Genç tasarımcılar ambalaj tasarımında dünya üçüncüsü

İSTANBUL (AA) – Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü öğrencilerinin ambalaj tasarımı Dünya Ambalaj Örgütü tarafından her yıl düzenlenen WorldStar Student 2019 Yarışması’nda bronz ödüle layık görüldü.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Ambalaj Sanayicileri Derneği’nin (ASD) Kasım 2019’da düzenlediği 15. Ambalaj Tasarımı Ulusal Öğrenci Yarışması’nda dereceye giren 18 öğrenci projesi, Dünya Ambalaj Örgütü (The World Packaging Organisation-WPO) tarafından her yıl düzenlenen WorldStar Student- Uluslararası Paket Tasarımı Öğrenci Yarışması’nda yarıştı.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü üçüncü sınıf öğrencileri Mücahit Hilmi Yaman, Fethullah Er ve Abudukeyoumu Yasen, Yin Yang sembolünden esinlenerek tasarladıkları “Heinz Ketçap Mayonez Ambalajı” projesiyle dünya üçüncüsü olarak bronz ödüle layık görüldü. Yarışmaya Türkiye’den katılan diğer 17 proje ise sertifika ile ödüllendirildi.

Birlikte çalıştıkları ilk projeyle sektörün en prestijli yarışmasında ödüle değer görülen Mücahit Hilmi Yaman, Fethullah Er ve Abudukeyoumu Yasen iyi bir ekip ruhu yakaladıklarını ve bu birlikteliği başka projelerde de sürdüreceklerini belirttiler.

– Bir buçuk ayda ödüllü proje

Açıklamada görüşlerine yer verilen Mücahid Hilmi Yaman, sadece bir buçuk ay içinde eskizleri, çizimleri ve paftaları tamamladıklarını aktararak, fakültede edindikleri teorik bilgiyi projeye dönüştürürken danışman hocaları Ali Tekin Çam’dan büyük destek aldıklarını kaydetti.

Projenin her aşamasında hocalarının fikirleri ve önerileriyle yanlarında olduğunu bildiren Yaman, “Ambalaj Sanayicileri Derneği’nin düzenlediği yarışmaya da hocamızın önerisiyle başvurduk. Bizi çok motive etti. Zaten bu yarışma vesilesiyle de Dünya Ambalaj Örgütü’nün yarışmasına katıldık.” değerlendirmesinde bulundu.

Fethullah Er ise projeyi hazırlarken bir Uzak Doğu öğretisi olan Yin Yang’ın sembolünden esinlendiklerini belirterek, “Sembol tasarımımıza işlevsellik kattı. Tasarımımızda iki farklı ambalaj tek bir tabakada birleşiyor. Bunu sadece ketçap mayonez kutusu olarak tasarlamadık. Her tada uygun olarak hazırlanabilir. İster üst üste, ister ayrı ayrı, istenilen biçimde kullanılabilir.” ifadelerini kullandı.

– Ödül töreni 8 Mayıs’ta

Ekip ödülünü, 7-13 Mayıs 2020'de Almanya Düsseldorf’ta gerçekleştirilecek dünyanın en büyük ambalaj fuarı olan Interpack 2020 Fuarı’nda 8 Mayıs’ta yapılacak törende alacak. Fuarı network oluşturmak için önemli gördüklerini belirten Abudukeyoumu Yasen de yeni fırsatlarla ülkeye dönmeyi istediklerini ifade etti.

WorldStar Student, 2006 yılından bu yana Dünya Ambalaj Örgütü tarafından sadece öğrencilerin katılımına açık olarak organize ediliyor. WorldStar Student Yarışması’na Türkiye’den öğrencilerin katılımını sağlayan tek yarışma olan Ambalaj Tasarımı Ulusal Öğrenci Yarışması ise Ambalaj Sanayicileri Derneği tarafından Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı katkısıyla düzenleniyor. Projeleriyle ilk olarak geçen Kasım ayında düzenlenen 15. Ambalaj Tasarımı Ulusal Öğrenci Yarışması’na katılan ekip, 152 proje arasından seçilerek ilk 18’de yer almış ve başarı sertifikasının sahibi olmuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ), kuruluşunun 10. yılında Fatih Sultan Mehmet’in tuğrasından yola çıkılarak tasarlanan yeni logosunu tanıttı.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında İstanbul’da kurulan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi görsel kimliğini yeniden yapılandırdı.

Üretken ve vizyoner nesiller yetiştirmek misyonuyla 10 yıl önce başladığı eğitim yolculuğunu "Aynı heyecanla yenilenen yüzümüzle" sloganıyla sürdüren Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet’in tuğrasından esinlenilen yeni logosunu, Rektör Prof. Dr. M. Fatih Andı, Mütevelli Heyet üyeleri, akademisyenler ve basın mensuplarının katıldığı Haliç Yerleşkesi’ndeki programda kamuoyuyla paylaştı.

Rektör Prof. Dr. M. Fatih Andı, koronavirüs salgını sürecinin 10. yıl kutlamalarında değişikliğe neden olduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Üniversitemiz bu yıl 10. yılını idrak etti. Fakat tam da kuruluşumuzun denk geldiği nisan ayı, virüsün en yoğun olduğu zamanlardı. Biz mezuniyet programında 10. yılımızın sevincini idrak etmeyi planlıyorken, bu süreçte iptal etmek zorunda kaldık. Mezuniyetimizi de sonbahara erteledik. 10. yıl dolayısıyla bazı faaliyetlerimizi ise sürdürmeye gayret gösterdik. Bunlardan birisi yakın zamanda yayınlayacağımız 10. yılımıza mahsus 3 adet prestij kitabın hazırlanması, bir diğeri de logomuzun değişmesi kararıydı."

– "Daha önce belirlediğimiz logo değiştirme kararını uygulamaya geçirdik"

Prof. Dr. Andı, yetkinliğe geçiş dönemi olarak adlandırdığı 10. yılda kurumların tüm sisteminin, teamüllerinin oluştuğunu ve bu birikimle hem kurum içinde hem de dışında kuruma dair sınırların, kabullerin belirlendiğini aktardı.

Andı, "10. yıl kurumlar için önemli bir dönüm noktasıdır. Bizler de bu dönemde, daha önce belirlediğimiz logo değiştirme kararını uygulamaya geçirdik. Bu karar rastgele alınmış bir karar değildir. Adımızı Fatih Sultan Mehmet’ten alıyoruz. Dolayısıyla bir kimliğin, bir misyonun, bir aidiyetin mirasçısıyız. Dolayısıyla bu kimlik, misyon ve aidiyetimiz, logomuzda bizi temsil etmeli diye düşündük." ifadelerini kullandı.

– "Bizi iyi temsil ettiğini düşündüğümüz bir logo hazırladık"

Logonun bir kurumun iddialarının, çabalarının ve gerçekleştirmek istediklerinin ifadesi olduğunu belirten Andı, logoya ilişkin şu bilgileri verdi:

"Bir logoda üç şey gözetilmelidir. Birincisi bu temsil değerinin olup olmaması ve kurumla ne derece örtüştüğü, ikincisi akılda kalıcılığı, üçüncüsü de estetik yapısıdır. Biz de bu hassasiyetlerle yola çıkarak profesyonel bir ajansla çalıştık ve bizi iyi temsil ettiğini düşündüğümüz bir logo hazırladık.

Tuğranın sere (kürsü) bölümünden F, zülfe kısmından S ve tuğlardan çıkarılan M harfleri stilize edilip bir araya getirilerek yeni bir form ortaya çıkarıldı. Son olarak form 45 derece çevrilerek eğitim meşalesini temsil eden nihai logoya ulaşıldı. Logo renklerinde ise kültürümüzde önemli yerleri olan narçiçeği kırmızısı ve çini mavisi kullanıldı. Böylelikle kendimizi Fatih Sultan Mehmet’in adeta logosu olan tuğrasına bağlayan, aidiyet zinciri oluşturan bir logoyla yeni yüzümüzü inşa ettik. Sloganımızda da olduğu gibi aynı heyecanla kendimizi yeniliyoruz. Yeni logomuzun getireceği heyecan ve motivasyonla önümüzdeki eğitim-öğretim yılına başlamayı temenni ediyoruz. Logomuzun üniversitemiz için hayırlı olmasını, tüm mensuplarımız ve paydaşlarımızca benimsenmesini diliyoruz."

İSTANBUL (AA) – Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Biyomedikal Elektronik Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi (BETAM), yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yönelik hızlı tanı kiti geliştirmek için bilim insanlarına birlikte üretme çağrısında bulundu.

Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi'nin açıklamasına göre, salgına karşı birçok ülkede ilaç ve aşı geliştirme çalışmaları devam ederken, hastalığın kısa sürede test edilmesine yönelik çalışmalar da büyük önem taşıyor.

Türkiye'de birçok firma 60-90 dakika içinde kapsamlı sonuç alınmasına olanak tanıyan tanı kitleri geliştiriyor. Öte yandan daha kısa sürede daha fazla kişiye test yapılarak izolasyonun sağlanmasına imkan veren hızlı tanı kitlerine ihtiyaç artıyor.

BETAM da koronavirüsün teşhisine yönelik hızlı tanı kiti geliştirmek için ilk adımı atarak, mikrobiyolog ve RNA sentezi uzmanlarına "birlikte üretelim" çağrısında bulundu. Merkez, bilim insanlarını bünyesinde kurulacak ekibe katılmaya davet etti.

– "10 bin tanı kitini 3 günde üretebiliriz"

Açıklamada konuya ilişkin görüşleri yer alan BETAM Müdürü Doç. Dr. Sadullah Öztürk, davete olumlu yanıtlar aldıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Genom dizilimleri konusunda ve koronavirüs gen dizilimi üzerinde çalışan uzmanlara ihtiyacımız var. Koronavirüs bir organizmadır. Bu organizmaların algılanmasında biyosensörler kullanılır. Mikrobiyolog, RNA veya genom dizilimi konusunda uzmanlaşmış bilim insanları, ilgili virüsün yüksek doğruluk tanımlanması için bize koronavirüsün gen haritasını bildirecek, biz de gen haritasına uygun algılayıcıyı sentezleyerek kiti üretmiş olacağız."

Öztürk, bakanlık onaylı laboratuvar imkanının bir firma tarafından kendilerine sağlandığını, biyoalgılayıcı üretimi için gerekli sarf malzemelerinin de hazırda bulunduğunu kaydederek, koronavirüsün genom diziliminde uzman kişilerin ekibe dahil olmasıyla çalışmalara hızlıca başlayabileceklerini bildirdi.

Hızlı tanı kitlerinin hastalığın tespiti için çok önemli olduğunu, bu nedenle merkezin kaynaklarını salgınla mücadele yöntemlerinde kullanmak istediklerini aktaran Öztürk, şu açıklamalarda bulundu:

"Ne kadar çok enfekte olmuş hasta tespit edilebilirse izolasyon o kadar çabuk sağlanır ve yayılmanın önüne geçilir. İlk etapta 10 bin adet üretmeyi planladık ancak bu sayının üzerine çıkacağız. 10 bin kitin üretiminin lateral kaplama tekniği ile 3 gün sürmesini bekliyoruz. Her şey yolunda giderse 15 gün içerisinde de dağıtıma başlayabileceğiz."

Öztürk, hızlı tanı kitleri ve özellikle glukoz tabanlı sensörlerin üretimi üzerine uzun yıllardır çalışmalarını sürdürdüğünü kaydederek, koronavirüs tanısında kullanılacak kitlerin geliştirilmesi için birlikte çalışmanın önemine değindi.

Merkez bünyesinde gönüllülük esaslı bir uzman kadro kurmak istediklerinden bahseden Öztürk, şu ana kadar 10 kişilik bir ekibin oluştuğu bilgisini verdi.

Öztürk, "Üniversitemizdeki akademisyenlerden de destek geldi. Birlikte hareket etmeyi gerekli kılan bir süreç içerisindeyiz. Hastalıkla mücadele konusunda hepimize düşen sorumluluklar mevcut. Ortada bir problem varsa mutlaka çözümü de vardır ve bu çözüme hep birlikte ulaşacağız." açıklamasında bulundu