“Evde kal” çağrısına yurt genelinde uyuluyor

KONYA (AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere yurt genelinde "Evde Kal Türkiye" çağrısına büyük oranda uyuluyor.

İstanbul'da, Kovid-19 önlemleri kapsamında yapılan uyarıları dikkate alan vatandaşların dışarı çıkmaması sonrası büyük bir sessizlik hakim oldu.

Yerli ve yabancı turistlerce ziyaret edilen tarihi ve turistik mekanlarda, uyarıları dikkate alan ve tedbirlere uyan vatandaşların dışarı çıkmaması nedeniyle sakin günler yaşanıyor.

Eminönü Meydanı ve sahili, Sarayburnu sahili, Yeni Cami civarı, Ayasofya önü, Sultanahmet Meydanı ve Topkapı Sarayı girişlerinin de sakin olduğu gözlendi.

Galata Köprüsü'nde bugün balık tutan kimse görülmezken, Aksaray Metro İstasyonu çevresi, alınan tedbirler kapsamında boş kaldı.

Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi ile Galata Kulesi ve çevresinde de sakin bir gün yaşandı.

Öte yandan uyarıları dikkate almayan az sayıda vatandaşın sokağa çıktığı da görüldü.

– Ankara

Başkent Ankara'da kent meydanlarında hafta sonuna göre hareketlilik yaşandı. Cumartesi ve pazar gününün trafik ve vatandaş yoğunluğu açısından sakin geçtiği Kızılay, Ulus, Sıhhiye ve Tandoğan meydanlarında bugün hareketlilik vardı.

Koronavirüs tedbirleri uygulanmaya başlanmadan önceki döneme göre sakin olduğu gözlemlenen meydanlarda, hafta sonuna kıyasla hareketlilik yaşandığı görüldü.

Yaya ve araç trafiğinin hafta sonuna oranla arttığı başkentte polis, vatandaşları mecbur kalmadıkça sokağa çıkmamaları konusunda sık sık uyarıyor.

– Ege haftaya sakin başladı

Ege Bölgesi'ndeki illerde, Kovid-19 salgını nedeniyle süren "Evde kal" kampanyasının etkisiyle sokak ve meydanlar haftanın ilk gününde de boş kaldı. İzmir'de kentin en işlek yerlerinden Konak Meydanı ve Kordon ile sokaklarda yoğunluk gözlemlenmezken, alanların sakin olduğu görüldü.

Denizli'de park ve bahçeler dolmadı, vatandaşların zorunlu olmadıkça dışarı çıkmadıkları gözlemlendi. Manisa'da en işlek caddelerde sakinlik hakim geldi, polis ekipleri de vatandaşlara evde kalmaları için uyarıda bulundu.

Muğla'nın turizm merkezleri Marmaris, Bodrum ve Fethiye ilçelerinin genelde yoğun olan meydanları, sahil ve yürüyüş yolları da "Evde kal" çağrısıyla sessizliğe büründü.

Uşak ve Afyonkarahisar'da da vatandaşların ikazlara uyup evde kaldığı görüldü.

– Marmara'da sakin günler yaşanıyor

Bursa'nın Kent Meydanı, Atatürk Caddesi, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı, Çekirge Meydanı gibi eskiden işlek olan bölgelerinde yaya ve araç hareketliliğinin çok az olması dikkati çekti.

Balıkesir'de Milli Kuvvetler ve Anafartalar Caddesi ile Ali Hikmet Paşa Meydanı başta olmak üzere az sayıda aracın trafikte seyrettiği görüldü.

Kocaeli'de, tarihi Fevziye Camisi ve Kent Meydanı ile en yoğun yaya güzergahını oluşturan "Yürüyüş Yolu" ve Fethiye Caddesi, sakin günlerini yaşıyor.

– Trakya, hafta sonuna kıyasla hareketli

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı tedbirlerin alındığı ve sosyal mesafelendirme önlemlerinin uygulandığı Trakya'da cumartesi ve pazarı evlerinde geçiren Edirnelilerden bir kısmının bugün "Evde kal" çağrısına uymadığı gözlendi.

Kentin ticaretinin yoğunlaştığı, bankaların bulunduğu Saraçlar, Çilingirler, Talatpaşa caddeleri ile Selimiye Cami ve civarında hafta sonuna kıyasla insan hareketliliği göze çarptı.

Güneşli bir havaya uyanan Kırklareli ve Tekirdağlılar da kent merkezlerinde ve çarşılarda yoğunluk oluşturdu.

Her üç kentte de polis, ring halinde, ekip otolarından vatandaşlara zaruri olmadıkça evlerinden çıkmamaları çağrısında bulunuyor.

– Karadeniz haftaya "Evde" başladı

Trabzon'da Kovid-19 tedbirleri kapsamında, "Evde Kal" çağrısına uyulması ve 65 yaş ile üstündekilere getirilen sokağa çıkma kısıtlaması sonucu, normalde yoğunluğun yaşandığı 15 Temmuz Şehitler ve Hürriyet Parkı ve Atatürk alanı boş kaldı. Cadde ve sokaklara çıkan az sayıdaki vatandaş da maske ve eldiven kullanıyor.

Samsun'da ise Samsun Cumhuriyet Meydanı, Atatürk Anıtı ve kentin işlek caddelerinde sakinlik yaşanıyor. 19 Mayıs Bulvarı ile İstiklal Caddesi'nin kesiştiği kavşakta az sayıda araç ve vatandaş bulunuyor.

Ordu'da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı, Köprübaşı Meydanı ve araç trafiğine kapalı olan Süleyman Felek Caddesi, sakin bir gün geçirdi.

– Akdeniz'de sahiller boş kaldı

Antalya'da, dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili, turistlerin eskiden yoğunluk oluşturduğu Cumhuriyet Meydanı, Işıklar ve Kazım Özalp caddeleri en sakin günlerini yaşıyor.

Mersin'de de günün her saati yoğunluk yaşanan sahil bandındaki Adnan Menderes Bulvarı'na tedbirlerin ardından sakinlik hakim oldu. Sahil kordonu ile Mersin İdmanyurdu, Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe meydanları da boş kaldı.

Hatay'ın en işlek caddesi Atatürk Caddesi ile en kalabalık meydanı Cumhuriyet Meydanı'nın, normal günlere göre sakin olduğu gözlendi.

İskenderun ilçesinde emniyet güçlerinin aldığı önlemler kapsamında Atatürk Anıt Alanı ile sahil kordonunun boş olduğu görüldü.

Adana'da, kentin işlek noktalarından Uğur Mumcu ve 5 Ocak meydanları ile Ziyapaşa Bulvarı ve Atatürk Parkı gibi insan hareketliliğinin olduğu bölgelerde eski yoğunluğun olmadığı gözlendi.

– Diyarbakır, Gaziantep ve Şanlıurfalılar çağrıya uymaya devam ediyor

Diyarbakır'da merkez Kayapınar, Yenişehir, Bağlar ve tarihi Sur ilçelerine bağlı caddelerde sessizlik hakim.

Bazı esnafın iş yerini açtığı, onun dışında vatandaşların sokağa çıkmama uyarısını dikkate aldığı, kentin en işlek bölgelerinden Dağkapı Meydanı'nda ise az sayıda vatandaşın olduğu görüldü.

Gaziantep'te kentin en işlek caddelerinde sessizlik yaşanıyor. Güvenlik ve zabıta ekipleri, insanları evde kalmaları konusunda uyarıyor.

Şanlıurfa'da önemli turizm merkezi olan tarihi Balıklıgöl yerleşkesindeki sakinlik sürüyor. Kent genelinde polis ve diğer görevliler cadde ve sokaklarda vatandaşları ikaz çalışmalarına devam ediyor.

– İç Anadolu da en sakin günlerini yaşıyor, vatandaşlar tedbirli davranıyor

Konya'da yılın her dönemi yoğun ziyaretçi alan Mevlana Meydanı'nın yanı sıra Alaaddin Bulvarı, Zafer Meydanı, Kılıçarslan Şehir Meydanı, Kültür Park ile Otogar ve Kule Kavşağı'na sessizlik hakim oldu.

Karaman'da Aktekke 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nın yanı sıra İsmet Paşa Caddesi, 1'inci ve 2'nci İstasyon caddeleri sessizliğe bürünürken, Aksaray'da da şehir merkezindeki meydanlar boş kaldı.

Kayseri'de, "Evde Kal Türkiye" çağrısına uyan vatandaşlar işlek caddeleri boş bıraktı. Her gün çok sayıda vatandaşı ağırlayan Cumhuriyet Meydanı, Millet Caddesi, Sivas Caddesi, İnönü Bulvarı ve Mimarsinan Parkı gibi alanlar en sakin günlerini yaşıyor.

Eskişehir'de de kent merkezinde yer alan Doktorlar, İki Eylül Caddesi ve Adalar mevkilerinde vatandaşların evlerinden çıkmadığı gözlendi.

– Doğu Anadolu'da "koronavirüs sessizliği" sürüyor

Doğu Anadolu Bölgesindeki Erzurum, Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı ve Tunceli'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınını önleme çalışmaları kapsamında yapılan "Evde kal Türkiye" çağrısına uyan vatandaşlar cadde ve meydanları boş bıraktı.

Erzurum'da kentin en işlek yerlerinden Havuzbaşı, Yakutiye Kent Meydanı, Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami ve AVM ile kafelerin yoğun olduğu Terminal Caddesi gibi yoğunluğun yaşandığı yerlerde sessizlik hakim oldu.

Ardahan Kongre'de de sessizliğin hakim olduğu, zorunlu olmadıkça vatandaşların evlerinden çıkmadığı görüldü. Kent merkezindeki Milli Egemenlik Parkı ile tarihi Ardahan Köprüsü başta olmak üzere birçok nokta boş kaldı.

Iğdır'da Zübeyde Hanım Bulvarı, Atatürk Caddesi ve Tansu Çiller Caddesi de sakinlik yaşanan yerlerden oldu.

Ağrı'da tedbirlere uyan vatandaşlar, normal zamanda en işlek caddeler olan Cumhuriyet, Eski Van ve Erzurum caddelerini boş bıraktı, Ağrı-İran Karayolu üzerindeki trafiğin de sakinleştiği gözlendi.

Kars'ta Faik Bey ve Kazım Paşa Caddeleri, Tarihi Kars Kalesi civarı boş kaldı.

Van'da kentin en işlek caddelerinden Cumhuriyet, Kazım Karabekir ve İskele ile Beşyol Meydanı, vatandaşların tedbirli davranmaları sonucu rağbet görmedi.

İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, helikopterle denetledikleri sahil bandı ve göl kıyılarında anons yaparak vatandaşların evlerinde kalması uyarısını yaptı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İzmir’de yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalanan 45 yaşındaki Ferit Zorer, aşı yaptırmamanın pişmanlığını yaşıyor.

Urla ilçesinde müteahhitlik yapan Ferit Zorer ile eşi Handan Zorer’in 10 gün önce yaşadıkları sağlık sorunlarının ardından yapılan Kovid-19 testleri pozitif çıktı.

Tek doz aşı olan Handan Zorer, evdeki karantina sürecini eşine göre daha rahat geçirdi. Bir süre sonra solunum güçlüğü çekmeye başlayan Ferit Zorer ise Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesine kaldırıldı.

Kovid-19 servisine alınan Zorer, yoğun oksijen tedavisi ve sağlık çalışanlarının desteğiyle yeniden rahat nefes almaya başladı.

“İhmalkar davrandım”

Ferit Zorer, AA muhabirine, Kovid-19’un çok tehlikeli bir hastalık olduğunu, yaşayınca daha iyi anladığını belirtti.

Doktorların çabası sayesinde hayatta olduğunu belirten Zorer, “Bu süreçte, bir insan nasıl ölüme gider, ben bunu yaşadım çünkü 3 kere nefesim gitti. Aşı olmak istedim aslında ama ihmalkar davrandım. Keşke bütün işlerim batsaydı da aşı olsaydım, hayatımda böyle bir şey yaşamadım. Nefessiz ve oksijensiz kaldım. Buradan çıkar çıkmaz ilk işim, çocuklarım ve kendime aşı yaptırmak olacak. Eşim aşı yaptırdığı için hastalığı hafif atlattı ama ben bittim.” dedi.

Her nefes aldığında yaşadığı o zor günlerin aklına geldiğini ifade eden Zorer, aşı yaptırmadığı için çok pişman olduğunu dile getirdi.

“Aşı olmayan büyük hata eder.” diye uyarıda bulunan Zorer, 4 gün nefes almakta güçlük çektiğini belirterek, “Hastanede olmasaydım bitmiştim. Aşı yaptırmadığım için doktorlarımın yüzüne bakamıyorum. Aşımı yaptırsaydım bu hastalığı böyle atlatmayacağımı biliyorum. Kayınbiraderimin de testi pozitif çıktı ama 2 aşısı olduğu için bir şey olmadı.” diye konuştu.

Handan Zorer de eşinin Kovid-19 nedeniyle çok zor günler geçirdiğini anlattı.

İlk doz aşı olduğu için hastalığı hafif atlattığını vurgulayan Zorer, “Bu hastalıktan insanlar oksijensiz kalıyor. Eşimi o şekilde görmek beni çok üzdü.” dedi.

“Aslında birçok hastamız bize ‘keşke aşı olsaydık’ diyor”

DEÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Doktor Öğretim Üyesi Oya Eren Kutsoylu da son günlerde aşı olmayan vatandaşların hastane yoğun bakım ve servislerini doldurmaya başladığını ifade etti.

Ferit Zorer’in de genç bir Kovid-19 hastası olduğunu anlatan Kutsoylu, “Hastamızı yoğun bakım servisine göndermemek için çok mücadele ettik. 2 gün önce artık kendi rahat nefes alır duruma geldi. Hastamız aşı olmadığı için yaşadığı pişmanlığı anlattı. Aslında birçok hastamız bize ‘keşke aşı olsaydık’ diyor. Aşı olan kişiler bu hastalığa yakalanınca daha rahat geçiriyor. Onların yoğun bakımda nefes alamayışlarını görmek bizleri çok üzüyor.” diye konuştu.

Hemşire Kazime Kandemir de hastanede artık, daha çok genç hastaların Kovid-19 tedavisi gördüğünü söyledi.

BERLİN(AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının neden olduğu krizle deniz yolu taşımacılığında yaşanan “konteyner dar boğazı” ekonomik toparlanmayla büyürken, sorunun temelli çözümü için yerel üretimi artırmanın zaman alacağı belirtiliyor.

Uzak Doğu, Amerika ve Avrupa pazarında başlayan navlun fiyatlarındaki (geminin yük taşıma ücreti) artışlar, dünyanın hemen her yerinde hissediliyor.

Navlun fiyatları 10’a katlanırken, konteyner bulmanın zorlaştığı belirtiliyor. Uzak Doğu-Avrupa hattında Kovid-19 öncesinde 2 bin dolar seviyesinde olan navlun fiyatlarının, 20 bin dolara dayandığı kaydediliyor.

İlk olarak konteyner krizi başladı

Kovid-19 salgınıyla birlikte küresel ticarette arz-talep dengesinin bozulması deniz taşımacılığında da lojistik sıkıntıları beraberinde getirdi.

Salgının yayılmasını önlemek için ekonomik faaliyetlerde katı kısıtlamalara gidilmesi perakende satışlarda büyük bir düşüşe yol açarken, kısıtlamaların hafifletilmesiyle ve ülkelerin yeniden dışa açılmaya başlamasıyla keskin bir ekonomik toparlanma görüldü.

Salgın nedeniyle küresel ticaret; önce bıçak gibi kesilirken, daha sonra Çin’in salgında erken toparlanarak üretimde gaza basmasıyla hızla arttı.

Salgınla birlikte dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ının yapıldığı deniz yolunda “boş konteyner” krizi başladı. Salgın nedeniyle gemilerin günlerce limanda beklemesi ve ithalat-ihracat dengesindeki değişim küresel ticarette konteyner sıkıntısına neden oldu.

Özellikle Çin’den ABD’ye gelen gemiler yükünü boşaltamadığı için kısa sürede dönemedi ve bu da arz sorununu derinleştirdi. Özellikle ABD ve Çin’de yüzlerce konteyner gemisi limanlara erişmek için şu anda sırada bekliyor.

Ayrıca, tır şoförü gibi eleman sıkıntıları başta İngiltere olmak üzere Avrupa’da konteynerleri taşımak için sorun olmaya devam ederken, salgının neden olduğu liman kapanışları da trafik sıkışıklığını artırıyor.

Limanlarda ve karada konteyner boşaltmalarda gecikmelerin gemi seyahat süresi üzerinde zincirleme etkisi oluyor. Bir limanda birkaç günlük bekletme, bir konteyner gemisinin toplam seyahat süresine 2 hafta eklenmesiyle sonuçlanabiliyor.

Konteyner krizi navlun fiyatlarını artırdı

Yaşanan kriz, navlunda da tarihi yükselişlere sahne oldu. Avrupa-Asya arası konteyner navlunu son bir yılda yüzde 1000’in üzerinde arttı ve 18 bin doları aştı.

Konteyner fiyatı 3 kata yakın yükselirken, küresel deniz ticaretinde yaşanan bu durum ara mal ihtiyacı olan üreticiye, ihracatçılara ve ithalatçılara ağır darbe vurdu.

Geçen yıl özellikle normalleşmenin başladığı hazirandan sonra ihracat ve ithalatta artış yaşanırken, boş konteyner bulunamadığı için yükler limanlarda ve depolarda yığıldı.

Otomotivden tüketim malzemelerine, tekstilden mobilyaya kadar birçok sanayici, lojistik aksaklıklar nedeniyle siparişlerini zamanında teslim edemedi. Sanayiciler, ara malların dağıtımı zamanında yapılamadığı için üretimlerini ertelemek veya azaltmak zorunda kaldı.

Deniz yolu taşımalarında konteyner bulma sorunu başta ABD ve Avrupa olmak üzere küresel piyasalarda artarak devam ederken, salgında yeni varyantların ortaya çıkmasıyla sorun daha da büyüdü.

Bugün büyük gemiler 24 bin konteyner taşıyabilirken, yeni bir geminin inşası 2-3 yıl sürüyor. Bu nedenle yeni gemi ve konteyner siparişlerinin kısa vadede krize yardımcı olamayacağı belirtiliyor.

Ayrıca, deniz taşımacılığına yönelik beklenen yeni karbon emisyonu düzenlemelerinin bazı şirketleri filolarını genişletme konusunda temkinli olmaya ittiği ifade ediliyor.

“Yerel üretimi artırmak, sorunu çözmenin bir yolu ama biraz zaman alacak”

Martin-Luther-Universitat Halle/Wittenberg İktisat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr Oliver Holtemoeller, AA muhabirine yaptığı açıklamada, deniz taşımacılığında yaşanan krizi “malları özellikle Doğu Asya’dan Amerika ve Avrupa kıtasına taşımak için kapasite eksikliği” olarak değerlendirdi.

Holtemoeller, “2020 yazından itibaren Asya’da üretilen mallara yönelik küresel talep güçlü bir şekilde arttı. Bu yıl Çin limanlarının Kovid-19 salgını nedeniyle kapatılması, dar boğazları daha da sıkılaştırdı.” dedi.

Söz konusu krizde spekülasyonların olmadığını vurgulayan Holtemoeller, ABD ve Avrupa’da Asya mallarının kıtlığının fiyatların yükselmesine neden olduğunu söyledi.

Aynı zamanda Halle Ekonomik Araştırma Enstitüsü (IWH) araştırmacısı olan Holtemoeller, nakliye krizinde artan masrafları, mevcut olmayan veya daha yüksek fiyattan ürünleri almak isteyen tüketiciler ile aynı zamanda Asya’dan ara ürün ihtiyacı olan üreticilerin karşılamak zorunda kaldığını belirterek, “Yerel üretimi artırmak, sorunu çözmenin bir yolu ama biraz zaman alacak.” dedi.

“Talep arzdan çok daha ağır basıyor”

S&P Global Platts Küresel Konteyner Taşımacılığı Pazarı editörlerinden George Griffiths da asıl sorunun piyasada konteynerlerin bulunmaması olduğunu belirterek, bunun nedeninin de konteynerlerin gemilerden alınıp müşteriye iletilmesi ve boşaltıldıktan sonra tekrar gemiye yüklenip mal üretim yerlerine götürülmesinin salgın nedeniyle uzun sürmesi olduğunu söyledi.

Griffiths, şöyle devam etti:

“İnsanlar limanlarda, depolarda normal zamanlardaki gibi tam olarak çalışamıyorlar. Bir gemiden konteynerlerin boşaltılması, karaya alınması, boşaltılması ve limana geri dönmesi daha önce 4-7 gün sürüyordu. Şimdi 3-6 hafta sürüyor. Yani önemli ölçüde daha uzun… Konteynerlerin büyük bir kısmı karaya bağlı ve deniz ticaret yollarında değiller. Bu basit arz ve talep dengesi… Talep arzdan çok daha ağır basıyor ve böylece konteyner fiyatları son 12 ayda önemli ölçüde arttı.”

Taşıma ücretleri taşınan mallardan daha pahalı

Navlun ücretlerinde artışlar ve nakliye sürelerinde uzamalar meydana geldiğini anlatan Griffiths, “Çin ana limanlar-İngiltere ithalatlarında bir yıl önce 1600 dolar seviyelerinde olan 40’lık konteyner navlun maliyetleri 18 bin dolar seviyelerine çıktı. Şimdi 10-12 katı fazla ödemek zorunda kalınıyor ve gecikmelerden dolayı nakliye uzun sürüyor.” dedi.

Navlun ücretlerinin şu anda “sürdürülemez” seviyelerde olduğunu vurgulayan Griffiths, bazı durumlarda taşıma ücretlerinin taşınan mallardan daha pahalı olduğunu söyledi.

Griffiths, “Bu yüzden navlun fiyatları aşağı inmek zorunda. Aksi takdirde herkesin artık ulaşamadığı bir nokta olacaktır. Ama soru şu ki, fiyatlar ne kadar aşağı inecek?” diye konuştu.

“Navlun fiyatlarındaki farkı yine son tüketici ödeyecek”

George Griffiths, navlun fiyatlarının yakın zamanda Kovid-19 krizi öncesi seviyelerine inmeyeceğini savunarak, “Bu bir gecede çözülecek bir sorun değil. Hala çok fazla talep var. Örnek vermek gerekirse, müşterilerimden birisi navlun fiyatlarının orta vadede yaklaşık 6 bin dolar seviyesine gelmesini bekliyor.” ifadelerini kullandı.

Griffiths, dünyanın en büyük ihracatçı ülkesi Çin’in limanlarında Kovid-19 vaka sayılarının artmasıyla katı tedbir uygulanmasının sıkıntıları devam ettirdiğini aktararak, ülkenin konteyner konusunda fazla esnekliğe sahip olmadığı için navlun fiyatlarında aşağı yönlü etkisinin bulunmadığını kaydetti.

Kovid-19 ve navlun fiyatlarının artmasıyla herkesin “yerel üretimi” artırmayı konuştuğunu belirten Griffiths, şöyle devam etti:

“Yerel üretim, bir nevi milyar dolarlık soru… Çin’de ya da Doğu Asya’da üretim yapmamızın nedeni, emek ve malzemenin ucuz olması. Navlun fiyatları sonsuza kadar burada olmayacak. Peki neden fabrika kurmak için milyonlarca dolar veya milyonlarca avro harcarsınız? Sadece diğer şekilde yaparak ucuz olduğunu kanıtlamak için mi? Bence kimse bunu yapmayacak. Tedarik zincirlerinin çok daha kötü dayanıklılığa ve daha az dayanıklılığa dayanacak şekilde inşa edildiğini düşünüyorum.”

Artan navlun ücretlerini kimin karşılayacağına ilişkin soru üzerine Griffiths, “Gemilerin sahibi insanlar çok para kazanıyorlar ama ithalatçılar artan fiyatları gerçekten hissediyor. Fakat bu maliyetleri son kullanıcıya ve son tüketiciye yansıtacaklardır. Aksi takdirde bu yüksek navlun oranları ile kar marjları ortadan kalkar. Bu yüzden petrol varil fiyatlarının yükselmesini, navlun fiyatlarındaki farkı yine son tüketici ödeyecek.” diye konuştu.

“Fiyatlar Kovid-19 öncesi seviyelere dönmeyecek”

Avrupa’nın önde gelen lojistik hizmeti sağlayıcılarından Gebrüder Weiss’in Hava&Deniz Sistem Yönetimi Başkanı Harald Kostia ise 2020’nin başında konteynerlere talebin düşmesiyle gemicilerin fiyatların çok inmemesi için kapasiteyi düşürdüğünü belirterek, geçen yılın ikinci çeyreğinin başında Çin’in toparlandığını, böylece üretimin yeniden başladığını, gemilerin yüklendiğini ve kargoların limanlarda salgın nedeniyle çalışan ve malzeme eksikliği nedeniyle uzun süre beklemek zorunda kaldığını anlattı.

ABD’de normal zamanlarda bir konteynerin yükünün boşaltılıp limana tekrar gelmesinin 3-4 gün sürerken, Kovid-19 krizinin zirve yaptığı dönemlerde 12-15 güne çıktığını bildiren Kostia, ekonomilerdeki toparlanmayla talebin artmasının konteyner krizini daha da derinleştirdiğini söyledi.

Kostia, “Başlangıçta taşıyıcılar, pazarın tamamen toparlandığına inanmadıkları için arzı hala düşük tuttu. Kimse toparlanmanın hızlı olacağını tahmin edemedi. Böylece oranlar yükseldi. Çin ana limanlar-Avrupa ithalatlarında geçen yılın başında 2.000 dolar seviyelerinde olan 40’lık konteyner navlun maliyetleri, bir ay içinde 9 bin dolar seviyesine yükseldi. Bugün ise 12-15 bin dolar arasına yükseldi. Gemilerde garanti yer istiyorsanız bu rakam 15 bin doların üzerinde olabiliyor.” diye konuştu.

Çin’deki limanlarda Kovid-19 vakalarının bulunması ve Çinli yetkililerin karantina tedbirlerinde sıkı olmasının tedarik zincirinde ek baskı oluşturduğunu aktaran Kostia, “Dürüst olmak gerekirse, başlangıçta Çin Yeni Yılı’nın ardından işler daha iyiye doğru değişecek diye düşündük. Ancak piyasa, yeni gemiler gelene kadar bunun değişmeyeceğini umuyor. Navlun fiyatları biraz aşağı çekilecek, belki bugün bulunduğumuz yüksek seviyede olmayacak ama fiyatlar Kovid-19 öncesi seviyelere dönmeyecek.” dedi.

Yerel üretim gündemde

Artan nakliye masraflarını tüketicilerin karşılayacağını vurgulayan Kostia, “Eskisinden 6 kat daha yüksek olan bu oranların kesinlikle ürüne etkisi olacağını düşünüyorum. Birçok ithalatçı ithalatı durdurdu. Çünkü gerçekten navlun fiyatları 10 bin doların üzerinde olduğu için düşük değerli ürünleri almaya değmez, satamazlar. Değeri yüksek mallarda nakliye daha fazla zaman alıyor ama etkisinin o kadar büyük olmadığını düşünüyorum. Ama yine de günün sonunda, ithalatçılar nihai tüketiciler için bu ek maliyetleri satış fiyatına koyacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Kostia, artan fiyatlara bakıldığına ithalatçıların akla gelen ilk düşüncesinin yerel üretim olduğunu, tedarik zinciri üzerinde biraz daha fazla kontrole sahip olmak için Avrupa veya Kuzey Afrika bölgesine yakın tedarik zinciri kurmayı düşünen müşterilerinin bulunduğunu söyledi.

Kostia, “Bu çok daha fazla zaman alacak sanırım. Çünkü geçmişte bu üretimi Asya’ya veya Çin’e bıraktık. Çarkı döndürmek zorundasın ama kesinlikle firmalar yerel üretimi düşünüyor ve herkes bir arayış içinde. Konteyner krizinin ne kadar uzun süreceğine bağlı bir durum. Yani kısa zamanda bir değişiklik olmayacak.” diye konuştu.

Çin, yeni gemi ve konteyner siparişleri verdi

Çin’in ihracat için başta konteyner ve limanlardaki altyapı olmak üzere ekipman eksikliğini gidermek üzere yoğun çalışmalar yaptığını anlatan Kostia, “Birçok yeni gemi sipariş edildi. Dolayısıyla ilk teslimatların 2023 yılında olması gerekiyor.” dedi.

Kostia, deniz taşımacılığı haricinde demir yolu, hava yolu ve kara yolu taşımacılığına da değinerek, hava yolu taşımacılığında kapasitenin çok sınırlı, kara taşımacılığında da konteyner krizi nedeniyle talebin yüksek olduğunu kaydetti.

Müşterilere, “sıfır stoklu satış veya üretim” yerine çok önceden plan yapmalarını tavsiye eden Kostia, kısa dönemde ise hızlı ve garantili nakliyat için fazla ödemeye hazır olmaları gerektiğini söyledi.



Koronavirüs Haber Indeksi


Rusya Koronavirüs  | Hindistan Koronavirüs | İngiltere Koronavirüs | Almanya Koronavirüs | Fransa Koronavirüs | İtalya KoronavirüsKoronavirüs AşısıKoronavirüs TedbirleriSokağa Çıkma KısıtlamasıSağlık Bakanı AşıBrezilya KoronavirüsBioNTechSputnik-VYerli Aşıİran KoronavirüsABD KoronavirüsKoronavirüsü YenenJaponya KoronavirüsEsnaf Koronavirüs Haberleri