Erzincan'da kaybolan epilepsi hastasını arama çalışmaları sürüyor

ERZİNCAN (AA) – Erzincan'da geçen ay kaybolan epilepsi hastası 61 yaşındaki Halil Ergülo'nun bulunması için jandarma, polis ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekiplerinin başlattığı çalışma devam ediyor.

Beşsaray köyü yakınlarından geçen Karasu Nehri'nde çalışma yapan ekipler, termal kameralı drone'la arazide tarama faaliyeti yürüttü.

Ayrıca polis, Erzurum Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi bünyesinde yetiştirilen iz ve kadavra arama köpeği "Obert" ve "Calisto" ile bölgede çalışma yaptı.

Kayıp Ergülo'ya ait bir ize rastlanmadı.

Evinden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan epilepsi hastası Ergülo'yu, yakınlarının ihbarı üzerine 25 Aralık 2019'da arama çalışması başlatılmıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Türk Nöroloji Derneğinden 26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, Dernek Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nerses Bebek’in görüşlerine yer verildi.

Öztürk, epilepsinin kendini çeşitli nöbetlerle belli eden bir hastalık olduğunu, dünyada yaklaşık 65 milyon, Türkiye’de 750 bin epilepsi hastası bulunduğunu belirtti.

Dünyada her yıl 2,4 milyon yeni epilepsi hastasının tespit edildiğini ifade eden Öztürk, ayakta tedavi başvuruları içinde baş ağrısından sonra epilepsinin en sık ikinci nörolojik hastalık olduğuna dikkati çekti.

Öztürk, “Epilepsi hastaları ne yazık ki toplumda saklanmakta, bu durum da etkin tedaviye ulaşamamalarına neden olmaktadır. Toplumun ön yargıları nedeniyle bu hastaların yaşam kaliteleri daha da düşmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Düşük ekonomik gelir düzeyine sahip ülkelerde hastaların yüzde 80’inin tedaviye ulaşamadığını anlatan Öztürk, şunları kaydetti:

“Ülkemizde ise epileptik nöbetlerin tam olarak tanınamaması, epileptik çocuğu olan anne babaların çocuklarını gizleme, sosyal hayattan uzak tutma çabaları hem bu çocukların tedavilerini engellemekte hem de eğitim alma, iş sahibi olma, aile kurmalarına engel olmaktadır. Oysa biliyoruz ki epilepsi hastalığı büyük oranda tedavi edilebilir. Bu hastalar günlük hayatlarını iyi bir şekilde sürdürmekle kalmaz hatta sanat, bilim, yöneticilik gibi önemli alanlarda büyük başarılar elde edebilirler.”

Öztürk, epilepsinin hiçbir neden olmadan ortaya çıkabildiği gibi beyin ve beyin zarını etkileyen enfeksiyonlar, kaza ve travmalar, kanamalar, damar hastalıkları, beslenme bozuklukları, metabolik ve genetik bazı hastalıklarla da meydana gelebildiğini aktardı.

Epilepsinin akraba evlilikleri ile yaygınlaşabildiğine dikkati çeken Öztürk, “Günümüzde elektronik ortama aşırı maruz kalmak özellikle çocuklarda epilepsi riskini artırabilir.” uyarısında bulundu.

Prof. Dr. Öztürk, epilepsi hastalığının nedenlerine yönelik ve tedavi amaçlı çalışmaların bulunduğuna değinerek, yeni geliştirilen ilaçlar, cerrahi ve girişimsel yöntemlerle, klasik ilaç tedavisine cevap vermeyen hastaların tedavisinin başarıyla yapılabildiğini vurguladı.

“Hastaların yüzde 60-70’i sorunsuz bir hayat yaşayabilirler”

Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bebek de epilepsi nöbetlerinin gelişmesini önlemeye yönelik ilaç tedavi seçeneklerinin geliştirildiğini belirterek, “Hastaların yüzde 60-70’i düzenli ilaç kullanarak, doktor kontrolünde kalarak, ilaç tedavisine özen göstererek sorunsuz bir hayat yaşayabilirler. Burada esas nokta ilacın düzenli kullanılmasının yanı sıra sağlıklı yaşam kurallarına özen gösterilmesidir.” ifadelerini kullandı.

Epilepsi hastalarının beklenen uzunlukta bir hayatı yaşayabileceğini, evlenip çocuk sahibi olabileceğini, eğitim ve iş hayatına devam edebileceğini kaydeden Bebek, şöyle devam etti:

“Kişilerin, düzenli olarak takip edildikleri sağlık merkezi ve hekimleri tarafından bilgilendirilmesi, karşılaşabilecek sorunlar, sosyal destek, olası yan etkilerin takip edilmesi, evlilik ve çocuk sağlığı konusunda danışmanlık verilmesi son derece önem taşımaktadır. Bireyin hastalığını tanıması, olası sorunları, riskleri bilmesi, doktoruna değişiklikleri bildirebilmesi ve tedavi sürecinde aktif rol alması en az ilaçlar kadar etkilidir.”

Bebek, nöbet geçiren bireylerin kasılmalarının, zor kullanılarak durdurulmasının mümkün olmadığının altını çizerek, “Kişinin zarar görmesini, düşmesini, yaralanmasını önlemek, sivri cisimleri uzaklaştırmak, başını güvene almak, henüz dişlerini sıkmadan dişlerinin arasına boğazına kaçmayacak ve zarar vermeyecek sertlikte bir eşya koymak, sağlık görevlilerini haberdar etmek uygundur. Israrla dişlerini aralamak, su dökmek, çekiştirmek yaralanmalara yol açmaktadır.” uyarısında bulundu.

ŞIRNAK (AA) – Cizre’nin Kasrik beldesinde ikamet eden anne Leyla Turgun, oğlu Furkan’ın geçen sene şubat ayında yüksek ateş şikayetiyle Cizre Devlet Hastanesi kaldırıldığını, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Batman’a sevk edildiğini söyledi.

Batman’da bir ay boyunca yoğun bakımda tedavi gören oğluna epilepsi tanısı konulduğunu ifade eden Turgun, oğlunun sağlık durumunun gün geçtikçe kötüye gittiğini, bir ayda yatağa bağımlı hale geldiğini, görme kaybı yaşadığını belirtti.

Turgun, bu süreçte oğlunu Diyarbakır ve İzmir’de de bazı hastanelere götürdüğünü ancak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle tedavisinin ertelendiğini dile getirerek, oğlunun tedavi olması için yetkililerden destek beklediklerini kaydetti.

“Oğlum şimdi ne oturabiliyor ne ayağa kalkabiliyor ne de görebiliyor”

Furkan’ın daha önce sağlıklı bir çocuk olduğunu anlatan Turgun, “Oğlum şimdi ne oturabiliyor ne ayağa kalkabiliyor ne de görebiliyor. Kendi başına hiçbir şey yapamıyor. Eski halini çok özledim. Arkadaşları ile koşup, oyun oynamasını özledim.” dedi.