Fransa’da polis şiddetine karşı mücadelenin sembol ismi Assa Traore: Mücadelemiz sürecek

PARİS (AA) – Aralık 2020’de “Fransız ırksal adalet hareketinin yüzü” olarak Time dergisi tarafından “Yılın Muhafızları” arasında gösterilen Assa Traore, kardeşinin ölümünün ardından verdiği hukuk mücadelesini AA’ya anlattı.

Özellikle Mağrip kökenlilere ve siyahilere yönelik polis şiddetinin rutin hale geldiği Fransa’da Adama Traore, 19 Temmuz 2016’da hayatını kaybetti.

Olayın ardından yapılan ilk açıklamalara göre, Adama Traore, kimlik kontrolünde yaşanan gerilim sonrası yakalanıp karakola götürülmek üzere bindirildiği jandarma aracında rahatsızlanarak ilk yardım ekibine teslim edildi. Traore’nin doktor müdahale etmeden önce jandarma aracında hayatını kaybettiği belirtildi.

Resmi otopsi raporunda Adama Traore’nin ölüm nedeni kalp yetmezliği olarak açıklanırken ailesinin yaptırdığı otopsi sonucunda ölümüne göğsüne uygulanan baskının tetiklediği solunum yetmezliğinin yol açtığı bildirildi.

Jandarmalar ise açılan iç soruşturmada suçsuz bulundu.

Adama Traore’nin ölümü, banliyölerde isyan ve protesto gösterilerinin başlamasına yol açtı.

Traore’nin kız kardeşi Assa Traore, 2019 yılında kardeşinin ölümünün 3. yıl dönümünde yayımladığı “Suçluyorum” başlıklı yazıda olaya karışan jandarmaları, isimlerini de kullanarak Adama’yı üzerine çullanarak öldürmekle itham etti.

Assa Traore, ayrıca Eylül-Kasım 2019’daki sosyal medya paylaşımlarında benzer suçlamaları sürdürdü.

Jandarmalar, aklandıkları ve suçsuz bulunduklarını savunarak Traore’ye karşı iki ayrı hakaret ve iftira davası açtı. Paris Temyiz Mahkemesi, mart ayında Traore’nin sosyal medya paylaşımlarının masumiyet karinesini ihlal ettiğine hükmetti.

Jandarmaları sağcı Le Pen’in avukatı savunuyor

Traore’nin, kardeşini öldürmekle suçladığı jandarmaları, Fransız aşırı sağcı parti lideri Marine Le Pen’in avukatlığını yapan Rodolphe Bosselut savundu.

Yayımladığı yazıyla ilgili açılan davanın ilk duruşmasında dün hakim karşısına çıkan Traore, AA muhabirine, kardeşinin ölümünden 5 yıl sonra kendisini hakim karşısında bulmasının “skandal” olduğunu söyledi.

Bilirkişi raporlarının kardeşinin ölümünden jandarmaları sorumlu tuttuğunu savunan Traore, jandarmaları isimlerini kullanarak suçladığı için kendisinden davacı olunduğunu belirtti.

“Kurbanın ailesine saldırılıyor”

Polis şiddetine karşı mücadelenin sembol ismi haline gelen ve kardeşinin ölümünü ABD’li siyahi George Floyd’un ölümüne benzeten Assa Traore, “Bu, Fransa’da bir ilk. Kurbanın ailesine saldırılıyor, jandarmalarla karşı karşıya kalınıyor. Jandarmalardan şikayetçi olduk ama savcılık henüz hiçbir suçlama yöneltmedi.” ifadelerini kullandı.

Bunun Fransa adalet sisteminin sürekli baskısı ve insafsızlığı olduğuna işaret eden Traore, “Buna karşı mücadelemiz sürecek çünkü eğer işin arkasını bırakırsak bu herkesin aleyhine olur. Kimse, özellikle biz siyahiler, Arap ve göçmen kökenliler seslerini çıkaramaz.” diye konuştu.

Assa Traore, jandarmaların kendisini suçladıkları halde mahkemeye gelmeyip avukatlarının arkasına saklandığına dikkati çekerek, “Eğer suçlamalarından emin olsalardı mahkeme salonuna gelirlerdi. Ancak korkak davranarak gelmediler, hayatını kararttıkları bir gencin ailesinin bakışlarından kaçtılar.” dedi.

Mağdurları suçlu haline getirme taktiği

Traore’nin avukatı Yassine Bouzrou, müvekkili ve ölen kardeşi Adama Traore’ye karşı Fransa’da her zaman olduğu gibi “mağdurlardan suçlu yaratma” taktiği uygulandığını dile getirdi.

Assa Traore’nin elindeki objektif kanıtlarla jandarmalara karşı suçlama yönelttiğini belirten Bouzrou, tıbbi raporların ve tanıkların ifadelerinin, Adama’nın ölümüne gözaltına alınmasının ardından göğsüne yapılan baskının yol açtığını teyit ettiğini söyledi.

Bouzrou, Fransa’da özellikle siyahilere ve Mağrip kökenlilere yönelik polis şiddeti sonrası medyanın önce güvenlik güçlerinin ifadelerine başvurarak onların görüşleri üzerinden haber yaptığına, bu şekilde mağduru suçlu hale getirme taktiğinin uygulandığına işaret etti.

Jandarmaların karşı dava açarak Assa Traore’yi susturabileceklerini düşünerek yanıldıklarını belirten Bouzrou, mahkemeye gelmeyerek de “korkaklıklarını” ortaya koyduklarını kaydetti.

“Fransa, ırkçılığın var olduğu ve devam ettiği bir devlettir”

Assa Traore’ye destek vermek için mahkeme salonuna gelen Mamadou Camara da bir yanlış yapıldığında adaletin işini yaparak yanlışı düzeltmesi gerektiğini söyledi.

Gençlerin polis tarafından öldürülmesinin normal karşılanmaması gerektiğini vurgulayan Camara, “Fransa, bugün ırkçılığın var olduğu ve devam ettiği bir devlettir. Biz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Irkçı muamele bir gerçek.” diye konuştu.

Erkek kardeşinin de polis tarafından öldürüldüğünü ileri süren Camara, çocuklarının da yarın aynı duruma düşmemesi için ırkçılıkla mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

Camara, istatistiklerin Fransız polisinin Avrupa’nın en ırkçı polisi olduğunu gösterdiğini savunarak, “Yargı ve devlet sorumluluğunu yerine getirmeli.” dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ADANA (AA) – Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklu Cengiz Tarım hakkındaki 128 sayfalık gerekçeli kararda yer verilen tespit ve değerlendirme tutanaklarına göre, KHK ile meslekten ihraç edilen sanığın GSM hattı üzerinden FETÖ’nün şifreli haberleşme programı ByLock’u kullandığı belirtildi.

Kararda sanığın örgütsel bağı kuvvetlendirmek, muhafaza etmek ve FETÖ’nün sırlarının deşifre olmasını engellemek amaçlarıyla çeşitli talimatlar verdiği anlatıldı.

Cengiz Tarım’ın yargılama safhasında inkar etmesine karşın ByLock kullandığının teknik verilerle belirlendiği kaydedilen kararda, kullanıcı adının “1743”, ID numarasının “207433” ve program şifresinin ise eşinin adı ve doğum yılı olduğu bildirildi.

Gerekçeli kararda, Tarım’ın FETÖ’nün mahrem imamlarıyla operasyonel hat vasıtasıyla iletişim kurduğu, bu şekilde mensubu olduğu Jandarma Genel Komutanlığı hiyerarşisi dışında bir yapıdan emir ve talimatlar aldığı ifade edildi.

Sanığın 2011 ve 2016 yıllarında operasyonel hat üzerinden FETÖ’nün sözde “Jandarma Genel Komutanlığı Kuvvet Sorumlusu” ve ByLock kullanıcısı firari D.Y, sözde “Jandarma Karargah Temsilcisi” firari A.Ç, sözde “Jandarma Ankara Karargah İstihbarat Müdürü” firari Z.T. ve sözde “Jandarma Türkiye Bilgi İşlem Mesulü Temsilcisi” C.K. ile görüştüğü bilgisine de kararda yer verildi.

Kararda, sanık Tarım’ın 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde FETÖ’cüler tarafından hazırlanan sözde atama listesinde 411. sırada olduğu ve mevcut görev yeri Jandarma Okullar Komutanlığıyken atandığı görevin sözde “Jandarma Genel Komutanlığı Genel Plan Prensipler Başkanı” şeklinde belirlendiği anlatıldı.

MİT mensupları hakkında istenen dinleme karar taleplerini imzalamış

Gerekçeli kararda, Tarım’ın Ankara İl Jandarma Komutanı olarak görev yaptığı dönemde, MİT tırlarının durdurulması, eylemin planlanması ve uygulamaya geçirilmesi sürecinde MİT mensuplarını dinlediği ve tırlarla ilgili sahte ihbarı yapan örgüt üyelerinin amiri konumunda bulunduğu belirtildi.

MİT mensupları hakkında istenen dinleme karar taleplerini de Tarım’ın imzaladığı vurgulanan kararda şu tespitlere yer verildi:

“MİT’e ait tırların durdurulmasının ardından uygulanan dinleme işleminin 3 aylık sürenin dolması beklenmeden sanık Cengiz Tarım imzalı üst yazıyla sonlandırıldığı, bu eylemin talimatını veren ve organizesini yapan FETÖ’nün sözde üst düzey sivil mahrem yöneticileri ile operasyonel hat kullanmak suretiyle irtibatlı olduğu, bu şekilde mensubu olduğu Jandarma Genel Komutanlığı hiyerarşisi dışında bir yapıdan emir ve talimatlar aldığı, tırların durdurulması eyleminde MİT mensuplarının dinlenmesi ve tırların takip edilerek sahte ihbarın yapılması eylemlerinde doğrudan etkin olduğu ve operasyonel hat üzerinden FETÖ yöneticilerini haberdar ettiği tespit edilmiştir.”

Kararda, sanığın ByLock tespit tutanağı, HTS analiz raporu, tanık beyanları, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ile darbecilere ait sıkıyönetim listesi ve örgüt mensuplarıyla irtibatı dikkate alındığında FETÖ üyesi olduğunun anlaşıldığı ifade edildi.

Tarım’ın üst sınırdan “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 10 yıl, “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etme ve açıklama” suçundan da 11 yıl 8 ay olmak üzere 21 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığı belirtilen kararda, sanığın suçunu teyit eden birçok delil bulunmasına karşın sadece inkar odaklı savunma yaptığı kaydedildi.

ANKARA (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Eren-5 Operasyonu kapsamında Mardin’de 5 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Soylu, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:

“Beş terörist Mardin Bagok’ta etkisiz… Eren-5 Operasyonu kapsamında Jandarma Özel Harekat ve Jandarma Komandolar, Hava Kuvvetleri destekli operasyonda terörist sayısını 5 daha azalttı. Sizinle gurur duyuyoruz. Tebrikler.”

Bakanlıktan operasyona ilişkin yapılan açıklamada da “Eren-5 Operasyonları kapsamında, Mardin-Nusaybin ilçesi Bagok bölgesinde, İl Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma Komando ve Jandarma Özel Harekat (JÖH) birliklerince Hava Kuvvetleri destekli gerçekleştirilen operasyonda, 5 bölücü örgüt mensubu silahlarıyla etkisiz hale getirilmiştir. Bölgede operasyon devam etmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Muhabir: Orhan Onur Gemici

Jandarmaya kavga ihbarında bulunarak sürpriz yaptılar

Jandarma uzman erbaşlar terörle mücadele için hazır

Jandarmanın hayat kurtaran operasyonuna Skorsyk'den ödül

Bakan Soylu, Polis Özel Harekat ve Jandarma Komandolara ziyarette bulundu

Jandarma 122 yaşındaki Emine nineyi ziyaret etti

Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi yemin töreni

Jandarma pilotlarının Skorsky helikopterler ile gerçekleştirdiği nefes kesen gösteri

PKK'nın sözde Karadeniz sorumlusunu etkisiz hale getiren jandarma timine coşkulu karşılama

Jandarma uzman erbaşlar Süleyman Soylu'nun da katıldığı törende terörle mücadele için yemin etti

75 yaşındaki Hüsniye ninenin koyunlarına jandarma yem verdi