Fransa'da Ermeni grubun saldırısına uğrayan Türk aile yaşadıklarını anlattı

SAİNT-DİE-DES-VOSGES (AA) – Saint-Die-Des-Vosges kentinin Kellerman Mahallesi’nde Ali Ç. ve ailesi 25 Nisan’da yaklaşık 40 kişilik Ermeni grubun saldırısına uğradı.

Grupta geçen yıl sonbaharda Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaların yaşandığı Dağlık Karabağ’a giden bir kişinin de yer aldığı belirtildi.

Yabancı nüfusun yoğunlukta olduğu kentte uzun yıllardır yaşayan aileden Ali Ç, Serpil Ç, Halil Ç. ve Ramazan Y. saldırıda yaralandı. Başından yaralananlardan Halil Ç’nin tedavisi sürerken Ali Ç, Serpil Ç. ve Ramazan Y. ise taburcu edildi.

Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Ali Onaner, dün Vosges Valisi Yves Seguy’i ziyaret ederek saldırının faillerinin yakalanması beklentilerini dile getirdi. Strazburg Başkonsolosu Muzaffer Rami Şaylıman 25 Nisan’da aileyi ziyaret etti.

“Beni gördüklerinde bahçeye atladılar ve 40 kişi bana saldırdı”

Ali Ç, AA muhabirine 25 Nisan’da evin bahçesinde oturduklarını belirterek, “10 araçla yaklaşık 40 kişinin geldiğini gördüm. Bir çocuk kovalıyorlardı. Beni gördüklerinde bahçeye atladılar ve 40 kişi bana saldırdı. Artık vurmaya başladılar. O sırada eşim yemek yapıyordu. Kaynar suyu onların üzerinde döktü ve öylece kurtulabildim.” dedi.

Oğlu ve yeğeninin Ermeni grubun eve girmesini engellediğini ifade eden Ali Ç, “(Ermeniler) Onların kafasına copla vurdular. Biri hastanede yoğun bakımda tedavi görüyor, diğerinin kafasında 7-8 dikiş var. Ellerinde demir, bıçak, silah hepsi vardı.” diye konuştu.

“Havaya ateş açarak geldiler”

Ali Ç, Ermeni grubun içeriye giremedikleri için kapıyı kırmaya çalıştıklarını söyledi.

Grubun havaya ateş açarak geldiğini anlatan Ali Ç, evin bahçesinde kendisini dövdüklerini belirterek, “O an bir şey düşünemedim. 40 kişi üstüne koşarak geliyor. Ne düşünebilirim. Hiç beklemediğim bir şey. Bugün (karakola) gidip ifademizi verdik. Şikayette bulunduk. Hakkımızı arayacağız.” dedi.

Aileden Sinan Ç. de 1,5 ay önce Ermenilerin yeğenini darbettiğini ancak olayı yatıştırdıklarını kaydetti.

Bu olayın üzerine 24 Nisan’da Ermenilerin tekrar yeğeninin üzerine araç sürdüğünü ifade eden Sinan Ç, “Yeğenim (Ermenilere) ‘yapma etme’ dedi ancak sonra dövüştüler. Bu (saldırı) olayı 24 Nisan’da cumartesi günü bir kavgadan başlıyor.” dedi.

Sinan Ç, aynı gün 10 Ermeni’nin yeniden yeğeninin yanına geldiğini ancak müdahale ettiklerini belirterek, şunları söyledi:

“Böyle olmaz yapmayın’ dedik. Özür dilediler. Biz olayı unuttuk. Olayın bittiğini düşündüğümüz için böyle tepki beklemiyorduk. Pazar günü 10 araba, 40 kişi geliyorlar ve biraderime saldırıyorlar. 3 kişiye 40 kişi saldırdı. 4 yaralımız var. 1 kişi şu an hala hastanede. (Ermenilerin) Ellerinde bıçak, silah varmış.” diye konuştu.

Sinan Ç, Ermeni grubun evin dışında silahla havaya ateş açtığını söyledi.

Saldırıda damadı Ramazan Y’nin bıçakla yaralandığını ve başından darbedildiğini, yeğeni Halil Ç’nin kafa tasında 3 kırık olduğunu aktaran Sinan Ç, Halil Ç’nin hastanede yapılacak tetkikler sonrası ameliyat edilebileceğini belirtti.

Sinan Ç, “40 kişi öldürmeye gelmiş. Bugün bir cenaze haberi verebilirdik. ‘Bir Türk vatandaşı öldü’ diye haber yapabilirdik. Bunun daha ötesi yok.” dedi.

Kentteki Türk toplumundan ve komşularından destek aldıklarını ifade eden Sinan Ç, “Kimse bunu doğal karşılamıyor. Haneye tecavüz hiçbir yerde görülmüş bir şey değil. 10 araba gelip haneye tecavüz etmek (normal değil). Bunu yapmaları ne insanlığa yakışır ne de bir topluma yakışır.” ifadelerini kullandı.

Sinan Ç, Şaylıman ve Dışişleri Bakanlığının olayla ilgilendiğini kaydederek, teşekkür etti.

Kentte sadece 10-15 Ermeni ailenin yaşadığını ifade eden Sinan Ç, saldırı gerçekleştirebilmek için çevredeki kentlerden Ermenilerin toplandığına dikkati çekti.

Sinan Ç, “İnşaat sektöründe çalışıyoruz. Bu sektörde çoğu zaman onlarla çalışıyoruz. Yine inşaat sektöründe bir arada çalışacağız ama nasıl olacak bilmiyorum.” dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Fransa’nın Le Castellet bölgesindeki 5 bin 842 metrelik Paul Ricard Pisti’nde 53 tur üzerinden yapılacak yarışın sıralama turları, yarın TSİ 16.00’da başlayacak.

Yarış ise 20 Haziran Pazar günü TSİ 16.00’da gerçekleştirilecek.

Fransa Grand Prix’si öncesi Mercedes takımından Lewis Hamilton’ın 3, Red Bull’dan Max Verstappen’in 2, takım arkadaşı Sergio Perez’in ise bir yarış galibiyeti bulunuyor.

Pilotlar ve takımlar klasmanının ilk 5 sırası şöyle:

Pilotlar klasmanı

1. Max Verstappen (Hollanda): 105 puan

2. Lewis Hamilton (Büyük Britanya): 101

3. Sergio Perez (Meksika): 69

4. Lando Norris (Büyük Britanya): 66

5. Charles Leclerc (Monako): 52

Takımlar klasmanı

1. Red Bull: 174

2. Mercedes: 148

3. Ferrari: 94

4. McLaren: 92

5. AlphaTauri: 39

BEYRUT (AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile Beyrut Limanı’ndaki patlamanın ardında bıraktığı yıkımın daha da derinleştirdiği ekonomik kriz, tüm kurumları etkilediği gibi ülkenin kaoslara sürüklenmemesinin güvencesi olarak görülen orduyu da derinden etkiledi.

Terörle mücadele ve Suriyeli mülteciler gibi güvenlik ve siyasi başlıklar adı altında yıllardan beri Lübnan ordusuna askeri teçhizat ve lojistik destek sağlayan uluslararası toplumun, Fransa’nın girişimi ve Birleşmiş Milletlerin (BM) himayesinde bugün çevrim içi gerçekleştireceği konferansta Lübnan ordusuna acil yardım toplaması bekleniyor.

Lübnan’dan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Zeyne Aker ile Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın katılması beklenen konferansa, ABD, Rusya, Çin, Avrupa Birliği ülkeleri ve Körfez’deki Arap ülkelerinin katılım göstermesi öngörülüyor.

Beyrut patlamasından sonra orduya yüzlerce ton gıda yardımı yapıldı

Beyrut Limanı’ndaki patlama ve sonrasında yerel para biriminde yaşanan çöküşün doğrudan maaşlarına yansıdığı ordu mensupları, Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeden gelen yardımları aldı.

Patlamadan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 200 bin dolar değerinde 260 ton gıda, Fransa 50 bin dolar değerinde gıda, Ürdün 40 ton, Fas 80, Kuveyt 40, Umman 120, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 344 ton gıdanın yanı sıra Mısır, Irak ve İspanya, Lübnan ordusuna çeşitli yardımlarda bulundu.

Lübnan ordusunun maaş, sağlık, eğitim ve diğer hizmetler için yıllık 100 milyon dolarlık bir bütçeye ihtiyacı olduğu tahmin ediliyor.

Konuyla ilgili AA muhabirine konuşan Lübnanlı uzmanlar, ülkedeki siyasi güçlerin yerel ve uluslararası alanda güvenini yitirdiği için uluslararası toplumun orduya ilgi gösterdiği, bu girişime öncülük eden Fransa’nın ise Lübnan’daki etkin rolünü korumaya çalıştığı değerlendirmesinde bulunuyor.

“Fransa’nın Lübnan’daki nüfuzunu canlandırma emelleri var”

Lübnanlı siyasi analist Munir er-Rabih, Fransa’nın geçen yıl ağustosta başlattığı girişimin başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle Lübnanlı siyasilerle çıkmaz sokağa girdiğini söyledi.

“Fransa’nın Lübnan’a yönelik nüfuzunu yeniden canlandıracak emelleri var. Fransa, bu nüfuzundan ve Lübnan’ın içindeki etkin rolünden vazgeçmek istemiyor.” diyen Rabih, dolayısıyla Paris yönetiminin tarihi ve kültürel bağları üzerinden kurduğu siyasi ilişkilerle söz konusu nüfuzunu korumaya çalıştığını ifade etti.

Rabih, Fransa’nın Lübnan’da siyasi güçlerden umudunu kaybettikten sonra ise ülkedeki nüfuzunu korumak için sivil toplum güçleri ve orduyla bağlarını güçlendirdiğine dikkati çekerek, bu nedenle Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın Beyrut’a gerçekleştirdiği son ziyaretinde de buna yoğunlaştığını dile getirdi.

Fransa’nın işte bu çerçevede “Uluslararası Lübnan Ordusuna Destek Konferansı”na ev sahipliği yapma çabasında olduğunu kaydeden Rabih, şunları söyledi:

“Fransa, Lübnan’da ordunun temsilciliğini yaptığı derin devletle güçlü bağlar kurmak istiyor. Paris, varlığını ve etkisini sürdürmek istediği bu ülkede güçlü ilişkiler kurmaya muhtaçtır.”

Rabih, Lübnan’daki siyasi makamların orduya olan uluslararası ilgiden ciddi anlamda rahatsızlık duyduğunu aktardı.

Lübnanlı uzman, “Lübnan’a gelen uluslararası yardımlar orduya teslim ediliyor ve ordu üzerinden ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Çünkü uluslararası toplum siyasilere artık güvenmiyor.” diye konuştu.

“Lübnan’a destekleri ordu üzerinden sürdürme iradesi var”

Lübnanlı araştırmacı yazar Alan Sarkis de Paris konferansının, Lübnan Genelkurmay Başkanı Avn’ın dost ülkelerin ordularına yaptığı yardım çağrısı üzerine gerçekleştiğini belirtti.

Fransa’nın bu girişime ev sahipliği yapmasını, Paris’in Lübnan’da üstlenmeye çalıştığı role bağlayan Sarkis, Beyrut Limanı’ndaki patlamadan sonra Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Lübnan’da yeni hükümeti kurma konusunda başlattığı bir girişimin de bu minvalde olduğunu söyledi.

Lübnan Genelkurmay Başkanı Avn’ın Fransa’ya gerçekleştirdiği son ziyaretinde Macron ile görüşmesinin güvenlik ve askeri konuların ötesine uzanan boyutları olduğunu savunan Sarkis, şöyle devam etti:

“Fransa’nın da aralarında bulunduğu Batı ülkeleri ile Arap yönetimleri, Lübnan’a yardımlarını ekonomik reformlara bağlıyor ancak Lübnan ordusuna yönelik yardımlarda böyle bir şart koşmuyorlar. Bu da Lübnan’da ordunun siyasi güçlerden ayrı tutulduğunu gösteriyor.”

Lübnan’daki siyasi yetkililere yönelik güven kaybı olduğunu hatırlatan Sarkis, dolayısıyla Fransa, ABD ve Türkiye gibi yardım eli uzatan tüm ülkelerin orduyu muhatap aldığını söyledi.

Sarkis, “Lübnan’a yönelik destekleri ordu üzerinden sürdürme yönünde bölgesel ve uluslararası bir irade söz konusu, bu da ülkede güvenliğin kontrolden çıkmasını istemediklerini gösteriyor.” dedi.

Lübnanlı siyasi güçlerin bundan rahatsız olduğunu dile getiren Sarkis, uluslararası toplumun Lübnan ordusuna desteğini şu sözlerle değerlendirdi:

“Lübnan’da iki silahlı güç var. Biri ülkenin meşru ordusu ve emniyet biriminden oluşuyor, diğeri ise İran’ın desteğini alan Hizbullah’tır. Lübnan ordusunu zayıf düşürecek her adım Hizbullah’ın çıkarına olacaktır. Dolayısıyla Lübnan ordusunun dağılacağı bir aşamaya gelmemesi için ABD ve Fransa’nın ilgisini görebiliyoruz.”

Lübnan’daki hükümet krizi ve Fransız girişimi

Lübnan hükümeti, 4 Ağustos 2020’de Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamanın ardından tepkiler üzerine istifa etmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 6 Ağustos ve 1 Eylül 2020’de Lübnan’ı ziyaret etmiş ve hükümetin kurulması için girişimde bulunmuştu. Ancak ülke içi anlaşmazlıklar nedeniyle hükümet kurulamazken Fransa’nın girişimi de başarıya ulaşamamıştı.

Macron, Lübnan’a gerçekleştirdiği ikinci ziyaretini tehditkar sözlerle sonlandırmış ve “Yetkililer, ekim ayının sonuna kadar bir ilerleme kaydetmezse sonuçları ve cezaları üstleniriz. Lübnan makamları bir şey yapmazsa uluslararası toplumun mali yardımlarının önü açılmayacaktır.” demişti.