Gastronomi şehri Afyonkarahisar'ın eşsiz lezzeti: Çullama köfte

AFYONKARAHİSAR(AA) – UNESCO’nun “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil ettiği Afyonkarahisar’da, ailesiyle işlettiği restoranında müşterilerine yöresel lezzetler sunan Ayşe Safkurşun, geçmişi uzun yıllara dayanan kentin eşsiz damak tadı “çullama köfte”nin lezzetini geleceğe taşıyor.

Uzun yıllar eşiyle kentte çok sayıda kamu kurumu ve özel firmalara yemek hizmeti veren 48 yaşındaki Safkurşun, daha sonra Burmalı Mahallesi Basın Caddesi’nde yöresel lezzetler sunan bir restoran açtı.

Eşi ve kızlarının destekleriyle de işletmede, coğrafi işaret tescilli lezzetler keşkek ve ekmek kadayıfı başta olmak üzere, Afyonkarahisar’ın geçmiş kültürünü yansıtan çok sayıda çorba çeşidi, et ve sebze yemekleri ile damak çatlatan tatlılarını hazırlayarak müşterine sunuyor.

Safkurşun, kentin bu eşsiz lezzetlerini restoranındaki çalışanlarına öğretirken lise ve üniversitedeki aşçılık bölümü öğrencileriyle de tariflerini paylaşıyor.

Uzun yıllar sofraları süsleyen yemekleri geleceğe taşıyan Safkurşun’un restoranına gelen yerli ve yabancı misafirler, besin değeri yüksek “çullama köfte”ye büyük ilgi gösteriyor.

Safkurşun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentin yöresel et yemekleri arasında ara sıcak olarak yer alan çullama köftenin beğenilerek tüketildiğini söyledi.

Yemeğin hazırlanışında kullanılan malzemelerin kentten temin edilmesinin önemine dikkati çeken Safkurşun, şöyle konuştu:

“Eşsiz lezzetimiz çullama köftemiz, iki aşamada yapılıyor. İlkinde kıyma ile ince bulgur (düğü), yumurta, doğranmış soğan, maydanoz, tuz ve karabiberle yoğrulduktan sonra ceviz büyüklüğüne getiriyoruz. Ardından da un, yumurta, karbonat, biraz su ve tuz ile ‘çulunu’ hazırlıyoruz. Daha sonra döktüğümüz köfteleri sıcak suda 5 dakika haşlıyoruz. Bu işlemin sonrasında belirli bir süre haşlanan köftelerimizin suyunun süzülmesini bekliyoruz. Sonrasında süzülen köfteler, hazırlanan çuluna batırarak bulamaç yapıyoruz. Daha sonrada kızgın yağda pişiriyoruz.”

“Köftemizi tatmak isteyenlere kapımız her zaman açık”

İsminin neden “çullama köfte” denildiğini de anlatan Safkurşun, “Aslında bu yöresel lezzetimizin tarihsel süreçteki adı ‘çullama köttü’dür. Afyonkarahisar tabiriyle verilen bu isim, köftelerin yumurta ve unla hazırlanan harcında (çulu) karıştırılmasıyla yapılmasından bu eşsiz yemeğe ‘çullama köfte’ denilmiştir. Çocukluğumda, çullama köfteyi ailemden bu isimle öğrendim. Gerçekten renkli bir isme sahip çullama köftemizi, tatmak isteyenlere kapımız her zaman açıktır. Afyonkarahisar’a gelen misafirlerimiz bu yemek çeşidimizi tatmadan buradan ayrılmasın.” diye konuştu.

Müşterilerden Adnan Telek de tarihsel geçmişi olan bu lezzetlerin bilinmesi gerektiğini belirterek Afyonkarahisar’a gelen misafirlere, bu yemeği tatmalarını tavsiye etti.

Mehmet Şepik ise kentle özdeşleşen çullama köftenin sağlıklı bir yemek çeşidi olduğuna işaret etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Yunus Emre Enstitüsü Budapeşte ofisi açıldıktan sonra yaklaşık 3 yıl Kültür Koordinatörü olarak görev yapan Toth, Türkiye ve Macaristan arasında 15 yıldır “kültür ve turizm elçisi olarak” çalışmalar yürütüyor.

Türkçeyle birlikte öğrenmeye başladığı Türk yemek tariflerini İstanbul’a sık sık düzenlediği gastronomi turlarıyla pekiştiren ve Türk şeflerden eğitim almaya devam eden Toth, gastronominin kültürler ve ülkeler arası dostlukların pekişmesindeki rolünde önemli bir aracılık üstleniyor.

Toth, yaklaşık 20 kişilik bir Macar grupla İstanbul’a düzenlediği son gastronomi turunda, Türk mutfağına hayranlığını ve İstanbul sevgisini AA muhabirine anlattı.

“Budapeşte’de önerebileceğim iyi bir Türk restoranı olmadığı için Macarları Türkiye’ye getirmeye karar verdim”

Toth, ilk kez 15 yıl önce turizm amaçlı Türkiye’ye geldiğini belirterek, “Türk kültürünü ve dilini çok sevdim ve böyle bir alanda ilerlemeye karar verdim.” dedi. Agnes Toth, o yıldan sonra Macaristan ve Türkiye arasında sık sık yolculuklar yaptığını ifade etti.

Özel derslerle Türkçe öğrenmeye başladığını, Yunus Emre Enstitüsü (YEE) Budapeşte ofisi açıldıktan sonra 3 yıl Kültür Koordinatörü olarak çalıştığını anlatan Toth, “Ben bu süreçte Türk kültürü ve mutfağıyla ilgili programlar düzenledim. Hem YEE’de hem de gönüllü olarak birçok çalışma yaptım. Oradan ayrıldıktan sonra Türk gastronomisi hakkında bir blog yazmaya başladım. Maalesef o yıllarda Budapeşte’de iyi bir Türk restoranı yoktu. Macarlar döner ve baklavanın dışında pek bir şey bilmiyordu. Yemek kursları vermeye başladım. Bana Budapeşte’de nerede iyi bir Türk yemeği yiyebiliriz diye soruyorlardı. Budapeşte’de önerebileceğim iyi bir Türk restoranı olmadığı için Macarları Türkiye’ye getirmeye başladım. Aynı zamanda Türkiye’ye gelip gittim, yemek kurslarına katıldım, Youtube’dan faydalandım, birçok Türk şefle tanıştım. Onlar da gerçekten bana çok yardımcı oldu. 15 yıl boyunca kendimi çok geliştirdim. “diye konuştu.

Türk ve Macar kültürünün benzer yanları olduğu gibi farklılıklarının da olduğuna dikkati çeken Toth, Türk mutfağını zengin kılan özelliklere ilişkin şunları kaydetti:

“Türkiye, coğrafyasından dolayı inanılmaz zengin bir gastronomi kültürüne sahip. Her bölge inanılmaz zengin ve birbirinden farklı. Ege, Güneydoğu birbirinden farklı ve kendi özellikleri var. Bu yüzden Türkiye’de her şeyi bulabilirim. Doğuda et, zengin ev yemekleri ve baharat kullanımı, Ege’de hafif yemekler, zeytinyağlı ve sebzeli yemekler. Herkes damak tadına göre bir şey bulabilir. Macar mutfağı zengin olsa da Türk mutfağı kadar zengin değil. Biz daha küçük bir ülkeyiz. Bununla birlikte Türk mutfağı biraz ağır. Baklava mesela inanılmaz tereyağlı ve şekerli. Her zaman tüketilmesi çok sağlıklı olmasa da bayılıyorlar. Bizde meze kültürü yok ayrıca. Burada yemekler ortaya geliyor ve paylaşıyoruz bu Macarlar için yeni bir şey. Buraya gelen Macarlar mutfağı çok seviyorlar.”

Macaristan ve Türkiye arasındaki benzerliklerin Osmanlı döneminden geldiğini anımsatan Toth, patlıcan ve kırmızı biber kullanımının o dönemden miras kaldığını söyledi.

“İstanbul hem modern hem geleneksel yönüyle Türkiye’nin bir özeti gibi”

Hem gezi hem de gastronomi turları için İstanbul’a sık sık geldiğini anlatan Toth, İstanbul sevgisini şu sözlere anlattı:

“İstanbul inanılmaz büyük bir şehir. Şimdiye kadar yaklaşık 30 kere geldim artık saymıyorum çok seviyorum, her mahallesi birbirinden farklı. Arnavutköy’e geldik bugün mesela. Buradaki balık restoranları çok güzel. Ahşap binalarına bayılıyorum. Sultanahmet civarının tabii ki ayrı bir atmosferi var, camilerle, binalarla müzelerle. Kadıköy Moda’yı da çok seviyorum. Oradaki pazar, kafeteryalar en sevdiğim yerler. İstiklal Caddesi eskisi gibi olmasa da orayı da çok seviyorum. Kuzguncuk’u çok seviyorum, eskiden Musevilerin kaldığı bir yer. Harika bir yer. Karaköy, inanılmaz güzel kafeleri ve sahili var. Baklava yemek için oraya gidiyoruz. Balat da kafe ve kiliseleriyle muhteşem. İstanbul Türkiye’nin bir özeti gibi. Azınlıklar, farklı dinler, farklı diller bulabiliriz. Hem modern hem geleneksel yüzünü gösteriyor. Üsküdar mesela. Burada her şeyi bulabildiğim için çok seviyorum.”

İSTANBUL (AA) – Türkiye’nin önde gelen e-ticaret sitesi GittiGidiyor’un hayata geçirdiği "Keşfedecek Çok Şey Var" podcast serisinin üçüncü bölümü yayınlandı.

GittiGidiyor'dan yapılan açıklamaya göre, GittiGidiyor, “Keşfedecek Çok Şey Var” podcast serisinde dinleyicileri ilgi çekici ve keyifli sohbetlerle buluşturmaya devam ediyor.

Üçüncü bölümünde “Yükselen Sağlık Trendleri Işığında Gastronomi” konusunun konuşulduğu podcast yayınında sağlık ve gastronomi ilişkisi ele alındı.

Burak Tatari moderatörlüğünde gerçekleşen podcast yayınında şef ve gastronomi yazarı Aydan Üstkanat, salgın döneminde yemekle olan ilişkinin nasıl değiştiği, sağlıklı ve dengeli yemek yeme ipuçları, çeşitlilik ve sürdürülebilirliğin gastronomiyle olan ilişkisi ve üretimde çeşitlilik konularına değindi.

Yemek yemenin bir moda olduğunu ve taleple arzın birbirine uyumlu gittiğini belirten Üstkanat, üretimin de tüketicinin alışveriş reflekslerine göre şekillendiğini vurguladı.

Sağlıklı ve lezzetli yemeğe dair ipuçları paylaşan Aydan Üstkanat, mevsiminde kullanılan malzemelerin doğru baharatlarla harmanlanması ve doğru teknikle pişirilmesi sayesinde her yemeğin lezzetli ve sağlıklı olabileceğini anlattı.

GittiGidiyor’un 20. yılında hayata geçirdiği, her yeni bölümde, birbirinden değerli konukların katılımıyla ilgi çekici konularda yayınların yer aldığı GittiGidiyor’un podcast kanalı “Keşfedecek Çok Şey Var”a Spotify, Apple Podcasts ve Google Podcasts platformlarından erişilebiliyor.