Erzurum türkülerinin unutulmaz sesi: Mükerrem Kemertaş

İSTANBUL(AA) – Seslendirdiği “Hüma Kuşu” adlı eserle beğeni kazanan, Türk halk müziği sanatçısı Mükerrem Kemertaş’ın vefatının ardından 3 yıl geçti.

Erzurum’da 1938’de dünyaya gelen sanatçı, ilk defa 1956’da bir gençlik şöleninde sahneye çıktı ve o güne kadar Hırtızlı Hafız Celal, Çığılı İzzet ve Celal Güzelses gibi türkü ustalarnıı dinleme fırsatı buldu.

Kemertaş, 1961’de Erzurum Halk Oyunları ve Halk Türküleri Derneği bünyesinde oluşturulan Doğudan Sesler Topluluğuna katılarak, profesyonel sanat hayatına adım attı.

Toplulukta, Seyfettin Sığmaz, Hulusi Seven, Fikret Tosuner ve Suat Işıklı nezaretinde, korist ve solist olarak görev alan sanatçı, bu topluluğun TRT Erzurum Radyosu için düzenli aralıklarla hazırladığı programlarda 5 yıl boyunca yer aldı.

1966’da Erzurum Radyosunda kadrolu sanatçı oldu

Usta sanatçı, 1966’da açılan sınavı kazanarak, Erzurum Radyosu’nda kadrolu sanatçı oldu. Bu dönemde Erzurum Radyosu’nda Ali Canlı, Mustafa Geceyatmaz, Kemal Karasüleymanoğlu, Fikret Karahan ve Talip Özkan’ın şefliğinde Yurttan Sesler Korosu’nda çalıştı.

İstanbul Radyosu Türk Halk Müziği Müdürü Nida Tüfekçi’nin isteği üzerine, 1970’ten itibaren İstanbul Radyosu’na tayin olan Kemertaş, uzun yıllar çalışmalarına İstanbul’da devam etti.

Kemertaş, 1985’te İzmir’e yerleşerek TRT İzmir Radyosunda görevine devam etti.

Uzun havaları ustalıkla icra etmesiyle tanındı

TRT’den 2003’te emekli olan Kemertaş, sanat hayatı boyunca sayısız türkü ve uzun havanın tanınıp sevilmesine sesiyle katkı sağladı.

Yarım asrı aşkın sanat hayatında uzun havaları ustalıkla icra etmesiyle tanınan usta sanatçının, 1960 ve 1970’li yıllarda çok sayıda plak ve kaseti müzikseverlerle buluştu.

Sahneye ilk çıktığı 1956’dan itibaren çok sayıda konsere de imza atan Mükerrem Kemertaş, emekli olmasına rağmen “sanatçının emeklisi olmaz” ilkesini doğrularcasına, müzik etkinliklerine katılarak sanat yaşamını vefatına kadar sürdürdü.

Sanatçının İzmir’de kendisi gibi Türk halk müziği sanatçısı Tuncay Kemertaş ile Olcay Kemertaş adlı 2 erkek çocuğu oldu.

“Türküler okumadı, türküleri yaşadı”

Erzurum türküleriyle hafızalarda yer bulan Kemertaş için 2017’de vefa gecesi düzenlendi ve etkinlikte İzzet Atlınmeşe, Belkıs Akkale, Sevcan Orhan, Onur Şan, Aysun Gültekin ve Lütfü Ortakale sahne aldı.

Gecede Belkıs Akkale, sahnedeki performansı öncesi “çok kıymetli ağabeyim” diye hitap ettiği Mükerrem Kemertaş için “O, sadece benim için değil, toplum için de çok önemli bir şahsiyet. Onunla onur duyuyorum.” ifadelerini kullanmıştı.

İzzet Altınmeşe ise sanatçı için “O, türküler okumadı, türküleri yaşadı.” değerlendirmesini yapmıştı.

Oğlunun verdiği bilgiye göre 2017 Nisan ayından itibaren ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz) hastalığı tedavisi gören sanatçı, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 80 yaşındayken 31 Mart 2018’de vefat etti.

Sanatçının naaşı, Özkanlar Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Doğançay Mezarlığı’na defnedildi.

Sanatçının TRT Arşiv’de yer alan birçok eserinin yanı sıra “Hüma Kuşu”, “Tutam Yar Elimden Tutam”, “TRT Arşiv Serisi 88-Mükerrem Kemertaş” albümlerinin yanı sıra oğlu ile 2010’da çıkardığı “Yadigar” adlı albümü bulunuyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ARTVİN (AA) – Alınan bilgiye göre, Artvin-Erzurum karayolunun yaklaşık 55. kilometresindeki Sebzeciler köyü mevkisi ile 70. kilometredeki Yeniköy köyü mevkisinde şiddetli yağış nedeniyle yamaçtan kopan kaya parçaları ve toprak birikintisi yola sürüklendi.

Yolun ulaşıma kapanması nedeniyle bölgede araç kuyruğu oluştu.

Karayolları ekipleri ile bölgede baraj inşaatı ve yol yapım çalışmalarında faaliyet gösteren iş makinelerinin yardımıyla yolun trafiğe açılması için çalışma başlatıldı.

ERZURUM (AA) – Milli güçlere, milletin topyekun mücadelesine ve Milli Meclis’e dair önemli kararların alındığı Erzurum Kongresi, istiklal mücadelesinin hedeflerinin ve ilkelerinin tespitinde belirleyici rol oynayan, milletin özgürlük yolundaki azim ve kararlılığını tüm dünyaya duyurarak Cumhuriyete uzanan yolun temel taşlarından biri oldu.

Ulu Önder Atatürk ve arkadaşları, 23 Temmuz 1919’da emperyalist güçlerin Osmanlı topraklarını paylaşmaya çalıştığı dönemde, Erzurum Kongresi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atılmasını temin etti.

Düşman işgalindeki vatan toprağını kurtarmak için bağımsızlığa giden zorlu mücadelesini Erzurum’dan sürdüren Atatürk ve silah arkadaşları, bu kongre sayesinde ülkenin bağımsızlığa giden yolunu açtı.

Doğu vilayetlerinden Erzurum, Sivas, Van, Bitlis, Diyarbakır ve Elazığ’a yönelik Ermeni tehlikesi ve kurulmak istenen Ermenistan’a tepki ile Trabzon vilayetinde de Trabzon, Rize, Gümüşhane, Ordu, Giresun’da Rum Pontus iddialarına karşı tedbir için toplanan Erzurum Kongresi, bölgesel bir kongre olmasına rağmen bütün yurdu ilgilendiren nitelikler taşıyor.

“Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz”

Erzurum Kongresi, hiçbir baskı ve yönlendirme olmadan Türk milletinin kendi hür iradesiyle almış olduğu milli bir kararın hayata geçirilmesiyle Türk milletinin var olduğu ve var olmaya devam edeceğinin en önemli göstergesi oldu.

Türk milletinin var olma mücadelesindeki ilk refleksini ve kararlılığını gösterdiği tarihi kongrede alınan “Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz” kararı ile Milli Mücadele yolunda büyük bir aşama kaydedildi.

Erzurum Kongresi’nin kapanışındaki konuşmasında “Tarih, bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.” diyen Gazi Mustafa Kemal, bundan 100 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı kongrenin önemine dikkati çekti.

Mustafa Kemal Paşa, “Milletimizin kurtuluş umuduyla çırpındığı en heyecanlı bir zamanda, fedakar sayın heyetimiz her türlü zahmete katlanarak Erzurum’da toplandı. Duygulu, asil bir ruh ve çok güçlü bir inançla vatan ve milletimizin kurtuluşuyla ilgili köklü kararlar aldı. Özellikle bütün dünyaya karşı milletimizin varlık ve birliğini gösterdi.” sözleriyle kongrenin önemine vurgu yaptı.

Tarihi kongrede alınan kararlar

Yoğun çalışma sonrası 14 gün süren ve bugünlere de ışık tutan 23 Temmuz Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar şöyle:

– Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz.

– Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet topyekun kendisini savunacak ve direnecektir.

– Vatanı korumayı ve istiklali elde etmeyi İstanbul Hükümeti sağlayamadığı takdirde, bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri milli kongrece seçilecektir.

– Kongre toplanmamışsa bu seçimi Temsil Heyeti yapacaktır.

– Kuvayımilliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.

– Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.

– Manda ve himaye kabul edilemez.

– Milli Meclisin derhal toplanmasını ve hükümet işlerinin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır.

Yerlilik ve millilik konusunda devletin ve milletin yolunu aydınlatmaya devam eden kongre, milletin bağımsızlığına tutkusunun bir göstergesi oldu.

Alınan kararların mahiyeti ve kapsamı itibarıyla büyük bir milletin geleceğinin planlandığı ve devletin temellerinin atıldığı kongreyle, Türk milleti için milli iradeyi hakim kılmanın esas olduğu tüm dünyaya ilan edildi.

Erzurum Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, AA muhabirine, Erzurum’un çeşitli dönemlerde tarihe yön veren ve önemli roller oynayan bir şehir olduğunu söyledi.

Milli Mücadele dönemindeki kongrelerin en önemlilerinden birinin Erzurum Kongresi olduğunu hatırlatan Küçükuğurlu, “Bu şehir bütün zorluklara ve yokluklara rağmen yine tarihe yol göstermiş, daha doğrusu o dönemde yaşamış, insanlara geleceğin nasıl şekilleneceği konusunda ciddi bir rehberlik yapmıştır.” dedi.

“Erzurum yine tarihi vazifesini yerine getirmiştir”

Küçükuğurlu, kentin geçmişte Rus işgallerine uğradığını ve Ermeni mezalimine maruz kaldığını hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Erzurum, bütün maddi ve manevi servetini çoğunlukla kaybetmişken 1919’da yani milletin tam da bir rehberliğe ve önderliğe ihtiyaç duyduğu bir anda yine tarihi vazifesini yerine getirmiştir ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın da katılımıyla büyük bir kongre gerçekleştirmiştir. Bu kongre bir bakıma cumhuriyetin temellerinin atıldığı bir kongredir. Çünkü bu dönemde burada bulunan yabancı uzmanlar, bilhassa İngilizler bunu ifade etmektedirler. Erzurum’da cumhuriyetin temelleri atılıyor. Çünkü Erzurum’da milli irade kendini ortaya koymuş, kendi inisiyatifiyle kimseden emir ve talimat almadan Trabzon’la birlikte Erzurum’daki Vilayeti Şarkiye Müdafai Hukuk Cemiyeti bir kongre toplamaya karar vermiş.”

1. Dünya Savaşı sonrasında doğuda Ermenistan kurma düşüncesi hayaline Erzurum Kongresi’nin izin vermediğini bildiren Küçükuğurlu, kongrenin toplanış amacıyla bölgesel olmakla beraber sonuçları itibarıyla gerçek anlamda ulusal milli bir kongre olduğuna dikkati çekti.

Küçükuğurlu, kongrenin Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğini tescillediğini belirterek, “Mustafa Kemal Paşa bütün görevlerinden ayrılarak kongreye sivil katıldı, son gün temsil heyeti başkanı oldu ve bu yetkisini meclis açılana kadar kullandı. Yani bir icra heyetinin başkanı olarak Erzurum’da bu konuma geldi.” dedi.

“Misakımilli’de belirtilen sınırlar Erzurum’da şekillenmiş”

Kongrede alınan kararlara değinen Küçükuğurlu, şöyle devam etti:

“Erzurum’da kongrede alınan kararlara baktığımızda Misakımilli’nin aslında burada şekillendiğini görmekteyiz. Çünkü Misakımilli’de belirtilen sınırlar, yabancı devletler ve azınlıklarla ilgili münasebetler hep Erzurum’da şekillenmiş. Erzurum Kongresi’nde bunların bütün maddelerini aynen olmasa bile mana itibarıyla görmekteyiz. İşte bu kararlar son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde, Misakımilli kararları olarak karşımıza çıkacak. Ayrıca bu kongrede meclisin açılması gündeme gelmiş. Bu çok önemli bir şey. Biz milli bir irade ortaya koyduk fakat bu iradenin bir adım daha ileri taşınması için meclisin açılması gerekir denilmiş ve nihayet son Osmanlı Mebusan Meclisi açılabilmiştir. Yani Erzurum Kongresi’nin kararlarından biri bu şekilde hayata geçmiştir.”

Erzurum Kongresi’nin milli bilinç ve iradenin oluşması adına önemli bir adım olduğunu vurgulayan Küçükuğurlu, şunları kaydetti:

“Osmanlı Devleti’nin paylaşılması ve Ermenistan kurulması gündeme geldiği ortamda Erzurumlular birleştiler. Öncelikle gündem maddesi olarak vatanı kurtarmayı kendilerine hedef olarak belirlerdiler. Dolayısıyla burada önemli olan Erzurum’da bu işlerin bir milli bilinç çerçevesinde ve iradeyle yapılması. İnsanlar vatanı savunmalarının tek yolunun canı pahasına da olsa ‘gereken neyse yapmak’ olduğunu net şekilde yaşıyorlardı. Dolayısıyla işte milli irade, demokrasi, inisiyatif, halk harekatı, bugün ne derseniz Erzurum Kongresi’nde hepsi karşımıza çıktı. Bu daha sonra Misakımilli, meclisin açılması ve cumhuriyetin ilanı olarak karşımıza çıkıyor. Eğer biz bugün bu topraklarda hem bilinç anlamında hem de maddi anlamda rahat yaşayabiliyorsak bu atalarımızın ortaya koyduğu fedakarlık, bilinç ve ruh sonucundadır.”