Elazığ ve Malatya'da SGK pirim ödeme süresi 30 Nisan'a kadar uzatıldı

İZMİR (AA) – Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Elazığ Valiliğinde düzenlenen basın toplantısında, Sivrice merkezli 6,8 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlere bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralılar sabır diledi.

Deprem haberinin alınmasıyla devlet ve millet olarak büyük bir dayanışma örneği içinde harekete geçildiğine işaret eden Selçuk, Türkiye Afet Müdahale Planı çerçevesinde Bakanlığa dört temel alanda görev düştüğünü aktardı.

Selçuk, psikososyal destek hizmetleri, ayni yardımların depolanması, sosyal yardımlar ve sosyal güvenlik kurumu hizmetlerini yürüttüklerini belirterek, “Bu kapsamda Bakanlık olarak çalışmalarımıza deprem haberi alır almaz başladık. Psikososyal destek çalışmalarımızı ve psikososyal destek hizmetleri grubunu aktif hale getirdik. İlk andan itibaren görevlilerimiz hem Ankara’da AFAD yönetim merkezinde hem de Elazığ ve Malatya’da sahada yerlerini aldı.” dedi.

“Depremden etkilenen bölgelerimizdeki çocuk evlerimiz, huzur evlerimiz, engelli bakım merkezlerimiz gibi Bakanlığımıza ait kurum ve kuruluşlarda herhangi bir can kaybı veya hasar olmadığını tespit ettik.” diyen Selçuk, bu kurumlarda hizmetlerin devam ettiğini dile getirdi.

“Toplam bin 500’e yakın haneyi ziyaret etmiş durumdayız”

Selçuk, Elazığ ve Malatya’da 119 ekip ve 600’ü aşkın personel ile psikososyal destek hizmetlerini yürütmeye devam ettiklerini bildirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yine sahada da faaliyetlerimizi daha etkin yürütmek adına 2 mobil sosyal hizmet merkezimiz devrede. Özellikle depremin çocuklarımızın üzerindeki olası negatif izlerini önlemek ve azaltma anlamında uzmanlarımız sahada çalışmalara devam ediyor. Bugüne kadar dünkü verileri de güncelleyince bugüne kadar toplam bin 500’e yakın haneyi ziyaret etmiş durumdayız. 5 bin 500’e yakın vatandaşımızla da birebir görüşme yaptık, ihtiyaçlarını tespit ederek Kızılay ve AFAD ile koordineli şekilde ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyoruz. Ailelerimize de hizmet modellerimiz doğrultusunda yardımcı olmaya devam etmekteyiz.”

“8 milyon lira kaynak aktardık”

Türkiye Afet Modeli uyarınca ayni yardımları toplama görevini de yürüttüklerini dile getiren Selçuk, depremin akabinde Malatya ve Elazığ’daki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarını harekete geçirdiklerini söyledi.

Selçuk, “Kamu ve sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektör ve vatandaşlarımızdan gelen yardımları süratle depolarımıza yönlendirdik. AFAD ve Kızılay aracılığıyla da vatandaşlarımıza ihtiyaçları dağıtılmakta. Depremde etkilenen vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını gidermek amacıyla ilk etapta sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımızca kullanılmak üzere 8 milyon lira kaynak aktardık. İlerleyen günlerde de ihtiyaca binaen bu kaynak aktarımı devam ettirilecek.” şeklinde konuştu.

Ertelenen prim borçlarına taksitlendirme

Selçuk, Sosyal Güvenlik Kurumu olarak da Elazığ ve Malatya’da çalışanların işlerini güvende tutabilmek ve iş verenlerin yanında olmak için çalışma yaptıklarını vurguladı.

“Elazığ ve Malatya’da SGK pirim ödeme süresini 30 Nisan 2020 tarihine kadar uzattık. Ertelenen pirim borçlarını da 12’ye kadar faizsiz olarak taksitlendirme imkanı olacak. İşsizlik ödeneğini de öne çekerek 31 Ocak’ta ödemeye başlayacağız. Diğer bir konu da depremde etkilenen Elazığ ve Malatya’daki vatandaşlarımızın prim borçlarına, katılım payı ödemeksizin sağlık hizmetine ulaşabilecekler.” ifadelerini kullanan Selçuk, şunları kaydetti:

“Bir de tüm genel sağlık sigortalılarımız ve bunların bakmakla yükümlü olduğu vatandaşlarımız muayene, ilaç, optik, ortez ve protez, bütün diğer tıbbi malzemelerde de katılım paylarını 30 Nisan 2020 tarihine kadar almayacağız. Dolaysıyla ihtiyaç duyulan reçeteli ilaçlarda anlaşmalı eczanelerden diğer tıbbi malzemeler de anlaşmalı firmalardan ücretsiz temin edilebilecek. Yine dün aldığımız bir kararla Elazığ ve Malatya’da işsizlik ödeneği ödemelerimizi de öne çekmiş durumdayız. Bu ödemeleri de 31 Ocak’ta gerçekleştireceğiz. Gelecek haftaydı, bir hafta öne almış olduk. Bu süreçte gördük ki, ülkemizde gerçekleşen her türlü afete karşı daha önceki yıllara göre daha çok hazırlıklı, çok daha tedbirli bir durumdayız. Bakanlıklar, bütün kurumlar, sivil toplum kuruluşları, herkes çok hızlı bir şekilde koordine olarak, elinden geleni yapmaya uğraşıyor.”

Sadece bu bölgeden değil Türkiye’nin dört bir yanından gelen arama kurtarma görevlilerinin de canla başla çalıştığına dikkati çeken Selçuk, bağışta bulunan tüm vatandaşlara teşekkür etti.

Selçuk, bir daha böyle acılar yaşanmaması temennisinde bulunarak, hayatını kaybedenlerin yakınlarının acısını paylaşmak için bölgede olduklarını kaydetti.

Bölgede olmaya devam edeceklerini dile getiren Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk, yaralılara acil şifa, vatandaşlara başsağlığı diledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

MALATYA (AA) – Yeşilyurt ve Akçadağ ilçelerinde üretilen ve kendine has tadıyla bilinen Banazı karası üzümünde hasat, mevsimsel şartlara bağlı olarak eylül ayının ikinci haftasında başlıyor. Üreticiler tarafından bağdan toplanan üzümler, kurutma işlemlerinin ardından tüketicilere sunuluyor.

Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, AA muhabirine, ilçenin tarım, sanayi ve turizmle ön plana çıktığını söyledi.

İlçe tarımının gelişimine katkı sağlamak amacıyla 2019’da Yeşilyurt Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünü kurduklarını belirten Çınar, yörede yetişen ancak bilinirliği az olan tarım ürünlerinin tanıtılması ve katma değerinin arttırılması hedefiyle çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Çınar, üreticilerin nitelikli ürünlere yönelmesi noktasında onlara teknik destek verdiklerini dile getirerek, “Bu kapsamda ilçenin farklı noktalarında sera ile kapama kiraz ve vişne bahçeleri oluşturduk. Tarımsal üretim merkezimizde nohut, fasulye, buğday ve arpa ektik. Her yıl bahar ayında üreticilerimize daha kaliteli ürün elde edebilmeleri için fide desteği veriyoruz. Bu yıl 200 bin fide çiftçilere verdik.” dedi.

Kentin, dünya kayısı başkenti olarak bilindiğini ancak meyve çeşitliliği açısından Malatya’nın her bölgesinde farklı ürünlerin yetiştiğine işaret eden Çınar, Yeşilyurt’un kendine özgü kirazı ve üzüm çeşitlerinin bulunduğunu kaydetti.

Çınar, ilçeye has tarım ürünlerinin tescillenmesi için çalışma yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“İlçede kurutmalık amacıyla yetiştirilen Malatya Banazı karası üzümünün tescili için yaptığımız başvuru Türk Patent ve Marka Kurumunca olumlu sonuçlandı. Gündüzbey Mahallesi’nin üst kesimleri, Banazı, Cafana ve Gözene bölgelerinde yöreye ait çok güzel üzümler yetişiyor. Banazı karası siyah üzümümüz hasadın ardından güneşte kurutuluyor. Banazı karası, kuru yemişçilerde çerez olarak tüketiciye sunuluyor. Bu üzüm, gün kurusu kayısı çekirdeğiyle gerçekten kış gecelerinin en güzel muhabbet yiyeceği diyebiliriz.”

Banazı karası üzümünün bölgede uzun yıllardır yetiştirildiğini ancak yeterince tanıtılmadığını dile getiren Çınar, “Fırat Kalkınma Ajansının desteğiyle tescil için süreci takip ettik. Ürünümüzü Türk Patent ve Marka Kurumu tescilledi. Malatya Banazı karası üzümü, tescille Türk Patent ve Marka Kurumunun listesinde ilçemizin ürünü olarak yerini aldı. Böylece ticari olarak talep artacak.” ifadelerini kullandı.

“Geçen yıl kurusunun kilogramı 30-35 liradan alıcı buldu”

Yeşilyurt Ziraat Odası Başkanı Doğan Solmaz da üzümün tescillenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Solmaz, geçmişte yörede yetişen üzümü bilenlerin tanıdıkları vasıtasıyla temin etmeye çalıştıklarını belirterek, “Daha önce İstanbul, Ankara ve diğer büyük şehirlerden Malatya Banazı karası üzümü, tanıdıklar vasıtasıyla temin edilirdi. Geçen yıl üzümün kurusunun kilogramı 30-35 liradan alıcı buldu, fiyatların bu yıl yükselmesi yönünde çiftçinin beklentisi var.” dedi.

“Mutluyuz, pazarımız artacak”

Özkan Koca da yıllardır ilçede ürettikleri üzümün tescillenmesinin kendileri için memnuniyet verici bir gelişme olduğunu söyledi.

Malatya Banazı karası üzümünün pazarda hak ettiği yeri şimdiye kadar alamadığını ancak tescilin ardından hak ettiği noktaya geleceğine inandıklarını anlatan Koca, “Üzümümüzün tanınırlığı daha da artacak, bazı yerlerde ismimizi kullanarak farklı üzümler satıyorlardı. Tescillendiği için artık bizim üzümün ismini kullanarak farklı satamayacaklar. Mutluyuz, pazarımız artacak.” diye konuştu.

MALATYA (AA) – İlçedeki ağaçlardan toplanan dutlar, büyük kazanlarda kaynatılarak şıraya dönüştürülüyor. Bu şıraya un, süt ve nişasta eklenerek kaynatma işlemine devam ediliyor.

Bir süre kaynatıldıktan sonra kıvama getirilen şıra, kap kacak yardımıyla damlara taşınıp bezlere serildikten sonra üzerine haşhaş serpilerek güneşte kurutulmaya bırakılıyor.

Bezlerde kuruyan ve çıkarılan pestiller, daha sonra kadınlar tarafından çeşitli ölçülerde kesilerek yurt içi ve yurt dışına gönderiliyor.

Malatya’nın “damak çatlatan” lezzetleri arasında yer alan ürün, yıllardır geleneksel yöntemlerle imece usulü hazırlanıyor.

Her hanede kadınlar tarafından yaklaşık 500 kilogram üretilen ve kilogramı 45-50 liraya alıcı bulan pestil, yörede kış aylarının vazgeçilmez yiyecekleri arasında yer alıyor.

“Komşu ve akrabalarla bir araya gelip imece usulüyle yapıyoruz”

Hekimhan ilçesine bağlı Kocaözü Mahallesi’nde 67 yaşındaki Feride Doğan, AA muhabirine, her yıl akraba ve komşularla toplanarak pestil sezonunu açtıklarını söyledi.

Sezonun yaklaşık bir ay sürdüğünü dile getiren Doğan, şöyle devam etti:

“Pestili dut pekmezinden yapıyoruz. Dutlarımız çekirdekli olduğu için şeker oranı da fazla. Pestilimiz doğaldır. Önceleri kendi ailemiz için yapıyorduk, daha sonra komşular ve akrabalardan gelen misafirlere verdikçe siparişler başladı. Siparişler çok olunca işimiz daha da çoğaldı. Önce kendi ailemize ayırıyoruz, fazla olanları gönderiyoruz.

Pestil, haziran ayında dutların olmasıyla başlıyor. Pekmezlerimizi yapıyoruz. Tabi bu süreçte kayısı araya giriyor. Kayısı işini bitirdikten sonra pestil sezonuna yeniden başlıyoruz. Komşular ve akrabalarla bir araya gelip sıra oluşturuyoruz, imece usulüyle yapıyoruz.”

“Pestili yapmadan siparişler geliyor”

Pestilin asırlardır kentte ve ilçelerde yapıldığını aktaran Doğan, 20 yıldır pestil yapım işiyle uğraştığını ifade etti.

Pestil yapımının zahmetli bir iş olduğunu anlatan Doğan, “Yapımı için bir gün önceden hazırlık yapıyoruz. Sabah ezanı okunmadan önce kalkıyoruz. Kazanın altını yakıp suyu kaynatıyoruz. Komşularla bir araya gelip malzemeleri hazırlayıp pestili yapmaya başlıyoruz. Müşterilerimiz var. Pestili yapmadan siparişler geliyor. İstanbul, Ankara ve Almanya’dan isteyenlere gidiyor. Daha önce yiyenler birbirlerine haber verdiği için sipariş ağı daha da gelişiyor.” dedi.

Yaklaşık 30 yıldır pestil yapan Bediha Doğan da komşular ve akrabalarla böyle bir ürün çıkardıkları için ev ekonomisine de katkı sağladıklarını belirtti.

Pestilin yapım aşamalarının zahmetli olduğuna değinen Doğan, şunları kaydetti:

“Önce suyundan başlıyoruz pekmezi koyuyoruz. Daha sonra hamurunu yapıyoruz. 1 kilogram un 3 kilo nişasta 5 kilo süt ile hamurunu yoğurduktan sonra haşlıyoruz. Tekrar kazana koyup karıştırıyoruz. Kaynadıktan sonra da bezlerin üzerine seriyoruz. Bezden çıkardıktan sonra kurumuş oluyor zaten kesme aşamasıyla beraber bitiyor. Kayısı sezonu erken bitti. Komşularla bir araya geldik ve erken yapmaya karar verdik. Bu yıl 50 liradan satacağız. İstanbul, Ankara ve Almanya’dan sipariş edenler var. Malatya içerisinden var. Malatya haşhaşlı dut pestilinin coğrafi işaret almasından dolayı siparişlerimizde yoğunluk var.”