Erzurum'dan doğan nehirler toprağa can, ülkeye enerji veriyor

ERZURUM (AA) – Geçtiği Erzurum, Erzincan ve Ağrı’da, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki yaklaşık 1 milyon dekar tarım arazisini sulayan Karasu, Aras ve Çoruh nehirleri, Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlıyor.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve özel sektörlerce yapılan barajlar sayesinde bu nehirler, içme suyu ve tarımsal sulamada kullanılarak enerjiye de dönüştürülüyor.

Nehirler üzerine kurulan barajlar sayesinde tarımsal sulamada Erzurum’dan yıllık 240 milyon, Erzincan’dan 270 milyon ve Ağrı’da ise 140 milyon lira ülke ekonomisine katkı sağlanıyor.

8 büyük baraj tamamlanarak hizmete girdi

DSİ Erzurum Bölge Müdürü Emrah Köleoğlu , AA muhabirine, kurum olarak ülkenin su kaynaklarından en doğru şekilde faydalanmak amacıyla özellikle sulama, taşkın koruma, enerji amaçlı olarak yatırımlara devam ettiklerini söyledi.

Bölge müdürlüğü olarak Erzurum, Erzincan ve Ağrı illerine hizmet verdiklerini ifade eden Köleoğlu, bu illerde 8 büyük barajın tamamlanarak hizmete girdiğini hatırlattı.

Bu barajların tarımsal sulama, içme suyu ve özellikle enerjide hizmet verdiğini ifade eden Köleoğlu, Erzurum, Erzincan ve Ağrı illerinde yaşayan yaklaşık 2 milyon vatandaşın DSİ’nin yaptığı tarımsal sulamalardan faydalandığını, yapmış olduğu içme suyu tesislerinden ve barajlardan hizmet aldığını anlattı.

Erzurum’da yaptıkları Kuzgun Barajı’ndan Daphan Ovası’nda yaklaşık 230 bin dekarlık alanda sulama yapıldığını belirten Köleoğlu, şöyle konuştu:

“Buranın da ülke ekonomisine yıllık 120 milyon liralık bir katkısı bulunmaktadır. Pasinler Ovası’nda yapılmış olan Demirdöven Barajı’yla yaklaşık 135 bin dekarlık alanda sulama hizmeti verebilmekteyiz. Bu ovada da yıllık yaklaşık 80 milyon liralık ülke ekonomisine katkı sağlanmaktadır. Erzurum’da toplamda 400 bin dekarlık alanda vatandaşımıza sulama hizmeti verebilmekteyiz.”

Bölgede tarım ve enerjide kullanılan barajlar bulunuyor

Erzincan Ovası’nda ise 300 bin dekarlık bir alanda sulama işletmesi yapılabildiğine işaret eden Köleoğlu, Tercan Ovası’nda yaklaşık 140 bin dekarlık alanda, Erzincan’ın tamamında da yaklaşık 450 bin dekarlık alanda sulama işletmesinin DSİ tarafından hayata geçirildiğini aktardı.

Ağrı’da ise Yazıcı Barajı ile şu an için 150 bin dekar alanda sulama hizmeti verdiklerini aktaran Köleoğlu, “Patnos Barajıyla yaklaşık 50 bin dekarlık alanda sulama hizmeti verilmektedir. Ağrı ilimizde yapılan diğer sulamalarla yaklaşık 230 bin dekarlık olanda sulama hizmeti verilmektedir. İçme suyu noktasında ise Erzurum ve Ağrı’nın merkezlerinde yapılmış olan barajlarımızla şehir merkezlerine verilen içme suyu DSİ’nin yapmış olduğu barajlar marifetiyle olmaktadır.” dedi.

Enerji kapsamında da bölgelerindeki sorumluluk sahasında 41 projeyi tamamladıklarına değinen Köleoğlu, “Bu projelerin toplam kurulu gücü 1072 megawat olup yıllık yaklaşık 7 bin gigavatsaatlik elektrik üretimi sağlanabilmektedir. Yapılacak yeni yatırımlarla üretim iki katına kadar çıkacaktır. Böylece ülkemizin dışa bağımlılıktan kurtulacak bir şekilde enerji, sürdürülebilir ve yenilenebilir kaynaklarından sağlanmış olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ERZURUM (AA) – Milli güçlere, milletin topyekun mücadelesine ve Milli Meclis’e dair önemli kararların alındığı Erzurum Kongresi, istiklal mücadelesinin hedeflerinin ve ilkelerinin tespitinde belirleyici rol oynayan, milletin özgürlük yolundaki azim ve kararlılığını tüm dünyaya duyurarak Cumhuriyete uzanan yolun temel taşlarından biri oldu.

Ulu Önder Atatürk ve arkadaşları, 23 Temmuz 1919’da emperyalist güçlerin Osmanlı topraklarını paylaşmaya çalıştığı dönemde, Erzurum Kongresi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atılmasını temin etti.

Düşman işgalindeki vatan toprağını kurtarmak için bağımsızlığa giden zorlu mücadelesini Erzurum’dan sürdüren Atatürk ve silah arkadaşları, bu kongre sayesinde ülkenin bağımsızlığa giden yolunu açtı.

Doğu vilayetlerinden Erzurum, Sivas, Van, Bitlis, Diyarbakır ve Elazığ’a yönelik Ermeni tehlikesi ve kurulmak istenen Ermenistan’a tepki ile Trabzon vilayetinde de Trabzon, Rize, Gümüşhane, Ordu, Giresun’da Rum Pontus iddialarına karşı tedbir için toplanan Erzurum Kongresi, bölgesel bir kongre olmasına rağmen bütün yurdu ilgilendiren nitelikler taşıyor.

“Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz”

Erzurum Kongresi, hiçbir baskı ve yönlendirme olmadan Türk milletinin kendi hür iradesiyle almış olduğu milli bir kararın hayata geçirilmesiyle Türk milletinin var olduğu ve var olmaya devam edeceğinin en önemli göstergesi oldu.

Türk milletinin var olma mücadelesindeki ilk refleksini ve kararlılığını gösterdiği tarihi kongrede alınan “Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz” kararı ile Milli Mücadele yolunda büyük bir aşama kaydedildi.

Erzurum Kongresi’nin kapanışındaki konuşmasında “Tarih, bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.” diyen Gazi Mustafa Kemal, bundan 100 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı kongrenin önemine dikkati çekti.

Mustafa Kemal Paşa, “Milletimizin kurtuluş umuduyla çırpındığı en heyecanlı bir zamanda, fedakar sayın heyetimiz her türlü zahmete katlanarak Erzurum’da toplandı. Duygulu, asil bir ruh ve çok güçlü bir inançla vatan ve milletimizin kurtuluşuyla ilgili köklü kararlar aldı. Özellikle bütün dünyaya karşı milletimizin varlık ve birliğini gösterdi.” sözleriyle kongrenin önemine vurgu yaptı.

Tarihi kongrede alınan kararlar

Yoğun çalışma sonrası 14 gün süren ve bugünlere de ışık tutan 23 Temmuz Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar şöyle:

– Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz.

– Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet topyekun kendisini savunacak ve direnecektir.

– Vatanı korumayı ve istiklali elde etmeyi İstanbul Hükümeti sağlayamadığı takdirde, bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri milli kongrece seçilecektir.

– Kongre toplanmamışsa bu seçimi Temsil Heyeti yapacaktır.

– Kuvayımilliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.

– Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.

– Manda ve himaye kabul edilemez.

– Milli Meclisin derhal toplanmasını ve hükümet işlerinin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır.

Yerlilik ve millilik konusunda devletin ve milletin yolunu aydınlatmaya devam eden kongre, milletin bağımsızlığına tutkusunun bir göstergesi oldu.

Alınan kararların mahiyeti ve kapsamı itibarıyla büyük bir milletin geleceğinin planlandığı ve devletin temellerinin atıldığı kongreyle, Türk milleti için milli iradeyi hakim kılmanın esas olduğu tüm dünyaya ilan edildi.

Erzurum Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, AA muhabirine, Erzurum’un çeşitli dönemlerde tarihe yön veren ve önemli roller oynayan bir şehir olduğunu söyledi.

Milli Mücadele dönemindeki kongrelerin en önemlilerinden birinin Erzurum Kongresi olduğunu hatırlatan Küçükuğurlu, “Bu şehir bütün zorluklara ve yokluklara rağmen yine tarihe yol göstermiş, daha doğrusu o dönemde yaşamış, insanlara geleceğin nasıl şekilleneceği konusunda ciddi bir rehberlik yapmıştır.” dedi.

“Erzurum yine tarihi vazifesini yerine getirmiştir”

Küçükuğurlu, kentin geçmişte Rus işgallerine uğradığını ve Ermeni mezalimine maruz kaldığını hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Erzurum, bütün maddi ve manevi servetini çoğunlukla kaybetmişken 1919’da yani milletin tam da bir rehberliğe ve önderliğe ihtiyaç duyduğu bir anda yine tarihi vazifesini yerine getirmiştir ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın da katılımıyla büyük bir kongre gerçekleştirmiştir. Bu kongre bir bakıma cumhuriyetin temellerinin atıldığı bir kongredir. Çünkü bu dönemde burada bulunan yabancı uzmanlar, bilhassa İngilizler bunu ifade etmektedirler. Erzurum’da cumhuriyetin temelleri atılıyor. Çünkü Erzurum’da milli irade kendini ortaya koymuş, kendi inisiyatifiyle kimseden emir ve talimat almadan Trabzon’la birlikte Erzurum’daki Vilayeti Şarkiye Müdafai Hukuk Cemiyeti bir kongre toplamaya karar vermiş.”

1. Dünya Savaşı sonrasında doğuda Ermenistan kurma düşüncesi hayaline Erzurum Kongresi’nin izin vermediğini bildiren Küçükuğurlu, kongrenin toplanış amacıyla bölgesel olmakla beraber sonuçları itibarıyla gerçek anlamda ulusal milli bir kongre olduğuna dikkati çekti.

Küçükuğurlu, kongrenin Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğini tescillediğini belirterek, “Mustafa Kemal Paşa bütün görevlerinden ayrılarak kongreye sivil katıldı, son gün temsil heyeti başkanı oldu ve bu yetkisini meclis açılana kadar kullandı. Yani bir icra heyetinin başkanı olarak Erzurum’da bu konuma geldi.” dedi.

“Misakımilli’de belirtilen sınırlar Erzurum’da şekillenmiş”

Kongrede alınan kararlara değinen Küçükuğurlu, şöyle devam etti:

“Erzurum’da kongrede alınan kararlara baktığımızda Misakımilli’nin aslında burada şekillendiğini görmekteyiz. Çünkü Misakımilli’de belirtilen sınırlar, yabancı devletler ve azınlıklarla ilgili münasebetler hep Erzurum’da şekillenmiş. Erzurum Kongresi’nde bunların bütün maddelerini aynen olmasa bile mana itibarıyla görmekteyiz. İşte bu kararlar son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde, Misakımilli kararları olarak karşımıza çıkacak. Ayrıca bu kongrede meclisin açılması gündeme gelmiş. Bu çok önemli bir şey. Biz milli bir irade ortaya koyduk fakat bu iradenin bir adım daha ileri taşınması için meclisin açılması gerekir denilmiş ve nihayet son Osmanlı Mebusan Meclisi açılabilmiştir. Yani Erzurum Kongresi’nin kararlarından biri bu şekilde hayata geçmiştir.”

Erzurum Kongresi’nin milli bilinç ve iradenin oluşması adına önemli bir adım olduğunu vurgulayan Küçükuğurlu, şunları kaydetti:

“Osmanlı Devleti’nin paylaşılması ve Ermenistan kurulması gündeme geldiği ortamda Erzurumlular birleştiler. Öncelikle gündem maddesi olarak vatanı kurtarmayı kendilerine hedef olarak belirlerdiler. Dolayısıyla burada önemli olan Erzurum’da bu işlerin bir milli bilinç çerçevesinde ve iradeyle yapılması. İnsanlar vatanı savunmalarının tek yolunun canı pahasına da olsa ‘gereken neyse yapmak’ olduğunu net şekilde yaşıyorlardı. Dolayısıyla işte milli irade, demokrasi, inisiyatif, halk harekatı, bugün ne derseniz Erzurum Kongresi’nde hepsi karşımıza çıktı. Bu daha sonra Misakımilli, meclisin açılması ve cumhuriyetin ilanı olarak karşımıza çıkıyor. Eğer biz bugün bu topraklarda hem bilinç anlamında hem de maddi anlamda rahat yaşayabiliyorsak bu atalarımızın ortaya koyduğu fedakarlık, bilinç ve ruh sonucundadır.”

ERZURUM(AA) – Kışı Afrika’da geçirdikten sonra Erzurum Ovası’na gelen yüzlerce tür göçmen kuş, zorlu yolculukları sırasında güç toplamak için sulak alanlarda dinlenme imkanı buluyor.

Yemyeşil doğası ve bitki çeşitliliğiyle eşsiz manzaralara ev sahipliği yapan kent, ilkbaharda başta dünya mirası kabul edilen sürmeli kız olmak üzere tepeli pelikan, ak pelikan, balıkçıl, kaşıkçı, karabatak, yaban kazı, yaban ördeği ve ötücülerden oluşan yüzlerce türe ev sahipliği yapıyor.

Göçmen kuşların Afrika-Kafkasya arasındaki binlerce kilometrelik yolculuğunun mola noktası olan ova, her göç döneminde kuşlarla şenleniyor.

Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Cemal Sevindi, AA muhabirine, Erzurum Ovası’nın, Güney Batı Afrika ile Kafkasya arasındaki göç yollarında yer aldığını ve bu göç yollarından yılda iki kere etkilendiğini söyledi.

“Türkiye’nin en önemli kuş göç yollarından biri Erzurum Ovası”

Kuşların özellikle kış sonu başlayan göçlerinin ilkbahar boyunca devam ettiğini ve Kafkasya’dan sonbaharda tekrar Afrika’ya dönüşe geçtiklerini ifade eden Sevindi, bu göç sürecinde ovanın kuşlar için önemli bir mola noktası olduğunu belirtti.

Sevindi, İran-Erzurum arasındaki göç yollarının yanı sıra Anadolu’nun iç kesimleri ile Erzurum arasında da tali göç yolları bulunduğunu belirterek, “Dolayısıyla bu durum Erzurum Ovası’nı, Türkiye’nin en önemli kuş göç yollarından biri ve barınma merkezi haline getiriyor.” ifadesini kullandı.

Erzurum Ovası’nın yaklaşık 870 kilometrekarelik bir alana sahip olduğunu aktaran Sevindi, şöyle devam etti:

“Ovanın özellikle doğu bölümü geçmişten kalma bir göl alanıdır. Dolayasıyla buralar Erzurum bataklıkları olarak tanınır. Erzurum Ovası’nın en önemli dezavantajı ise alanın şehrin hemen yanında olması, bataklıkların kara yollarına ve hava yoluna yakın olmasıdır. Bunlar da kuş popülasyonunu olumsuz etkilemektedir. Erzurum Ovası’nda yaklaşık 301 tür var. Bunların da yüzde 50’si göçmendir. Yarısı da yerli kuştur. Burada üreyip yavrularını büyüten türlerdir. Bir de göçmenlerimiz var. Göçmenlerimiz ise dünya mirası kabul edilen türlerdir.”

Sadece bir türden 12 bin civarı kuş geliyor

Bu yıl içinde yaptıkları araştırmalara göre ovada çok önemli türlerin bulunduğunu vurgulayan Sevindi, bunlardan birey sayısı bakımından fazlaca olan kıl kuyruk ördek ve angutların 10 binin üzerinde geldiğini söyledi.

Sadece bir türden 10-12 bin kuşun ovada bulunabildiğini dile getiren Sevindi, şunları kaydetti:

“Bunlar çok büyük sayıdır. Bir gün ila 4 günlük periyotlar halinde ovada barınırlar. Sonra da hareket yollarına devam ederler. Türler arasında hem Türkiye hem de Erzurum Ovası için en önemlisi sürmeli kız kuşudur. Dünyada 800’e yakın popülasyonu vardır. Bu kuşlar Kazakistan üzerinden Türkiye’ye geldiği zaman Erzurum Ovası’nda barınıyor ve buradan güneye hareket ediyor. Tek başına bu tür nedeniyle bile Erzurum Ovası, Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından, en önemli kuş cennetlerinden biri haline geliyor.”

Sevindi, yerel koruma statüsünde kalan ovanın sulak alanının ulusal sulak alan statüsüne getirilmesi gerektiğine ve alanın ulusal bazda korunması gerektiğine dikkati çekti.

Kartal türlerinin tamamının da ovada görüldüğünü belirten Sevindi, “Bunlar da bizim doğal mirasımız. Aynı kültür mirasını koruduğumuz gibi doğal mirasımızın da korunması gerekiyor. Bu kuşlar yaşadığı zaman ekolojik dengeyi de korumuş oluyorlar.” dedi.