Gizemli monolit Göbeklitepe'den sonra Diyarbakır'da da ortaya çıktı

Milli Uzay Programı’nın lansmanı öncesinde Göbeklitepe’ye yakın bir noktaya dikili halde bulunan ve üzerinde Göktürkçe “Gökyüzüne bak, ayı gör” ifadesinin yer aldığı metal blok (monolit), bu kez Diyarbakır’ın Zerzevan Kalesi’nde ortaya çıktı.

Milli Uzay Programı’nın lansmanı öncesinde Şanlıurfa’da Göbeklitepe’ye yakın bir noktaya dikili halde bulunan ve üzerinde Göktürkçe “Gökyüzüne bak, ayı gör” ifadesinin yer aldığı metal blok, bu kez Diyarbakır’ın Zerzevan Kalesi’nde görüldü.

Diyarbakır’da 2-4 Eylül’de Zerzevan Kalesi’nde gerçekleştirilecek olan “2021 Uluslararası Diyarbakır Zerzevan Gökyüzü Gözlem Etkinliği”nin tanıtımı için kale yakınlarına dikilen metal blok, yöre halkı tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

Türkiye’nin uzaydaki iddiasının sembolik bir yansıması olan metal blokun etkinlik süresince bölgede kalacağı belirtildi.

TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) tarafından 22 yıldır Antalya’da düzenlenen Gökyüzü Gözlem Etkinliği, bu yıl Diyarbakır’da yapılacak. “2021 Uluslararası Diyarbakır Zerzevan Gökyüzü Gözlem Etkinliği”, 2-4 Eylül’de UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan 3 bin yıllık tarihi Zerzevan Kalesi’nde gerçekleştirilecek.

TUG’un koordinasyonunda düzenlenecek olan etkinlik, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, TÜBİTAK, Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından destekleniyor.

Profesyonel ve amatör astronomların katılacağı etkinlik, Türkiye ve dünyadan gelen binden fazla gök bilimi meraklısını buluşturacak.

Açılışını Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın yapacağı etkinliğe, çocuklar da aileleriyle birlikte katılarak profesyonel astronomlar eşliğinde, dev teleskoplarla gökyüzünü inceleme fırsatı bulacak.

Katılımcılar, UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan ve Türkiye’de gökyüzü gözleminin yapılacağı en iyi 10 noktadan biri olarak kabul edilen 3 bin yıllık tarihi Zerzevan Kalesi’nde uzmanlarla birlikte gökyüzünü inceleyecek.

Ayrıca katılımcılar, dünyanın en iyi korunan Mithras Tapınağı’nda binlerce yıl önce gerçekleştirilen astronomi çalışmaları hakkında bilgi alacak. Milli Uzay Programı vizyonuyla gençlerin uzaya ilgisinin arttırılmasının amaçlandığı etkinlik boyunca, seminerler, yarışmalar, gök bilimi ile ilgili birçok atölye ve etkinlik düzenlenecek.

Monolit, Şanlıurfa’da ilgiyle karşılanmıştı

5 Şubat’ta Şanlıurfa’ya 20 kilometre uzaklıkta Göbeklitepe Ören Yeri yakınlarında yer alan bir tarlada bulunan metal blok merak konusu olmuştu.

Yaklaşık 3 metre yüksekliğinde, 1 metre genişliğinde üzerinde Göktürk alfabesiyle “Gökyüzüne bak, ayı gör.” ifadesinin yazılı olduğu gizemli metal blokun kim ya da kimler tarafından hangi amaçla dikildiği ilk başta anlaşılamamıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 9 Şubat’ta Milli Uzay Programı’nın açıklanması ile monolitin sırrı ortaya çıkmıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL(AA) – Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Geliştirme ve Tanıtım Ajansı (TGA) tarafından Şanlıurfa Neolitik Çağ Araştırmaları Projesi kapsamında yer alan Karahantepe’nin tanıtım toplantısı yapıldı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesi sınırları içinde kalan Karahantepe’nin 2007 yılında birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiğini, Karahantepe’ye olan ilginin Göbeklitepe’de yapılan kazılarla paralel arttığını anlattı.

“Arkeoloji dünyasında ve tarih çevrelerinde ciddi yankılar uyandıran Göbeklitepe ile birlikte Karahantepe de birçok bilim insanının ilgisini üzerinde toplamış ve bu doğrultuda bölge ziyaret edilen bir yer haline gelmiştir.” diyen Ersoy, çalışmalar sonucunda çok sayıda dikilitaş tespit edildiğini belirtti.

Karahantepe’deki çalışmalarda iki önemli nokta olduğunu dile getiren Bakan Ersoy, “Birincisi, Göbeklitepe ve çağdaşlarından bilinen yuvarlak planlı yapılar alanın belirli yerlerinde yoğunlaşmaktadır. İkincisi de bu alanın bitişiğinde günlük kullanım öğelerinin çoğunlukta olduğu, başka bir deyişle yerleşim yeri özelliği taşıyan bir bölge bulunmaktadır. Burada yapılacak çalışmalarla, Göbeklitepe’de henüz araştırılmamış olan dönemin yerleşimcileri ve yerleşim yerleri hakkında bilgilere ulaşılması hedeflenmektedir.” değerlendirmesini yaptı.

Mehmet Nuri Ersoy, Karahantepe ve Göbeklitepe’de Türk ve yabancı bilim insanlarından oluşan, yaklaşık 70 kişilik interdisipliner ekip tarafından kazı ve restorasyon çalışmalarının yürütüldüğünü kaydederek “İnanıyorum ki Göbeklitepe’de olduğu gibi bu çalışmaların sonuçları da arkeoloji dünyası için ciddi bulgu ve bilgiler ortaya koyacaktır.” dedi.

“Karahantepe’de ziyaretçi merkezinin 2022’de hizmete açılmasını hedefliyoruz”

Şanlıurfa Neolitik Çağ Araştırmaları Projesi’nin Türkiye’de yapılmış en büyük ve kapsamlı arkeoloji projesi olduğunu vurgulayan Ersoy, şöyle devam etti:

“Göbeklitepe merkez olmak üzere proje kapsamında Karahantepe’nin ülkemizde yer alan Neolitik Dönem yerleşimleri arasında en önemli duraklardan biri haline getirilmesi hedeflenmektedir. Özellikle belirtmek istiyorum, isimlerde bir değişiklik yapmıyoruz. Her bölge kendi ismiyle anılmaya devam edecek, Taş Tepeler ise yaklaşık 100 kilometrelik bir hat içerisinde yer alan tamamının çatı ismi olacak. Projede Göbeklitepe ve Karahantepe ana istasyon; Sefertepe, Taşlıtepe, Ayanlar Höyük gibi alanlarda ise ara istasyonlar olarak planlanmıştır. Karahantepe ana istasyon noktasında ziyaretçi merkezinin 2022 yılında hizmete açılmasını hedefliyoruz.”

Taş Tepeler Projesi kapsamında gerçekleştirilecek kazı ve araştırmalara dair bilgilerin toplanacağı, bilim insanlarının çalışmalarını yapabilecekleri Neolitik Araştırma Merkezi kurma çalışmalarına da devam ettiğini aktaran Ersoy, halihazırda 7 alanda arkeolojik kazı çalışmaları devam ettiğini söyledi.

Ersoy, ziyaretçi karşılama ve tanıtım merkezleri, sergi ve çevre düzenleme projeleri, ulaşım ve altyapı düzenlemeleri gibi çalışmaları da hayata geçirileceklerini de ifade ederek, “Cari ve personel giderleri hariç 127 milyon lira tutarında bir kamu yatırımı başlangıç için öngörüyoruz. Ben şimdiden ülkemize, bilim, kültür ve arkeoloji dünyamıza, turizmimize ve insanlığa hayırlı olsun diyorum.” ifadelerini kullandı.

Karahantepe’de hayvan betimlemelerinin dikkati çekiyor

Neolitik Dönem Projesi Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gülriz Kozbe de Neolitik döneme ait bölgelerin kazısının gün yüzüne çıkarılması için yapılacak çalışmaları paylaştı, Şanlıurfa’da 7 bin civarında kültürel varlığın bulunduğunu belirtti.

​​​​​​​Karahantepe Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Prof. Dr. Necmi Karul ise zahmetli bir arkeolojik çalışman yürütüldüğünü, yerleşim yerlerine ilişkin bilinmeyenlerin kazılarla çıktığını anlatarak, Neolitik döneme ilişkin bilgi verip, kazı çalışmalarının yürütüldüğü yerlere ilişkin detaylı bilgiler paylaştı.

Bölgede ilk kez anıtsal yapılarla karşılaştıklarını, kazı alanlardaki dikili taşların dikkat çektiğini bildiren Karul, Karahantepe’de hayvan betimlemelerinin dikkati çektiğini, bu yapılardaki motiflerin ortak bir toplum hafızası özelliğini taşıdığını ifade etti.

Prof. Dr. Karul, Karahantepe’nin Göbeklitepe ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, Karahantepe’deki buluntularda insanların yerleşik düzene geçişiyle hayvanlardan çok insan resimlerine yoğunlaştığının görüldüğünü ifade etti.

Konuşmaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Ersoy, daha sonra ise beraberindeki heyetle kazı çalışmaların yapıldığı Karahantepe Ören Yeri’nde incelemelerde bulundu.

DİYARBAKIR(AA) – Tarımın ilk yapıldığı yerler arasında bulunan Çayönü höyüğünde 1964 yılında başlatılan, 1991 yılında güvenlik nedeniyle ara verilen ve 4 yıl önce yeniden başlatılan arkeolojik kazılar, Prof. Dr. Aslı Erim Özdoğan’ın başkanlığındaki ekip tarafından sürdürülüyor.

Kazı sahasında incelemede bulunan Vali Münir Karaloğlu, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Oya Eronat, Mehmet Mehdi Eker ve Ebubekir Bal, Özdoğan’dan çalışmalar ve elde edilen buluntular hakkında bilgi aldı.

İncelemelerin ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Karaloğlu, Çayönü höyüğünün insanoğlunun yeryüzünde ilklerinin yaşandığı bir bölge olduğunu söyledi.

İnsanoğlunun göçebe hayattan yerleşik hayata, kültürel tarıma Çayönü’nde geçtiğini ve burasının madencilik tarihinde önemli bir yerde olduğunu aktaran Karaloğlu, “İlk defa bakır madeninin sıcak ve soğuk olarak işlendiği, dericiliğin belki ilk defa yapıldığı bölgedir Çayönü. Özellikle insanlığın yerleşik hayata geçmesi bakımından çok önemli bir yer.” ifadelerini kullandı.

İnşaat teknolojisinin de tarihsel temellerinin bulunduğu bir bölgede olduklarını aktaran Karaloğlu, şöyle devam etti:

“Hocamız bu sene yeni bir müjde verdi. Dedi ki, ‘Sandık tipi bir mezar açtık.’ Ve Çayönü’nü 3 bin yıl daha bugüne yaklaştırdık. Bizler de heyecanlandık, geldik, gördük. İçerisinde pişmiş, farklı formlarda çok ince, zarif, estetik kapların bulunduğu gördük. Kapların içerisinde ne olduğunu henüz bilmiyoruz. Açıldığında onları da öğreneceğiz. Bizim bütün amacımız, Diyarbakır’ı tarihiyle kültürüyle medeniyet değerleriyle hak ettiği şekilde tekrar insanlığın gündemine taşımak.”

Eker de uzun yıllar Diyarbakır’ın terörden dolayı zarar gördüğünü aktardı.

Terör nedeniyle kazı çalışmalarının bir süre durdurulduğunu anımsatan Eker, “İnsanların büyük kısmının besin kaynağı olan buğdayın anavatanı burası. Bu tesadüf değildir. Son 5-6 bin yıllık süreçte medeniyetlerin yerleşim yeri. Dicle Nehri bütün Mezopotamya milletlerinin beslendiği kaynaktır. Terör bize çok zarar verdi ve Diyarbakır’ın mücevherleri bilinmez hale geldi. Çünkü bu şehrin tek gündem maddesi terör oldu. Kazı çalışmaları da bu süreçlerde durdurulmuş ve bu da çok acı bir şey. Bu aslında insanlığın hafızasına vurulmuş bir darbe.” diye konuştu.