Esed rejimi saldırılarıyla İdlib'deki halkın 'ekmek tarlasını' ateşe veriyor

İDLİB (AA) – “Açlık bombası” adı verilen saldırı yöntemiyle binlerce dönüm buğday tarlasını yakan rejim güçleri, çiftçilerin mahsul alamamasını ve on binlerce sivilin aç kalmasını amaçlıyor.

Hama ilinin Kaston beldesi Yerel Meclis Başkanı Midyen el Hüseyin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, rejimin karadan karaya atış yapan silahlarla bölge halkının tek geçim kaynağı olan buğday tarlalarını yakarak büyük zarara sebep olduğunu söyledi.

Kaston, “Esed rejimi, ateşkesi ihlal ederek düzenlediği saldırılarda (yalnız kendi beldelerinde) 2 bin 500 dönüm buğday tarlasını yaktı.” dedi.

Tarlası yanan çiftçilerin hayatlarını devam ettirebilmek için tarım arazilerinde iş aramaya başladığını aktaran el Hüseyin, “Ya da çiftçiler derme çatma çadırlarda gıda kolisi beklemeye başladı.” diye konuştu.

Türkiye ile Rusya arasında Mart 2020’de yapılan İdlib’deki ateşkes anlaşmasından sonra köyüne dönen Çiftçi Halit ebu Ahmed de Esed rejiminin Hama’nın batı kırsalındaki Dukmak köyünde sık sık ateşkesi ihlal ederek mahsullerini yaktığını belirtti.

Esed rejiminin zaman zaman tarım arazilerine saldırılar düzenlemeye devam ettiğini söyleyen Ebu Ahmed, “Rejim, Dukmak köyünde yaklaşık 400 dönüm buğday tarlası yaktı. Tarlalarda çıkan yangınları çiftçiler traktörleriyle söndürdü.” şeklinde konuştu.

Kendi tarlasının da rejimin saldırılarında yandığını vurgulayan Ebu Ahmed, çiftçilerin, rejimin tarlaları hedef alacağı korkusuyla mahsulünü mevsiminden önce hasat ettiğini sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

NEW YORK (AA) – ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, yaptığı yazılı açıklamada, bu “barbar” saldırının çocukların ve sağlık çalışanlarının ölümüne neden olduğunu belirtti.

Siviller ve hastaneler dahil sivil altyapıların asla hedef alınmaması gerektiğini vurgulayan Price, “Suriye’nin Afrin kentindeki el-Şifa hastanesine dün yapılan saldırıları en güçlü şekilde kınıyoruz.” ifadesini kullandı.

Price, “Bu hastanenin koordinatları, BM çatışma önleme mekanizması ile paylaşılmıştı.” diye ekledi.

Bu saldırının Suriye’nin kuzeybatısında son zamanlarda artan şiddetin bir parçası olduğunu ve saldırıların son bulması gerektiğini kaydeden Price, Suriye’de ülke genelinde ateşkes ve şiddetin azaltılması çağrısında bulundu.

Açıklamada, saldırının kim tarafından yapıldığına ise değinilmedi.

Terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye’nin kuzeyindeki Afrin’de bulunan hastane ile kent merkezine yönelik saldırısında aralarında bir bebeğin de bulunduğu 14 kişi ölmüş, 32 kişi yaralanmıştı.

İDLİB (AA) – Lazkiye ilinin kırsalındaki Türkmen Dağı’nda yaşayan Vail Hac Taha, AA muhabirine, Esed’in kazandığını duyurduğu sözde seçimleri kabul etmediklerini söyledi.

Hac Taha, “10 yıldır bizi öldürüyor. Şu an yeni bir seçim olmuş ve o kazanmış diyorlar. Devlet başkanı diyorlar ona. Aslında o devlet başkanı değil o bir canavar.” dedi.

Esed’in seçimleri nasıl kazandığını bilmediklerini belirten Hac Taha, “Seçimler nasıl oldu bilmiyoruz. Çünkü Suriye’de Suriyeli kalmadı. Tümü Almanya’da, Türkiye’de. Yani nasıl kazandığını bilmiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Hac Taha, Türkiye sınırına yakın bir bölgede yaşadıklarını belirterek, “Bizim devletimiz 10 senedir bize zulüm ediyor. Çocuklarımızı, hocalarımızı öldürüyor. Bunun cezasını çekmedi. Hala bizi öldürüyorlar. Bize bomba atıyorlar. Şu an yeniden aynı zulümle karşı karşıyayız. Çünkü o canavar seçimleri kazandı.” şeklinde konuştu.

Türkmen Muhammed Hac Bekir ise “Biz istemiyoruz bu adamı (Esed’i). Bizi evlerimizden kovdu. Çocuklarım Türkiye’ye gitti. Evlerini bombaladı, yaktı. Bizi göç ettirdi. Çocuklarımız öksüz kaldı.” diyerek tepkisini dile getirdi.

Bekir, Esed’in tüm halkı cezaevine attığını ve insanları öldürdüğünü, yapılan sözde seçime razı olmadıklarını kaydetti.

Bir diğer Türkmen Mustafa Memleket de Esed’in yurt dışından getirdiği katillerle birlikte halkı öldürdüğünü ve göç ettirdiğini anlattı.

Memleket, “Almanya’ya gittik. Lübnan’a ve Türkiye’ye gittik. Tüm dünya Suriyeli doldu. Asker ve polis zoruyla milleti seçime mecbur bırakıyorlar. Allah bizi ondan kurtarsın.” dedi.

Rejimin ajansı SANA’nın 27 Mayıs tarihli, Meclis Başkanı Hammode Sabbag’a dayandırdığı haberinde, Esed’in sözde devlet başkanlığı seçiminde 13 milyon 540 bin 860 oyla, oyların yüzde 95,1’ini alarak seçimi kazandığı ileri sürülmüştü.

Aynı haberde, 470 bin 276 oy toplayan göstermelik adaylardan Mahmut Meri’nin oyların yüzde 3,3’ünü aldığı, diğer adaylardan Abdullah Sellum Abdullah’ın da 213 bin 968 oyla, yüzde 1,5’ni aldığı iddia edilmişti.

Sözde seçime uluslararası tepkiler

Türkiye, Esed rejiminin tek taraflı olarak kendi kontrolündeki bölgelerde düzenlediği sözde seçime tepki gösteren ülkelerin başında geldi.

Dışişleri Bakanlığından sözde seçim günü yapılan açıklamada, “Suriye rejimi tarafından bugün düzenlenen seçimler halkın hür iradesini yansıtmayan gayrimeşru bir nitelik taşımaktadır. Serbest ve adil olmayan şartlarda tertiplenen söz konusu seçimler, Suriye ihtilafının siyasi çözümüne ilişkin BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) 2254 sayılı kararının lafzı ve ruhuyla bağdaşmadığı gibi rejimin siyasi sürece ilişkin samimiyetsiz yaklaşımını da ortaya koymaktadır.” ifadesi kullanılmıştı.

ABD, Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere de 25 Mayıs’ta ortak yazılı açıklamayla Esed’in göstermelik seçimine karşı çıktı. Ortak açıklamada, “Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere ve ABD dışişleri bakanları olarak, açık bir şekilde dile getiriyoruz ki Suriye’de 26 Mayıs’taki devlet başkanlığı seçimleri, özgür ve adil olmayacak.” değerlendirmesi yer almıştı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Suriye’de seçimlerin gerçek bir siyasi süreç çerçevesinde ve BM Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararı uyarınca yapılması gerektiğini belirtmişti.

BM kararlarını hiçe sayılan sözde devlet başkanlığı seçimi

Esed rejiminin meşruiyet aradığı göstermelik seçimler, BMGK kararlarını da hiçe sayıyor.

BMGK’nın, aralık 2015’te kabul ettiği 2254 sayılı kararda, “Cenevre süreci” olarak adlandırılan görüşmelerin gündemi ve yol haritası belirlendi.

Buna göre, bir geçiş yönetimi kurulması, anayasanın yeniden yapımı ve seçimlerin düzenlenmesi öngörülüyor. Ancak rejim, geçiş yönetimi kurulmasına yanaşmazken Anayasa Komitesi çalışmalarının başlamasına da yıllardır engel çıkartıyor.

2011 öncesi nüfusu 22-23 milyon civarındaki Suriye’de, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) verilerine göre 6,6 milyon Suriyeli ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisine (OCHA) göre, 6 milyon 702 bin kişi ise ülke içinde yerinden edildi.

Muhabir: Mehmet Burak Karacaoğlu