“Eşekli Kütüphaneci”den esinlenen hayırsever, eşekle getirdiği kitapları çocuklara dağıttı

BURDUR (AA) – Eşek sırtında götürdüğü kitaplarla köylerde okuma alışkanlığını aşılayan ve bu özelliğiyle "Eşekli kütüphaneci" olarak bilinen Mustafa Güzelgöz'ü örnek alan bir hayırsever, aynı yöntemle taşıdığı kitap ve kırtasiye malzemelerini Burdur'un Bucak ilçesindeki köy okullarında dağıttı.

Almanya'da yaşayan 57 yaşındaki gurbetçi Ersin Bilge, "Karakaçan" ismini verdiği eşeğinin sırtındaki heybelere doldurduğu kitap ve kırtasiye malzemeleri ile Bucak'taki köy okullarına geldi.

İlk olarak Susuz Köy İlkokuluna giden Bilge, getirdiği hediyeleri öğrencilere dağıttı.

Kendileri için getirilen kitap ve kırtasiye malzemeleri eşek sırtında görüp şaşıran çocuklar, aldıkları hediyelerle sevinç yaşadı.

İlçede iki gün kalıp, 8 köy okulunda yaklaşık 600 öğrenciye kitap ve kırtasiye malzemesi dağıtmayı planladığını ifade eden Bilge, çevresinde "Eşekle gelen Dostoyevski ve çocukların bilge amcası" olarak tanındığını dile getirdi.

Köy çocuklarına eşek sırtında getirdiği kitapları dağıtarak çocukluk hayalini yaşattığını dile getiren Bilge, "Tek hayalim, bu ülkenin çocukları bilimde, teknolojide, sanatta örnek olmalarıdır. Ülkemizin kalkınması için her bir çocuğumuzun üzerine sorumluluk düşüyor, onların gelişimine bir nebze olsun katkı sağlamak istiyorum. Çocukların ilgisini daha çok çekmek ve hafızalarında unutulmayacak bir anı bırakmak için kitapları okullara eşekle götürüyorum." diye konuştu.

Aslen Erzincanlı olduğunu aktaran Bilge, geçen yıl da memleketinde ve Ardahan'daki köy okullarında da yine eşek sırtında götürdüğü kitap ve kırtasiye malzemelerini dağıttığını ifade etti.

Çocukluğunun yokluk içinde geçtiğini belirten Bilge, "Ülkem için bir şeyler yapmak istiyorum. Bir farkındalık oluşturmak istedim. Geçtiğimiz yıl başlattığım bu iyilik hareketini devam ettiriyorum." dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURDUR(AA) – Karamanlı Ovası’nda 1190 hektar büyüklüğündeki tatlı su gölü olan ve uluslararası sulak alanlar listesinde yer alan göl, 1985’te yaban hayatı koruma alanı ilan edildi.

Göçmen kuşlar için önemli besin ve yumurtlama alanı olan, tatlı su balıkçılığı ve sulamayla bölgeye ekonomik gelir sağlayan göl, son yıllarda yeterli yağışın düşmemesi, yer altı sularının çekilmesi ve iklim değişikliğinin etkisiyle yaşanan kuraklıktan etkilendi.

Geçen yıl suyunun büyük bölümü azalan Karataş Gölü, bu sene ise tamamen kurudu. Suların çekilmesiyle gölün ortasında kalan birkaç balıkçı teknesi ile göl tabanındaki çamurda besin bulmaya çalışan göçmen kuşlar, Anadolu Ajansı ekibince havadan görüntülendi.

“Tek beklentimiz kışın yağışların bol olması”

Karamanlı Belediye Başkanı Fatih Selimoğlu, AA muhabirine, dünya ve Türkiye genelinde kuraklığın her geçen gün etkisini artırdığını söyledi.

Bölgedeki yer altı su kullanımının da gölleri etkilediğini ifade eden Selimoğlu, “Bu sene istenen yağış da olmayınca her yerde kuraklık oldu. Göller bölgesi denilen Burdur’umuz maalesef bu gidişle çöller yöresi olarak anılacak. İnşallah yeniden göllerimiz sularla dolar ve hepimiz mutlu oluruz. Kuraklık tarımsal faaliyetleri de etkiliyor, tek beklentimiz kışın yağışların bol olması.” diye konuştu.

Selimoğlu, Karataş Gölü’nde 122 kuş türünün görüldüğünü belirterek, gölün suyla dolup eski günlerine dönmesini diledi.

Karataş Gölü Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Salih Kutlu da her yıl gölde ortalama 5 ton sazan, 5-6 ton kerevit (tatlı su ıstakozu) ve birkaç ton da havuz balığının avlandığını aktardı.

Bu yıl gölde balıkçılık yapamadıklarını anlatan Kutlu, şöyle konuştu:

“Gölde bu yıl kayıklarımız yüzemedi. İki teknemiz gölün içinde karaya oturdu. Bu göl sadece balıkçılık için değil, bölgede sulama için de önemli bir kaynaktı. Yetkililerden talebimiz, gölün sulama kapasitesi bittiği anda suyu kesmeleridir. Vatandaşlardan da su tasarrufuna önem vermelerini talep ediyoruz. Türkiye’nin her tarafını kuraklık etkiledi. Su tasarrufu için ne gerekiyorsa onu yapmamız gerekiyor. Şu anda gölümüz bitik durumda, hava şartları da kurak gidince gölü kaybettik.”

“Kuşlar için bir cennetti burası”

Gölde yaklaşık 30 yıldır balıkçılık yapan Enver Yüksel de (45) gölü görünce çok üzüldüğünü söyledi.

Suların çekilmesi nedeniyle bir yıldır göle kayığını getirmediğini belirten Yüksel, “Buraya binlerce kuş geliyordu, kazların yumurtlama alanıydı. Kuşlar için bir cennetti burası. Durum ortada, göl kurudu. Ortasında küçük küçük su öbekleri kaldı, onlar da birkaç haftaya yok olur. Buranın balığı da çok ünlüydü.” dedi.

BURDUR (AA) – Antalya gibi kıyı kesimlerde yaptıkları seracılığı 2000’li yıllarda 1400 rakımlı beldelerine taşıyan Söğütlü üreticiler, beldede 8 bin dekarlık sera alanında yılda yaklaşık 120 bin ton örtü altı domates üretiyor.

Antalya ve Fethiye kara yolu kavşak noktasında bulunan belde, domates sezonunda aldığı mevsimsel işçi sayısıyla nüfusunu 3’e katlıyor. Beldede gece gündüz arasındaki sıcaklık farkının fazla olmasından dolayı raf ömrü uzun, dayanıklı, aroması ve lezzetiyle öne çıkan yayla domatesi, yurt içi ve yurt dışı pazarda ilgi görüyor.

Yaklaşık 4 ay süren hasat döneminde taleplere yetişemeyen Söğütlü çiftçinin ürettiği domatesin büyük bölümü Rusya ile Balkan ve Arap ülkelerine ihraç ediliyor.

İhracat her geçen yıl artıyor

Söğüt Örtüaltı Sebze Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Cengiz Gencer, AA muhabirine, Burdur bölgesinin en büyük haline sahip olduklarını, halde faaliyet gösteren 45-46 firmanın yüklü miktarda ihracat yaptığını söyledi.

İhracatın bu yıl geçen yıla nazaran 3 kat daha fazla olduğuna dikkati çeken Gencer, dış piyasadaki tüketicinin de Söğüt domatesinin lezzetine alıştığını kaydetti.

Söğüt domatesinin coğrafi işaret tescil belgesini almak için belediyenin çalışma başlattığına değinen Gencer, Edirne’den Kars’a tüm Türkiye’de söğüt domatesinin talep gördüğünü bildirdi.

Gencer, üreticiler birliği olarak da ürünün marka değerini artırmaya çalıştıklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Domatesimiz bambus arısıyla dölleniyor, hormonsuz, doğal ve organik yetiştiriyoruz. Kesinlikle meyveye geçen, kimyasal, ruhsatsız ilaç kullanmıyoruz. Sadece Tarım ve Orman Bakanlığının izin verdiği, domates fidesini hastalıktan koruyan, ağacı sağlıklı tutan ilaç kullanıyoruz. Geçmiş dönemlere göre maliyetlerimiz de oldukça çok arttı ancak yetkililere teşekkür ediyoruz. İhracatın önünün açılmasıyla çiftçimizin yüzü gülmeye başladı. Domatesin piyasası şu anda kilogramı 4 lira. Kaliteyi bozmamaya çalışıyoruz. Tüketiciler gönül rahatlığıyla Söğüt domatesini yiyebilirler.”

“Talep çok yoğun, siparişlere yetişemiyoruz”

İhracatçı Süleyman Sülekoğlu da Söğüt beldesinden 8-10 ülkeye domates ihraç ettiklerini belirterek, “Şu anda talep gayet iyi, bir şikayetimiz yok. Ekimin 20’sine kadar ihracatımız sürecek. Ukrayna, Moldova, Yunanistan, Kosova, Bosna Hersek, Bulgaristan gibi birçok ülkeye domates gönderiyoruz. Söğüt domatesinin kalitesi ihracatçıları buraya çekiyor. Talep çok yoğun, siparişlere yetişemiyoruz. Üretimin yarısından fazlasını ihraç ediyoruz.” bilgisini veridi.

Tüccar Volkan Yıldız, Söğüt domatesinin kalitesinden memnun olduklarını, üreticilerin ürününü zamanında topladıktan sonra ihracatta sorun yaşanmayacağını söyledi.

40 yıldır çiftçilikle uğraşan Mustafa Öztürk ise “Yaylaların yaylası Söğüt’te domatesimizin tadı ve aroması bir başka oluyor. Seranın içinde gündüz 35 derece, gece ise 5 derece sıcaklık var. Bu sıcaklık farkı domatesimize dayanıklılık ve aroma veriyor. İhracat olunca bizim de yüzümüz gülmeye başladı.” dedi.