Ekonomiye ilişkin düzenlemeler içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı

TBMM(AA) – Kanuna göre, güvenlik korucularının aylık ücretlerinin, asgari ücretin altına düşmesi halinde aradaki fark tazminat olarak ödenecek.

Diş protez laboratuvarlarında, diş protez teknisyenleri ve diş protez teknikerlerine ait iş ve işlemlerde yardımcı olmak üzere 31 Aralık 2011 ile 23 Kasım 2015 arasında Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıkları arasında düzenlenmiş olan protokol kapsamında eğitim almış olan kişiler, yardımcı personel olarak çalışabilecek.

Kambiyo mevzuatı uyarınca faaliyet gösterecek firmalara, faaliyet izni veya yetki belgesi verilmesi aşamasında hem katılımcıların mali gücünün tespiti hem de piyasaya girişlerin kontrolü amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığına ücret alma yetkisi verilecek.

Fabrikalarda kullanılan oksijen, azot ve argon ihtiyacını karşılayacak hava ayrıştırma tesislerinin ormanlık alanlarda kurulabilmesine izin verme yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığında olacak.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundaki tabip ve eczacılara ek ödeme

2020’de meydana gelen depremlerde, binaları zarar gören vatandaşlar için devletin konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülükleri ile ilgili yapılacak iş ve işlemlerde olası mağduriyetlerin giderilerek hak kayıplarının söz konusu olmaması, afetzedelere eşit ölçüde yardım eli uzatılabilmesi ve uygulama birliği sağlanması amacıyla düzenleme yapılacak.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunda tabip ve eczacı olarak çalışanlara, döner sermayeden ek ödeme yapılacak.

Sağlık Bakanlığının, götürü bedel üzerinden sağlık hizmeti sunmak üzere kamu kurum ve kuruluşları ile protokol yapmasına imkan veren ve süresi sona eren protokol, daimi düzenlemeye dönüştürülecek.

Üniversitelerin ortak oldukları kooperatiflerde üye hakkı kaldırılıyor

Düzenlemeyle Kooperatifler Kanunu’nun, üniversitelerin ortak oldukları kooperatiflerin yönetim kurullarında üye bulundurabilme haklarını düzenleyen maddesi yürürlükten kaldırılacak. Böylece kooperatiflerde üniversitelere yönelik bu özel uygulamadan vazgeçilerek üniversiteler dahil her ortağın yönetime seçilme açısından eşit olması amaçlanıyor.

İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun kapsamında yapılan uygulamalarda; umumi hizmet alanları için yapılan her türlü terk ve kesintinin, parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı kesintisinden az olması durumunda, önceki terk ve kesintilerin oranını parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan fark kadar düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilecek. Yapılan bu kesinti, tamamlayıcı mahiyette olacak, mükerrer uygulama olarak değerlendirilmeyecek. Ancak toplam kesinti oranı her halükarda yüzde 45’i geçemeyecek.

Gözaltı sürelerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin hükümler 1 yıl uzatılacak

Terörle mücadelenin etkin bir şekilde sürdürülmesi amacıyla gözaltı sürelerinin, bazı suçlarla ilgili olarak yeniden düzenlenmesine ve ek gözaltı süreleri getirilmesine ilişkin hükümlerin uygulaması 31 Temmuz 2021’den itibaren 1 yıl uzatılacak.

Rekabet Kurulu Başkanı ve üyeleri, üyeliklerinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle, görevden ayrıldıkları tarihten önceki iki yıl içinde kanun kapsamındaki soruşturmaların konusu sektörlerde faaliyet gösteren tüzel kişilerde görev alamayacak ve bu nitelikteki gerçek ve tüzel kişileri kanunun uygulanmasıyla ilgili idari süreçlerde Rekabet Kurumu nezdinde temsil edemeyecek.

Görevden ayrıldıkları tarihten önceki iki yıl içinde soruşturmada raportör olarak görevlendirilen meslek personeli ile bu süre içinde soruşturmayı yürüten personelin gözetiminden sorumlu daire başkanı ve ilgili daire başkan yardımcısı ile başkan yardımcısı, Rekabet Kurumundan ayrılmalarından itibaren iki yıl süreyle, ilgili soruşturmaların konusu olan sektörlerde faaliyet gösteren tüzel kişilerde görev alamayacak.

Ticaret politikası önlemlerinden kaçınmak için kendi beyanlarıyla eşyanın gümrük kıymetini artırmalarını müteakiben ödenmiş veya tahakkuk ettirilmiş vergilerin geri verilmesi veya kaldırılması önlenerek, dünya piyasa fiyatlarından daha düşük fiyatlardan ithal edilen eşyaların gözetim uygulaması kapsamında izlenmesi ve ticaret politikası önlemlerinin etkisizleştirilmesinin önüne geçilmesi sağlanacak.

TÜİK yeniden teşkilatlandırılacak

Türkiye İstatistik Kurumu, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ilişkili bir kamu idaresi olarak yeniden teşkilatlandırılacak. Kurum personelinin mali haklarının mevcut haliyle devamının sağlanması için 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de gerekli değişiklik yapılacak.

Engelliler Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, erişilebilirliğin sağlanabilmesi için gereken yükümlülüklerin, Kovid-19 salgını nedeniyle yerine getirilememesi halinde, ilk kez denetlenerek eksikliği olduğu tespit edilenler ile daha önce süre verilenlere, yükümlülüklerinin maliyet ve niteliğine göre ilave süre imkanı sağlanacak. Buna göre, denetim sonucunda ilgili belediye ve kamu kurum ve kuruluşları ile umuma açık hizmet veren her türlü yapıların ve açık alanların malikleri ile toplu taşıma araçlarının sahiplerine eksikleri tamamlaması için 1 yıl daha ek süre verilebilecek.

Asgari ücret desteği sürecek

Kanunla, işverenlerin işgücü maliyetlerini düşürerek istihdamı korumaları ve artırmalarını desteklemek için 2016’dan 2020 sonuna kadar sağlanan asgari ücret desteği sürdürülecek.

2021’de de istihdamı desteklemek için işgücü maliyetlerini azaltmak üzere, sektör ayırımı yapılmaksızın, finansmanı İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak şekilde, işverenlere, ödeyecekleri sigorta priminden mahsup edilerek günlük 2,50 lira, aylık 75 lira asgari ücret desteği sağlanacak. Düzenleme 1 Ocak 2021’den itibaren geçerli olacak.

Karşılıksız çek düzenleme suçundan 30 Nisan 2021 itibarıyla mahkum olanlara, ödenmemiş çek bedellerinin onda birini 30 Haziran 2022’ye kadar, diğer taksitleri anılan tarihten itibaren ikişer ay arayla 15 eşit taksitte ödemeleri halinde mahkumiyetin bütün sonuçlarını ortadan kaldırma imkanı tanınacak. Ödemelerine sadık kaldıkları sürece infazları durdurulacak. Bu hüküm, 30 Nisan 2021’e kadar işlenen suçlarda yargılama aşamasında olan dosyalar hakkında da uygulanacak.

Bankalar dahil muhtelif şirketlerin çözümleme, tasfiye ve yönetimi konusunda ihtisas kurumu olması ve tasfiye sürecinin hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca tasfiyesine karar verilen şirketlerin tasfiye süreci, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yerine getirilecek.

Diğer taraftan şirketlerin tasfiyesine karar verme yetkisi ile tasfiye sürecini yürütme yetkisinin aynı kurum bünyesinde toplanmamasının, tasfiye sürecinin daha sağlıklı şekilde yürütülmesine katkı sağlayacağı bekleniyor.

Tütün ticaretine yönelik düzenlemenin yürürlük tarihi ertelenecek

Düzenlemeyle, Tarım ve Orman Bakanlığından yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlara yönelik getirilen cezanın yürürlük tarihi 1 Ocak 2022 olacak.

Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı bulunan veya irtibatlı kişilerin sahibi veya ortağı oldukları şirketlere yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda TMSF’nin kayyım olarak atanmasına ilişkin hüküm, 31 Temmuz 2021’den itibaren 3 yıl daha uygulanacak.

Kovid-19 salgını nedeni ile gerçekleştirilemeyen kooperatif genel kurul toplantıları için kooperatiflere ilave 3 ay süre verilecek. Bu kapsamda kooperatifler, genel kurullarını 31 Ekim 2021’e kadar yapacak.

Kanunla, terör örgütleriyle mücadele kapsamında kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması, ihracı, rütbelerinin geri alınması, mesleğe ilişkin unvanların kullanılmaması gibi ihtiyaç duyulan birtakım tedbirlere ilişkin düzenlemelerin süresi ihtiyaç doğrultusunda 31 Temmuz 2021’den itibaren 1 yıl daha uzatılacak.

Gümrük muhafaza personeline ödül

Gümrük hizmetleri ve kaçakçılıkla mücadele görevleri kapsamında yüksek hizmetleri görülenler ile olağanüstü durumlarda yaşamını ortaya koyarak büyük yararlıklar gösteren gümrük muhafaza personeli ödüllendirilecek.

Buna göre, devletin ekonomik menfaatleri, doğal ve kültürel miras, çevre ve toplum sağlığı ile kamu güvenliğinin korunmasında yüksek hizmetleri görülenler, fiilen almakta oldukları aylık tutarlarının iki katından beş katına kadar, olağanüstü durumlarda yaşamını ortaya koyarak büyük yararlıklar gösterenler, fiilen almakta oldukları aylık tutarlarının altı katından 24 katına kadar, Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla para verilerek ödüllendirilebilecek. Bunlardan sözleşmeli olarak istihdam edilenlere verilecek ödül tutarı, aynı unvanlı kadroda çalışan ve hizmet yılı aynı olan emsali personel esas alınarak belirlenecek. Verilecek ödüllere ilişkin teklif ve değerlendirme işlemleri ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine Ticaret Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

TBMM (AA) – Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Kanuna göre, Cumhuriyet başsavcısı, Cumhuriyet savcılarının soruşturmayı sonlandıran kararları arasında oluşabilecek farklılıkların giderilmesinde, bu kararların kanuna uygunluğunun denetlenmesinde görevli ve yetkili olacak.

Yabancı hükümlüler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezalarının infazına karar verildiği takdirde, sınır dışı edilme işlemleriyle ilgili olarak, bu hükümlülerin durumları İçişleri Bakanlığınca değerlendirilecek. Böylece, yabancı hükümlünün koşullu salıverilmesi veya cezasının infazının tamamlanması halleri bakımından uygulanan bu tedbir, denetimli serbestlik tedbiriyle cezanın infazına karar verilmesi hali bakımından da uygulanacak.

Bulundukları ceza infaz kurumundan, başka bir kuruma nakil talebinde bulunan hükümlülerden, maddi durumlarının yetersizliğini belgelendirmeleri durumunda nakil giderleri alınmayacak.

Hükümlüler, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda Adalet Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde elektronik yöntemlerle de mektup alıp, gönderebilecek.

Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm önlemler alınarak, hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilecek.

Kamu düzeninin korunması, kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla; terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olan veya tehlikeli halde bulunan, dışarıyla iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülere gelen veya bu hükümlülerce gönderilen mektup, faks ve telgraflar, dijital olarak kaydedilebilecek veya fiziki olarak saklanabilecek.

Önceden bilgilendirilmek suretiyle, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan bu hükümlülerin yapacakları görüşmeler, kamu düzeninin korunması, kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla kurum yönetimi tarafından dinlenebilecek ve elektronik cihazlar da dahil olmak üzere kaydedilebilecek.

Bu iletilere ilişkin kayıt veya belgeler, amacı dışında kullanılamayacak, kanunda açıkça belirtilen haller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamayacak, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç 1 yıl sonunda silinecek. Silme veya imha işlemleri, Cumhuriyet savcısı tarafından denetlenecek.

Hükümlülerin ziyaret süresi 1 saatten 1,5 saate çıkarılacak. Tutuklu ve hükümlüler bakımından hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izinleri arasında beklenmesi gereken asgari bir aylık süre şartı kaldırılacak.

TBMM (AA) – AK Parti, CHP, HDP, MHP ve İYİ Parti gruplarının, birleştirilerek görüşülen Meclis araştırma önergeleri üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, müsilajın, denizin insan eliyle kirletilmesiyle oluşan bir çevre felaketi olduğunu söyledi.

Marmara Denizi’ne deşarj olan sanayi tesisleri ve evsel atıkların tespit edilerek Coğrafi Bilgi Sistemi’nde kapsamlı envanterinin çıkarılması gerektiğini belirten Nuhoğlu, “Deniz araçlarından kaynaklanan her türlü kirlenme kontrol altına alınmalı. Temizleme çalışmalarının hangi metotla yapılması gerektiğine bilim insanlarının görüşleri alınmadan karar verilmemeli. Marmara Denizi ölmeden seferberlik ilan edilmeli.” dedi.

Nuhoğlu, Kanal İstanbul için harcanacak paranın yüzde 2,5’iyle Marmara Denizi’nin temizlenebileceğini savundu.

“Bakanlığın açıkladığı eylem planı titizlikle uygulanmalı”

MHP İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu, evsel ve endüstriyel atıklarla denizin ve denize ulaşan akarsuların kirletilmesi, kıyıların doldurulması ve betonla çevrilmesinin, Marmara Denizi’nin ekosisteminde dönüşüme ve müsilaj oluşumuna yol açtığını ifade etti.

Denizlerdeki kirlenmenin kontrol altına alınmaması durumunda, özellikle körfez alanlarında benzeri sorunlarla karşılaşılmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Kalyoncu, atıkların kaynağında ayrıştırılmasının, Türkiye genelinde uygulamaya geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kalyoncu, müsilaj oluşumu ve çevresel felaketlere karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

“İklim değişikliği ve küresel ısınma sonucu Marmara Denizi’ndeki su sıcaklıklarındaki artış nasıl değişim gösterecek, Karadeniz ve Ege Denizi’nde bu artış düzeyleri nasıl olacak? Bunların araştırılması gerekiyor. Fitoplanktonik flora çeşitliliği ortaya konulmalı, geçmiş verilerle karşılaştırılmalı ve yabancı tür varlığı tespit edilerek, hangi türlerin müsilaja sebebiyet verdiği belirlenmeli. Tuna Nehri’nden gelen kirliliğin boğazlarımız ve Marmara Denizi üzerindeki etkileri netleştirilmeli. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının açıkladığı eylem planı titizlikle uygulanmalı.”

“İleri arıtma sistemi bulunmayan işletmelerin ruhsatları iptal edilsin”

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, müsilajın, denizlerdeki biyolojik yaşamın başlangıcı olan fitoplanktonların aşırı çoğalması sonucu ortaya çıktığını ifade etti.

Marmara Denizi’ne dökülen tüm atıkların önünün kesilmesi gerektiğine işaret eden Çepni, Marmara Denizi çevresinde, ileri arıtma sistemi bulunmayan işletmelerin ruhsatlarının iptalini istedi.

Çepni, müsilajın, yalnızca yüzeyde olmadığı için yüzey temizliği sırasında daha fazlasının dibe çökebileceği uyarısında bulunarak, bu konuda bilim insanlarıyla ortak çalışma yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.

Murat Çepni, “Yeni planlamada, Marmara Bölgesi’nde sanayileşme durdurulmalı yeni kentleşme ve nüfus akışı engellenmeli. Kanal İstanbul projesi derhal durdurulmalı. Çünkü Kanal İstanbul, hem Karadeniz’den gelecek kirliliği hem de bölgede kentleşmeyi artıracak.” dedi.

“Marmara Denizi foseptik çukuru haline getirilmiş”

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, son aylarda yaşanan en büyük sorunun müsilaj olduğunu belirterek, “Bu sorun uzun yıllardır var ve konuşuluyor. 2007-2014 yılları arasında Marmara Çevre İzleme Projesi kapsamında 9 ayrı rapor hazırlanmış. 9 ayrı raporda müsilaj sorununa dikkat çekilmiş, ‘Marmara Denizi ölüyor’ denmiş. Herkes kulağının üstüne yatmış.” diye konuştu.

Marmara Denizi’nin, milletin ortak malı olduğunu, bu nedenle konuya siyasi bakmamak, siyasi davranmamak gerektiğini vurgulayan Öztunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sebep nedir? Sebep şüphesiz küresel ısınmanın etkisi var. Yaklaşık 2-2,5 derece deniz suyu sıcaklığı var. Şüphesiz bunun etkisi var. Evsel, kimyasal atıkların, Ergene Nehri’nin etkisi var çünkü Ergene Nehri kirli akıyor. Marmara Denizi’nin bir iç deniz olmasından kaynaklı bir sıkıntı var, bir iç deniz ama böyle giderse maalesef iç çöl olacak. Çünkü Marmara Denizi, bir anlamda foseptik çukuru haline getirilmiş durumda ve bunda herkesin günahı var.”

“Marmara Denizi’ndeki müsilaj meselesi muhakkak çözülecek”

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, partilerin, Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj sorununun nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergelerine işaret ederek, “Meclis’te Marmara Denizi’ndeki müsilaja ilişkin ortak perspektif geliştirerek, bu meselenin çözümüne ciddi katkı vereceğimize inanıyorum.” dedi.

Bostancı, “Marmara Denizi’ndeki müsilaj meselesi muhakkak çözülecek ama sadece Marmara meselesi mi, Marmara’yı aşan boyutu nedir? Böyle baktığımızda aslında uzunca bir süreden beri bu çevre meselesinin yükseldiğini, çok tartışıldığını, niçin birtakım problemler yaşadığımıza ilişkin hem akademik literatürde hem de siyasette çok çeşitli ve zengin değerlendirmelerin yapıldığını biliyoruz.” ifadesini kullandı.

Küresel ısınmanın arttığına işaret eden Bostancı, “Her bir derecede, her yerin ikliminin nasıl değiştiği ve bu çerçevede habitatın, oradaki canlıların, biyolojik yapının, tarımın bu değişmeyi takip ederek ne tür insani dramlar yaratacağını bir öngörüyle insanlar görüyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Bostancı, konuya ilişkin ortak aklın geliştirilmesinin önemine dikkati çekerek, “Suların kirlenmesi meselesi son derece önemli. Denizlerdeki kirlilik meselesi yalnızca Marmara’da değil, unutmayalım Atlas Okyanusu’nda bile kirlilik var. Orada çok geniş naylon dağları, lastik poşetlerden oluşan büyük adalar teşekkül ediyor.” diye konuştu.

Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunun dramatik şekilde ortaya çıktığını vurgulayan Bostancı, konunun tarihsel ve küresel perspektifine işaret etti.

Bostancı, “Modernleşmenin bir yüzü ilerleme, gelişme ise diğer yüzü de insanoğlunun bugün karşı karşıya olduğu ekolojik, küresel problemler. Henüz ipuçları ortaya çıktı. Böyle kolektif bir akılsızlıkla gidersek felaketlerin karşımıza çıktığını göreceğiz.” yorumunu yaptı.

“Çevresel yatırımlar AK Parti döneminde hız kazandı”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ise genel olarak karşılarına çıkan üç faktörün, bazı fitoplankton türlerinin daha hızlı çoğalıp sorunun büyümesine neden olduğunu belirterek, bunların deniz suyunun sıcaklığının aniden artması, Marmara Denizi’nin durgun yapısı ve kirliliğin artışı olduğunu söyledi. Demir, “Bunlar üst üste geldiği zaman alg patlamaları ile birlikte günümüzde giderek görünürlüğü artan müsilajla karşı karşıyayız.” dedi.

Demir, şöyle devam etti:

“Çevresel yatırımlar, AK Parti döneminde hız kazandı. Ülkemiz genelindeki atık su arıtma tesisi sayısı 2002 yılında 145’ken, 2020 yılında yaklaşık yüzde 700 artarak 1170’e yükselmiştir. İstanbul’da 2002 yılında sadece 12 atık su arıtma tesisi varken, 2020 yılında bu arıtma tesisi sayısı 87’ye yükselmiştir. Atık su arıtma hizmeti veren belediye nüfusu oranı 2002’de yüze 35’ken 2020’de yüzde 89’a çıkmıştır. Burada yapılan çalışmalar ve katedilen mesafe son derece önemlidir. Geleceğimize ve çevreye büyük bir hizmettir bütün bunlar.”

Demir, müsilaj temizleme çalışmalarının başlatıldığını sözlerine ekledi.

“Biz geldiğimiz zaman İstanbul entübe olmuştu”

AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın ise “Biz geldiğimiz zaman 1994’te, İstanbul entübe olmuştu. Su yok, çöp yığınları korkunç bir şey.” dedi.

Aydın, CHP sıralarını işaret ederek, “Şimdi siz çevreciliği başlattığınız zaman biraz da kendinize bir bakın, kendinizi bir görün. Bunları unutarak söylediğiniz zaman üzülüyoruz. Bugün çok iyi niyetle toplanılmış ve çok da güzel bir konuyla alakalı bir karar verilecek.” ifadesini kullandı.

Genel Kurulda konuşmaların ardından yapılan oylamayla, Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj sorununun nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu kuruldu.

TBMM Başkanvekili Haydar Akar, komisyonun kurulmasına destek veren siyasi parti gruplarına teşekkür etti.

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Akar, birleşimi 15 Haziran Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.