Efes Antik Kenti'nde ziyaretçi sayısı 7 ayda 340 bini aştı

İZMİR (AA) – Dünyanın önde gelen antik yerleşimleri arasında yer alan ve UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’nde bulunan Efes Antik Kenti’nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle 2020’nin 7 ayında 178 bine düşen ziyaretçi sayısı bu yıl 340 bini aştı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, Celsus Kütüphanesi, Yamaç Evleri, antik tiyatrosu ve görkemli tapınaklarıyla dünyanın dört bir yanından gelenleri ağırlayan Efes Ören Yeri’nin 2021 yılının 1 Ocak-31 Temmuz dönemindeki ziyaretçi sayısı, geçen yıla göre yüzde 91 arttı.

ABD ve Avrupa ülkelerinden gelenlerin çoğunluğunu oluşturduğu misafirlerin 8 bin 702’si ocak, 11 bin 748’i şubat, 21 bin 183’ü mart, 21 bin 645’i nisan, 24 bin 738’i mayıs, 79 bin 295’i haziran, 173 bin 305’i temmuzda Efes’i gezdi.

Salgın önlemleri gereği aynı anda 2 bin 400 kişinin gezmesine izin verilen antik kentin, Temmuz 2020 sonuna kadar 178 bin 120 olan ziyaretçisi bu yıl 7 aylık dönemde 340 bin 616’ya çıktı.

Kurallara dikkat

Efes Arkeoloji Müzesi Müdürü Cengiz Topal, AA muhabirine, salgın başlar başlamaz Sağlık Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle antik kentte uygulanacak tedbirlere ilişkin çalışma başlatıldığını söyledi.

Antik kentte giriş ve çıkış kapıları arasında 1800 metrelik güzergah ve 1 milyon metrekarelik gezi alanı olduğunu belirten Topal, aynı anda bölgeyi sınırlı sayıda kişinin gezebildiğini ifade etti.

Topal, ziyaretçi sayısının 2020’de büyük düşüş gösterdiğini dile getirerek, şunları belirtti:

“Pandemi tüm insanları, tüm dünyayı etkiledi. Doğal olarak bizim ziyaretçi sayımız da aşağı doğru bir seyir izledi. Bu yıl kapalı kalmadık ama yerli ziyaretçilerimizin sokağa çıkma kısıtlaması bulunduğu için yabancı ziyaretçilerimizle bu süreci geçirdik. Geçen ay itibarıyla gelen kişi sayısında yükseliş gördük. Olumlu bir seyir var.”

Maske, mesafe ve hijyen kurallarına da dikkat ettiklerini anlatan Topal, alınan önlemlerle alanda çalışan personel arasında da çok az sayıda Kovid-19 vakasına rastladıklarını aktardı.

Cengiz Topal, aşılama oranının yükselmesi ve önlemlere dikkat edilmesi durumunda antik kent ziyaretçi sayısının gelecek aylarda daha da artacağına inandığını sözlerine ekledi.

Efes Antik Kenti’ni salgın öncesi 2019’da 1 milyon 810 bin ziyaretçi gezmiş, en yoğun aylar olan temmuz ve ağustosta sayı 200 bin civarında gerçekleşmişti.

Muhabir: Efsun Erbalaban Yılmaz

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

AYDIN(AA) – Kazı heyeti başkanlığını yapan Hamburg Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden Prof. Dr. Christof Berns, gazetecilere yaptığı açıklamada, Antik Yunan medeniyetinde felsefe, bilim ve sanat bakımından öne çıkan kentlerin başında, ünlü filozof ve matematikçi Thales’in de yaşadığı Miletos’un geldiğini ve kentin “filozoflar şehri” olarak anıldığını söyledi.

Kentte “ızgara sistemi” olarak anılan iyi bir şehirleşme yapısı olduğunu aktaran Berns, bugüne kadar yürütülen çalışmalarda tiyatro, pazar yeri, tapınak gibi kamusal yapıları ortaya çıkardıklarını ifade etti.

“Kazı çalışmalarımızda şu an iki ağırlık noktası var, evler ve sokaklar…”

Berns, bu yılki kazılarda günlük yaşama ait evleri gün ışığına çıkarmayı istediklerini belirterek şöyle konuştu:

“Kazı çalışmalarımızda şu an iki ağırlık noktası var, evler ve sokaklar… Bu şimdiye kadar pek araştırılmayan bir konu. Yani çoğunlukla geçmişte kamusal yapılar kazıldı. Tapınaklar ve pazar alanları gibi ama Miletos’un günlük hayatından bir iz pek yok. O yüzden dedik ki, günlük yaşam ve normal insanların hayatından izleri araştıralım. 2 bin 400 yıl önceki normal insanların yaşadığı 2 konuta ulaştık. Evlerin boyutları küçük ama daha genişlerinin olduğunu da biliyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Evlerin oda sayısı ya da içindeki detaylara ilişkin çalışmalarımız sürüyor.”

Evlerin toplumda “sıradan” sayılan insanlara ait olduğunu anlatan Berns, bu yaşama ilişkin en geniş kapsamlı çalışmayı yaptıkları için heyecanlı olduklarını sözlerine ekledi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Umut Tuncer de Miletos’taki kazıların bu yıl çok verimli geçtiğine işaret ederek, böylesi yapıların gün yüzüne çıkmasıyla özellikle yabancı turistlerin antik kente ilgisinin artacağını dile getirdi.

DENİZLİ (AA) – Büyük Menderes Nehri kıyısındaki Yenicekent Mahallesi’nde yamaç üzerine kurulmuş antik kentte, 2012’de başlatılan kazı ve restorasyon çalışmaları, Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Duman başkanlığında sürdürülüyor.

Geçen 9 yıllık sürede birçok eser gün ışığıyla buluşturulurken, Antik Dönem’de meydana gelen depremlerin izleri de araştırılıyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan antik kentte yıkıntılar arasında yapılan incelemelerde o yıllarda deprem nedeniyle hayatını kaybettiği düşünülen kemik iskelet parçalarına rastlandı.

Tripolis Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bahadır Duman, AA muhabirine, kentte farklı bölgede yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Bu çalışmalar esnasında en dikkat çekici unsurlardan birinin, geçmişi milattan önce 5 bin 500’e dayanan kentteki yapıların defalarca depremlerle yıkılıp tekrar onarılması olduğunu ifade eden Duman, şöyle dedi:

“Depremlere rağmen tekrar burada yaşamın devam ettiğini gördük. Bir nevi Tripolisliler depremle yaşamayı öğrenmişler ve depremi tecrübe etmişler diyebilirim. Antik dönemde meydana gelen depremlerle ilgili tahribatı hem kamu yapılarında hem de halkın yaşadığı sivil mimariye ait konutlarda tespit ettik. Kazılar sırasında bazı evlerin odalarında hayvanlarla insanların beraberce depremde duvar altında kaldığını belirledik.”

Tripolis’te 4 büyük deprem tespit edildi

Tripolislilerin 1. derecedeki deprem bölgesinde yaşamayı öğrendiklerini, kazı yaptıkları her yapıda tespit ettiklerini vurgulayan Duman, şöyle devam etti:

“Depreme dayanıklı taşların tercih edildiğini görüyoruz. Birden fazla kata sahip kamu binalarında güçlendirici çeşitli materyallerin kullandığını belirledik. Tripolis konumu itibarıyla ılıman iklimi ve tarımsal olarak önemli bölgede yer aldığı için terk edilmemiş. Terk etmek yerine depremle mücadele etmeyi tercih etmişler. Yazıtlar ve kalıntılardan, kentin 4 defa büyük depreme maruz kalmış olduğunu düşünüyoruz. Milattan sonra 4. yüzyıla ait bir yazıtta, kentte meydana gelen depremde büyük kamu binalarının zarar gördüğü belirtiliyor.”

Duman, kentteki Ana Cadde’nin bitişiğinde yer alan ve “Kemerli Yapı” olarak isimlendirilen binadaki kazı çalışmaları esnasında da depremin izlerine rastladıklarını belirtti.

Depremde en az 11 kişi hayatını kaybetmiş

Depremlerin bölgede dramatik sonuçları olduğunu da aktaran Duman, “Deprem nedeniyle binanın yıkıntıları arasında 7-8 yaşlarında bir çocuk, biri 15-17, diğeri 18-19 yaşlarında iki genç, yetişkin bir kadın gibi çeşitli detaylara da sahip olabildiğimiz toplamda yedi kişinin hayatını kaybettiğini tespit etmiş bulunuyoruz. Farklı depremden etkilenen ve kentin konut alanı içerisinde yer alan bir evde gerçekleştirilen kazılarda yıkıntıların altında birisi kadın, ikisi erkek toplam dört bireyin yaşamını kaybettiği tespit edildi. Tripolis’te meydana gelen depremlerde, arkeolojik kazılar sayesinde öğrendiğimiz kadarıyla bilinen ya da tespit edilen kayıp sayısı en az 11.” değerlendirmesinde bulundu.