Evden çalışanların hareketsiz kalmaması için 'egzersiz yazılımı' geliştirildi

İSTANBUL (AA) – İş sağlığı ve güvenliği sektörü kuruluşu TürkGüven’in Üst Yöneticisi (CEO) Alp Timurhan Çevik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 sebebiyle çalışanların işlerini evlerinden sürdürdüğünü, ancak masa başında hareket etmeden çalıştıklarını söyledi.

Sürekli olarak ekran başında çalışmanın meslek hastalığına sebep olabileceğine dikkati çeken Çevik, “Karpal tünel sendromu gibi kronik yumuşak doku bozuklukları veya boyun fıtığı, kronik bel ve sırt ağrıları çok önemli rahatsızlıklar.” diye konuştu.

“Fizyoterapistler tarafından oluşturulan egzersiz hareketleri yer alıyor”

Çevik, koruyucu sağlık yaklaşımıyla bu rahatsızlıkların ortaya çıkmadan önüne geçmek gerektiğini aktararak, şunları kaydetti:

“Masa başında uzun saatler boyunca çalışanlar için basit egzersizler içeren Pergono’yu geliştirdik. Bu egzersiz yazılımı ile sürekli ekran karşısında çalışanların egzersiz hareketleri yaparak daha sağlıklı bir şekilde işlerine devam etmelerini amaçlıyoruz. Tamamı fizyoterapistler tarafından oluşturulmuş hareketleri içeren yazılım, bilgisayara yüklendikten sonra egzersiz saati geldiğinde otomatik aktive oluyor ve kullanıcıyı egzersiz hareketleri ile yönlendiriyor.

Yazılım, 8 farklı dilde ve 13 farklı seste sunuluyor. Uygulama çalışırken, yapılan işi engellemiyor arka planı şeffaf olacak şekilde ekranın köşesinde beliriyor. Detaylı videolar ile her bir hareketin nasıl yapılacağı farklı dil ve altyazı seçenekleriyle hem görsel hem seslendirme veya altyazı ile aktarılarak, çalışanların egzersiz konusunda uzmanlaşmaları sağlanıyor.”

Yazılımın ayrıca, kullanıcının meşgul olması durumunda egzersizi belirlediği süre boyunca erteleyerek belirlenen süre sonunda tekrar çalıştırılmasını sağladığını anlatan Çevik, “Egzersizlerde, kronik hastalığı olan ve fizyolojik açıdan egzersizi yapması uygun olmayan kişiler için uyarılar da yer alıyor. Şirketler bu yazılımı çalışanlarına sunabiliyor. Bunun yanı sıra uygulama, son kullanıcılar tarafından Windows uygulama mağazasından indirilebiliyor.” diye konuştu.

“Salgın sürecinde iş sürekliliğinin sağlanması önem taşıyor”

Alp Timurhan Çevik ayrıca, üretime devam eden iş yerlerine yönelik, iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin sürece dahil olduğu farklı bir uygulama geliştirdiklerine de değinerek, “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kovid-19’a karşı alınması gereken önlemler konusunda iş yerlerini bilgilendiriyor. Biz de teknik bilgimiz ve uygulama becerimizle üretime devam etmek zorunda olan iş yerlerine yönelik çalışmalar yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Uygulamanın, iş yerlerinin salgın sürecini yönetmesine yardımcı olarak iş sürekliliğini sağlayacağını aktaran Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İş yerinde hangi çalışanların yüksek risk altında olduğu önem taşıyor. İş yerlerinin, Kovid-19 sürecinde vaka görülmesi durumunda nasıl aksiyon alacağını, şüpheli vakaları nasıl takip edeceğini bilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, üretimi devam ettirmek zorunda olan sektörlerde bu durum ciddi bir problem olabilir.

Şirketlerin salgın sürecini yönetebilmelerini sağlayacak uygulamayı bir ay içerisinde devreye almayı planlıyoruz.”

“İşverenler salgına yönelik detaylı planlama yapmalı”

Çevik, Kovid-19’un yayılımının hızla arttığını ve işverenlerin detaylı bir planlama yapması gerektiğini hatırlatarak, “Bu planlama, çalışanların bulundukları yer ve yaptıkları işlerle ilgili riskleri dikkate alarak oluşturulmalıdır. Çalışanların virüse maruz kalabilecekleri potansiyel kaynakların belirlenmesi ilk ve en önemli adım.” değerlendirmesinde bulundu.

İş sağlığı ve güvenliği süreçlerinin yönetimi için bütünleşik ve kurumsal çözümler ürettiklerini belirten Çevik, sözlerini şöyle tamamladı:

“Halihazırda 10 ülkeye hizmet veriyor ve 600 bini aşkın kişiye temas ediyoruz. Bireysel uzmanlar ve hekimler, Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri ve büyük kurumsal markalara yönelik faaliyetlerle iş kazalarının azaltılması için çalışıyoruz.

Öte yandan, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği süreçlerine katılımını sağlayacak Pershare isimli bir mobil uygulamayı devreye aldık. Önümüzdeki 3 ay içerisinde de 50 bin kişi bu uygulamayı kullanıyor olacak.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Pınar Dönmez, "Egzersiz yaparken salgılanan irisin isimli bir hormon, sinir dokusu tamiri/yeniden yapımı üzerine etkili olarak, nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki yapıyor. İrisinin osteoporoz, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, vasküler demans ve inme gibi yaşlanma ile bağlantılı hastalıklar üzerindeki etkileri konuşulmaktadır." dedi.

Türkiye İş Bankası grup şirketleri arasında yer alan Bayındır Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, hareketsiz yaşam biçimi, hareket sistemi de dahil tüm vücut sistemlerinin hastalanma riskini artıran önemli bir faktör. Bu riskten kurtulmak ve sağlığı korumak için ise mutlaka egzersiz yapılması gerekiyor.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. M. Pınar Dönmez düzenli egzersizin Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı bile koruyucu etkisi bulunduğunu belirterek, yanlış yapılan ya da bedeni fazla zorlayan fiziksel aktivitelerin ise sağlık için ciddi sorunlar oluşturabileceğine vurguladı.

– "Fiziksel aktivitenin, beyin aktivitesi üzerinde de olumlu etkisi var"

Dönmez, düzenli beden egzersizlerinin hem genel sağlığı hem de hareket sisteminin sağlığını artırdığını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Haruki Murakami, roman yazmaya ilk kez 1978 yılında başlamış. Romanı yazması 1 yıl sürmüş ve uzun süreli oturmanın etkilerini fark ederek, koruyucu bir önlem olarak koşmaya karar vermiş. Hatta sonunda maraton koşucusu olmuş. Koşmasaydım Yazamazdım isimli kitabında, bu spor yaşamını anlatırken 'Koşuyorum, o nedenle bu kişi oldum' diyor. Düzenli ve sürekli bir egzersiz programının hayatımızda yer almasının faydaları düşünülünce, Descartes'ın 17'nci yüzyıldan günümüze kadar ulaşan 'Düşünüyorum, öyleyse varım' sözünü, hareket ediyorum, öyleyse varım şeklinde kullanmak çok yerinde olacaktır."

Fiziksel aktivitenin, beyin aktivitesi üzerinde de olumlu etkisi olduğunu kaydeden Dönmez, "Egzersiz yaparken salgılanan irisin isimli bir hormon, sinir dokusu tamiri/yeniden yapımı üzerine etkili olarak, nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki yapıyor. İrisinin osteoporoz, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, vasküler demans ve inme gibi yaşlanma ile bağlantılı hastalıklar üzerindeki etkileri konuşulmaktadır." ifadelerini kullandı.

Dönmez, doğru şekilde ve kişiye özel planlanmadan başlanan egzersizlerin ise yarardan çok zarar verebileceğine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

"Ani kararla başlanan ve uygun olmayan egzersizler, kişilerin sakatlanmasına neden olabilir. Sporcu olmayan ve sağlık için spor yapmaya karar veren birinin, sakatlanmamak için öncelikle iç hastalıkları hekimi ile görüşüp genel sağlığı, sonrasında ortopedi veya fizik tedavi hekimleri ile görüşerek var olan duruş bozuklukları ve eklem/omurga bozuklukları konusunda bilgi alması, kişiye özel programı benimsemesi gerekiyor."

– "Tempoyu giderek artırarak spor yapmak sağlığı koruyacaktır"

Spora yeni başlanılan dönemde ani ve şiddetli programların kesinlikle yapılmaması gerektiğine vurgu yapan Dönmez, şunları kaydetti:

"Böyle bir başlangıç dokuların sakatlanmasına yol açabilir. Egzersizlerin ilk etapta haftada iki veya üç gün süreyi ise 20-30 dakika tutularak yapılması gerekiyor. Eğer daha uzun programlar hedefleniyor ise 20 dakikada bir 10 dakikalık molalar verilerek spora başlanılmalı. Kısaca tempoyu giderek artırarak spor yapmak sağlığı koruyacaktır. Ayrıca ayakkabı seçimi, yürüme zeminlerinin sertliği, doğru aydınlatma, kullanılan cihazların bakım durumu çok önemli. Eklemlere yüklenme ve sakatlanmaya yol açabilecek egzersizlerin tercih edilmemesi doğru olur. Ayrıca spor seansının başında ve sonunda esneme egzersizleri mutlaka yapılmalı."

Dönmez, yapılan egzersiz anında ağrı oluşturan hareketin derhal durdurulması gerektiğini belirterek, "Uzun süre spor yapmamış kişilerde egzersiz yaptıktan sonra kas ağrılarının olması normaldir. Ancak ağrı şiddetli ve 24 saat sonrasında da devam ediyorsa, belirli bir kas veya ekleme ya da omurga bölgesine yoğunlaşmışsa hekime başvurmakta gecikmemek gerekiyor." dedi.

İSTANBUL (AA) – Kaspersky Siber Güvenlik Uzmanı Denis Parinov siber tehdit ortamının sürekli geliştiğini belirterek "Günümüzde web tehditlerinin çoğu tarayıcıda kalıyor. Verdikleri hasar içerik değiştirme, tarayıcı kilitleme veya tıklama korsanlığı, çevrimiçi gezinme, çerez doldurma gibi konularla sınırlı." ifadelerini kullandı.

Kaspersky'den yapılan açıklamaya göre, Kaspersky uzmanları tarafından 2020 yılında yapılan Türkiye’deki siber saldırıların analizi, kullanıcıların cihazlarında gizlenmiş kötü amaçlı yazılımlardan kaynaklanan saldırılarla karşılaşma olasılıklarının üç kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu tür tehditler "yerel" olarak sınıflandırılıyor. Yani kullanıcıların cihazlarında veya flash sürücü gibi taşınabilir veri depolama cihazlarında konuşlanıyorlar. Kaspersky, 2020 yılında Türkiye’de bireysel kullanıcılarının yüzde 19,71'inin ve kurumsal kullanıcıların yüzde 23,56’sının bu tür tehditlerin saldırısına uğradığını keşfetti.

Web saldırılarının oranı ise bireysel ve kurumsal kullanıcılar için sırasıyla yüzde 5,81 ve yüzde 5,10 seviyesindeydi. Ancak bu tür tehditler giderek karmaşık hale geliyor. Bu tehditler kullanıcının cihazında görünüşte meşru bir dosya içinde gizleniyor, bir süre kendini belli etmiyor ve zamanı geldiğinde saldırıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kaspersky Siber Güvenlik Uzmanı Denis Parinov, dünya genelinde siber tehdit ortamının sürekli geliştiğini belirtti. Parinov şunları aktardı:

"Bundan birkaç yıl öncesine kadar farklı kötü amaçlı yazılımların cihaza indirme yoluyla ve kullanıcılar sadece internette gezinirken çalıştırıldığı durumlarla daha sık karşılaşıyorduk. Günümüzde web tehditlerinin çoğu tarayıcıda kalıyor. Verdikleri hasar içerik değiştirme, tarayıcı kilitleme veya tıklama korsanlığı, çevrimiçi gezinme, çerez doldurma gibi konularla sınırlı. Artık kullanıcının kötü amaçlı bir dosyayı doğrudan indirdiği durumları çok sık görmüyoruz. Günümüzde bir kötü amaçlı yazılımın, güvenlik çözümlerinden farklı bir şeymiş gibi gizlenmesi ve kullanıcılar açısından görünmeyen bir tehdit olarak kalması daha yaygın bir davranış. Neyse ki modern güvenlik çözümleri bu tür kötü amaçlı yazılımların gizlenmesine izin vermeyecek olgunluğa gelmiş durumda."

Açıklamaya göre ayrıca kötü amaçlı yazılımlar dahil siber tehditlere karşı koruma sağlamak için Kaspersky uzmanları şunları öneriyor:

"E-postalardan, anlık mesajlaşma programlarından ve SMS'lerden gelen şüpheli bağlantılara tıklamayın. İşletim sisteminizi ve uygulamalarınızı düzenli olarak güncelleyin. Uygulamaları yalnızca resmi mağazalardan yükleyin. Hesaplarınız için karmaşık ve farklı parolalar kullanın. Önemli verileri cihazınızdan buluta, bir USB flash sürücüye veya sabit sürücüye düzenli olarak kopyalayın. Uygulamalara ihtiyaç duymadıkları işlevler için erişim yetkisi vermeyin. Kaspersky Internet Security gibi güvenilir bir güvenlik çözümü kurun.

Bunlara ek olarak şirketler, çalışanları arasında siber okuryazarlığı geliştirmek için eğitim vermeye teşvik etmelidir. Örneğin otomatize Kaspersky ASAP platformu, güvenli davranış becerileri geliştirmeye ve sürdürülebilir siber güvenlik alışkanlıkları oluşturmaya yardımcı oluyor. Çözüm, şirket çalışanının siber güvenlik alanındaki mevcut bilgilerini değerlendirmesine, buna uygun biçimde görevlerine ve risk profiline bağlı olarak ihtiyaç duyduğu beceri setini belirlemesine ve program için bir zaman çizelgesi oluşturmasına olanak tanıyor."