Edirne'de sıcaklar nehirlerin su seviyesini düşürürken tarımsal üretimi de olumsuz etkiliyor

EDİRNE (AA) – Edirne genelinde kuraklık ve sıcak hava yaşamı zorlaştırıyor. Sıcaklığın 40 derecelere ulaştığı kentte uzun süredir doyurucu yağış alamazken bu durumdan en çok tarımsal üretim etkileniyor.

Türkiye’nin ayçiçek ihtiyacının yaklaşık yüzde 15’inin karşılandığı Edirne’de üreticiler, kuraklığın etkisinin hissedilmeye başladığını belirtti.

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, AA muhabirine, son haftalarda beklenen yağmurların olmaması ve etkili sıcak havanın ayçiçeğin gelişimini olumsuz etkilediğini söyledi.

Kış ve bahar yağışlarının iyi olmasına karşın yaz aylarında istenen yağışın olmadığına dikkati çeken Arabacı, “Ayçiçeğinin gelişimi güzeldi ancak bugünlerde yağış yok. Ayçiçeğinin yağışa ihtiyacı var. Eğer istenen yağmurlar olmazsa ayçiçeğinde verim düşer. Ayçiçeği şu anda tam tane doldurma aşamasında.” dedi.

Arabacı, yağışların az olmasından dolayı Tunca ve Meriç nehirlerindeki su seviyesinin tarımsal sulama için kritik seviyelerde seyrettiğini ifade etti.

Nehirlerdeki su seviyesinin artması için bol yağış beklediklerini aktaran Arabacı, “Şu an çok kritik bir noktada. Çeltik sulamasında şu an için bir sıkıntı yok ama biraz daha azaldığında dönem dönem sulama pompaları hava alma konumuna gelebilir. İnşallah sezon bitimine kadar sorun yaşamayız.” diye konuştu.

Üretici yağış bekliyor

Ayçiçeği üreticisi Nebil Eyikeyf ise sıcaklık ve kuraklığın ekili mahsulü etkilediğini dile getirdi.

Bölge üreticilerinin verimli bir dönem için yağmur beklediğini vurgulayan Eyikeyf, şunları kaydetti:

“Son zamanlarda nehirlerimizde su seviyesi aşırı düştü. Yer altı sularından faydalandığımız yerler hep nehirlerin havzaları. Nehirlerdeki su seviyesi düşünce yer altı sularında da azalma oluyor ve sıkıntı çekiyoruz. Ayçiçeğinden verim alabilmemiz için zamanında yağmurlar gelmesi gerekli. Tane besleme safhasında ayçiçeği, yağmur alamazsa yüzde 30’a yakın bir verim kaybı yaşanır.”

Üretici Levent Sar da küresel ısınmanın etkilerinin her geçen gün daha çok hissedildiğine dikkati çekti.

Ayçiçeği başta olmak üzere çeltik ve mısır üretiminde kuraklığın etkilerinin görüldüğünü belirten Sar, “Nehirlerin debileri aşırı düştü. Yer altı sularımız istenen seviyede değil. İmkanımız olduğu sürece tasarruflu bir şekilde sulama yapıyoruz. Son zamandaki kuraklık ve sıcaklar ayçiçeğini etkileyecek gibi duruyor. Bugünlerde yağış almazsak rekolte düşer.” dedi.

Meriç ve Tunca nehirlerinin su seviyeleri dip yaptı

Edirne’den geçen Meriç ve Tunca nehrinin debisi, sıcak havaya bağlı buharlaşma ve tarımsal sulamanın artmasıyla düştü, nehirlerin ortasında kum adacıkları oluştu.

Kaynağını aldığı Bulgaristan ve Edirne’de doyurucu yağışların olmaması ve nehir suyunun tarımsal sulamada kullanılması nedeniyle Meriç Nehri’nin debisi 50 metreküp/saniye seviyelerine kadar indi.

Debinin düşmesi ve su seviyesinin azalmasıyla Meriç Nehri yatağında kum adacıkları oluştu. Kum adacıkları nehirden beslenen kuşların uğrak mekanı oldu.

Tunca Nehri’nin debisi de 7 metreküp/saniyelere kadar inerken nehirdeki su seviyesi dip seviyeye geriledi. Nehir yatağında adacıklar belirdi, su akışının yavaşlaması nedeniyle su üstünde yosun tabakaları oluştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

EDİRNE(AA) – Edirne’de Karaağaç Mahallesi’nde kurulan ve “kolombodrumu” (ortak çatı) olarak da bilinen Güvercin Oteli’nde, Türkiye’nin çeşitli illerinden ve Bulgaristan’dan getirilen yaklaşık 1200 güvercin kalıyor.

Kümes tasarımı, zemini ve yapısıyla ön plana çıkan Güvercin Oteli, posta güvercinleri için bünyesinde bir hastane barındırıyor.

Yarışlar esnasında sakatlanan veya rahatsızlanan kuşlara, güvercin hastanesinde görevli veterinerler tarafından müdahale ediliyor.

“Konforlu otelimizde onları en iyi şekilde yarışlara hazırlıyoruz”

Güvercin Oteli’nin işletmecisi Cesur Pakarda, AA muhabirine, güvercin sevgisinin çocuk yaşlarda başladığını, o zamandan bu yana güvercinlerden kopamadığını söyledi.

Yaklaşık 20 yıldır posta güvercini beslediğini anlatan Pakarda, 12 bölümden oluşan Güvercin Oteli ile güvercin meraklılarını bir araya getirdiklerini ifade etti.

Posta güvercini tutkunlarının, yarışlar öncesi kuşlarını bu tesise getirip, otel konforunda barınmaya, sağlık hizmetlerine, yarış eğitimlerinden beslenmelerine kadar tüm hizmetleri alabildiğini vurgulayan Pakarda, “Üniversite sınavına hazırlanan öğrenci gibi düşünün… Ortak kümeste kalan güvercinler burada eğitim alıyor ve yarışmalara hazırlanıyor. Aralarında çeşitli yarışlar oluyor, finale kalan güvercinler de büyük yarışlara katılıyor. Türkiye’nin her ilinden buraya güvercin getiriyorlar. Bizler de konforlu otelimizde onları en iyi şekilde yarışlara hazırlıyoruz.” dedi.

“Türkiye’nin en hızlı güvercini de otelimizde kalıyor”

Pakarda, en son Türkiye genelinde düzenlenen “Golden Cup Ortak Kümes Final Yarışması”na Şanlıurfa’dan katılan Hadi Yağmurlu’nun sahibi olduğu, 477 kilometrelik yolu, 6 saat 33 dakikada tamamlayarak altın kemer ve 60 bin lira ödülün sahibi olan güvercinin de otelde kaldığını anlattı.

Otelde Türkiye’nin en hızlı güvercini dışında çok değerli kuşların da bulunduğun belirten Pakarda, “Buraya gelen her kuşun kendine ait ırkı var. Kısa mesafede iyi olanlar, uzun mesafede iyi olanlar var. Hepsi bilezikli, Türkiye Güvercin Federasyonu’na üye kuşlar. Osmanlı döneminde posta güvercini, posta kuşu olarak bilinen özel güvercinler bunlar. Bu kuşlar yol bulmada yol tayin etmede uzmanlar.” diye konuştu.

EDİRNE(AA) – Trakya Üniversitesi (TÜ) Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı ve Bitki Islahı Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yalçın Kaya, AA muhabirine, küresel ısınmanın etkilerine bağlı yaşanan iklim değişikliğinin tüm dünyada etkisini gösterdiğini söyledi.

Yüksek sıcaklık ve kuraklığın tarımsal üretimi doğrudan etkilediğine dikkati çeken Kaya, “Küresel ısınmanın etkilerini bu yıl çok yakından yaşadık. Yüksek sıcaklıkların ve kuraklık stresinin bitkiler üzerinde ne kadar etkili olduğunu gördük.” dedi.

“Küresel ısınma etkileri ürünlerde görülmeye başladı”

Geçen yıl yaşanan kuraklıktan buğdayın, bu yıl ise ayçiçeğinin olumsuz etkilendiğini anımsatan Kaya, “Bu küresel ısınmanın beklenen sonucu. Her şey güzel giderken yağmurlar birden kesiliyor. Tam ihtiyaç olduğu anda, bitkide stresin en çok yaşandığı, verimin en fazla belirginleşeceği dönemde yaşanan sıcaklar bitkinin içindeki suyu kavurup götürüyor. Bu sene hem yağ oranları hem verimler ayçiçeğinde düşük.” diye konuştu.

Kaya, küresel ısınmayla mücadelede kalıcı çözümlerin bulunması gerektiğini dile getirdi.

Bitki ıslahçıları olarak kuraklığa karşı dayanıklı genleri yerel çeşitlerle melezleyip stresten etkilenmeyen dayanıklı buğday, ayçiçeği ve benzeri bitki çeşitleri ortaya çıkarmak için çalıştıklarını anlatan Kaya, erken ekim yapılmasının kuraklığın etkisini azaltmada önemli rol oynadığını vurguladı.

“Sıcaktan kaçınmak için erken ekim yapılmalı”

Yaz aylarındaki aşırı sıcaklardan kaçınmak için erken ekim yapılması önerisinde bulunan Kaya, şunları kaydetti:

“Mümkün mertebe bu sıcaklıklardan kaçmak için çiftçiler erken ekime yönelmeli. Çünkü bitkinin gelişim sürecinde süt olum devresinde yaşanan aşırı sıcaklık ve kuraklık olumsuz etki yapıyor. Süt olum devresinde yaşanan kuraklık gelişme dönemini kısaltıyor, yağ oranlarını, protein oranlarını düşürüyor ve verimi azaltıyor. Bu açıdan üreticiler yazlık ürünlerin ekimlerini olabildiği sürece erken yapmalı. Kışlık ürünlerde de yaz sıcaklıklarından korumak için ekimler geç yapılmalı. Bu açıdan küresel ısınmanın bu sonuçlarına gerek bilim adamları olarak gerekse üreticiler olarak hazır olmalıyız. Yeni ekim metotları geliştirip kuraklık stresinden daha az etkilenen çeşitleri tercih etmeliyiz. Kısacası tarlaya girilebilecek en erken dönemde yazlık ürünleri ekmemiz lazım. Çünkü süt olum devresinde yaşanan aşırı sıcaklar verimi yüzde 30-40 oranında aşağıya çekiyor ve olumsuz etkiliyor. O yüzden tarlaya girilebilen en erken dönemde ekim yaparak süt olum devresindeki aşırı sıcaklardan kaçmamız gerekli.”