Enuygun, Çanakkale Zaferi'nin izlerini taşıyan yerleri derledi

İSTANBUL(AA) – Türkiye'nin uçak ve otobüs bileti sitesi Enuygun, Çanakkale Zaferi'nin 106. yılında zaferin izlerini taşıyan yerleri derledi.

Enuygun'dan yapılan açıklamaya göre, Çanakkale Zaferi'ne ışık tutan, tüm Türkiye ve dünyadan ziyaretçi akınına uğrayan Çanakkale-Gelibolu Yarımadası, zaferin şanlı tarihine ışık tutacak bir gezi planlayanlar için ideal bir rota oluyor.

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, 11 odadan oluşuyor. Kara Savaşı Harekatı, Nusret Mayın Gemisi, Seyit Onbaşı gibi birçok tarihi olay, eser ve kişiyi anlatan kahramanlık öyküleri 3 boyutlu yöntemlerle izlenebiliyor. Her bir odasında farklı bir öykünün anlatıldığı bu merkeze girmek için rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Müze Kart'ı olanlara girişin ücretsiz olduğu bu alan, Çanakkale Boğazı'nı simgeleyen tasarımıyla dikkati çekiyor.

Savaşın en kanlı çatışmalarını en iyi anlatan yerlerden biri de Seddülbahir Ahmet Uslu Müzesi. Eceabat'ın yüksek bir tepesinde, Seddülbahir köyünde yer alan müzede, savaşta askerlerin kullandığı teçhizatlar sergileniyor. Tarihi bir evin bahçesinde yer alan müzede, uçak ve top gibi başka savaş malzemeleri de bulunuyor.

Savaşın kilit sürecinde, mekanizması bozulan topun 214 kiloluk mermisini sırtlayıp atan Seyit Onbaşı, savaşın aynı zamanda seyrini değiştiren isimlerden biri. Boğazı gören, yüksek bir tepede Seyit Onbaşı'nın elinde mermiyle dev bir heykeli yer alıyor.

Savaşın en yoğun çarpışmalarının yaşandığı Conkbayırı ile Arıburnu arasında ve hala insanların tarım yaparak yaşamını sürdürdüğü eski bir köy olan Bigali Köyü bulunuyor. 19 Nisan 1915'te köye gelen Atatürk, 25 Nisan sabahına kadar burada kalıyor ve tatbikatlar yapıyor. Kahramanlık öyküsü yazan 57. Alay Komutanlığı'na bağlı askerler ise o yıllarda burada eğitiliyor. Atatürk'ün köyde misafir edildiği ev, 2006 yılında restore edildiğinden beri ziyaretçi ağırlıyor.

Fatih Sultan Mehmet'in, İstanbul'un işgalinde Avrupalıların yardımlarını kesmek amacıyla inşa ettirdiği Kilitbahir Kalesi, Birinci Dünya Savaşı'nın kanlı çatışmalarının önemli bir noktası. Kale, yüzlerce yıldır ayakta kalmayı başaran, Çanakkale Boğazı'nın en dar noktasına inşa edilmiş ve her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği yerlerden biri olmayı sürdürüyor.

1407 yılında, sefere çıkan deniz askerleri için Hacı Paşaoğlu İskender Bey tarafından yaptırılan bu namazgah, Kilitbahir Kalesi'nden sonra göze ilk çarpan yer. Namazgah, günümüzde müze olarak kullanılıyor.

Çanakkale Anıtı'nın 1954 yılında temelleri atılıyor. Uzun süre bitirilemeyince yurt genelinde bir kampanya yapılarak toplanan bağışlarla tamamlanıyor. Bugün Çanakkale Boğazı'na tepeden bakan noktada, tüm ihtişamıyla duran bu eşsiz abide, 1960 yılında törenle açıldı ve 1972 yılında Gelibolu Yarımadası Milli Parkı ilan edildi.

– Anzakların torunları her yıl Gelibolu Yarımadası'nı ziyaret ediyor

Çanakkale Savaşı'nda, kendi vatanlarından binlerce kilometre uzaktaki Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri de savaşıyor. "Anzak" olarak adlandırılan askerlerin torunları da her yıl dedelerini anmak üzere Gelibolu Yarımadası'nı ziyaret ediyor.

Anzakların, Gelibolu'ya ayak bastığı 25 Nisan tarihi, Avustralya ve Yeni Zelanda'da, savaşta yaşamını yitirenler için anma günü olarak kutlanıyor. Anzakların çıkarma sırasında gördükleri tek çam ağacının savaşta yıkıldığı biliniyor. Daha sonra bu ağacı simgeleyen bir anıtla, savaşta ölenlere ait mezarlar yapılıyor. 14 metre yüksekliğindeki anıtın önünde, savaşta ölen ve kaybolan Anzakların isimleri yer alıyor.

Mustafa Kemal Atatürk'ün komutanlık ettiği 57. Piyade Alayı, Anzak çıkarmasını durdurmak üzere harekete geçiyor ve büyük kahramanlıklar gösteriyor. 57. Alay, Çanakkale Zaferi sonrası, Galiçya, Sina ve Filistin cephelerine de gönderiliyor. Buralardaki kahramanlıkları sayesinde 57. Alay, dünya üzerinde en çok madalya sahibi olan alaylardan biri olarak biliniyor. Bu askerlere duyulan saygıdan dolayı Türk ordusunda günümüzde 57. Alay bulunmuyor.

Şehitlikte 25 Nisan 1915'teki kahramanlıklarını gösteren 45 metrekarelik alana yapılmış bir rölyef yer alıyor. Şehitliğin girişinde, 108 yaşında vefat eden Türkiye'nin en yaşlı şehidi Hüseyin Kaçmaz'n bronz heykeli de bulunuyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ÇANAKKALE (AA) – “Çanakkale Boğazı’nın gerdanlığı” olarak nitelendirilen proje için Asya yakasında bulunan Lapseki Şekerkaya ile Avrupa yakasında yer alan Gelibolu Sütlüce mevkilerindeki şantiyelerde Karayolları Genel Müdürlüğü personellerinin yanı sıra 649’u mühendis 5 bin 95 kişiyle yoğun çalışma yürütülüyor.

ÇİMTAŞ firması tarafından Bursa’nın Gemlik ve Kocaeli’nin Gölcük ilçelerindeki fabrikalarda üretilen her biri yaklaşık 700 ton ağırlığındaki tabliye blokları belirlenen noktalara sırayla yerleştiriliyor.

Çalışma kapsamında iki kule arasında 67 tabliyenin montajı sona erdi. Kalan 20 tabliye için çalışmalar hızla devam ediyor.

Her biri 45 metre genişliğinde, 48 metre uzunluğundaki mega tabliye bloklarının yerlerine monte edilmesiyle köprüde araçların geçeceği yol büyük ölçüde tamamlandı.

Anadolu Ajansı (AA) ekibi, toplam uzunluğu 2023 metre olacak tabliye yolunu yaklaşık 100 metre yükseklikten görüntüledi.

Çalışmaların tamamlanmasıyla Avrupa ve Asya kıtası, Çanakkale Boğazı’nda ilk kez birbirine bağlanmış olacak.

Gece ve gündüz çift vardiya yapılan montaj işlemi süresince bazı günlerde Çanakkale Boğazı transit gemi geçişlerine kapalı tutuluyor. Diğer günlerde ise belirlenen bölgelerde gemi trafiği tek yönlü işletiliyor.

Otoyol çalışmaları

Otoyol çalışmaları kapsamında proje başlangıcı olan Malkara Kavşağı ile Umurbey beldesindeki Çanakkale Kavşağı arasındaki 83,4 kilometrelik kesimde toprak işleri, sanat yapıları ve üst yapı çalışmaları sürüyor.

Bölgedeki 2 betonarme yaklaşım viyadüğü, 2 betonarme viyadük, 6 hidrolik köprüsü, 5 alt geçit köprüsü, 39 üst geçit, 40 alt geçit ve 227 menfez, 4 kavşak inşa edildi. Ayrıca, bir köprü, 4 üst geçit, bir kutu menfez, 8 kavşak, 4 otoyol hizmet tesisi, 5 ücret toplama istasyonu, 2 bakım işletme merkezi için çalışma yapılıyor.

– Köprünün açılışı 18 Mart 2022’de

Özellikleri itibarıyla “simgelerin köprüsü” olarak anılan, mühendisliğindeki ince detaylarla öne çıkan, “dünyanın en uzun orta açıklıklı köprüsü” olacak 1915 Çanakkale Köprüsü’nün iki ayak aralığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yılına atıfla 2023 metre olarak tasarlandı.

Köprünün kule bağlantıları ve unsurları, Türk bayrağına atfen kırmızı ve beyaz renklerde olacak. Her iki yakada kulelerin üst kısmı, Seyit Onbaşı’nın Çanakkale Savaşı’nda namluya sürdüğü top mermisini temsil edecek şekilde yapılacak.

İki ayak aralığına ilaveten 770’er metre yan açıklıklar, 365 ve 680 metrelik yaklaşım viyadükleriyle Çanakkale Boğazı’nın ilk asma köprüsünün uzunluğu 4 bin 608 metreyi bulacak.

“2×3” şeritle hizmet verecek köprünün tabliyesi 3,5 metre yüksekliğe sahip. Tabliyenin her iki tarafında inşa edilecek yürüme yolları, bakım onarım amacıyla kullanılacak.

Köprünün, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 107’nci yıl dönümüne rastlayan 18 Mart 2022’de hizmete alınması planlanıyor.

ÇANAKKALE(AA) – Bölgedeki şiddetli yağışın ardından 11 Ağustos’ta yaşanan sel felaketi ve heyelan nedeniyle Sinop’un Türkeli ilçesinin bağlantı yolları ulaşıma kapandı. İlçede yaşayanlar, talepleri doğrultusunda, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait helikopterlerle gitmek istedikleri yerlere nakledildi.

Sel felaketi sırasında Türkeli’nde turist olarak bulunanların araçlarıyla tahliyesi için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının organizasyonuyla, 48 metre boyundaki “Kilitbahir” isimli arabalı vapur da Çanakkale Valiliği tarafından verilen izinlerin tamamlanmasının ardından ikmallerini yapıp yola çıktı.

Çanakkale Boğazı ile adalar hattındaki ulaşımı sağlayan GESTAŞ AŞ’ye ait 50 araç kapasitesine sahip arabalı vapur, Türkeli’nden ilk yolcularını alarak Kastamonu’nun İnebolu Limanı’na nakletti. Bölgeden 115 araç ve 578 kişiyi tahliye eden Kilitbahir, Çanakkale’ye döndü.

Gemi personeli yardım eli uzatmanın mutluluğunu yaşıyor

Gelibolu ve Çardak arasındaki seferlerine yeniden başlayan geminin personeli, afet bölgesinde yaşadıklarını Anadolu Ajansı ekibine anlattı.

Geminin kaptanı Taner Yurdaer, Sinop’a 48 saatte vardıklarını belirterek, “Birçoğu gurbetçi olan vatandaşlarımızı Sinop Türkeli Limanı’ndan İnebolu’ya taşıdık. Bu süreçte epey araç ve insan taşıdık. Umarım onların bu sel felaketi nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerini bir nebze olsun giderebilmişizdir.” dedi.

Yurdaer, oradaki vatandaşları kurtarıp sevklerini sağladıkları için gururlandıklarını dile getirdi. Onlara yardımcı olmaktan mutluluk duyduklarını aktaran Yurdaer, şöyle devam etti:

“Geri dönüşler bizi çok onore etti. Şirketimizin ve Valiliğimizin talimatlarını tam olarak yerine getirebildiysek ne mutlu bizlere. Malum, Çanakkale kardeşlik diyarı. Burada çok önemli savaşlar yaşandı. Sonunda hep barış oldu, kardeşlik oldu yüzyıllar sonra. Bütün milletimizin o dönemde burada birlik ve beraberlik içinde toplanmış olması çok önemli. Tabii ki Sinop’tan da buraya vatan savunması için gelinmişti. Buradan da yıllar sonra Sinop’a yardıma gidilmesi bence çok önemli. Seyir süreci kolay olmadı. Rüzgarlı ve fırtınalı, sıkıntılı bir havada seyir yaptık. Tabii biz zamanında oraya ulaşma azmindeydik. Bunu başardığımız için ayrıca mutluyuz. Oradaki süreci de başarıyla tamamladığımızı düşünüyoruz.”

Geminin kaptanlarından Caner Gün ise şirketten gelen talimat sonrası seyir hazırlıklarına başladıklarını belirtti.

Sert bir havada yola çıktıklarını kaydeden Gün, şu bilgileri paylaştı:

“Biz bunun bilincindeydik ama acelemiz de vardı. Hemen Sinop’a ulaşmamız gerekiyordu. Tabii denizin üzeri selin getirdiği tomruk ve ağaçlarla doluydu. Gittik ve orada bize yerel makamların destekleriyle vatandaşlarımızın tahliyesini ve sevkini sağladık. Çok farklı duygular yaşadığımız bir tecrübe oldu. Biz bu seyirde aslında hem gemiyi hem kendimizi test etmiş olduk çünkü gemimiz Çanakkale Boğazı ve adalar hattında iç su dediğimiz bir bölgede seyir yapıyor. Açık deniz için inşa edilmiş bir gemi değil. Bu süreç ve ulaşım ne kadar zor olsa da biz bunu başardık. İnsan o an mesleki tereddütlerini düşünmüyor. Oraya yardım için gittiğimiz için diğer duygularımız daha ağır basıyor. Tabii ki zorlandık, zorlanmadık değil ama oradaki halkın mağduriyetinin giderilmesi bizim için daha önemliydi.”

Mürettebattan gemici Mustafa Şen de tomrukların arasında gemiyi idare ettirebilmenin çok zor olduğuna dikkati çekti.

Sinop’un Güzelce Limanı bölgesine zor olsa da girebildiklerini anlatan Şen, “Orada insanlarımız çok zor durumdaydı. Araçları ve vatandaşlarımızı gemiye aldıktan sonra karnı aç olanlar vardı ve içecek isteyenler oldu, bazı çocuklar vardı, onlarla kumanyalarımızı paylaştık. İnsanlarımız evlerini, birikimlerini kaybetmişti. Çok kötüydü. Allah bir daha böyle bir felaket yaşatmasın inşallah.” diye konuştu.