FETÖ ABD'deki dinler arası diyalog faaliyetlerine yayınevleri ve kitaplar üzerinden hız verdi

NEW YORK (AA) – FETÖ elebaşı Gülen tarafından bizzat 1990’lı yıllarda örgüt tabanına teşvik edilen dinler arası diyalog faaliyetlerinin, ABD’nin New Jersey eyaletindeki “Ant Store” isimli kitabevinde basılıp dağıtılan diyalog içerikli kitaplarla son yıllarda etkinliğini arttırdığı görüldü.

FETÖ’nün ABD yapılanmasında yer alan önemli üyelerinin bulundukları bölgelerde “dinler arası diyalog” adı altında diğer inançlara mensup din adamları ile bağlantı kurarak kendilerini tanıttığı, özellikle Hristiyan ve Musevi kuruluşlarla ortak proje geliştirdiği biliniyor.

Diyalog faaliyetlerinin özellikle ramazan aylarında ivme kazandığı, bazı eyaletlerdeki FETÖ üyelerinin ramazan boyunca teravih namazı kılmak için ilişkide oldukları kiliseleri tercih ettikleri ve yıl içinde, pazar ayinleri dahil, ailece bu mekanlardaki etkinliklere katıldıkları daha önce haber konusu olmuştu.

2018 yılı ramazan ayında, örgüt mensuplarının New Jersey’in Cliffside Park bölgesinde düzenli gittikleri bir kiliseyi buluşma mekanına çevirdikleri görülmüş, FETÖ’nün ABD’deki diyalog faaliyetlerinin çatı örgütü Ortak Değerler İttifakı’nın (Alliance for Shared Values) başkanı Alp Aslandoğan da bu kiliseden çıkarken AA kameralarına takılmıştı.

Aynı görüntülerde, birçok FETÖ üyesinin çocukları ve eşleriyle kiliseye gelip saatlerce kaldığı, sonrasında ise kilisenin ışıklarını bizzat kapatıp kapısını kilitledikleri görüntüler kaydedilmişti.

FETÖ’nün ABD’deki sözleşmeli okulların binalarının birçoğunun eski kilise okulları olduğunu, bu binalardaki Meryem Ana ve İsa figürlerine ise genellikle dokunulmadığını, söz konusu okulların internet sayfalarındaki fotoğraflarında bile görmek mümkün.

Örgüt kitapları ve yayınevleri üzerinden açılım

17-25 Aralık sonrası süreçte maddi kaynak sıkıntısı çeken FETÖ, ABD’deki televizyon ve gazete gibi yayın organlarını kapatmak zorunda kaldığı için dinler arası diyaloğa yönelik çalışmaları dahil, örgüt propagandası için kitap ve baskı çalışmalarına ağırlık veriyor.

FETÖ, kendine ait 3 farklı yayınevinde 3 farklı kesime hitap eden kitaplar basarak ABD’nin en büyük kitap mağazaları aracılığıyla diyalog temelli düşüncelerini hem Amerika hem de dünya okuyucusuyla buluşturmayı hedefliyor.

İnternetteki bilgilerde ise örgütün üst düzey yöneticilerinden İsmail Büyükçelebi’nin de katıldığı toplantılara ev sahipliği yapan Ant Store, aynı zamanda bu 3 yayınevinin de adresi olarak gözüküyor.

“Süreyya Yayınları” adı altında basılan ve Fetullah Gülen başta olmak üzere dini bilgisine itibar edilen isimlere ait Türkçe kitaplar, örgüt tabanının dindar kesimini hedefliyor.

“Tuğra Books” isimli ikinci yayınevinin adı altında ise sadece İngilizce olmak kaydıyla yeni nesil Türk ve Müslüman çocuklar ve gençlere yönelik kitaplar neşrediliyor.

Tuğra Books’un internet sayfasındaki kataloğunda, Daniel Hammel tarafından yazılan “Jesus and Muhammed” ve İsmail Büyükçelebi ile Reşit Haylamaz’ın yazdığı “İsa, misyonu ve mucizeleri” isimli kitaplar dikkati çekiyor.

Örgütü öven yabancı yazarların kitaplarını da örgüt yayınevi basmış

Ant Store’un alt kuruluşları arasında bulunan üçüncü yayınevi ise “Blue Dome Press” markası ile 2014’ten bu yana faaliyet gösteren yayınevi olarak karşımıza çıkıyor.

Kamuya açık kaynaklarda, Ant Store ile aynı adreste görünen ve resmi adı “Blue Dome, Inc.” olan yayınevinin 37 çalışanı ve yıllık gelirinin 3 milyon dolardan fazla olduğu bilgisi yer alıyor.

Blue Dome Press üzerinden basılan kitapların ortak özelliği ise hem örgüt yazarlarına ait diyalog içerikli kitapların İngilizcesini basarak Amerikalı kitlelere ulaştırmak hem de FETÖ elebaşı Gülen’i uluslararası bir inanç insanı olarak onu Gandi ve Dalai Lama benzeri bir ruhani lider pozisyonuna taşımak.

Kitapların çoğunluğunun diyalog içerikli olması göze çarparken bir diğer dikkati çeken konu ise yabancı yazarlara destek vererek Gülen ve örgütünü öven içerikler yazan, bazen de Türkiye’yi eleştiren yabancı yazarların kitaplarının bu yayınevi tarafından basılmış olması.

Yayınevinin internet sayfasında kuruluş amacının anlatıldığı bölümde de “Blue Dome Press, öncelikle inançlar arası diyalog, kültürlerarası çalışmalar, sanat ve tarih alanlarında akademik ve prestijli başlıklar yayınlamak için kurulmuştur. Blue Dome’un misyonu, dünyanın farklı kültürleri, dinleri ve toplulukları arasında ortak anlayış ve diyaloğa katkıda bulunan çalışmaları teşvik etmektir.” ifadeleri yer alıyor.

FETÖ yayınevlerinin örgüt lideri Fetullah Gülen ve yapılanması hakkında kitap yazmaya teşvik ettikleri ve kitaplarını bastıkları yazarlar arasında Walter Wagner, John Pahl, Dr. Craig Considine ve Rainer Hermann gibi isimler bulunuyor.

FETÖ’nün ABD’de sayıları 200’ün üzerine çıkan sözleşmeli okullar için gerekli kitap, dergi gibi malzemelerin baskısı için farklı isimlerde yayınevleri açacağı da öngörülüyor.

Yayınevlerinin ana şirket kayıtlarında da Mustafa Özcan ismine rastlandı

AA muhabirinin kamuya açık kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre, Gülen’in “sır küpü” Mustafa Özcan’ın yönetimi altında toplanan 3 yayınevinin yıllık satış gelirlerinin, 4,5 milyon dolara yaklaştığı görüldü.

FETÖ örgütünün 3 farklı hedef kitlesine hitap eden yayınevleri arasında ana firma olarak bilinen Ant Store’un resmi kuruluş kayıtlarındaki isminin “The Light Inc”, son zamanlarda sosyal medyada örgüt parasını zimmete geçirme tartışmaların odağında olan Mustafa Özcan’ın isminin “President” olarak geçtiği görüldü.

Yıllık 1,1 milyon dolar satış geliri ve 9 çalışanı olduğu belirtilen şirketin kuruluş tarihi, kayıtlarda 2001 olarak geçerken aynı isimle açılan Linkedin hesabında ise adres olarak Ant Store ile aynı yer gösteriliyor.

New Jersey’de, Türk toplumunun yoğun bulunduğu Clifton kentinde yer alan Ant Store’un yöneticisi Hüseyin Şentürk, The Light Inc. firmasının başkan yardımcısı olarak resmi kayıtlarda yer alırken yıllık 3 milyon doları aşan satış gelirine sahip Blue Dome Press’in başkan yardımcısı titrine sahip Ahmet İdil ise aynı zamanda The Light Inc’te muhasip üye olarak görünüyor.

Blue Dome Press’in şirket kayıtlarında başkan yardımcısı olarak yer alan diğer bir ilgi çekici isim ise 2010’da “Bir Çay daha Lütfen” ve 2014’te “Ay Sultan” isimli kitaplarıyla Türkiye’deki okuyucu kitlesinin hatırlayacağı ABD’li yazar Katharine Branning.

Türk kültür ve tarihiyle ilgili kitaplar yazmaya devam eden kadın yazarın, hala FETÖ üyesi Türk girişimcilerle ortak bir yayınevine sahip olmasına rağmen 2014’ten sonra yazdığı kitaplarının İngilizce ve Türkçe baskıları için farklı yayınevleri tercih etmesi dikkati çekti.

Branning’in “Bir Çay Daha Lütfen” isimli kitabının ilk Türkçe baskısını yapan Kaynak Kültür Yayınları isimli yayınevi, 15 Temmuz sonrası KHK ile kapatılan yayınevleri arasında yer alıyor.

ABD’nin en büyük kitap mağaza zincirinin raflarında FETÖ liderinin kitapları var

ABD’de 3 farklı kitleye 3 ayrı yayınevi ile ulaşmaya çalışan FETÖ örgütü, internet dünyasında en çok kitabın satıldığı Amazon sitesinde ve ABD’nin en büyük kitap mağaza zincirine sahip Barness & Noble’ın raflarında da kitaplarıyla yer almayı ihmal etmedi.

Ünlü kitap mağazasının şubelerinde ve internet sitesinde, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in yazdığı 31 kitabın İngilizce çevirisine ulaşmak ve Gülen hakkında yazılan 30 kitaba rastlamak mümkün.

Gülen ve örgütünün propagandasının yapıldığı ve çoğu yabancı yazarlarca yazılan bu kitapların tamamının ise örgütün yukarıda adı geçen yayınevleri tarafından basıldığı tespit edildi.

Diyalog kurumlarında çok dinli yönetim kurumları ve eğitim kadroları oluşturuluyor

ABD’de, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in sözcülüğünü yapan Yücel Alp Aslandoğan’ın başkanlığını yaptığı Ortak Değerler Birliğinin (AFSV) başını çektiği kurumsal diyalog faaliyetleri de devam ediyor.

Yönetim kurulunda Katolik-İslam araştırmacısı, Yahudi hahamı gibi dikkati çeken kişilerin bulunduğu AfSV çatısı altında Atlantic Institute, The Peace Islands Institute, The Rumi Forum, The Pacifica Institute, The Dialogue Institute of the Southwest, Niagara Foundation isimli alt kuruluşlar diyalog faaliyetlerini ülke çapında sürdürüyor.

Ramazan ayında kurulan iftar sofraları, diyalog faaliyetleri için en faal zaman dilimi olarak bilinirken Hz. Musa’nın Yahudileri Mısır’dan kurtarması anısına kutlanan Hamursuz Bayramı, Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturması bağlamında dağıtılan Aşure tatlısı (Noah’s Pudding) da bu anlamda birer fırsat olarak değerlendiriliyor.

Halil İbrahim Sofrası (Abraham Table) adı altında gerçekleştirilen yemekli toplantılarda, 3 kitabi inancın geçmişte ortak ata kabul edilen Hz. İbrahim’de buluştuğu konusu işlenirken gelecekte hedeflenen birliktelik için ise Mesih ve Mehdi kavramları, buluşma noktası olarak işaret ediliyor.

İki ayrı dine ortak din adamı yetiştiriyorlar

Pensilvanya eyaletinde Asya Finans’tan çekilen karşılıksız kredilerle kurulduğu söylenen FETÖ’ye ait “Respect School” (Saygı Okulu) adlı eğitim kurumu ise Hristiyanlık teolojisi öğreten “Moravian College” isimli ilahiyat fakültesi ile ortak din adamı yetiştirmeye devam ediyor.

İki okulun hocalarından ortak dersler alan öğrenciler, mezuniyet sonrası hem Hristiyanlık hem de İslam üzerine ehliyetli olduklarını gösteren mezuniyet belgesi almaya hak kazanıyor.

FETÖ’ye ait yüksek okulun internet sayfasında 13 Ekim-16 Kasım 2019’da düzenlenen diyalog seminerine katılan kuruluşlar arasında Hristiyanlık üzerine eğitim veren Moravian İlahiyat Fakültesi ve Lehigh Kiliseler Birliği adlı kuruluşların yer aldığı görüldü.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını her alanda olduğu gibi 2020 yılında FETÖ’nün diyalog faaliyetlerini de olumsuz etkilerken aşılama çalışmalarının hızlanmasıyla martta Saygı Okulu da hiç vakit kaybetmeden 3 aylık Klinik Ruhani Eğitimi (Clinical Pastoral Education) semineri başlattığını duyurdu.

Klinik Ruhani Eğitim için ilgili internet sayfalarında, ABD, “Kanada ve Yeni Zelanda’da hastane ve bakımevi papazlarının ruhani eğitimi için hem çok kültürlü hem de dinler arası bir deneyimin birincil yöntemdir.” tanımlaması yer alıyor.

2000’li yılların başından beri, hastane, bakımevi ve ıslahevlerinde İslam dini için rehber din görevlisi olarak görev almaya önem gösteren FETÖ üyeleri, bu çift dal teoloji eğitim seminerleri ile edindikleri sertifikalarla hem Hristiyanlık hem de İslam dini konusunda rehberlik etme hakkını kazanıyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – AA muhabirinin Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı MASAK’tan aldığı bilgiye göre, Başkanlık tarafından FETÖ/PDY’nin finansal yapısına ilişkin yürütülen soruşturma ve incelemelere 17-25 Aralık 2013 sonrası savcılık ve kolluk birimleriyle koordineli olarak başlandı.

FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimine kadar olan süreçte mali soruşturmalar olgunlaştırılırken, örgütün finansal sektördeki en önemli aktörlerinden Kaynak Holding AŞ’ye, örgütle bağlantılı şirketlerin başında gelen Koza-İpek Holding AŞ’ye ve örgütün önde gelen bağlantılı şirketlerine kayyum tayin edilme süreçlerine başlandı. 29 Mayıs 2015’te Asya Katılım Bankası AŞ, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilirken, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yayımlanan kanun hükmünde kararnamelerle FETÖ/PDY yurt içindeki ekonomik varlıklarını kaybetti. Bu süreçte, örgütle bağlantılı eğitim kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları kapatılırken, bağlantılı, iltisaklı, irtibatlı şirketlere de TMSF tarafından kayyum tayin edildi.

MASAK, aklama ve terörün finansmanı suçlarına ilişkin toplanan verileri ve şüpheli işlem bildirimlerini analiz, değerlendirme ve ilgili birimlere sevk faaliyetlerini sürdürüyor.

Bunun yanı sıra FETÖ/PDY terör örgütü yapılanmasında yer alan kişilerle ilgili savcılık ve mahkemelerden gelen taleplerde, hakkında mali analiz raporu düzenlenmesi talep edilen gerçek ve tüzel kişilerin, FETÖ/PDY ile organik bağlantısı olup olmadığını tespite yönelik MASAK tarafından erişim sağlanabilen her türlü veriyi bir arada analiz etmek suretiyle çalışmalarına devam ediyor.

Terör örgütüne yönelik mali incelemeler

MASAK, FETÖ/PDY’nin mali yapılanmasının deşifre edilmesine ilişkin çalışmalar kapsamında adli makamların örgüte yönelik soruşturma ve kovuşturmalarına katkı sağlıyor.

FETÖ/PDY kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda yer alan kişilerin mal varlıkları, ortaklıkları, banka hesapları ve hesap hareketleri, FETÖ/PDY ile ilişkili olabilecek para transferleri ve benzeri konulardaki analiz raporları taleplerini yerine getiren Başkanlık, aynı zamanda resen yürüttüğü analiz çalışmalarıyla örgütün mali sistem içindeki risk teşkil eden hareketlerde kullandıkları finansal enstrümanların tespitine yönelik çalışmalar da yapıyor.

MASAK, 2020 sonuna kadar FETÖ/PDY hakkında 57 bin 672 analiz dosyasını tamamlarken, bu dosyalar kapsamında toplam 270 bin 614 gerçek ve tüzel kişi hakkında düzenlediği analiz raporlarını adli makamlara sundu.

Hazine ve Maliye Bakanlığının yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılmaya teşebbüs edilen ya da halihazırda devam eden işlemlere konu mal varlığının aklama veya terörün finansmanı suçuyla ilişkili olduğuna dair şüphe bulunması durumunda 7 iş günü askıya almaya yetkisi bulunurken, 2020 sonuna kadar FETÖ/PDY şüphesi görülen 1571 işlemde bu karar verildi.

Ayrıca, bu yıl FETÖ/PDY ile iltisaklı 205 gerçek kişinin Türkiye’deki mal varlıklarının dondurulması kararlaştırıldı, bu kişilerin 203’ü, ayrıca 2015’te 11 kişi, 2017’de 72 kişi ve 2020’de de 120 kişi hakkında ilgili yabancı devletlerden mal varlığının dondurulması talebinde bulunuldu.

FETÖ ile mücadelede yurt dışı muadil kuruluşlarla iş birliği

Türkiye’nin mali istihbarat birimi olan MASAK, kara para aklanması ve terörün finansmanı suçları kapsamında tüm ülkelerdeki muadili istihbarat birimleriyle iş birliği halinde faaliyetlerini sürdürürken bu kapsamda, araştırma konusu kişilerin yurt dışına uzanan ve mahiyeti anlaşılamayan finansal işlemlerine ilişkin bilgi paylaşımı/talebi yapıyor.

Bu çerçevede MASAK, FETÖ’nün finansman kaynaklarının engellenmesi amacıyla 2020 sonuna kadar örgüt hakkında 450 gerçek ve tüzel kişiyle ilgili yurt dışı muadil mali istihbarat birimlerine bilgi paylaşımı veya talebinde bulundu.

Başkanlık, yurt dışı muhatapların örgüt ve finansal yapısı konusunda bilgilendirilmesi kapsamında da gerek yurt dışından gelen yabancı heyetlere gerekse Başkanlıkça yurt dışına yapılan heyet ziyaretlerinde FETÖ/PDY ve finansal yapısı hakkında bilgilendirmede bulunuyor.

FETÖ toparlanma arayışında

MASAK’a, 17-25 Aralık 2013 sonrasında olgunlaştırılan mali soruşturmalar ve özellikle de 15 Temmuz darbe girişiminden sonraki süreçte, FETÖ’nün güç kaybettiği, yurt içinde gelir elde etme imkanının neredeyse sıfırlandığı, bir toparlanma arayışında olduğu ancak yeni finansman kaynaklarına ulaşmak konusunda zorlandığına dair istihbari bilgiler ulaşıyor.

Başkanlık halihazırda diğer istihbarat birimleriyle de koordineli olarak faaliyetlerini sürdürürken özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde FETÖ’nün finansman toplama veya edinme çabalarına ilişkin her istihbari bilgiyi değerlendiriyor, herhangi bir şüpheli hususun tespiti durumunda konunun takibi için adli mercilere bilgi veriyor.

Son zamanlarda finansal sistemdeki enstrüman çeşitliliği, teknolojik gelişmelere dayalı olarak artarken, özellikle kripto varlıklar, tamamen kullanıcının kontrolünde, merkeziyetsiz, anonim özellikleri nedeniyle devletler ya da kamu kurumlarının kontrolü dışındaki varlıklar olarak işlem görmeye devam ediyor. Bu özellikleri dolayısıyla MASAK tarafından kara para aklama ve terörün finansmanı suçlarında kullanılabilme riskinin yüksek olduğu, suç gelirlerini gizleme çabasında olanlar ve terör örgütleriyle bunları ve mensuplarını finanse edenler tarafından talep görebileceği değerlendiriliyor.

Başkanlık, bu kapsamda, kripto varlık hizmet sağlayıcılarını yükümlüler arasına alarak, kripto varlık kullanılmak suretiyle terör örgütlerinin finanse edilmesinin önlenmesi hususunda önemli bir adım attı.

Bu çerçevede, Resmi Gazete’nin 1 Mayıs tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelikle, “kripto varlık hizmet sağlayıcıları”, bankalar, sigorta şirketleri, varlık yönetim şirketleri, Milli Piyango İdaresi, spor kulüpleri ve noterler ile aynı yükümlülükler altına alınarak, suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesine dair tedbirlerden yükümlü tutuldu.

MASAK da kripto varlık hizmet sağlayıcıları için bir rehber yayımlayarak, kara para ve terörün finansmanının konusunu oluşturan fonun takibi konusunda yükümlü kuruluşlar arasına dahil edilen kripto para platformlarının uyacağı kuralları derledi.

Söz konusu düzenlemeyle milli güvenliğe kast eden FETÖ/PDY ve benzeri yapılanmaların kripto varlık piyasasındaki finans kaynağının kesilmesi amaçlanıyor.

WASHINGTON (AA) – Michael Doran, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin 5’inci yılında değerlendirmelerde bulundu.

O gün darbe girişimine ilişkin haberleri alınca “şoke olduğunu” aktaran Doran, girişimin başarısız olduğunu duyunca sevindiğini söyledi.

Doran, darbe girişiminin beklenmedik bir şekilde ortaya çıktığına işaret ederek “Gülenciler olduğunu anladığımızda adeta bilimkurgu gibi geldi. Bence genel olarak ama özellikle Amerikalıların bakış açısından Gülen hareketinin tüm hikayesi bilimkurgu gibi.” diye konuştu.

“Yüzüne bir şey, başkalarına başka bir şey söylediklerini gördüm”

Birçok Amerikalının aslında FETÖ’nün hikayesine inanmadığına dikkati çeken Doran “İnanmıyorlar çünkü kulağa çok fantastik geliyor.” dedi.

Doran, iş ortamında FETÖ’cüler ile bizzat karşılaştığını anlatarak şöyle devam etti:

“Yüzüne bir şey, başkalarına başka bir şey söylediklerini gördüm. Washington’da Gülenci bir gazeteci vardı, ben bunu bilmiyordum. Onun arkadaşım olduğunu sanıyordum. Bir dizi olay aracılığıyla, benim hakkımda tam tersi olan şeyler yazdığı konusunda uyarıldım. Benim hakkımda yüzüme söylediklerinin tam tersini Türkçe yazıyordu. ilk başta inanamadım çünkü gerçekten arkadaş olduğumuzu sanıyordum.”

“ABD’nin bu adamın neden Pensilvanya’da kaldığını Türk halkına açıklaması imkansız”

ABD’nin Fetullah Gülen’i Türkiye’ye iade etmek için mümkün olan her şeyi yapması gerektiğinin altını çizen Doran, “Buna ABD için bir ulusal güvenlik sorunu olarak bakıyorum. Yakın bir müttefikimiz var, son derece önemli bir müttefik ve bence zamanla daha önemli hale gelecek bir müttefik. Onun (FETÖ elebaşı) tarafından yönetilen bir darbe girişimi oldu ve Türkiye’deki herkes, hükümet ve benzer şekilde muhalefet tarafından nefret ediliyor. ABD’nin bu adamın neden Pennsylvania’da kaldığını Türk halkına açıklaması imkansız.” diye konuştu.

Doran, Amerikan hükümetinin Türkiye’nin iade talebinin Adalet Bakanlığının taleplerini karşılamadığını savunduğunu belirterek “Bunu değerlendirecek durumda değilim. Kanunu ve Türklerin argümanlarını bilmiyorum. Ancak şahsen ben bunu ulusal güvenlik çerçevesine koyardım. Türklerin, talepleri için bize sunmaları gerekenleri sağlamalarına yardımcı olmak için mümkün olduğunca çok çalışırdım.” dedi.

Şehit Astsubay Halisdemir’e övgü

Türk halkının darbe girişimine karşı gösterdiği tepkiyi de değerlendiren Doran, kendisini en çok etkileyen hikayenin, Şehit Astsubay Ömer Halisdemir’in hikayesi olduğunu aktardı.

Doran, komutanından aldığı emirle Özel Kuvvetler Komutanlığını işgal etmeye gelen darbeci general Semih Terzi’yi öldürerek darbenin seyrini değiştiren Halisdemir’in kahramanlığının çok etkileyici olduğunu vurgulayarak “Bu görevi öleceğini bilerek ya da yaşama şansının çok düşük olduğunu bilerek gerçekleştirdi. Çok etkileyici.” diye konuştu.