, etkili ve düşük maliyetli sağlık müdahalelerinden biri olduğuna değinen Saydan, bugün dünyada hala aşı karşıtlığının bulunduğunu, ancak Kovid-19’da aşılamanın hayat kurtardığını vurguladı.

“Eczacı meslek hakkının tanımlanmasının önemli olduğu bir kez daha anlaşıldı”

Saydan, eczacıların salgın sürecinde ücretsiz şekilde ve fedakarca halk sağlığı için hizmet verdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Grip aşılarında eczanelerimizin hiçbir kazancı bulunmadığı gibi ecza depolarından eczanelerimize 1 kuruş bedelle fatura edilmektedir. Yani eczacılar herhangi bir hizmet bedeli, meslek hakkı almadığı gibi sembolik de olsa üste para ödüyorlar. Birinci basamak sağlık kuruluşu olan eczanelerde verilen hizmet için eczacı meslek hakkının tanımlanmasının ne kadar önemli olduğu, içinde bulunduğumuz süreçte bir kez daha net bir şekilde anlaşıldı.”

Sıranın gelip gelmediği e-Nabız üzerinden takip edilebilecek

Sağlık Bakanlığının dağıtacağı 600 bin grip aşısının yetersiz olduğunu belirten Saydan, Türkiye’de yalnızca 65 yaş üstü vatandaş sayısının 7,5 milyon, kronik hastalığı olan ve grip aşısına birinci derecede ihtiyacı olan vatandaş sayısının ise 10 milyon olduğunu ifade etti.

Saydan, şunları kaydetti:

“TEİS olarak inanıyoruz ki, Bakanlığımız tarafından getirilen grip aşısı sayısı kademeli olarak artırılacak, ilerleyen günlerde yeterli sayıda aşı alımı yapılarak riskli gruptaki vatandaşlarımızın hepsi de aşılanacaktır. Bu süreçte vatandaşlarımızın, e-Nabız sistemi üzerinden, aşı alma sıralarının gelip gelmediğini sabırla takip etmelerini rica ediyoruz. Eczanelerimizin bu sistem dışında aşı getirme imkanının olmadığını kamuoyunun bilgisine ve dikkatine sunarız.”​​​​​​​

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, BioNTech aşısı için kamu ve özel hastanelerin yanı sıra artık aile hekimlerinin de devrede olduğunu belirtti.

Twitter’dan yaptığı paylaşımda aşıya erişimde yeni kolaylıklar sağlandığını vurgulayan Koca, “BioNTech aşısı için artık kamu ve özel hastanelerle birlikte aile hekimlerimiz de devrede. Bugünden itibaren e-Nabız ve MHRS üzerinden randevu alabilirsiniz. Bu güce güvenin.” ifadelerini kullandı.

EDİRNE (AA) – Prof. Dr. Öztora, AA muhabirine, tam kapanmanın salgının artış hızının kontrol altına alınması açısından önemli olduğunu söyledi.

Kapanmanın gerekliliği konusunda kimsenin kafasında soru işareti olmaması gerektiğini belirten Öztora, kurallara ne kadar fazla uyulursa daha sonra yeni bir kapanma ihtimalinin de o derece azalacağını ifade etti.

Kapanma döneminde bazı sosyal sıkıntılar görülebileceğini belirten Öztora, “Özellikle yaşlılar ve çocuklar gibi daha kırılgan nüfusa karşı dikkatli olmamızda fayda var. Yaşlıların en çok sıkıntı duydukları ya da korktukları durum izole olmak ya da göz ardı edilmek. Bu, onlar için gerçekten bir sıkıntı kaynağı. O yüzden yaşlılarımıza bu dönemde özellikle özel önem göstermeliyiz. Büyük çoğunluğu aşılı olsa dahi yine de biz temizlik, maske ve mesafe önlemlerini bırakmadan yaşlılarımızla ilgilenmeliyiz.” dedi.

Öztora, bu süreçte yaşlılara ziyarete gitmek yerine her gün onlarla görüşmek, sıkıntılarını sormak ve görüntülü görüşmeler yapmanın yaşlılar için oldukça faydalı olacağını ifade etti.

Yaşlılara, kendilerini evde oyalayacakları birer meşgale bulmanın da önemli olduğunu anlatan söyleyen Öztora, şöyle devam etti:

“Yaşlılarımızın tek korktukları şey yalnız kalmak. Başlarına bir şey gelirse ne yapacakları konusundaki endişeleri. Bu konuda endişe duymalarına gerek yok aslında. Çünkü tüm sağlık kurumları çalışıyorlar. Eczaneler açık. Yakındaki market ve bakkallar açık. Herhangi bir sıkıntı duyacakları problem olmayacak. Acil ve olağan durumlarda başvurabilecekleri merkezler açık olacak. Bu konuda bir sıkıntı duymalarına gerek yok aslında.”

“Çocuklarımıza özellikle dikkat etmemiz lazım”

Öztora, çocuklarla ilgili dikkat edilmesi gereken daha fazla konu olduğunu belirtti.

Kapanma ve salgın dönemlerinin çocuklara etkileriyle ilgili yapılmış birçok çalışma olduğunu aktaran Öztora, “Çocukların çok basit huzursuzluktan tutun daha ileri bulgular verebildiği gösterilmiş. O yüzden çocuklarımıza özellikle dikkat etmemiz lazım. Bu salgınla ilgili hep ‘Çok şükür ki teknoloji zamanına geldik’ diyoruz ama bazen de ‘Ne yazık ki teknoloji zamanına denk geldik’ diyoruz. Çocuklarımız bütün gün ekran karşısında okullarına devam edebiliyorlar. Onun dışındaki boş zamanlarını yine ekran karşısında geçirmeye devam ettikleri takdirde onlar bu sıkıntıları yaşamaya daha büyük aday oluyorlar.” ifadelerini kullandı.

Öztora, ailelere çocuklar konusunda önemli görevler düştüğünü vurgulayarak şunları kaydetti:

“Ailelerin çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmeleri, faaliyette bulunmaları çok önemli. Belki eskiden herkes günün yorgunluğuyla köşesine çekilip televizyon karşısına geçebilir ya da başka bir şeyler yapabilirdi ancak bu dönemde bir araya gelinen zamanları kaliteli kullanmak önemli. Çocukların sosyal gelişimi açısından da akran grupları çok önemli. Bunların da olumsuz etkilendiği zaten gösterilmiş. Çocuklar dışarıya koşmak top oynamak istiyorlar. Ama özellikle apartman dairesi gibi yerlerde yaşayanlar için aileleriyle birlikte geçirecekleri zaman ve oyunlar çok daha faydalı ve etkili olacaktır.”