Gastronomi Sohbetleri “Kadın Gücü” ile başladı

İSTANBUL (AA) – Metro Türkiye bünyesindeki gastronomi keşif platformu Gastronometro tarafından düzenlenen Gastronometro Talks buluşmasının ilki, Dünya Kadınlar Günü kapsamında 9 Mart Salı günü gerçekleştirildi.

Firmadan yapılan açıklamaya göre, "Kadın Gücü" temasının gastronomi ekseninde ele alındığı buluşmada başta Horeca (otel, restoran, catering) sektörü olmak üzere iş dünyasında kadınların karşılaştıkları bariyerler, başarı hikayeleri ve çözüm önerileri konuşuldu.

Etkinlikte Metro Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Sinem Türüng, Güral Porselen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Üst Yöneticisi (CEO) Harika Güral, Mey Diego Genel Müdürü Levent Kömür, Şef ve Sosyal Girişimci Ebru Baybara Demir gibi önemli isimler konuşmacı olarak yer aldı.

30 yıldır Türk mutfağına sahip çıkarak, Türk mutfak kültürünün gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak ve Türk şeflerinin gelişimine katkıda bulunarak dünyada hak ettikleri yere gelmelerini sağlamak için çalışmalarını sürdüren Metro Türkiye 2015 yılında hayata geçirdiği Gastronometro Platformu ile ‘Gastronometro Talks’ adı altında buluşmalar düzenlemeye başladı.

Buluşmada Next Academy Kurucusu Levent Erden, Gazeteci Gila Benmayor, Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne Ertan Tüysüzoğlu ve Accor Hotels Yetenek ve Kültür Müdürü Canan Töre Petekçi gibi önemli isimler iş dünyasında kadın olma ile ilgili deneyimlerini, görüşlerini ve mevcut sorunlara dair çözüm önerilerini dinleyicilerle paylaştı. Etkinliğin moderatörleri TÜRYİD Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Köktürk Koralı ve Mutfak Dostları Derneği Başkanı Zeynep Kakınç’tı.

– "Metro Türkiye kendi sektöründe her türlü desteğe hazır"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türüng, iş hayatında kadın-erkek eşitliğini sağlamanın sadece kadınların konusu olmaktan çıkarılıp hep birlikte ele alınması gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Öncelikle toplumda sosyal engellerin kaldırılması, ‘bu iş bir kadının yapabileceği iş değil’ anlayışının bir an önce son bulması gerekiyor. Kadınların da önlerinde rol model alabilecekleri sayısız örnekler dururken kendi potansiyellerini ortaya çıkarmalarına ket vuracak olumsuz düşünceler içerisine girmemeleri gerekiyor.

Fortune 500 listesinde kadın CEO’ların oranı yüzde 4. Bu rakamlara baktığımızda yapacak daha çok işimiz var. Ancak diğer yandan Dünya Ticaret Örgütü’nün direktörlüğünü ilk kez bir kadın üstleniyor. AB Merkez Bankası’nın başında da bir kadın var. İş dünyasında üst düzey görevleri üstlenen rol modellerimiz var zihniyetimizi buna göre değiştirerek ilerleyebiliriz. Rol modellerini öne çıkarıp öncelikle bu konudaki bakış açılarını değiştirerek işe başlamalıyız. Bunun için de gençleri özellikle de genç kadınları daha fazla cesaretlendirmemiz gerekiyor. Metro Türkiye olarak kadın istihdamını sadece kendi bünyemizde değil, tüm ekosistemimize yayarak destekliyoruz."

Türüng, "Meyve ve sebzeden konserve ürünlerine, şekerleme ve atıştırmalıktan içecek ve mutfak ürünlerine kadar 12 kategoride yaklaşık 40 kadın girişimci ve kadın kooperatifi ile çalışıyoruz. Profesyonel mutfaklarda kadınları üst düzey şef rollerinde görmek en önemli gündem maddelerimiz arasında yer alıyor." ifadelerini kullandı.

– "Yerel medya güçlenirse kadın daha da güçlenir"

Kadınlara çocukluk çağından itibaren beri yanlış kodlamalar yapıldığını belirten Güral Porselen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Üst Yöneticisi (CEO) Harika Güral ise bu kodlamaları değiştirmeye aileden başlamak gerektiğini ifade etti.

Eşitsizlik insan türünün en büyük hatalarından, başarısızlıklarından biri diyen Mey Diego Genel Müdürü Levent Kömür ise "Bir sektörün modernleşmesi gerekiyorsa ilk yapılacak şey o sektörde kadınların söz sahibi olmasıdır. Bu anlamda bizim sektörümüz dönüşümü başlatan, bayrağı taşıyan, öncü bir sektördür." değerlendirmesinde bulundu.

Benmayor da iletişim dünyasında ve medya dilinde kadınların nasıl ele alındığına değindi. Son dönemde kadınların yaptıkları üretimlerle ön plana çıktığını, bunun da kendi değerlerimizin öne çıkmasını sağladığını aktaran Benmayor, yerel medyaya bu anlamda önemli bir rol düştüğünü ve kadın şeflerimizden kadın üreticilerimize, tüm kadınların örnek hikâyelerinin yerel medyada daha fazla yer bulması gerektiğini belirtti.

Next Academy Kurucusu Levent Erden ise kadınlara nesillerdir atfedilen roller olduğunu söyleyerek bu rollerin değişmesi için büyük bir kültürel hareket gerektiğini ancak bu topyekûn değişimin biraz daha çaba ve zamanla olacağını kaydetti.

– "Dezavantajlı değil avantajlıyız"

Şef ve Sosyal Girişimci Ebru Baybara Demir ise gastronomi alanında tarladan profesyonel mutfağa kadınların başarılarına vurgu yaparak. "Öncelikle ailelerin kızlarının yanında olması gerekiyor. Bu cesaretsizliği yaratmamak gerekiyor. Kadın hakkını değil insan hakkını konuşmamız gerekiyor. Dezavantajın avantaj olduğunu düşünüyorum. Kendi rol modelim de kendim oldum. Yemeğin lezzeti kadar kadının cesareti de önemli bizim sektörümüzde. Biz her zaman avantajlıyız. Önemli olan bu avantajları daha çok görebilmek ve geriden gelenlere yol açabilmek." ifadelerini kullandı.

Gastronominin kadınlar için önemli bir alan haline geldiğini söyleyen Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne Ertan Tüysüzoğlu da kadınların Horeca sektöründe sadece aşçılıkta değil yöneticilik alanında da sıklıkla yer almaya başladıklarına dikkat çekti. Accor Hotels Yetenek ve Kültür Müdürü Canan Töre Petekçi ise eğitimin önemini vurguladı. Bu anlamda stajın da eğitimin bir parçası olduğunu söyleyen Petekçi, gençlere özellikle hizmet sektöründe mümkün olduğunca farklı departmanlarda görev almalarını tavsiye etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Yunus Emre Enstitüsü Budapeşte ofisi açıldıktan sonra yaklaşık 3 yıl Kültür Koordinatörü olarak görev yapan Toth, Türkiye ve Macaristan arasında 15 yıldır “kültür ve turizm elçisi olarak” çalışmalar yürütüyor.

Türkçeyle birlikte öğrenmeye başladığı Türk yemek tariflerini İstanbul’a sık sık düzenlediği gastronomi turlarıyla pekiştiren ve Türk şeflerden eğitim almaya devam eden Toth, gastronominin kültürler ve ülkeler arası dostlukların pekişmesindeki rolünde önemli bir aracılık üstleniyor.

Toth, yaklaşık 20 kişilik bir Macar grupla İstanbul’a düzenlediği son gastronomi turunda, Türk mutfağına hayranlığını ve İstanbul sevgisini AA muhabirine anlattı.

“Budapeşte’de önerebileceğim iyi bir Türk restoranı olmadığı için Macarları Türkiye’ye getirmeye karar verdim”

Toth, ilk kez 15 yıl önce turizm amaçlı Türkiye’ye geldiğini belirterek, “Türk kültürünü ve dilini çok sevdim ve böyle bir alanda ilerlemeye karar verdim.” dedi. Agnes Toth, o yıldan sonra Macaristan ve Türkiye arasında sık sık yolculuklar yaptığını ifade etti.

Özel derslerle Türkçe öğrenmeye başladığını, Yunus Emre Enstitüsü (YEE) Budapeşte ofisi açıldıktan sonra 3 yıl Kültür Koordinatörü olarak çalıştığını anlatan Toth, “Ben bu süreçte Türk kültürü ve mutfağıyla ilgili programlar düzenledim. Hem YEE’de hem de gönüllü olarak birçok çalışma yaptım. Oradan ayrıldıktan sonra Türk gastronomisi hakkında bir blog yazmaya başladım. Maalesef o yıllarda Budapeşte’de iyi bir Türk restoranı yoktu. Macarlar döner ve baklavanın dışında pek bir şey bilmiyordu. Yemek kursları vermeye başladım. Bana Budapeşte’de nerede iyi bir Türk yemeği yiyebiliriz diye soruyorlardı. Budapeşte’de önerebileceğim iyi bir Türk restoranı olmadığı için Macarları Türkiye’ye getirmeye başladım. Aynı zamanda Türkiye’ye gelip gittim, yemek kurslarına katıldım, Youtube’dan faydalandım, birçok Türk şefle tanıştım. Onlar da gerçekten bana çok yardımcı oldu. 15 yıl boyunca kendimi çok geliştirdim. “diye konuştu.

Türk ve Macar kültürünün benzer yanları olduğu gibi farklılıklarının da olduğuna dikkati çeken Toth, Türk mutfağını zengin kılan özelliklere ilişkin şunları kaydetti:

“Türkiye, coğrafyasından dolayı inanılmaz zengin bir gastronomi kültürüne sahip. Her bölge inanılmaz zengin ve birbirinden farklı. Ege, Güneydoğu birbirinden farklı ve kendi özellikleri var. Bu yüzden Türkiye’de her şeyi bulabilirim. Doğuda et, zengin ev yemekleri ve baharat kullanımı, Ege’de hafif yemekler, zeytinyağlı ve sebzeli yemekler. Herkes damak tadına göre bir şey bulabilir. Macar mutfağı zengin olsa da Türk mutfağı kadar zengin değil. Biz daha küçük bir ülkeyiz. Bununla birlikte Türk mutfağı biraz ağır. Baklava mesela inanılmaz tereyağlı ve şekerli. Her zaman tüketilmesi çok sağlıklı olmasa da bayılıyorlar. Bizde meze kültürü yok ayrıca. Burada yemekler ortaya geliyor ve paylaşıyoruz bu Macarlar için yeni bir şey. Buraya gelen Macarlar mutfağı çok seviyorlar.”

Macaristan ve Türkiye arasındaki benzerliklerin Osmanlı döneminden geldiğini anımsatan Toth, patlıcan ve kırmızı biber kullanımının o dönemden miras kaldığını söyledi.

“İstanbul hem modern hem geleneksel yönüyle Türkiye’nin bir özeti gibi”

Hem gezi hem de gastronomi turları için İstanbul’a sık sık geldiğini anlatan Toth, İstanbul sevgisini şu sözlere anlattı:

“İstanbul inanılmaz büyük bir şehir. Şimdiye kadar yaklaşık 30 kere geldim artık saymıyorum çok seviyorum, her mahallesi birbirinden farklı. Arnavutköy’e geldik bugün mesela. Buradaki balık restoranları çok güzel. Ahşap binalarına bayılıyorum. Sultanahmet civarının tabii ki ayrı bir atmosferi var, camilerle, binalarla müzelerle. Kadıköy Moda’yı da çok seviyorum. Oradaki pazar, kafeteryalar en sevdiğim yerler. İstiklal Caddesi eskisi gibi olmasa da orayı da çok seviyorum. Kuzguncuk’u çok seviyorum, eskiden Musevilerin kaldığı bir yer. Harika bir yer. Karaköy, inanılmaz güzel kafeleri ve sahili var. Baklava yemek için oraya gidiyoruz. Balat da kafe ve kiliseleriyle muhteşem. İstanbul Türkiye’nin bir özeti gibi. Azınlıklar, farklı dinler, farklı diller bulabiliriz. Hem modern hem geleneksel yüzünü gösteriyor. Üsküdar mesela. Burada her şeyi bulabildiğim için çok seviyorum.”

İSTANBUL (AA) – Türkiye’nin önde gelen e-ticaret sitesi GittiGidiyor’un hayata geçirdiği "Keşfedecek Çok Şey Var" podcast serisinin üçüncü bölümü yayınlandı.

GittiGidiyor'dan yapılan açıklamaya göre, GittiGidiyor, “Keşfedecek Çok Şey Var” podcast serisinde dinleyicileri ilgi çekici ve keyifli sohbetlerle buluşturmaya devam ediyor.

Üçüncü bölümünde “Yükselen Sağlık Trendleri Işığında Gastronomi” konusunun konuşulduğu podcast yayınında sağlık ve gastronomi ilişkisi ele alındı.

Burak Tatari moderatörlüğünde gerçekleşen podcast yayınında şef ve gastronomi yazarı Aydan Üstkanat, salgın döneminde yemekle olan ilişkinin nasıl değiştiği, sağlıklı ve dengeli yemek yeme ipuçları, çeşitlilik ve sürdürülebilirliğin gastronomiyle olan ilişkisi ve üretimde çeşitlilik konularına değindi.

Yemek yemenin bir moda olduğunu ve taleple arzın birbirine uyumlu gittiğini belirten Üstkanat, üretimin de tüketicinin alışveriş reflekslerine göre şekillendiğini vurguladı.

Sağlıklı ve lezzetli yemeğe dair ipuçları paylaşan Aydan Üstkanat, mevsiminde kullanılan malzemelerin doğru baharatlarla harmanlanması ve doğru teknikle pişirilmesi sayesinde her yemeğin lezzetli ve sağlıklı olabileceğini anlattı.

GittiGidiyor’un 20. yılında hayata geçirdiği, her yeni bölümde, birbirinden değerli konukların katılımıyla ilgi çekici konularda yayınların yer aldığı GittiGidiyor’un podcast kanalı “Keşfedecek Çok Şey Var”a Spotify, Apple Podcasts ve Google Podcasts platformlarından erişilebiliyor.