Egzersiz, koroner kalp hastalarında kardiyak ölüm riskini yüzde 26 azaltıyor

İSTANBUL (AA) – Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Kadir Polat, koroner rehabilitasyon programlarının bir parçası olarak egzersiz eğitiminin koroner kalp hastalarında kardiyak ölüm riskini yüzde 26 azalttığının bilindiğini belirtti.

Bayındır Sağlık Grubu açıklamasına göre, Türkiye'de, her iki ölümden biri kalp ve damar hastalıkları kaynaklı gerçekleşirken, her yıl yaklaşık 200 bin kişi kalp krizi nedeni ile hayata veda ediyor (Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre). Ayrıca koroner kalp hastalıkları kronik bir durum olduğundan, daha önce kalp krizi geçiren bireyler de erken ölüm için yüksek risk altında bulunuyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Kadir Polat, bu korkutucu görüntüye karşın yaşam tarzı değişikliklerinin sağ kalımı artırdığını belirtti.

Önemli bir halk sağlığı problemi olan koroner kalp hastalığı kronik bir durum olduğundan, kalp krizi geçirmiş hastalarda erken ölüm riski de yüksek olarak gözlemleniyor. Dr. Kadir Polat, bu nedenle, sağ kalımı artırmak için hastaların uzun yıllarda edinmiş oldukları zararlı alışkanlıklarını ve yaşam tarzlarını değiştirmeleri gerektiğini ifade etti. Ancak uzun yıllar devam eden alışkanlıkların kolay değiştirilemeyeceğinin gerçekçi bir bakış açısı olduğunu da aktaran Polat, bu bağlamda hasta ve hekim iş birliğinin önem taşıdığını vurguladı.

Uzm. Dr. Kadir Polat, kalp krizi geçirmiş hastaların uygulaması gereken yaşam tarzı değişikliklerini, sigaranın bırakılması, sıkı kan basıncı kontrolü, güvenli alkol kullanımı, diyet ve kilo kontrolü ile fiziksel aktivitenin artırılması şeklinde sıraladı.

Sigara kullanımı, kardiyovasküler hastalıklarda oldukça güçlü ve bağımsız bir faktör olarak karşımıza çıkıyor ve kesinlikle kaçınılması gerekiyor. Polat, "Pasif içiciliğe maruz kalma durumu da hastalık riskini artırıyor. Sigara içenlerin kalp krizi ile başvurma riski içmeyenlere göre 2-3 kat daha yüksek. Gözlemsel çalışmalar, sigarayı bırakan hastaların ilerleyen yıllarda sigaraya devam edenlere göre ölüm riskinin azaldığını gösteriyor. Sigaranın bırakılması tüm ikincil korunma ölçütlerinde en etki olanı." ifadelerini kullandı.

Egzersiz terapisi, kalp krizini takiben rehabilitasyon amaçlı olarak uzun süreli kullanılıyor. Stabil koroner kalp hastalarında düzenli fiziksel egzersizin oldukça yararlı olduğu biliniyor. Egzersizin hayatı tehdit eden hastalıklarla ilişkili anksiyeteyi azaltabildiğini ve hastanın kendisine güvenini artırdığını aktaran Polat, şunları kaydetti:

"Koroner rehabilitasyon programlarının bir parçası olarak egzersiz eğitiminin koroner kalp hastalarında kardiyak ölüm riskini yüzde 26 azalttığı biliniyor. Ayrıca egzersiz, hayatı tehdit edici hastalıkla ilişkili anksiyeteyi azaltabiliyor ve hastanın kendisine güvenini arttırabiliyor. Haftada en az 5 kez 30 dakika orta düzey yoğunlukta, hafif bir nefes darlığı noktasına kadar egzersiz öneriliyor. Başlangıç için hafif yürüyüşler en iyi egzersizlerdir ve yapılan egzersizlerin süresi yavaş yavaş artırılmalıdır. Hedeflenen egzersiz süresi haftada 300 dakikadır. Aşırı sıcak ve soğuk havalarda ise egzersiz yapmaktan kaçınılması gerekiyor."

– "Hipertansiyon mutlaka kontrol altında tutulmalı"

Kontrol altında tutulmayan hipertansiyon, kardiyovasküler hastalık riskinin yükselmesine sebep oluyor. Bu nedenle özellikle kalp krizi geçiren hastalarda kan basıncının iyi kontrol edilmesi gerekiyor. Tüm hipertansif hastaların tansiyon değerlerinin 140-90 mmHg'nin altında olması gerektiğinin altını çizen Polat, "Kilo kontrolü, fiziki aktivitelerin artırılması, alkol alımının azaltılması, tuz kısıtlaması ve meyve, sebze tüketiminin artırılması gibi yaşam tarzı önlemleri hipertansiyonu olan tüm hastalara öneriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Polat, kilo vermenin, kan basıncı ve kan yağları üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle kardiyovasküler hastalığı azalttığını belirterek, diyet ve kilo kontrolüne ilişkin şu önerilerde bulundu:

"Meyve (2-3 porsiyon), sebze (2-3 porsiyon), tam tahıllı besinler, balık (özellikle yağlı çeşitlerini haftada en az iki kez), yağsız et ve düşük yağlı süt ürünleri tüketmek. Doymuş ve trans yağları sebze ve deniz kaynaklarından elde edilen tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlarla değiştirmek ve toplam yağları toplam kalori alımını yüzde 30'unun altına indirmek. Günlük 30-45 gram lif almak.

Alkollü içeceklerin tüketimini erkekler için günde 1-2 kadeh, kadınlar için günde 1 kadeh ile sınırlandırmak. 1 haftada tüketilen alkollü içecekteki saf alkol miktarı 100 gramı geçmemelidir. (1 duble rakı 25 gr, 1 kadeh şarap 16 gr saf alkol içerir.) Kişisel tercihleri nedeniyle alkol kullanmayan hastalara, kardiyovasküler koruma amacıyla alkol tüketimi tavsiye edilmemelidir. İşlenmiş ve hazır gıdalardan kaçınmak."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Bebeklerde kalp hastalığının anne karnında tanısı ve takibi mümkün oluyor.

Medicana'dan yapılan açıklamaya göre, her 1000 canlı doğumda 6-12 arası bebekte, doğumsal kalp hastalığı (DKH) saptanıyor. Bu bebeklerin de kabaca dörtte birinde doğum sonrası hayatta kalabilmeleri için bir girişim veya ameliyat gerekiyor. Türkiye'de yılda 1,3 milyondan fazla doğumun gerçekleşmesi nedeniyle konu oldukça önemi hale geliyor.

Anne karnındaki bebeğin kalp sağlığı ile ilgilenen Fetal Kardiyoloji dalının, son yıllarda tarama, tanı ve tedaviye yönelik girişimler, gebeliğin devamlılığı hakkında danışmanlık, doğumun planlanması ve doğum sonrası tedaviyi de içeren çok önemli bir alan haline geldiği belirtilen açıklamada, "Bu alanda çalışan ekip içerisinde çocuk kardiyoloji uzmanlarının yanı sıra yeni doğan, yoğun bakım, kadın doğum ve kalp cerrahisi uzmanları da yer alıyor." ifadesi kullanıldı.

– Ailesel genetik faktörler etkileyebiliyor

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Medicana International İstanbul Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Arda Özyüksel, bebeklerde anne karnında oluşan kalp hastalıklarının tanı ve tedavisi ile kalp hastalıklarının anne karnında tanı ve takibinden bahsetti.

Özyüksel, bebeklerde DKH için risk faktörlerinin 3 ana grupta toplandığını belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Anneye ait faktörler, bebeğe ait faktörler ve ailesel-genetik faktörler. Bu açıdan değerlendirildiğinde DKH açısından daha riskli sayılabilen gebeliklere şu durumlar örnek olarak verilebilir: annede şeker hastalığı, annede metabolik hastalıklar (başta fenilketonüri dediğimiz bir metabolizma hastalığı), annede otoimmün-bağışıklık sistemi hastalıkları, annede bazı ilaçlara maruz kalma (lityum, bazı sara ilaçları, retinoik asit, ağızdan alınan kan sulandırıcı ilaçlar, vb), yardımcı üreme tekniklerinin kullanıldığı gebelikler. Ailede ve kardeşlerde DKH hikayesi bulunması, anne karnında bebekte saptanan ritim sorunları saptanması ve artmış bebek ense kalınlığı saptanması durumunda risk artmaktadır."

Anne karnındaki bebeğin kalp yapılarının 18 haftadan sonra ultrasonografide görünebilir hale geldiğini kaydeden Özyüksel, şunları kaydetti:

"En iyi görüntüler 24-28'inci haftalarda elde edilse de sıklıkla Fetal ekokardiyografi uygulamaları gebeliğin 18-22 haftaları arasında yapılıyor. Anne karnındaki bebekte DKH saptanması durumunda aileye verilecek danışmanlık ve sosyal destek de önem arz ediyor. Bu dönemdeki danışmanın temel amaçları şunlardır: tanının net olarak ortaya konulması, bilimsel ve gerçekçi olarak hastalığın olası sonuçlarının aile ile paylaşılması ve gebeliğin devamı ve/veya bebeğin tedavisi açısından seçeneklerin ortaya konulması. Bebekte DKH saptanması durumunda elektif doğumun 39'uncu haftaya kadar geciktirilmesinin sonuçları olumlu yönde etkilediği biliniyor. Anne karnında bebeğin kalbine girişim henüz sınırlı olsa da seçilmiş vakalarda bebeğin aort ve pulmoner kapağı ile kulakçıklar arası bağlantıya müdahale edilebiliyor."

ANKARA (AA) – Avusturalya’daki Edith Cowan Üniversitesinden araştırmacılar, düzenli olarak nitrat açısından zengin sebze tüketiminin tansiyon üzerindeki etkisini araştırdı.

Araştırmacılar, nitrat bakımından zengin sebze tüketiminin kalp hastalığı riskini yüzde 12 ila 26 azaltabileceğini ortaya koydu.

Çalışmada kapsamında, araştırmacılar, 23 yıl boyunca “Danimarka Diyet, Kanser ve Sağlık Çalışması”na katılan 50 binden fazla kişinin verilerini inceledi.

Araştırma ekibinden Catherine Bondonno, düzenli olarak nitrat zengini sebze tüketiminin bacaklardaki kan damarlarının daralmasıyla bilinen bir tür kalp hastalığı olan periferik arter, kalp krizi, felç ve kalp yetmezliği gibi hastalıklara yakalanma riskini düşürdüğünü tespit ettiklerini kaydetti.

Bondonno, söz konusu sebzelerden günlük bir porsiyon tüketiminin yeterli olacağı, daha fazla tüketimin daha verimli sonuçlar almada etkisinin bulunmadığını bildirdi.

Kan basıncını düzenleyici özelliği olduğu bilinen nitratın ıspanak, kırmızı pancar, lahana, brokoli, marul ve dereotu gibi sebzelerde bulunduğu belirtiliyor.