Fransa'da Ermeni diasporası yüzlerce derneğiyle Türkiye karşıtı lobi yapıyor

PARİS (AA) – Dünya üzerinde nüfusu 10 milyonu bulan Ermenilerin 8 milyondan fazlasının Ermenistan toprakları dışında yaşadığı ve 1915 olayları iddialarının arkasındaki asıl itici gücün, Ermeni diasporası olduğu biliniyor.

Rusya 2 milyona yakın Ermeni nüfusuyla diasporanın en kalabalık olduğu ülkeyken Ermeni lobiciliği, en fazla ABD ve Fransa’da varlık gösteriyor.

Ermeni diasporası, Avrupa ülkeleri arasında Fransa’da 700 bine yaklaşan Ermeni nüfusuyla bu ülkede siyaset üzerinde hakimiyet kurma peşinde.

Türkiye düşmanlığı, Ermeni kimliğinin inşasında kullanıldı

Fransa’ya Birinci Dünya Savaşı sonlarından itibaren yerleşmeye başlayan Ermeniler, yıllar içerisinde ciddi bir asimilasyon korkusuna girdi.

Asimilasyonu önlemek, Ermeni kimliğini inşa etmek için dili ve kültürü korumaktan çok Türkiye ve Türklere karşı düşmanlığa odaklanan diaspora, 1915 olaylarını bu amaçla kullandı.

Fransa’da 1970’lerden itibaren 1915 olaylarına ilişkin iddiaları sürekli gündemde tutmaya çalışan diaspora, 29 Ocak 2011’de Fransız parlamentosunda çıkan yasayla 1915 olaylarının “sözde soykırım” olarak kabul edilmesinde rol oynadı.

Ermeni lobisi, bu yasanın geçmesiyle Fransa siyasetinde görünür olmaya başladı.

Diğer yandan diasporanın baskısıyla “sözde soykırım”ın inkarını suç olarak tanıyan ve bir yıl hapis ile 45 bin avro para cezası veren yasa, parlamentodan çıktı.

Ancak Fransa Anayasa Konseyi tepkiler üzerine yasayı ifade özgürlüğüne aykırı bularak iptal etti.

Bu adımla diaspora güç kaybı yaşadı.

Türkiye ve Türklere karşı düşmanlıklarına devam eden Ermeni lobisi, geçen yılki Dağlık Karabağ çatışması sırasında yeniden harekete geçti.

Dağlık Karabağ çatışmasına dair tarafsız yayını kaldırttılar

Azerbaycan, 27 Eylül 2020’de Birleşmiş Milletler kararlarına göre kendisine ait olan Dağlık Karabağ topraklarını Ermenistan’ın 1992’den bu yana süren işgalinden kurtarmak için operasyon başlattı.

Türkiye’nin destek verdiği ve Birleşmiş Milletlerin haklılığını tescil ettiği Azerbaycan’ın topraklarını geri almaya başlamasıyla Ermeni diasporası, Fransız medyasında Türkiye ve Azerbaycan karşıtı dezenformasyon faaliyetine başladı.

Dağlık Karabağ’da Ermenilerin katledildiği, sivillerin hedef alındığını ileri süren diaspora, bu süreçte 22 Ekim’de TF1 kanalında yayımlanan tarafsız bir Dağlık Karabağ haberini, kanalın sitesinde, sosyal ağlardan ve diğer platformlardan kaldırttı.

Ayrıca ülkedeki çatı Ermeni dernekleri kuruluşu Fransız Ermeni Örgütleri Konseyi (CCAF) Eşbakanı Franck Murad Papazyan, Twitter hesabından, TF1 kanalı ve haberi yapan gazeteci Liseron Boudoul’u hedef gösterdi.

Fransız basınında Azerbaycan’ın uluslararası yasalara göre haklılığını gösteren sayıda haber de Ermeni lobilerinin baskısıyla kaldırılırken, Fransız haber ajansı AFP ve Le Figaro gazetesi de Azerbaycan’ın Paris Büyükelçisi Rahman Mustafayev’in Karabağ’a ilişkin röportajını yayımlamaktan vazgeçti.

Diasporanın bu baskısında Fransa yönetiminin Doğu Akdeniz, Libya, NATO üyeliği dahil konularda Türkiye karşıtı tavır alması etkili oldu.

Fransa’da Türklere saldırıya sesiz kalan yönetim, Ermeni şiddeti karşıtı yürüyüşü suç saydı

Ülkede 28 Ekim 2020’de, Ermenistan yanlısı gösteri yapan diaspora üyeleri, otoyolu kapatarak işe giden Türklere saldırarak 4 kişiyi yaraladı.

Olayın ardından Lyon ve Dijon kentlerindeki Türkler, Ermenilerin şiddetine karşı yürüyüş düzenledi ancak polis Türklere göz yaşartıcı gazıyla müdahale ederek, katılımcılara para cezası kesti.

Bazı Fransız makamları ve siyasilerin Ermeni şiddetine tepki vermeyip, yürüyüş yapan Türklerin suç işlediğini, sınır dışı edilmesi gerektiğini savundu.

Türkiye ve Türk düşmanlığına odaklanan diaspora, Ermenistan’a destek mitinginde terör örgütü PKK ile görüntü vermekten çekinmedi.

Fransız makamları da Avrupa Birliği’nin (AB) terör örgütü olarak tanıdığı PKK paçavralarının Ermenistan ve AB bayraklarıyla yan yana açılmasına sessiz kaldı.

Ermeni diasporasının hedef gösterdiği “Bozkurtlar” adlı hareket, tüzel kişiliği olmadığı halde hükümet tarafından “kine, ayrımcılığa teşvik ettiği ve şiddet olaylarına sebep olduğu” gerekçesiyle lağvedildi.

Türk ve Müslüman grupları hedef gösteren Ermeni diasporasının 575 kayıtlı derneği bulunuyor

Müslüman ve Türk derneklerin cemaatçilik ve ayrılıkçılık suçlamalarıyla kapatıldığı Fransa’da, Ermenilere ait sadece kayıtlı 575 dernek bulunması da dikkati çekiyor.

Etnik kimlik üzerine kurulu diaspora dernekleri, Dağlık Karabağ çatışmasında, uluslararası kararları göz önüne alarak arabulucu olması gereken Fransa’yı uluslararası arenada zor durumda bırakarak manipüle edip Ermenistan’ın yanında olmasını sağladı ve kendi cemaatçi faaliyetlerine ortak etmiş oldu.

Milli Görüş’ün inşa ettiği caminin hedefe konulmasında Ermeni lobisi şüphesi

Ermeni diasporası, son olarak Strazburg kentinde yapılan camiye belediyenin 2,5 milyon avroluk yardımıyla gündeme gelen Fransa İslam Toplumu Milli Görüş hareketini hedef aldı.

Belediyenin yardım kararının hemen akabinde Fransız Ermeni Örgütleri Konseyi temsilcileri Strazburg Belediyesi ile görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmenin akabinde, Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, 23 Mart’ta Twitter hesabından yaptığı açıklamada, bölge valisinden camiye yönelik yardımı konuyu yargıya taşımalarını istedi.

Hedefe konulan ve basında karalamalara maruz kalan Milli Görüş, daha sonra caminin inşasında belediyenin yardımını almaktan vazgeçtiklerini duyurdu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Fransa’nın Le Castellet bölgesindeki 5 bin 842 metrelik Paul Ricard Pisti’nde 53 tur üzerinden yapılacak yarışın sıralama turları, yarın TSİ 16.00’da başlayacak.

Yarış ise 20 Haziran Pazar günü TSİ 16.00’da gerçekleştirilecek.

Fransa Grand Prix’si öncesi Mercedes takımından Lewis Hamilton’ın 3, Red Bull’dan Max Verstappen’in 2, takım arkadaşı Sergio Perez’in ise bir yarış galibiyeti bulunuyor.

Pilotlar ve takımlar klasmanının ilk 5 sırası şöyle:

Pilotlar klasmanı

1. Max Verstappen (Hollanda): 105 puan

2. Lewis Hamilton (Büyük Britanya): 101

3. Sergio Perez (Meksika): 69

4. Lando Norris (Büyük Britanya): 66

5. Charles Leclerc (Monako): 52

Takımlar klasmanı

1. Red Bull: 174

2. Mercedes: 148

3. Ferrari: 94

4. McLaren: 92

5. AlphaTauri: 39

BEYRUT (AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile Beyrut Limanı’ndaki patlamanın ardında bıraktığı yıkımın daha da derinleştirdiği ekonomik kriz, tüm kurumları etkilediği gibi ülkenin kaoslara sürüklenmemesinin güvencesi olarak görülen orduyu da derinden etkiledi.

Terörle mücadele ve Suriyeli mülteciler gibi güvenlik ve siyasi başlıklar adı altında yıllardan beri Lübnan ordusuna askeri teçhizat ve lojistik destek sağlayan uluslararası toplumun, Fransa’nın girişimi ve Birleşmiş Milletlerin (BM) himayesinde bugün çevrim içi gerçekleştireceği konferansta Lübnan ordusuna acil yardım toplaması bekleniyor.

Lübnan’dan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Zeyne Aker ile Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın katılması beklenen konferansa, ABD, Rusya, Çin, Avrupa Birliği ülkeleri ve Körfez’deki Arap ülkelerinin katılım göstermesi öngörülüyor.

Beyrut patlamasından sonra orduya yüzlerce ton gıda yardımı yapıldı

Beyrut Limanı’ndaki patlama ve sonrasında yerel para biriminde yaşanan çöküşün doğrudan maaşlarına yansıdığı ordu mensupları, Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeden gelen yardımları aldı.

Patlamadan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 200 bin dolar değerinde 260 ton gıda, Fransa 50 bin dolar değerinde gıda, Ürdün 40 ton, Fas 80, Kuveyt 40, Umman 120, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 344 ton gıdanın yanı sıra Mısır, Irak ve İspanya, Lübnan ordusuna çeşitli yardımlarda bulundu.

Lübnan ordusunun maaş, sağlık, eğitim ve diğer hizmetler için yıllık 100 milyon dolarlık bir bütçeye ihtiyacı olduğu tahmin ediliyor.

Konuyla ilgili AA muhabirine konuşan Lübnanlı uzmanlar, ülkedeki siyasi güçlerin yerel ve uluslararası alanda güvenini yitirdiği için uluslararası toplumun orduya ilgi gösterdiği, bu girişime öncülük eden Fransa’nın ise Lübnan’daki etkin rolünü korumaya çalıştığı değerlendirmesinde bulunuyor.

“Fransa’nın Lübnan’daki nüfuzunu canlandırma emelleri var”

Lübnanlı siyasi analist Munir er-Rabih, Fransa’nın geçen yıl ağustosta başlattığı girişimin başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle Lübnanlı siyasilerle çıkmaz sokağa girdiğini söyledi.

“Fransa’nın Lübnan’a yönelik nüfuzunu yeniden canlandıracak emelleri var. Fransa, bu nüfuzundan ve Lübnan’ın içindeki etkin rolünden vazgeçmek istemiyor.” diyen Rabih, dolayısıyla Paris yönetiminin tarihi ve kültürel bağları üzerinden kurduğu siyasi ilişkilerle söz konusu nüfuzunu korumaya çalıştığını ifade etti.

Rabih, Fransa’nın Lübnan’da siyasi güçlerden umudunu kaybettikten sonra ise ülkedeki nüfuzunu korumak için sivil toplum güçleri ve orduyla bağlarını güçlendirdiğine dikkati çekerek, bu nedenle Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın Beyrut’a gerçekleştirdiği son ziyaretinde de buna yoğunlaştığını dile getirdi.

Fransa’nın işte bu çerçevede “Uluslararası Lübnan Ordusuna Destek Konferansı”na ev sahipliği yapma çabasında olduğunu kaydeden Rabih, şunları söyledi:

“Fransa, Lübnan’da ordunun temsilciliğini yaptığı derin devletle güçlü bağlar kurmak istiyor. Paris, varlığını ve etkisini sürdürmek istediği bu ülkede güçlü ilişkiler kurmaya muhtaçtır.”

Rabih, Lübnan’daki siyasi makamların orduya olan uluslararası ilgiden ciddi anlamda rahatsızlık duyduğunu aktardı.

Lübnanlı uzman, “Lübnan’a gelen uluslararası yardımlar orduya teslim ediliyor ve ordu üzerinden ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Çünkü uluslararası toplum siyasilere artık güvenmiyor.” diye konuştu.

“Lübnan’a destekleri ordu üzerinden sürdürme iradesi var”

Lübnanlı araştırmacı yazar Alan Sarkis de Paris konferansının, Lübnan Genelkurmay Başkanı Avn’ın dost ülkelerin ordularına yaptığı yardım çağrısı üzerine gerçekleştiğini belirtti.

Fransa’nın bu girişime ev sahipliği yapmasını, Paris’in Lübnan’da üstlenmeye çalıştığı role bağlayan Sarkis, Beyrut Limanı’ndaki patlamadan sonra Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Lübnan’da yeni hükümeti kurma konusunda başlattığı bir girişimin de bu minvalde olduğunu söyledi.

Lübnan Genelkurmay Başkanı Avn’ın Fransa’ya gerçekleştirdiği son ziyaretinde Macron ile görüşmesinin güvenlik ve askeri konuların ötesine uzanan boyutları olduğunu savunan Sarkis, şöyle devam etti:

“Fransa’nın da aralarında bulunduğu Batı ülkeleri ile Arap yönetimleri, Lübnan’a yardımlarını ekonomik reformlara bağlıyor ancak Lübnan ordusuna yönelik yardımlarda böyle bir şart koşmuyorlar. Bu da Lübnan’da ordunun siyasi güçlerden ayrı tutulduğunu gösteriyor.”

Lübnan’daki siyasi yetkililere yönelik güven kaybı olduğunu hatırlatan Sarkis, dolayısıyla Fransa, ABD ve Türkiye gibi yardım eli uzatan tüm ülkelerin orduyu muhatap aldığını söyledi.

Sarkis, “Lübnan’a yönelik destekleri ordu üzerinden sürdürme yönünde bölgesel ve uluslararası bir irade söz konusu, bu da ülkede güvenliğin kontrolden çıkmasını istemediklerini gösteriyor.” dedi.

Lübnanlı siyasi güçlerin bundan rahatsız olduğunu dile getiren Sarkis, uluslararası toplumun Lübnan ordusuna desteğini şu sözlerle değerlendirdi:

“Lübnan’da iki silahlı güç var. Biri ülkenin meşru ordusu ve emniyet biriminden oluşuyor, diğeri ise İran’ın desteğini alan Hizbullah’tır. Lübnan ordusunu zayıf düşürecek her adım Hizbullah’ın çıkarına olacaktır. Dolayısıyla Lübnan ordusunun dağılacağı bir aşamaya gelmemesi için ABD ve Fransa’nın ilgisini görebiliyoruz.”

Lübnan’daki hükümet krizi ve Fransız girişimi

Lübnan hükümeti, 4 Ağustos 2020’de Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamanın ardından tepkiler üzerine istifa etmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 6 Ağustos ve 1 Eylül 2020’de Lübnan’ı ziyaret etmiş ve hükümetin kurulması için girişimde bulunmuştu. Ancak ülke içi anlaşmazlıklar nedeniyle hükümet kurulamazken Fransa’nın girişimi de başarıya ulaşamamıştı.

Macron, Lübnan’a gerçekleştirdiği ikinci ziyaretini tehditkar sözlerle sonlandırmış ve “Yetkililer, ekim ayının sonuna kadar bir ilerleme kaydetmezse sonuçları ve cezaları üstleniriz. Lübnan makamları bir şey yapmazsa uluslararası toplumun mali yardımlarının önü açılmayacaktır.” demişti.