Esed rejiminin Akdeniz'de petrol arama girişimi Lübnanlı siyasetçileri harekete geçirdi

Suriye’deki Beşşar Esed rejiminin, Akdeniz’de petrol arama faaliyetleri için Rus enerji şirketleriyle yaptığı anlaşma üzerine harekete geçen Lübnanlı siyasiler, iki ülke arasındaki deniz sınırlarının belirlenmesini talep ediyor.

Esed rejiminin, Akdeniz’de Lübnan kara sularını da kapsayan bloklarda petrol arama çalışmaları için Rus enerji şirketlerini yetkilendirmesi adımının ardından bugün Lübnan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Zeyne Aker ile Dışişleri Bakanı Şerbil Vehbe bir toplantı yaptı.

Toplantının ardından Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Aker ve Vehbe’nin görüşmesinde ülkenin kuzey ve güney deniz sınırlarına ilişkin gelişmelerin ele alındığı belirtildi.

Görüşmenin Lübnan haklarını korumak için yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, bu bağlamdaki gelişmeleri takip etme konusunda iki bakanın mutabık kaldığı ifade edildi.

Lübnan Güçleri Partisi’nden Rus şirketin uyarılması çağrısı

Hristiyan Lübnan Güçleri Partisi Genel Başkanı Semir Caca da başkent Beyrut’ta düzenlediği basın toplantısında, mevcut haritalarda Lübnan-Suriye deniz sınırlarının iç içe gösterildiğini söyledi.

Esed rejiminin, Lübnan’ın 2014 yılında bölgede petrol ve gaz arama çalışmalarını başlatma önerisine karşı çıktığını hatırlatan Caca, şöyle devam etti:

“Lübnan hükümeti, 2017’de sınır konusunda görüş birliği sağlamak amacıyla Esed hükümetine bir yazı gönderdi ancak herhangi bir yanıt gelmedi. İki gün önce ise Esed hükümetinin, Suriye’nin (tek taraflı) belirlediği sınırlarda petrol ve gaz arama çalışmaları için Rus firmasını yetkilendirdiği sürpriziyle karşılaştık.”

Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Başbakan Hassan Diyab’ın yanı sıra ülkedeki siyasi güçleri, petrol arama çalışmalarının yapılacağı Suriye deniz blokunun Lübnan sınırıyla iç içe olduğu konusunda Rus enerji şirketini uyarmaya çağıran Caca, tıpkı İsrail’le yaptıkları gibi Suriye ile de deniz sınırını belirlemek için teknik görüşmelere gitmeleri gerektiğine işaret etti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin de konuya dair yazılı bir notla bilgilendirilmesi çağrısında bulunan Caca, Esed rejiminin dostça yaklaşımlara yanaşmaması durumunda Uluslararası Tahkim Mahkemesine başvurulabileceğine vurgu yaptı.

Hristiyan Özgür Yurtsever Hareketi Genel Başkanı Cibran Basil ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Enerji Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulunduğu 2010-2017 yıllarında Lübnan-Suriye deniz sınırı sorunlarının çözümü için iki ülkenin yetkili makamlarına 20’den fazla yazı gönderdiğini ancak herhangi bir cevap almadığını aktardı.

Basil, iki ülke arasındaki deniz sınırının iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Esed rejiminin resmi yayın organlarından “Al-Savra” gazetesi, Petrol ve Maden Kaynakları Bakanlığının, Rus petrol arama firmaları Capital Limited ve East Med Amrit ile anlaşma imzaladığını duyurmuştu.

Al-Savra’nın 16 Mart tarihli haberinde, anlaşmanın “25+5 yıl şeklinde yapıldığı, 48 aylık bir keşif çalışmasının planlandığı, gerek duyulması halinde sürenin 36 ay daha uzatılabileceği, petrol veya doğal gaz bulunması durumda da paylaşımın üretilen miktara göre yapılacağı” bilgileri yer almıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BEYRUT (AA) – Cumhurbaşkanı Avn, Beyrut Limanı’nda meydana gelen şiddetli patlamaya tepki eylemlerinin ardından 10 Ağustos 2020’de istifa eden Hassan Diyab hükümetinin yerine yeni kabineyi oluşturacak ismin belirlenmesi için Meclisteki siyasi gruplarla yürüttüğü istişare görüşmelerini tamamladı.

İstişare görüşmelerinin ardından Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Mikati’nin yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmek üzere Baabda Sarayı’na çağrıldığı aktarıldı.

Lübnan’da 2005-2011 yıllarında başbakanlık yapan iş adamı ve Milletvekili Mikati, Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki görüşmelere katılan 115 üyeden 72’nin oyunu aldı. Geriye kalan milletvekillerinin 42’si çekimser kalırken, bir vekil de Nevaf Selam için oy kullandı.

Mikati, Baabda Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Avn ile görüştükten sonra düzenlediği basın toplantısında, yeni hükümeti kurma görevinin kendisine verildiğini duyurdu.

Kendi başına zorlukların üstesinden gelmeyi başaramayacağını ve halktan güven talep ettiğini söyleyen Mikati, “Yangın ancak herkesin iş birliği ile söndürülür. Dışarıdan gerekli garantilere sahip olmasaydım bu yönde bir adım atmazdım.” dedi.​​​​​​​

Mikati, Cumhurbaşkanı ile iş birliği halinde Fransa’nın girişimi doğrultusunda yeni hükümeti kuracaklarını ifade etti.

Mikati kimdir?

Lübnan’ın kuzeyindeki Trablusşam kentinde 1955 yılında Sünni Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mikati, Beyrut Amerikan Üniversitesi mezunu ve ülkedeki önemli siyasi isimler arasında yer alıyor.

Saygın bir iş adamı olarak tanınan Mikati’nin medya, telekomünikasyon başta olmak üzere birçok alanda yatırımları bulunuyor. Lübnan’da 1990’lı yıllardan itibaren farklı hükümetlerde bakan olarak görev alan ve 2005-2011 yıllarında da başbakanlık görevini yürüten Mikati, 2009’dan bu yana Trablusşam’dan milletvekili olarak parlamentoda yer alıyor.

Edib ve Hariri’nin çabaları sonuç vermemişti

Başbakan Diyab’ın istifasından birkaç hafta sonra geçen yıl yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Lübnan’ın Berlin Büyükelçisi Mustafa Edib, 26 Eylül 2020’de, “Hükümeti kurma görevini aldığım sıradaki mutabakat artık yok.” diyerek görevi iade etmişti.

Edib’in sunduğu kabine üzerinde anlaşamayan Müslüman ve Hristiyan siyasi gruplar, 22 Ekim 2020’de hükümeti kurmakla görevlendirilen Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad el-Hariri’nin yaklaşık 9 ay süren çabaları neticesinde teknokratlardan oluşacak yeni bir hükümetin kurulmasına da imkan tanımamıştı.

Son olarak 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Avn ile bir araya gelen Hariri, görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında, “Cumhurbaşkanı ile anlaşamadığı için hükümeti kurma görevini iade ettiğini” duyurmuştu.

Görevi iade ettiği sırada yeni hükümeti kurmakla görevlendirilecek hiçbir isme destek vermeyeceğini açıklayan Hariri, bu sabah Cumhurbaşkanı Avn ile görüştükten sonra Mikati’ye desteğini açıklayan ilk isim oldu.

Lübnan’daki ekonomik ve siyasi durum

Farklı din ve mezheplere dayalı siyasi bölünmeler açısından oldukça kırılgan bir yapıya sahip Lübnan’da, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik kriz yaşanıyor.

Beyrut Limanı’nda Ağustos 2020’de meydana gelen büyük patlama, Lübnan’daki ekonomik sıkıntıları artırdı ve yeni bir hükümet krizi doğurdu.

Başbakan Hassan Diyab hükümeti, patlama sonrası gelen tepkiler üzerine 10 Ağustos 2020’de istifa etti ancak siyasi gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle ülkede yaklaşık bir yıldır yeni hükümet kurulamadı.

Siyasi güçler ve yöneticileri ülkedeki ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır iktidarı paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

BEYRUT (AA) – Saad el-Hariri, başkent Beyrut’un doğusundaki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Avn ile yaptığı ikili görüşmenin ardından kısa bir basın toplantısı düzenledi.

Hem Fransa’nın geçen yıl başlattığı girişime hem de Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri’nin girişimine bağlı olarak hükümetinde yer alacak 24 teknokrattan oluşan listeyi Avn ile paylaştığını belirten Hariri, “Bana göre bu hükümet, ülkedeki çöküşü durdurmaya kadirdir.” dedi.

Hariri, Cumhurbaşkanı Avn’ın yarın kendisine yapıcı bir cevap vermesi temennisinde bulundu.

Lübnan’daki hükümet krizi ve Fransız girişimi

Lübnan hükümeti, 4 Ağustos 2020’de Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamanın ardından tepkiler üzerine istifa etmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 6 Ağustos ve 1 Eylül 2020’de Lübnan’ı ziyaret etmiş ve teknokratlardan oluşacak hükümetin kurulması için girişimde bulunmuştu.

Ancak ülkedeki mezhep eksenli siyasi güçlerin bakanlık paylaşımında yaşadıkları anlaşmazlıklar nedeniyle hükümet kurma çalışmalarında aylardır ilerleme kaydedilmezken, Fransa’nın girişiminden de bir sonuç elde edilememişti.

Hariri, Aralık 2020’de, 18 bakanlık teknokratlar listesini Cumhurbaşkanı Avn’a sunmuştu. Avn ise Hariri’nin, özellikle Hıristiyan bakanların belirlenmesinde tek başına hareket ederek, Cumhurbaşkanlığı ile anlaşmaksızın hareket etmesine itiraz etmişti.

Meclis Başkanı Berri, daha sonra teknokratlardan oluşan kabine listesinin 18’den 24’e çıkarılması için bir girişimde bulunmuştu.

Siyasi güçler ve yöneticileri ülkedeki ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır iktidarı paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.