Eğitim pilotu Nagihan Karaman Sabiha Gökçen'in izinden gidiyor

İSTANBUL (AA) – Gökyüzü hayalini kurarken 38 yaşında hedefine ulaşan 2 çocuk annesi eğitim pilotu Nagihan Karaman, dünyanın ilk kadın savaş pilotu ve Cumhuriyetin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen’in izinden gidiyor.

İki fakülte bitirdikten sonra 38 yaşında pilotaj eğitimi alan ve Hususi Pilot Lisans (PPL) eğitimini başarıyla tamamlayarak pilot olmaya hak kazanan Nagihan Karaman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluğundan bu yana ulaşmayı hedeflediği pilotluk hayalini gerçekleştirdiği için çok mutlu olduğunu söyledi.

Meslekteki 7 yılının ardından son 4 yılını Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne bağlı İstanbul’daki özel bir uçuş eğitim merkezinde uçuş eğitim pilotu olarak sürdüren Karaman, “Özel bir uçuş okulunda uçuş eğitmeniyim. (Flight Instructor). Balıkesir İşletme ve Anadolu üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun oldum. Daha önce özel sektörde çalışıyordum. 7 yıllık uçuş hayatım var. Bunun 4 yılı öğretmen yani uçuş eğitimcisi olarak. Özel bir uçuş okulunda pilotaj eğitimimi tamamladıktan sonra öğretmenlik için bir uçuş okulundan eğitim aldım.” diye konuştu.

38 yaşında 2 çocuk annesi olduktan sonra biraz geç havacılığa başladığını ama mesleğini çok sevdiğini belirten Karaman, şöyle devam etti:

“Pilotluğa biraz geç başlamamdan dolayı havayollarına gitmedim. Yani sürekli uçuş yapmaktansa mesleğimde eğitmen olarak sektördeki yerimi aldım. İyi ki öğretmenlik yapıyorum. Çünkü öğrencilerimi ve işimi çok seviyorum. Onları havayollarında uçarken görmek çok gurur verici, bu biz eğitimcileri çok mutlu ediyor. İşin hem uçucu hem öğretici tarafında olmak çok güzel.”

Mesleğinin zor tarafları olmakla birlikte işini sevdiğini anlatan Karaman, “Tabii ki zorlukları var ama çok da güzel. İki çocuklu bir anne olarak pilotluğa adım attığımda bazı zorlandığım zamanlar oldu ama bu dönemler de genelde eğitim aldığım zamanlardı. O zamanlar evden uzaktaydım ve hiç ayrı kalmamıştım ailemden o döneme kadar. Bu dönemde zorlandım ama evdeyken bile sürekli ders çalışmam gerekiyordu. Sevdiğim iş olunca tempoya da alıştım kısa sürede.” diye konuştu.

“Ailecek havacılığa gönül vermiş bir aileyiz”

Karaman, ailecek havacılığa gönül verdiklerini belirterek, şöyle devam etti:

“2 oğlum ve eşim de pilot ayrıca. Ailecek havacılığa gönül vermiş bir aileyiz. Evde birden fazla pilot olunca birbirimize karşı oldukça anlayışlıyız. Bir kadın ve anne olarak zorlu zamanlarım çok oldu tabii ki. Hala da oluyor. Ama biz kadınlar çok güçlüyüz ve her zorluğun üstesinden gelebiliriz. Bu genetik kodlarımızda var çünkü. Hiçbir şey kolay elde edilmiyor. Bunu eğitimimin ilk yıllarından beri yaşayıp gördüm. Havacılık sürecim tabii ki zor ama bir o kadar da keyifli. Cesaret, azim, sabır, özen ve sorumluluk istiyor.”

“Sabiha Gökçen yürekli kadın seçilmişti”

Nagihan Karaman, havacılık tarihinde Sabiha Gökçen gibi çok sayıda başarılı iz bırakmış kadınlar bulunduğunu ve bunun çok gurur verici olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

“Neden bunlardan biri de genç kızlarımız olmasın? Her şey önce hayal etmek ve istemekle başlıyor. Türk kadını ve kızlarımıza yeter ki fırsat verilsin. Her zorluğun üstesinden geliriz. Biz kadınlar kafamıza koyduğumuz her şeyi yapabilecek kudret ve güce sahibiz. Genç kızlarımız ve kadınlarımızın içlerindeki gücü, cesaretleriyle birleştirmelerini ve pes etmeden gökyüzünde bir yer edinebileceklerine inanıyorum. Kurucu liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk de kadınlara dünyada modern diye tanımlanan ülkelerde bile bazı haklar tanınmadan Türk kadınlarına her türlü hakları ve desteği vermiştir. Hatta kadınların bazı ülkelerde seçme ve seçilme haklarının olmadığı o yıllarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk dünyanın ilk kadın savaş pilotu olan Sabiha Gökçen Hanımefendiyi ‘Göklerin kızı’ olarak havacılığa kazandırmıştır. 1934’te Soyadı Kanunu’nun çıkmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk, Sabiha Hanımefendiye ‘Gökçen’ soyadını vermişti. Sabiha Gökçen, cesareti, ilk kadın savaş pilotu olması ve güçlü duruşundan ötürü ‘Yürekli kadın’ seçilmişti. Sabiha Gökçen tüm havacıların idolüdür. Bizler şimdi bu günleri görebiliyorsak Mustafa Kemal ve Sabiha Gökçen gibi Türk büyüklerimizin sayesindedir. Kendilerine sonsuz minnet duyuyor, özlemle anıyorum.”

Karaman, kadınların sevgi, emek ve fedakarlıklarıyla dünyayı daha yaşanır hale getirmeye çalıştığını ve bunu başaracaklarına dair inanç ve umudunu hiç yitirmediğini ifade ederek, kadınların hayatın her alanında özgür ve güçlü olabilmeleri için fırsat verilmesinin yeterli olacağını vurguladı.

“8 Mart hem havacılık hem de insanlık tarihi açısından önemli bir günü temsil eder”

Dünyaya karşılıksız sevgi ve emek veren tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Nagihan Karaman, “Dünyanın ilk kadın pilotu olan Barones Raymonde De Laroche pilot lisansını 8 Mart 1910 tarihinde almıştır. Bu sebepten dolayı 8 Mart hem havacılık hem de insanlık tarihi açısından önemli bir günü temsil eder. Aynı zamanda her yıl 7-13 Mart haftası ‘Dünya Havacı Kadınlar Haftası’ olarak kutlanır. Dünya havacılık tarihinde iz bırakmış çok sayıda başarılı kadın vardır. Bu vesileyle meslektaşı olmaktan onur duyduğum tüm havacı kadınlarımızın da bu özel günlerini kutluyorum.” değerlendirmesini yaptı.

Son yıllarda kadınların havacılığa olan ilgisinin arttığını anlatan Karaman, şunları ifade etti:

“Kızlarımızın ve kadınlarımızın desteklenmesi ve onlara imkan verilmesi en büyük arzum. Havacılık sektöründe yüzde 3,5 gibi çok küçük bir paya sahip olan kadın pilotların giderek arttığını görmek çok güzel bir gelişme ve duygu. Her alanda olduğu gibi hemcinslerim bu alanda da başarılı olduklarını gösteriyorlar. Son birkaç yıldır kızlarımızın havacılığa olan ilgisinde belirgin bir artış gözleniyor. Biz Türk kadınları detaycı olduğumuz kadar çalışkan ve cesuruz. Türk kadınları tarih boyunca her alanda başarılı olmuştur. Dünyanın birçok yerinde farklı iş kollarında başarılı Türk kadınları ve kızlarımız bulunuyor ve bunlarla gurur duymaya devam ediyoruz. Ben pilot olup uçuşa ilk başladığımda ehliyetim bile yoktu. Yani otomobil kullanmadan uçak kullanmayı başardım. Bir kadın istediği her şeyi başarabilir. Yeter ki bizlere gerekli alanlarda fırsat tanınsın. Ama tabii ki kadınlarımız ilk dönemlerden bu yana erkeklere kıyasla daha fazla mücadele vermek zorunda kalmış. Ama geçmişten günümüze imkansız sayılacak birçok şeyi başarmışlar, ne mutlu onlara. Gücümüz ve cesaretimizle hayatın tam içerisindeyiz.”

Anne olmasının mesleğine olumlu katkıları olduğunu 2 oğlu ve eşinin kendisine destek olduğunu dile getiren Karaman, “Eşim de pilot ve oğullarım da pilotluk eğitimi aldı. Ailecek pilotuz aslında. Öğrencilerimle oğullarım genelde aynı yaşta. Öğrencilerimi daha iyi anladığımı düşünüyorum. Karşılıklı sevgi ve saygıyla güzel bir uyum yakaladık. Hem aile hem meslek birlikteliğimiz var ve bu durum bizleri daha da kenetliyor. Bazen birbirimizi çok az görüyoruz uçuşlardan dolayı ama tüm aile fertleri oldukça sabırlı, anlayışlı ve sevecen, uyum içerisinde yürütüyoruz her şeyi.” ifadelerini kullandı.

Mesleğe başlamasında annesinin büyük desteği olduğunu belirten Nagihan Karaman, sözlerini şöyle tamamladı:

“Beni çok iyi anladı ve destekledi. O olmasa ne yapardım bilmiyorum. Zor ve yoğun zamanlarımda hep yanımdaydı. Hala da öyle ve kesinlikle annemin hakkını ödeyemem. Cesaretli olmayı ve pes etmemeyi canım annemden öğrendim. Tüm annelerden, çocuklarının ve özellikle kız çocuklarının hayallerinde yanlarında bulunmalarını rica ediyorum. Çünkü anne desteği itici, başat bir rol oluyor biz kadınlar için.”

Muhabir: Abidin Mutlu Bozdağ

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KARAMAN(AA) – Hollanda’da uzun süre lale soğanı üretiminde çalışan Latif Ateş, Türkiye’ye kesin dönüş yaptıktan sonra 2015’te doğup büyüdüğü köyde lale bahçesi kurmaya karar verdi.

Lale bahçelerinde 6 yıldır üretime devam ve pek çok tarım işçisine istihdam olanağı sağlayan Ateş’in firması ülkeye katma değer sağlamayı sürdürüyor.

Ateş’in lale soğanı üretim firmasının sorumlusu Mert Durgut, AA muhabirine, üretimlerinin tamamının yerli ve milli sermayeye dayandığını söyledi.

Her yıl ekim yapılan alanı değiştirdiklerini dile getiren Durgut, bu yıl ise 40 dekarlık bir alana ekim yaptıklarını anlattı. Durgut, “Üretilen ürünün yüzde 80’i lale soğanı, diğerleri de sümbül, nergis gibi soğanlı bitkiler. Ürünlerin yüzde 80’ini ülke içinde 200’e yakın il ve ilçe belediyelerine, zincir marketlere, yüzde 20’sini de 11 ülkeye göndermekteyiz. Yurt dışına ürün gönderdiğimiz ülkeler, Yakın Doğu ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri.” diye konuştu.

Geçen sene olduğu gibi bu yıl da ziyaretçi kabul etmediklerinin altını çizen Durgut, şunları kaydetti:

“Bu yıl tarlamız yol kenarında. İnsanlar yasağa rağmen araçlarından inip bahçeyi gezmek istiyorlar. Kırıcı olmadan onları uyarıp gönderiyoruz. Ülke içinden amatör ve profesyonel fotoğraf derneklerinin üyeleri fotoğraf çekmeye gelip bu güzelliği ölümsüzleştiriyor. Burada çekilen karelerin çok önemli yarışmalarda ödül aldığını duyuyoruz. Bu da bizleri sevindiriyor. Bu lale bahçesi bölgenin tanınırlığını oldukça arttırdı. Bölge turizminin gelişmesine katkı verdiğimizi bilmek mutluluk verici.”

“Lale üretiminin Karaman’da olması bizi çok mutlu ediyor”

Karaman Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram da elma ve hububat üretimiyle bilinen Karaman’da lale soğanı üretiminin ürün çeşitliliği yönünden önemli olduğunu vurgulayarak, “Bir görsel şölen içerisindeyiz. Lale üretiminin Karaman’da olması bizi çok mutlu ediyor. Ülkemizin büyük bir bölümünde illerin ve ilçelerin park ve bahçelerini bu laleler süslüyor. Bu gurur verici. 1500’li yıllarda kendi elimizle Hollanda’ya verdiğimiz lalenin, tekrar ülkemizde üretilmeye başlanıp bir marka değeri oluşturmasından gurur duyuyorum.” ifadelerini kullandı.

Konya’nın Güneysınır Belediye Başkanı Ahmet Demir de ilçelerine yakın olan lale bahçesinde kadınların iş imkanı bulduğunu aktararak, “Burada laleler çiçek açtığı zaman ilçemizde belli bir kalabalık oluyor. Lale bahçelerine gelenler ilçemizi de görmek istiyor.” dedi.

İSTANBUL (AA) – İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji, 182 okula 3 bin 350 adet satranç kitabı bağışladı.

Kolejden yapılan açıklamaya göre, salgın online eğitim sürecini bilimsel ve sosyal faaliyetlerle zenginleştiren İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji, Satranç Federasyonu ve Karaman Valiliği iş birliği ile Karaman’da okul öncesi miniklere ve ilkokul öğrencilerine satranç desteği sundu. Bu kapsamda, Karaman il genelindeki 85 ilköğretim okulu ve 97 anaokuluna, 3 bin 350 adet satranç kitabı bağışı yapıldı.

Kitaplar, Karaman Valisi Mehmet Alpaslan Işık, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Çalışkan, İl Gençlik ve Spor Müdürü Ali Osman Bebek, Gençlik ve Spor Müdürlüğü Gençlik Hizmetleri Müdürü Mustafa Karadeniz, İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Satranç Bölüm Başkanı Beyhan Bayraktar ile satranç hakem ve antrenörlerinin katıldığı törenle teslim edildi.

Tam kapanma kararının hemen öncesinde, Karaman Valisi Mehmet Alpaslan Işık, kitapların dağıtımını bizzat başlattı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle, şunları kaydetti:

"Karaman’da kitapların 182 okula dağıtımı, tam kapanmanın ardından devam edecek. Bir bölümü 19 Mayıs haftasında, bir bölümü karneler ile birlikte öğrencilere tek tek dağıtılacak. Ayrıca, okul ve sınıf kitaplıklarında da yer alacak. Erken yaşta başlayan satranç eğitiminin akademik başarılara katkısı büyüktür. Satranç eğitimi, yetişkin yönlendirmesi olmadan hamle yapabilmeyi kazandırır. Çocuklar, çözüm yolları geliştirmeyi öğrenir, birini seçer, seçtiği çözüm yolunun gerekçesini söyleyerek uygular ve sonuca ulaşır. Satranç bölüm başkanlığımızca hazırlanan bu değerli kitapların, geleceklerine ışık olmasını temenni ederim. İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji olarak, uzaktan eğitim sürecinde, binlerce velinin çocuklarıyla katıldığı satranç turnuvaları da düzenledik. İlkokulda satranç öğrenmeye başlayan ve turnuvalara katılan öğrenciler, düşünsel becerilerini hayata geçirip 21. yüzyıl becerileri kazanırlar. Bu bilinç ve sorumluluk anlayışımız, eğitimi zenginleştiren faaliyetlerimizin temelidir."