Fırat'ın suyu Mardin'in bereketli topraklarıyla buluşacak

MARDİN (AA) – Mardin Ovası’nı Fırat’ın suyuyla buluşturacak çalışmalar hızla sürerken, yıl sonuna kadar 5 bin dekar tarım arazisinin sulanması hedefleniyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünce yapılan çalışmalarla 221 kilometre uzunluğundaki Mardin-Ceylanpınar Ana Kanalı’nın tamamlanmasının ardından inşası süren depolama tesisi ve ana kanal üzerindeki şebeke çalışmaları hız kazandı.

Fiziki gerçekleşmenin 80’e ulaştığı depolama ve sulama inşaatlarının tamamlanmasıyla 1 milyon dekarı aşkın tarım arazisi peyderpey Fırat Nehri’nin suyu ile sulanacak. Böylece bölgede yılda 2-3 ürün yetiştirilebilecek, çiftçinin geliri artacak. Proje 100 bini aşkın kişiye iş imkanı sağlayacak.

“Bu çalışma bittikten sonra tarım arazileri suyla buluşmuş olacak”

Mardin Valisi Mahmut Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 221 kilometre uzunluğundaki yapay nehrin tamamlandığını, bereketli toprakların suyla buluşması için diğer çalışmaların da hızla sürdürüldüğünü söyledi.

Suyun depolanacağı alanın yapımı için çalışmaların devam ettiğini belirten Demirtaş, “Mardin depolama alanı 10 bin dekarlık alana sahip. Bunun yüzde 80’i tamamlanmış durumda. Bu depolama alanı bittikten sonra Allah kısmet ederse 835 bin dekarlık alan çok rahat bir şekilde sulanabilecek. Bunun yanı sıra şebeke ile sulanabilecek olan kanal çalışmaları da hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu çalışma da bittikten sonra tarım arazileri suyla buluşmuş olacak.” dedi.

“Hem üretim hem de istihdam alanında artış meydana gelecek”

Demirtaş, projenin şimdiden Mardin’e hayırlı olmasını dileyerek, “Türkiye’nin en uzun kanalı. Süveyş kanalından bile çok daha uzun. Panama kanalının da 3 katı büyüklüğünde. Ülke ekonomisine 233 milyon lira civarında gelir sağlamış olacağız. Çok muhteşem bir proje.” diye konuştu.

Bereketli toprakların suyla buluşmasından yer altı sularının da önemli derecede etkileneceğini dile getiren Demirtaş, “Yer altından su çekilmeyeceği için bir kere mevcut olan suyu muhafaza edeceğiz. Yapmış olduğumuz Mardin depolama alanı da hem sulamayı sağlayacak hem de yer altındaki su miktarını artırmayı sağlayacak. Topraktaki nem oranı artınca verimlilik de artacak. İnşallah hem üretim artışı olacak hem de istihdam alanında artış meydana gelecek.” değerlendirmesinde bulundu.

“GAP bu toprakları sulayacak, bu topraklar da bütün ülke insanını besleyecek”

Kızıltepe Hububat Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter de GAP suyunun bir an önce toprakla buluşmasını arzu ettiklerini belirtti.

GAP’ın sadece bölge değil Türkiye için hayati bir proje olduğuna işaret eden Öter, “Çünkü GAP bu toprakları sulayacak, bu topraklar da bütün ülke insanını besleyecek. Milli servetimiz topraklarımızın tam işlenmesi için GAP’ın gelmesi ve toprakların suyla buluşması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Öter, yaklaşık 30 yıldır toprakların yer altı sularıyla sulandığına dikkati çekerek, bu projeler sayesinde bölgede sulanmayan alan kalmayacağını kaydetti.

Gölete su bırakıldığında tükenmek üzere olan yer altı sularının seviyesinin de yükseleceğini dile getiren Öter, şöyle konuştu:

“Verim iki katına çıkacak. Bunun yanında çeşitlilik de artacak. Bölgede narenciye, seracılık gelişecek. Yılda iki mahsul alıyoruz, bazı yerlerde yılda 3 mahsul bile elde edilebilir. Mardin Ovası bugün ülkenin hububat ve bakliyat ihtiyacının yüzde 20’sini karşılıyor. GAP’ın gelmesiyle Mardin Ovası ülkemizin ihtiyacının en az yüzde 35’ini karşılayacak duruma gelecek. Çalışmaların hızlanmasında emeği olan herkese teşekkür ediyoruz. Çalışmalar bu tempoyla devam etsin ve bir an önce GAP suyu toprakla buluşsun istiyoruz. Bunu özlemle bekliyoruz.”

Öter, yetkililerden, toprağa zarar vermeyecek bilinçli ve planlı sulama yapılmasına yönelik çiftçilere eğitim verilmesini beklediklerini de sözlerine ekledi.

“En kısa zamanda topraklarımızın suyla buluşmasını istiyoruz”

Çiftçi Hasan Kalkan da kuraklık nedeniyle zor günler geçirdiklerini belirterek, “Bu sene kuraklıktan dolayı verim kaybı yaşadık. Bu nedenle GAP Projesi bizim için çok önemli. İnşallah en kısa zamanda topraklarımızın suyla buluşmasını istiyoruz.” dedi.

Muhabir: Halil İbrahim Sincar

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Veliefendi Hipodromu’nda 26 Haziran Cumartesi gerçekleştirilecek 95. Gazi Koşusu için hazırlıklar bitme noktasına geldi. Türkiye Jokey Kulübü (TJK), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle önlemlerini alırken, at yarışlarının en büyük organizasyonunda birincilik hedefi için çim piste çıkacak jokeyler, bir yandan yoğun antrenman programlarını sürdürürken, diğer yandan yarış saatini beklemeye koyuldu.

Yılın en önemli randevusunda 2400 metre mesafede koşulacak yarış için 22’si asıl ve 2’si yedek 24 safkanın kaydı yapıldı. Belirli şartları taşıyan 3 yaşındaki atların koştuğu ve her atın hayatları boyunca bir kez katılabildiği Türk atçılığının en prestijli koşusunun klasiği haline gelen “şıklık yarışı” çevrim içi platformlar aracılığıyla takip edilecek.

Jokeylerin ve at yarışı meraklılarının bir yıldır merakla beklediği randevuda bu yılki birincilik ödülü 2 milyon 100 bin lira olarak belirlenirken, ikinciye 840 bin lira, üçüncüye 420 bin lira, dördüncüye 210 bin lira, beşinciye 105 bin lira yarış ikramiyesi dağıtılacak. Koşuyu kazanan tayın sahibi ise birincilik ikramiyesine ek olarak kayıt tutarları, taksit ücretleri ve at sahibi primiyle birlikte 3 milyon 134 bin 100 lira ikramiye kazanacak. At sahibi aynı zamanda tayın yetiştiricisi ise bu tutar yetiştiricilik primi ile 3 milyon 737 bin 850 liraya ulaşacak.

Gazi Koşusu bu yıl da seyircisiz yapılacak

TJK Genel Sekreteri Ahmet Özbelge, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazi Koşusu’nun Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli spor organizasyonlarından birisi olduğunu söyledi.

1927’den beri gerçekleşen organizasyonun atçılık camiası için öneminin fazla olduğunu belirten Özbelge, her Gazi Koşusu sonrası yeni bir Gazi Koşusu heyecanının başladığını ifade etti.

TJK’nın organizasyonu mükemmel yapmak için yarıştan yaklaşık 2 ay önce hazırlıkları planlamaya ve uygulamaya başladığını anlatan Özbelge, yarışta 3’ü yaşlı safkan İngiliz tayı olmak üzere 22 atın yarışacağına vurgu yaptı.

Gazi Koşusu günlerinin atçılığın festivali ve bayramı olduğunu vurgulayan Özbelge, “Gazi Koşusu günleri çok yoğun ve coşkulu bir şekilde kutlanır. Kalabalıklar olur hipodromlarda, festival havasında geçer. Maalesef pandemiden dolayı iki seneden beri seyirci alamıyoruz hipodromlara. Türkiye’nin genel şartlarında salgınla ilgili çok düzelmeler görülse de henüz daha seyirciye açamadık hipodromlarımızı. Bu sene de pandemi dolayısıyla seyircisiz icra etmek durumunda kalacağız Gazi Koşusu’nu.” dedi.

At yarışlarının bir temaşa sporu olduğunun altını çizen Özbelge, yarışseverlerle birlikte olmayı çok istediklerine ve bu sebeple seyirci eksikliğini hissettiklerine dikkati çekti.

Ahmet Özbelge, Gazi Koşusu’nda toplamda 5,5 milyon lira civarında ödül dağıtılacağına değinerek, atçıların bu yarışı koşmak için büyük fedakarlıklar yaptığını, kazanmaktan ziyade katılmanın, bu heyecanı yaşayabilmenin önemli olduğunu dile getirdi.

Kendisinin de birçok ata sahip olduğunu ancak Gazi Koşusu’nda koşabilecek atının bulunmadığını vurgulayan Özbelge, “İnsanlar bu yarışa katılabilmek için aslında daha kısrakları gebeyken hayal kurmaya başlıyorlar. Doğunca başka bir hayal kuruyorlar, biraz büyüyünce başka bir hayal kuruyorlar. Bütün atçılar, bütün yetiştiriciler en çok Gazi Koşusu’nun hayalini kurarlar. Burada çok insan vardır ki Gazi Koşusu’nu kazansın ama ikramiyeyi almasın. Çünkü Gazi başka bir şey, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Ulu Önder’in anısına düzenlenen bu yarışı kazanmak her at sahibi için büyük bir gurur ve onur.” diye konuştu.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında seyirci ortalamasının düşük olduğunu ancak 1950 senesinde TJK’nın kurulması ve bu vesileyle atçılığa ilginin artmasıyla beraber seyirci sayısında artış gözlendiğini belirten Özbelge, “1970 senesinde bile İstanbul’da Gazi Koşusu öncesinde defileler yapılırdı. Böyle güzel ek aktiviteler sağlanırdı. O zamanlar insanların muazzam bir katılımı olurdu. Seyirci sayısı 30 binleri bulduğumuz zamanlar olmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.

TJK Genel Sekreteri Ahmet Özbelge, istihdama, tarıma ve endüstriye katkı sağladığını ifade ettiği TJK’nın bacasız bir sanayi olduğunu, 200-250 bin kişinin buradan geçimini sağladığını sözlerine ekledi.

19 yıldır Gazi Kupası’nın hayalini kuruyor, kilo vermek için 6 kat elbiseyle idman yapıyor

Jokey Özcan Yıldırım, koşuya daha önce 15 kez katıldığını, son yıllarda ikincilik, üçüncülük ve dördüncülük elde ettiğini söyledi.

2002 yılından beri her jokey gibi Gazi Koşusu Kupası’nın hayalini kurduğunu belirten Yıldırım, yarışı kazanmak istediğini ancak heyecandan daha çok yarışa özlem duyduğunu ifade etti.

Yarış için kilo fazlası bulunan ve kilo vermek için idmanını içerisinde sauna eşofmanı da bulunan 6 kat giysiyle sürdüren Yıldırım, bu yıl bineceği geçmişi başarılarla dolu “İllüzyon” adlı dişi safkanın yarışın en güçlü adaylarından olduğuna dikkati çekti.

Jokey Gökhan Gökçe de Gazi Koşusu’nun Türk atçılığının derbisi olduğunu, her at sahibinin ve jokeyin hayalindeki yarış olduğunu dile getirdi.

Her yıl bir Gazi Koşusu’nun bitip öteki Gazi Koşusu’nun hayalinin başladığını anlatan Gökçe, bu sene Villager Song isimli safkan ile yarışa katılacağını belirtti.

Gazi Koşusu’nun heyecanı farklı olduğu için dinç kalmaya gayret gösterdiğini kaydeden Gökçe, “2007’den beri at biniyorum. İki tane ikinciliğim var Gazi’de, bir de dördüncü olduğum yarış var. Yaklaştık potaya ama bir türlü nasip olmadı, inşallah bu sene olur. Atımıza güveniyoruz, sıçrama yapan formda bir at.” dedi.

İSTANBUL (AA) – Trendyol, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 180'den fazla müze ve özel müzeleri desteklemek amacıyla "Türkiye'nin Müzeleri Trendyol'da" projesini başlattı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, müzelerde yer alan eserlerin yansıması ürünleri tek çatı altında toplayan Trendyol, Türkiye'nin dört bir yanındaki milyonlarca müşterisi ile bu ürünleri buluşturuyor, müze mağazacılığının dijitalleşmesine katkı sağlıyor. Teknoloji ve pazarlama gücüyle müzelerin yanında duran Trendyol, böylece müzelerin gelirlerini artırmayı hedefliyor.

"Trendyol Sanat" ile sanatçıları sanatseverlerle buluşturan Trendyol, şimdi de müzelerin el yapımı eşyasından özel tasarımlarına kadar geniş ürün yelpazesine platformunda yer veriyor. Müze mağazacılığı dijitalleşirken, müze ziyaretlerinden bağımsız olarak Türkiye'nin dört bir yanındaki milyonlarca kişi ürünlerle buluşabilecek. Müzelerin, Trendyol üzerinden sağladığı gelir ile Türkiye'nin kültür, sanat, tarih ve gastronomisine yaptıkları katkının artırılması amaçlanıyor.

"Türkiye'nin Müzeleri" butiğinde aralarında Topkapı Sarayı, Göbeklitepe, Pamukkale, Efes, Zeugma, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Troya gibi Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 180'den fazla müze ve ören yerinin ticari işletmesini yapan Müzedenal ve Pera Müzesi, Atatürk Vakfı, Adatepe Zeytinyağı Müzesi ve Borusan Contemporary bünyesinde hizmet veren Borusan ArtStore yer alıyor.

Müzelerin replikalardan mücevherlere, dekoratif heykel ve objelerden özel basım kitaplara, günlük olarak kullanılabilecek takı, kupa, çanta, tişört gibi binlerce ürününe Trendyol mobil uygulamasından ve https://www.trendyol.com/sr?mid=230926,209839,163709,148644,302600 adresinden ulaşılabiliniyor.

– "Anadolu'nun kadim kültürünü ürünlerimiz ile daha fazla kişiye tanıtmayı hedefliyoruz"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Müzedenal Yönetim Kurulu Başkanı Ege Bağlıkaya, Trendyol iş birliğine ilişkin "Anadolu'nun kadim kültürünü ürünlerimiz ile daha fazla kişiye tanıtmayı hedefliyoruz. Bu hedefimizde Trendyol ile birlikte bu mirası daha fazla insana tanıtmak Anadolu kültürü için büyük bir atılım olacaktır." ifadelerini kullandı.

Borusan Contemporary Müdürü Dr. Kumru Eren ise Borusan ArtStore bünyesinde sanatseverlere sunulan yayınların ve Borusan ArtStore'a özel üretilen tasarım ürünlerin de Trendyol iş birliğinde daha geniş bir kitleyle buluşturulmasından memnuniyet duyduklarını aktardı.