Erdoğan, Kars Barajı Açılış Töreni'ne video konferansla katıldı: (1)

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hükümete geldiklerinde ülkede toplam 276 baraj olduğunu belirterek, "Bugün ise son 18 yıldaki 585. barajı ülkemize kazandırıyoruz." dedi.

Kars Barajı Açılış Töreni'ne video konferansla katılan Erdoğan, ülkeyi bir baştan bir başa adeta gerdanlık gibi kuşatan barajlara yeni bir halka daha eklemenin memnuniyeti içerisinde olunduğunu söyledi.

Erdoğan, kısa bir süre önce GAP'ın en önemli eserlerinden biri olan Ilısu Barajı'nın ilk ünitesini hizmete açtıklarını anımsatarak, "Ilısu Veysel Eroğlu" ismi verilen barajın tüm bölgeye hizmet vereceğini kaydetti.

Ardından kendi alanında ülkenin en büyüğü olacak Yusufeli Barajı'nın gövde betonunun dörtte üçünün tamamlanması törenine de katıldığını dile getiren Erdoğan, Kars Barajı'nın açılışının koronavirüs nedeniyle video konferansla gerçekleştirildiğini anlattı.

Erdoğan, hükümete geldiklerinde tüm basın mensuplarıyla baraj bölgesinde bu çevreyi ve Kars'ın geldiği konumu izleme fırsatını bulduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Hükümete geldiğimizde ülkemizde toplam 276 baraj vardı. Bugün ise son 18 yıldaki 585. barajı ülkemize kazandırıyoruz. Aynı şekilde sulama tesislerimizin sayısını da 2 katından fazla artırdık. Ülkemizin su potansiyelini en verimli şekilde kullanmasını sağlayacak yatırımları birer birer hayata geçirdik. Bu doğrultuda attığımız her adım bizi hedeflerimize biraz daha yaklaştırdı. Şehirlerimizi barajlarla, hidroelektrik santralleriyle, içme suyu tesisleriyle, sulama kanallarıyla donatarak milletimizin refah seviyesini sürekli yükselttik."

Erdoğan, Kars Barajı ile Kars ve Iğdır'ın topraklarını sulayarak verimliliği artırdıklarını belirterek, yaklaşık 10 yıllık bir inşaat mazisi olan barajda geçtiğimiz yıl su tutulmaya başladığını belirtti.

Buradan Arpaçay Barajı'na yapılan takviyeyle Akyaka ve Iğdır Ovası'nda 541 dekar arazinin sıkıntısız bir sulama mevsimi geçirmesinin sağlandığını ifade eden Erdoğan, sadece bu bölgede bir yılda 603 milyon lira tarımsal gelir elde edildiğini kaydetti.

Erdoğan, inşa bedeli 330 milyon lira olan barajın bir yılda yapılan yatırımı iki katıyla geri ödediğini vurgulayarak, sulamalar ve diğer yatırımlarla bu projenin toplam maliyetinin 2 milyar lirayı bulacağını dile getirdi.

Proje kapsamındaki sulama ve elektrik üretim tesisleri tam kapasite faaliyete geçtiğinde 475 bin dekar daha toprak sulanarak yılda 300 milyon liralık gelir elde edileceğini belirten Erdoğan, baraj çevresinin aynı zamanda yakında olan Kars'ın mesire ve dinlenme alanı olarak da hizmet vereceğini ifade etti.

Erdoğan, şehrin atık sularının Kars Çayı'na dökülmesini engelleyecek projeyi de hayata geçirerek çevre kirliliğinin önüne geçeceklerini aktararak, "Görüldüğü gibi ülkemize ve bölgemize gerçekten büyük katkı sağlayacak bir eser ortaya çıktı. Barajımızla serhat şehrimiz Kars'a yeni bir sembol de kazandırdığımıza inanıyorum." dedi.

– "Bu tablo Türkiye'nin son 18 yılda her alanda geldiği seviyenin işaretidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin demokrasi ve ekonomi yolunda katettiği mesafenin en somut sonuçlarını koronavirüs salgını döneminde hep birlikte görme imkanı olduğu belirterek, şöyle konuştu:

"Gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldığı salgın sürecini, hem sağlık altyapımızla hem gıda ve temizlik tedarik zincirimizle hem de kamu güvenliği bakımından örnek bir yönetimle göğüsledik. Bu tablo Türkiye'nin son 18 yılda sağlık yanında eğitimden adalete, güvenlikten sosyal desteklere, ulaşımdan tarıma, enerjiden sanayiye her alanda geldiği seviyenin işaretidir. Salgın sonrası yeniden şekillenecek küresel, siyasi ve ekonomik düzende hedeflediğimiz yere ulaşmamızda bu altyapı hayati öneme sahiptir. Ülkemizi bu seviyeye getirmek için 18 yıldır gece gündüz demeden çalıştık, çabaladık. Vesayet güçlerinin tuzaklarından darbe girişimlerine, ekonomimizi hedef alan saldırılardan sınırlarımıza yönelik tacizlere kadar nice mücadeleler verdik."

(Sürecek)

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

VAN (AA) – Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, çok sayıda ölü balığın kıyıya vurduğu Koçköprü Barajı’nda incelemede bulundu.

Akkuş, burada yaptığı açıklamada, barajlardaki su seviyesinde kuraklık nedeniyle önemli oranda düşüşün yaşandığının gözlendiğini söyledi.

Havzadaki barajlarda balık ölümlerinin arttığını vurgulayan Akkuş, şunları kaydetti:

“Eylül ayı itibariyle bu bölgede çok ciddi ötrofikasyon (büyük su kitlelerinde gerçekleşen alg ve plankton artışı) hadisesinin olduğunu görüyoruz. Yani suya azot fosfat girdisi ile beraber burada mikro ipliksi algler saatler içerisinde çoğalarak balıkların solungaçlarını tıkıyor ve balık ölümleri gerçekleşiyor. Koçköprü Barajı’nda tipik bir ötrofikasyon hadisesi yaşıyoruz. Su oldukça bulanık ve oksijen seviyesi haliyle düşüyor. Binlerce balığın öldüğüne şahitlik ediyoruz. Bu sene kuraklıktan dolayı baraj göllerinde su seviyelerinde inanılmaz bir düşüş meydana geldi. Belki de tarihinde hiç olmadığı kadar baraj göllerinde su seviyesi azaldı. Önümüzdeki aylarda yağmurla beraber umuyoruz ki tekrardan barajlara su girdisi olacak ve su seviyeleri yükselecek.”

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de laboratuvar ortamında incelenmek üzere Koçköprü ile Muradiye’deki Sarımehmet barajlarından numune aldı.

ANKARA (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, 31 Ağustos itibarıyla ABD’nin Afganistan’da konuşlandırdığı askeri unsurlarını çekme ve iş birlikçilerini tahliye işleminin büyük oranda tamamlandığını, geride birbirine girmiş, duygusal, fikri ve siyasi temelde bölünmüş bir ülke tablosu bırakıldığını belirtti.

ABD Başkanı Joe Biden’ın “olağanüstü başarılı” sözleriyle tevile çalıştığı, gerçekte son derece ilkel, oldukça kaotik, bir o kadar da acıklı tahliye manzaralarının insanlığın hafızasına mıh gibi çakıldığını anımsatan Bahçeli, başarı diye takdim ve teşhir edilen siyasi ve askeri faaliyetlerin, aslında yıkımın perdelenmesinden, 20 yıl süren ağır bir işgali makyajlama pişkinliğinden başka bir manaya gelmediğinin altını çizdi.

Afganistan’ın emperyalizmin açtığı şiddet kulvarına hızla yuvarlandığına, adım adım genişleyen kavga ve iç karışıklıklar ortamına vahim derecede yuvalandığına dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti:

“21’inci yüzyıl dünyasında Afganistan’da yaşanan trajediler, ülkelerinden korkuyla kaçan insanların mahvı perişan halleri küresel vicdanı sızlatmakla kalmamış, insanlığın bugüne kadarki evrensel değer ve kazanımlarını tehlikeli şekilde boşluğa düşürmüştür.

Uçak tekerlerine sarılıp gelecek arayanların, sonra da tutunamayıp metrelerce yükseklikten aşağıya düşenlerin feci akıbetleri, yalnızca Afganistan’ın değil, bir bakıma bulanık ve çalkantılı dünya düzeninin de dehşet simgesi haline gelmiştir. ABD Başkanının strateji değişikliği olarak açıkladığı askeri çekilmenin, gerçek mi yoksa göz boyama mı olduğu elbette yakında daha da netlik kazanmış olacaktır. Çünkü ABD politikalarının bir görünen ve gösterilen yüzü varken, bir de arka planda, sahne ve sütre gerisinde asıl maksat ve emelleri muhtevasına alan zalimane uygulamaları, sinsi ve gizli projeleri hakim ve havidir. Bunu görmek için dış politika duayeni olmaya gerek yoktur. Sadece geçmişin, bölgesel ve küresel gelişmelerin istikamet boyutunun incelenmesi bile pek çok şeyi çarpıcı şekilde gözler önüne serecektir.”

Biden’ın dünkü açıklamasında, “terör neredeyse orada peşine düşeceğiz” sözlerinin dayanaksız, temelsiz, tutarsız ve gerçeklerle ters olduğunun altını çizen Bahçeli, “Aynı ABD’nin sınırlarımızın hemen yanı başında, terör örgütü PKK/PYD/YPG’den sözde sınır tugayı kurma girişimi ne hukuk açısından ne insanlığın müktesebatı bakımından ne de dostluk ve müttefiklik zaviyesinden kabul edilemez bir çirkeflik, izahı yapılamayacak bir çirkinliktir.” ifadesini kullandı.

“En küçük meşruiyeti bulunmamaktadır”

Irak ve Suriye’nin yanında, Afganistan’ın da toplumsal ve siyasi bölünme tüneline hapsolmasının yegane müsebbibinin emperyalizmin kanlı komploları olduğuna işaret eden Bahçeli, Türkiye’nin inanç, kültür ve tarih bağlarıyla ilişki kurduğu kardeş ülkelere karşı ihmal ve inkar edilemez sorumlulukları olduğuna herkes itiraz etse bile MHP’nin ısrarla söylemeye devam edeceğini vurguladı.

Bahçeli, Türkiye’nin karşılıklı sınırlarını paylaştığı ülkelere ilave olarak, tarihin derinliklerinden gelen yakınlığı ve yapıcı diyalogları olan Afganistan gibi ülkelerin de istikrarının, güvenliğinin, iç barışının ve huzur ortamının her zaman müdafaa edilmesi gerektiğini belirterek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“İstismarcı ve iradesi mefluç CHP yönetimiyle, aklı ve siyasi anlayışı esir düşmüş İP yönetiminin, aynı şekilde terörizmin siyaset devşirmesi olan HDP’nin neyi iddia ettiğinin, ne söylediğinin maşeri vicdan nezdinde herhangi bir karşılığı, en küçük meşruiyeti bulunmamaktadır. MHP olarak 16 Ağustos 2021 tarihinde yaptığımız, beş maddelik teklifimizi de içeren ‘Afganistan’daki Gelişmeler ve Düzensiz Göç’ başlıklı yazılı basın açıklamasının sonuna kadar arkasında olduğumuz meşrebi lekeli siyasi muhataplar ve sicili karanlık yazar-çizer ve çeyrek porsiyon aydınlar tarafından özellikle bilinmelidir.

Bizim açıklama ve düşüncelerimizin hükümetin siyasi tasarrufuyla çeliştiğini, bu vesileyle Cumhur İttifakı’nda anlaşmazlık çıktığını iddia eden güdük ve sefil akıl sahipleri, değişen ve gittikçe ağırlaşan şartları dikkate almayan bir dış politika uygulamasının maceracı ve marazi sonuçlara kapı aralayacağını öngöremeyecek kadar gerçeklerden kopmuşlardır. CHP Genel Başkanı’nın bugün sabah bir televizyon kanalında 16 Ağustos 2021 tarihli yazılı basın açıklamamızdan bazı bölümleri aynısıyla okuması kendisi adına bir gelişme, ancak hatalı yorumu ve kasti çarpıtma hevesi de cehaletinin bir oyunudur. Hiç kuşkusuz Türkiye, Afganistan’da bulunmalıdır. En azından düzensiz göç hareketliliği kaynağında engellenmelidir.”

Türkiye’nin, Afganistan’ın birliğine, dirliğine ve toplumsal dengesine azami ölçülerde destek vermesi gerektiğine dikkati çeken Bahçeli, bunun ön şartının ise cari şekilde egemen olan yüksek risk ve tehditlerin yatışmasına ve yumuşamasına bağlı olduğunu dile getirdi.

“Türkiye’ye kurulmuş tuzaktır”

“Laçkalaşmış CHP sözcüsünün, ‘Afganistan’da şu anda en bol olan terör ve uyuşturucudur. Türkiye’yi böyle bir coğrafyaya sokmak için bu ısrar neden?’ sorusu kendi içinde tuhaflıklarla, tezatlarla ve tamiri imkansız yoz bakışlarla doludur.” değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:

“Bu sözcü müsveddesinin Afganistan’a bakınca uyuşturucu ve terör görmesi, talihsiz ve telifi mümkün olmayan bir savrulma halidir. Bizim baktığımız yerde soydaşlarımız vardır, din kardeşlerimiz vardır, Milli Mücadele yıllarından bu yana kurulan dostluk ve kardeşlik köprüleri alenen görülmektedir. Bu zavallının zırvalarını amiri ve emri altında olduğu Kemal Derviş bile düzeltemeyecek, o bile düştüğü dipsiz uçurumdan kurtaramayacaktır. Türkiye ekonomisinin 2021 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 21,7 büyümesi CHP yönetimini kuvvetle muhtemel yasa büründürecek, yeni iftiraların, yeni yalanların, yeni karalama kampanyaların peşine düşmelerini tahrik ve teşvik edecektir.”

Zillet ittifakının Türkiye’ye kurulmuş tuzak, iradelerinin ise yabancı başkentlerin kontrolünde olduğunu belirten Bahçeli, “Diğer yandan seçim barajının ‘yüzde 5 mi, yüzde 7 mi olsun’ tartışmaları lüzumsuz emek ziyanıdır. Cumhur İttifakı’nın iki ana partisi, kurulan bir komisyon marifetiyle, seçim sistemi ve barajın oranı hususunda samimi ve iyi niyetli şekilde görüşmeler yapmışlardır. Televizyon ekranlarında bilirkişilik taslayan kerameti kendinden menkul şahıslarla, gazete köşelerinde ahkamlar kesen bazı kalem sahiplerinin seçim barajı etrafında anlamsız tartışmaları körüklemek istedikleri anlaşılmaktadır.” ifadesine yer verdi.

Cumhur İttifakı’nda sanki bir görüş ayrılığı varmış gibi ima, ihsas ve hatta iddia içinde olanların bulunduğuna dikkati çeken Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bosna-Hersek ve Karadağ ziyaretinin ardından uçakta bulunan basın mensuplarına barajın yüzde 7 olacağını açıkladığını hatırlattı. Bahçeli, “Nitekim baraj konusundaki arayış ve çalışmalar bu açıklamayla noktalanmış ve Cumhur İttifakı’nın baraj kararı yüzde 7 olarak tescillenmiştir. Artık başka bir değerlendirmeye de gerek kalmamıştır.” açıklamasında bulundu.

“Orta Asya ruhu Türkiye’ye tarihi fırsatlar sunuyor”

“Siyasi gündemi meşgul eden sadece seçim sistemi ve barajın ne olacağı değil, zillet ittifakının siyasi düşkünlüğü, bu zihniyetin üslubuna ambargo koyan tehlikeli kirliliktir.” vurgusu yapan Bahçeli, şöyle devam etti:

“İP Başkanının, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını, rahmetle andığımız kutlu hünkarımız Fatih’e benzetmesi, bu şahsı ikinci Fatih diye tarif etmesi, buna karşılık oy vermeyen milyonlarca vatandaşımızı Bizans ve Haçlı diye yaftalaması korkunç ve kahredici bir seviyesizlik, duvarlara ‘zulüm 1453’de başladı’ yazan soysuzlara ikramdır. Siyasi eğilim ve gönül verdiği partisi ne olursa olsun hiçbir vatandaşımız böylesi bir izansız ve itibarsız dile müstahak olamayacaktır.”

Bahçeli, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde rant, ihale ve çıkar ittifakı kuranların taksit taksit diyet ödeme kuyruğuna girdiğini kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bir başka husus da şudur, İmamoğlu’ndan Fatih çıkarmak için kendini paralayan, tellere tutunduğu gibi bu şahsa da tutunan İP Başkanı, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna esasen kimi layık gördüğünü de açık etmiştir. Bundan sonrası kuşkusuz Kılıçdaroğlu’nun meselesidir. Cumhurbaşkanı adaylığı etrafında süren rekabet anlaşılan gittikçe kızışmış, taraflar, talipler öne çıkmak, loş sahne ışıklarının altında tek kalmak için kıyasıya çatışmaya başlamışlardır. Zillet ittifakının ne yapacağı, kimi aday göstereceği ilgi ve merak sahamız dışındadır. Onlar birbirine çelme takmak için uğraşırken, eş anlı olarak Türkiye’yi de çelmelemek, önünü kesmek için mücadele halinde oldukları görülmektedir.”

Türk milletinin ucuz işporta siyaset taktiklerine, Türkiye düşmanlarına maşalık ve muhiplik yapan siyasi çürümüşlere müsaade etmeyeceğinin altını çizen Bahçeli, Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmasının 30’uncu yıl dönümünde, uyanan Orta Asya ruhunun Türkiye’ye tarihi fırsatlar sunarken, yadsınamayacak sorumluluklar da yüklediğine işaret etti.

“Geleceğin rotasını Cumhur İttifakı çizecek”

Bu şuurla geleceğin hem Batı’nın hem de Doğu’nun kucaklanmasıyla çok daha parlak, çok daha güven verici bir seviyeye çıkacağını dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:

“Aynı anda hem Ortadoğu’da hem de Orta Asya’da Türkiye çekim gücü, ağırlık merkezi, mihenk taşı, istikrar abidesi, gönülleri ve hedefleri kaynaştıran irade burcu halinde yükselirken, kendi iç çekişmelerine kapılan zillet ittifakının milli yürüyüşü gölgelemesi söz konusu olamayacaktır. Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’den medet umması, KHK mağdurları üzerine politika inşası, PKK’nın dümen suyuna girmesi, İP’in bir nevi bölücülük açılımı olan vicdan kardeşliği safsatası sonuçsuz kalacak, bu siyaset bezirganlarının ademe mahkumiyetini hızlandıracaktır. Geleceğin rotasını Cumhur İttifakı çizecektir.

Geleceğin süper gücü Türkiye olacaktır. Muzaffer geçmişimiz, ümitlerle beslediğimiz aydınlık gelecek ülküleriyle eklemlenecek, hatta perçinlenecek, 2023’te bir Türk destanı yazılacak, Türkiye’yi hiç kimse tutamayacaktır. Bu kararlılık, bu duruş, bu inanç büyük Türk milletinin sözüdür, özüdür, özlemidir, yerine getirme görevi de Cumhur İttifakı’nın ve MHP’nin üzerinedir.”

Muhabir: Mehmet Tosun