Eczacıbaşı Tıp Onur Ödülü Prof. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci’nin oldu

İSTANBUL (AA) – Eczacıbaşı Topluluğu'nun 1959 yılında tıp alanında başlattığı ödüllendirme ve destek geleneğinin 62. yılında Tıp Onur Ödülü'nün sahibi Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci oldu.

Eczacıbaşı Topluluğu'ndan yapılan açıklamaya göre, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri sahiplerini buldu

Şahin ve Türeci, 2019 yılının son aylarında başlayıp hızla tüm dünyaya yayılarak milyonlarca insanın hastalanmasına ve yüz binlercesinin ölümüne neden olan SARS-COV-2'ye karşı bir yıldan daha kısa sürede etkili ve güvenilir bir aşı geliştirerek, tıp tarihinde kayda değer bir başarıya imza atmaları nedeniyle Tıp Onur Ödülü'ne layık görüldü.

Yeni bir teknolojinin ilk ürünü olma özelliğini taşıyan Kovid-19 aşısı, keşfi 1960'ların başına kadar giden ve başta kanser olmak üzere birçok alandaki aşı projesine konu olan messenger RNA teknolojisinin de onay alarak insanlar üzerinde kullanıma sunulan ilk örneği. Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci çifti, enfeksiyon dışında kanser ve nadir hastalık alanlarında da aşı geliştirme çalışmalarını sürdürüyor.

Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu'nun değerlendirmeleri sonucunda 2021 Tıp Bilim Ödülü ise immünoloji alanında birçok önemli buluşun sahibi bir bilim insanı olan ve Swiss Institute of Allergy and Asthma Research'te 2003 yılından beri İmmün Regülasyon Bölüm Başkanı olarak çalışan Prof. Dr. Mübeccel Akdiş'e verilirken, Tıp Teşvik Ödülü'nü Prof. Dr. Elif Çadırcı, Bilimsel Araştırma Destek Ödülü'nü Doç. Dr. Özgür Kütük, Tıp Öğrencileri Proje Ödülü'nü de Bengisu Karaköse kazandı.

İstanbul’da düzenlenen ödül törenine, Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayıp Birinci, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu üyeleri ve ödül kazananların yanı sıra Eczacıbaşı Topluluğu yöneticileri ve gazeteciler katıldı.

Bilimsel çalışmalarının yoğunluğu nedeniyle İstanbul'a gelemeyen ve ödüllerini geçen günlerde Almanya'da Bülent Eczacıbaşı ile Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Turgay Dalkara'nın elinden alan Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci, gönderdikleri video mesajı ile ödülden duydukları memnuniyeti dile getirdi.

– "Geleceğimiz için çok sayıda ders çıkarttık"

Açıklamada törende yaptığı konuşmaya yer verilen Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Topluluğun 79'uncu, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri'nin 62'nci yılına, dünyayı ve Türkiye'yi yaklaşık 2 yıldır kuşatan salgın koşullarında ulaştıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Salgın sırasında dünyanın çeşitli bölgeleriyle birlikte ülkemizde de etkili olan deprem, yangın, sel gibi felaketlerle de sarsıldık ve hepsi birden; doğaya, çevreye karşı sorumluluklarımızın, araştırma ve bilimin önemini bir kez daha anlattı. Geleceğimiz için çok sayıda ders çıkarttık. Söz konusu ulusal ve küresel tehdit ve endişeler, ülke çapındaki kadar, uluslararası iş birliği ve dayanışmanın değerini de bir kere daha gösterdi. Virüs, çok kısa sürede nasıl küresel bir salgına dönüşmüşse insanlığın, milletlerin, devletlerin felaketlerle mücadelesi de küresel olmak zorundaydı. Çözümün sınırları olamazdı. İki bilim insanının, Almanya'da bir Amerikan firmasıyla iş birliği yaparak çok kısa sürede bütün dünyaya sunduğu aşı geleceğe dair umudumuzu daha da güçlendirdi. 4 milyonun üzerinde can kaybı yaşayan dünya, 2 yıl dolmadan 5 milyar doz dolayında aşı yapabildiyse bu onların katkılarıyla gerçekleşebildi."

1923'te sadece 300 kadar doktora sahipken 1933 üniversite reformunda misafir bilim insanlarının katkısıyla tıp eğitiminde çağı yakalayan Cumhuriyetin, bugünkü mücadelenin sağlam ve bilimsel temellerini hazırladığını vurgulayan Eczacıbaşı, "Topluluğumuz da, bu tarihin öncü ve önemli bir parçası olarak çağdaşlık yolculuğunda yerini aldı. İzmir'de Süleyman Ferit Bey'in eczanesiyle başlayan 'toplumsal değerlere adanmışlık' 2. Dünya Savaşı'nın yokluk şartlarında, İstanbul'da Nejat Eczacıbaşı'nın ufkuyla Türkiye'nin sağlık, hijyen, temizlik ve kaliteli yaşam sürecinin temel taşlarını oluşturdu. Topluluğumuzun faaliyetleri, ülkemizde daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşama öncülükle kalmadı; pandemi döneminde de sağlık sisteminin ve toplumun hayati ihtiyaçlarının karşılanmasına büyük katkı sağladı." ifadelerini kullandı.

Toplumsal hayatın her alanında "normalleşebilme" umudunun şimdi daha da güçlü olduğunu belirten Eczacıbaşı, "Elbette bu işin bitmediğini, yeni varyantlarıyla çok hareketli, inatçı bir virüsle karşı karşıya olduğumuzu unutmadan, gerekli tedbirleri elden bırakmadan hayatımızı sürdürmek durumundayız. Bu vesileyle sağlık çalışanlarımızın ve her alandaki mücadelemizin tüm üyelerini yürekten selamlıyor, tüm kayıplarımızı saygıyla anıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

– "Bilime her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var"

Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Turgay Dalkara da salgının yarattığı kaygı ile kişisel dünyamızın ötesindeki küresel sorunların da farkına varmaya başladığımızı belirterek, şunları kaydetti:

"Böyle kritik bir dönemde bilime her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu zor sorunların çözümünde bilimi kılavuz almak konusunda tereddüdümüz yok. Nitekim salgının ortaya çıkması ile birlikte bilim insanları virüsü tanımlamayı, tanı-tedavi yöntemleri ile aşı geliştirmeyi tarihte görülmemiş bir hızla başarabildiler. Sağlık çalışanlarımız ise daha ilk günden kendi hayatlarını hiç tereddütsüz riske atarak salgınla savaşta en ön cephede yer aldılar. Bu vesile ile hayatlarını kaybeden değerli sağlık çalışanlarımızı saygı ve şükranla anıyorum."

Bütün zorluklara rağmen bilimle güzel günlere erişileceğine inancın tam olduğunu vurgulayan Dalkara, "Merhum Dr. Nejat Eczacıbaşı'nı yıllar içinde pek çok değerli bilim insanımızı yüreklendiren ilerici vizyonu nedeniyle saygıyla anıyor ayrıca, başvuruları büyük bir titizlikle değerlendiren tüm Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu üyeleri hocalarıma ve bilime koşulsuz destekleri için başta Sayın Bülent Eczacıbaşı olmak üzere Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı'na en içten teşekkürlerimi sunuyorum." ifadelerini kullandı.

– "Bilime katkı, başarıya ödül" geleneğinde 62 yıl

Türkiye'de tıp ve eczacılık bilimlerinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla 1959'da Dr. Nejat F. Eczacıbaşı tarafından dönemin çok değerli tıp hocaları Ord. Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli, Ord. Prof. Dr. Arif İsmet Çetingil, Ord. Prof. Dr. Muhiddin Erel, Prof. Dr. Reşat Garan, Prof. Dr. Sabih Oktay, Prof. Dr. Behiç Onul, Prof. Dr. Zafer Paykoç, Prof. Dr. Necmeddin Polvan'ın öncülüğünde bilimsel araştırmaları destekleme, başarılı bilim insanlarını ödüllendirme geleneği başlatılmıştı.

2019 Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu Prof. Dr. Turgay Dalkara başkanlığında, Prof. Dr. Murat Akova, Prof. Dr. Şermin Genç, Prof. Dr. Ahmet Gül, Prof. Dr. Arzum Erdem Gürsan, Prof. Dr. Hakan S. Orer ve Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu'ndan oluşuyor.

Dünya tıp çevrelerinde evrensel ölçütte başarı gösteren Türk hekimlerine 2002 yılından itibaren ise Eczacıbaşı Tıp Onur Ödülü verilmesi benimsendi. Eczacıbaşı Tıp Onur Ödülü'nün ilki Prof. Dr. Münci Kalayoğlu'na, ikincisi Prof. Dr. Olcay Neyzi'ye, üçüncüsü Prof. Dr. Masel Mesulam'a verilirken, dördüncü ödülün sahibi Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci oldu.

2002 öncesinde "Cumhuriyet Dönemi Tıp Ödülü" adıyla verilen ödülü, 1982 yılında Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet, Dr. Refik Saydam, Ord. Prof. Dr. Tevfik Sağlam, Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Uzman ve Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden, 1988 yılında Prof. Dr. Muzaffer Aksoy, 1992 yılında ise Prof. Dr. Gazi Yaşargil almıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BERLİN (AA) – Almanya’da mRNA teknolojisiyle yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı geliştiren BioNTech şirketinin kurucuları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci, Alman Bild gazetesine açıklamalarda bulundu.

Şahin, yaşlanmanın da biyolojik bir durum olduğunu belirterek deri hücrelerinin belirli faktörlerle yeniden programlanabileceğinin, yani gençleştirilebileceğinin onlarca yıl önce görüldüğünü ifade etti.

Bu faktörlerin mRNA aracılığıyla da hücrelere sızdırılabileceğini anlatan Şahin, “Bir bilim kurgu filmindeki gibi birdenbire yaşlı insanları genç insanlara dönüştüremezsiniz. Ancak belki hasar görmüş bir kalbin veya diğer hasarlı veya eski organların tamamen veya kısmen yaşlanma sürecini tersine çevirebilirsiniz. Bunun bir gün mümkün olacağına kesinlikle inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Şahin, Kovid-19’un hayatı ve manşetleri ne kadar daha belirleyeceğine ilişkin soruya da virüsün, umulmadık bir şekilde değişim göstermemesi ve gelecek haftalarda aşı oranının artırılmasının başarılması durumunda sonbahar ve kışı aylarını iyi geçirme şansının yüksek olduğunu kaydetti.

Dr. Türeci de mRNA metoduyla geliştirilen aşının yüksek hızla piyasaya çıkmasının, ilgili yetkililerin aciliyet konusunda net bir anlayış göstererek birlikte çalışma yapmalarından kaynaklandığını söyledi.

Bu hızlılığın ve gerekli ek kaynağın diğer terapilere de aktarılmasını istediklerini ifade eden Türeci, “Kanser hastalıklarında da yüksek aciliyetimiz var.” ifadesini kullandı.

Türeci, yeni başarıların ön koşulunun bir hastalığın biyolojisini kesin bir şekilde anlamak olduğunu vurgulayarak “Ardından mühendisler gibi, ilgili hastalık mekanizmalarını onarmak için hangi özel araçlara ihtiyaç duyduğumuzu düşünmeliyiz. Daha sonra, belirli hastalık için uygun araçları mRNA teknolojisindeki araç kutusundan alacağız ki bu araç kutusu çok zengindir. Neyin mümkün olduğunu henüz öngöremiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

5 ila 11 yaş grubu çocuklar için Kovid-19 aşısına ilişkin bilgileri de paylaşan Türeci, bu yaş grubu için bulunan dozun 10 mikrogram olduğunu, bunun yetişkinlerdeki dozun üçte birine karşılık geldiğini anlattı.

Türeci, daha küçük çocuklar için verilerin yıl sonuna kadar hazır olacağı bilgisini paylaştı.

İSTANBUL (AA) – Kalebodur'un, mimarlık sektörünün gelişimine katkıda bulunmak amacıyla başlattığı "Kalebodur'la Mimarlar Konuşuyor"da Prof. Dr. Abdi Güzer'in temmuz ayındaki konuğu, İstanbul ve Houston'daki ofisleriyle hizmet veren PDG Mimarlar'ın kurucu ortağı Murat Şahin oldu.

Kale'den yapılan açıklamaya göre, karma kullanım, kentsel tasarım, konut, ticaret, eğitim, ofis, konaklama gibi birçok farklı alanda projeler üreten ve Hatay Dinler ve Medeniyetler Projesi gibi ulusal ve uluslararası çapta birçok ödüllü projede imzası bulunan Şahin, söyleşide Prof. Dr. Abdi Güzer'in sorularını yanıtladı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen PDG Mimarlar'ın kurucu ortağı Murat Şahin, mimarlıkta ticari olanın ötesine geçmeyi, iyi tasarıma odaklanmanın temel felsefeleri olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Balkon, apartman kültürümüzde çok önemli yer tutuyor. Balkonu kapatıyor olmayı hem bir mimar hem de kullanıcı olarak içime sindiremiyorum. Yönetmelikte de, kullanımda da balkon, evin dışarı hali; emsal dışı olarak tanımlanan bir alan. Balkonu emsal içine alıp eve dahil ettiğinizde aslında kendinize metrekare kazandırıyorsunuz ama dışarıyla temasınızı kesiyorsunuz. Kapanan balkon ardiyeye, depoya dönüyor. Bu nedenle son çalışmalarımızdan Kiptaş Silivri 4. Etap Sosyal Konutları projemizde balkonları şaşırtmalı uygulayarak balkonu kapatamamaları üzerine bir kurgu yaptık.

Yeni mezun olacaklar çok zor bir dönemde mezun oluyorlar. Çünkü yeni mezunların karamsarlığını görüyorum ancak onlara hep şunu söylüyorum; mimarlık, bireysel bir meslek. Bir noktaya kadar mezun olduğunuz okul veya yeteneğiniz önemli değil. Çünkü mimarlık eğitim kurumları dışında öğrenilebilen bir meslek. Türkiye'deki yapı stokunun yüzde 90 vasat olması nedeniyle geriye kalan yüzde 10'da ne yaparsanız yapın, öne çıkıyor. Bu şansı değerlendirmek için kendinizi geliştirmelisiniz. Hangi programı öğrenmeli değil, kendimi nasıl geliştirmeliyim diye soruyor olmanız lazım."