EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi'nde “izsiz tiroit” ameliyatı

İZMİR (AA) – Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalında, 17 yaşındaki bir hastaya, "izsiz tiroit" ameliyatı yapıldı.

EÜ'den yapılan yazılı açıklamaya göre, tiroit bezinde nodül gelişmesi nedeniyle kendilerine başvuran hasta, EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Emre Divarcı ve ekibi tarafından ameliyat edildi.

İzsiz gerçekleştirilen ameliyatta uygulanan cerrahi yöntemin, Türkiye'de ilk kez bir çocuk hastaya uygulandığı belirtildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Emre Divarcı, nodülün boyutları ve hastanın özelliklerinin bu ameliyat için uygun olduğunu tespit ettiklerini belirterek "Tiroit ameliyatlarında boyunda bir kesi yapılarak tiroit bölgesine ulaşılabilmektedir. Bu da boyunda estetik olarak rahatsızlık veren, belirgin bir iz kalmasına neden olmaktadır. İzsiz tiroidektomi ameliyatında ise alt dudağın iç kısmından 5-10 milimetrelik kesiler yaparak tiroit cerrahisi uygulayabiliyoruz. Bu yöntem, endoskopik aletlerle ilerlenerek boyuna ulaşıp dışarıdan gözükmeyecek şekilde tiroit ameliyatı yapabilme imkanı sağlamaktadır. Bu sayede de dışarıdan bakıldığında herhangi bir iz görülmemekte ve izle ilgili kaygılar ortadan kalkmış olmaktadır." ifadelerini kullandı.

Yöntemin erişkinlerde yaygınlaşmaya başladığını belirten Doç.Dr. Divarcı, şunları kaydetti:

"Bu ameliyat uygun hastalarda yapılabilecek bir yöntem. Dünyada erişkinlerde uygulanmaya başladı ve daha da yaygınlaşmakta. Ülkemizde ilk defa EÜ Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özer Makay ve ekibi tarafından yetişkinlerde uygulandı ve halen uygulanmaya devam ediyor. Bizim ameliyatımıza da verdikleri destekten dolayı Prof. Dr. Özer Makay ve ekibine özellikle teşekkür ederiz. Biz de bu ameliyatı çocuklarda ülkemizde ilk defa EÜ Çocuk Cerrahi Anabilim Dalı olarak uygulamış olduk. Bu ameliyat, aynı zamanda dünyada çocuk cerrahisi merkezlerinde uygulanan ilk izsiz tiroit ameliyatı oldu. İzsiz tiroidektomi, tiroit ameliyatı olması gereken çocuk ve ergenlerde de önemli bir cerrahi seçenek olacak. Ege Üniversitesi Çocuk Cerrahi Anabilim Dalı olarak ülkemizde bu işin öncüsü olmaya çalışacağız."

Hastanın babası Durmuş Şeker ise "Doktorumuz, bize yeni bir yöntemle iz kalmadan ameliyatı gerçekleştirebileceğini söylediğinde aile olarak çok mutlu olduk. Oğlumun boynunda iz kalmadan öğrenimine devam etmesi, hem onun için hem de bizim için çok sevindirici bir durum oldu." değerlendirmesini yaptı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

EDİRNE(AA) – Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre İlker, “3. Uluslararası Tarım, Biyoloji ve Yaşam Bilimleri Konferansı” için geldiği Edirne’de AA muhabirine, küresel iklim değişikliğinin tarımsal üretimde ciddi bir stres faktörü olduğunu söyledi.

Kuraklık ve aşırı sıcakların tüm dünyada etkisini gösterdiğini anlatan İlker, “İlk başta tabii ki strese dayanıklı bitkiler geliştirmemiz gerekiyor. Kuraklık ve sıcaklık stresiyle beraber bunun yanında hastalık ve zararlı stresi de çok ciddi baskı altına almakta kültür çeşitlerimizi. Bunlara alternatif çeşitler geliştirmek zorundayız.” dedi.

İlker, değişen mevsim koşulları karşısında yeni yöntemler geliştirilmesi ve modern sulama sistemleriyle su tasarrufu sağlanmasının sürdürülebilir tarım için önemli olduğunu vurguladı. Yazlık ekilen yağ bitkilerinin kuraklık ve aşırı sıcaklardan etkilediğini ifade eden İlker, kış aylarındaki doğal yağışlardan faydalanabilecek kışlık yağ bitkileri ekilmesi tavsiyesinde bulundu. Prof. Dr. İlker, şunları kaydetti:

“Ağırlıklı olarak yazın sulama desteğiyle ürettiğimiz yağ bitkilerine alternatif olarak kışlık yağ bitkilerini ekmeliyiz. Bu anlamda kışlık yağ bitkileri çok önemli. Doğal yağış koşullarıyla ürün elde edebilmemiz için kışlık yağlı bitki üretimini artırmalıyız. Örnek olarak aspiri verebiliriz. Aspir, Anadolu’nun orijinal yağ bitkisidir. Yine kanola uygun bir yağ bitkisi. Ketencik bitkisi de olabilir. Bunun üzerine doktora öğrencimle birlikte bir çalışma yapıyoruz. Ülkemizde farklı coğrafyalara uygun kışlık yağ bitkileri söz konusu. Örneğin soya yazlık bir yağ bitkisidir ve ciddi anlamda suya ihtiyacı vardır. Bu anlamda ülkemizin kuzey bölgelerinde daha çok ekilmesini tercih ediyorum. İç bölgelerde ve Ege’nin daha kurak bölgelerinde ise kışlık yağ bitkileri olan aspir, kolza, ketencik gibi bitkilere ağırlık vermemiz gerekecek.”

İZMİR(AA) – Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı, AA muhabirine, hemofilinin kanın pıhtılaşmamasından kaynaklanan ve hayat boyu devam eden bir gen hastalığı olduğunu söyledi.

Ege Üniversitesinin 30 yıldan bu yana bünyesinde kurulan merkeziyle gen hastalıkları konusunda önemli çalışmalar yaptığını aktaran Kavaklı, “Geçen yıl uluslararası ilaç firmasının Hemofili B hastaları için geliştirdiği ve kanın pıhtılaşmasını sağlayan gen tedavisini 4 hastamıza uygulamıştık. Bu bilimsel çalışmamız başarılı sonuçlar verdi. Bu yıl da ABD’deki üniversitelerle birlikte Hemofili A hastalarına yönelik faz 3 çalışması kapsamında Türkiye’de 8 hastaya gen tedavisi uyguladık.” dedi.

Kavaklı, bebekliklerinden bu yana takip ettikleri 20 hasta üzerinde tarama yaptıklarını, gen tedavisi için 8 hastanın uygun olduğunu belirlediklerini aktardı.

Hemofili A hastalarına içinde “faktör 8 geni” bulunan virüsün enjekte edildiğini dile getiren Kavaklı, şu bilgileri verdi:

“Hastalarımıza başarılı bir şekilde gen tedavisi uyguladık. Hastanın kilosuna göre damar yoluyla 4 saat boyunca hastamıza veriyoruz. Hastamız bir gün boyunca hastanede kalıyor. Bu tedavi hastalara bir kez uygulanıyor. Uyguladığımız gen tedavisiyle kişilerin genlerini değiştiriyoruz, kalıcı iyileşme sağlıyoruz. Yaşları 18-25 yaşında değişen hastalarımız 2 aydır ilaç kullanmıyorlar. Hastalarımız bundan önce haftada 3 kez faktör denilen ilaçları kullanmak zorundaydı. Gen tedavisini düzenledikten sonra damar yoluyla ilaç kullanma gereksinimleri kalmadı. İşlerine ve hayatlarına devam ediyorlar. Evde hasta olarak yatmıyorlar.”

Çalışmalarda tedavinin herhangi bir yan etkisinin tespit edilmediğini bildiren Prof. Dr. Kavaklı, yöntemin ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından onay almasının ardından dünya genelindeki yaklaşık 5 bin Hemofili A hastasına uygulanabilir duruma geleceğini ifade etti.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ise Prof. Dr. Kaan Kavaklı ve ekibinin geçen yıl da bir ilke imza atarak Hemofili B hastalığı için gen tedavisine yönelik uluslararası projenin bir parçası olduğunu, bu yıl projenin bir adım ileriye taşındığını kaydetti.