Göbeklitepe'deki dikili taşın kopyasının BM yerleşkesinde sergilenmesi Şanlıurfa'ya ilgiyi artıracak

ŞANLIURFA (AA) – Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, AA muhabirine, BM’nin bahçesinin Anadolu’nun 12 bin yıllık mirası Göbeklitepe’deki dikilitaşların replikasına kalıcı olarak ev sahipliği yapacak olmasının tüm şehir halkı tarafından sevinçle karşılandığını söyledi.

    Kentin “medeniyetlerin mücevher sandığı” konumunda olduğunu dile getiren Beyazgül, köklü tarihi, turizm çeşitliliği ve potansiyelle son zamanlarda tüm dünyanın dikkatini çektiklerini dile getirdi.

    Göbeklitepe’nin dünya tarihi açısından büyük önem arz ettiğini vurgulayan Beyazgül, “Göbeklitepe’nin UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alması dünyanın en tanınan ve bilinen yerleri arasında olmasını sağladı. Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından yapılan çalışmayla, Göbeklitepe’de yer alan monolit imitasyonun BM’ye sanat hediyesi olarak sunulacak olması oldukça sevindiricidir. İnanıyorum ki Şanlıurfa, BM’deki tanıtımın da katkısıyla yerli ve yabancı turist ağırlama noktasında tarihi bir rekor kıracak. Tüm dünyada merak uyandıran, yüzyılımızın en önemli arkeolojik keşfi olarak kabul edilen Göbeklitepe’deki gizem ve çözülmeyi bekleyen sırlar nedeniyle yurt dışından gelen ziyaretçilerin sayıları artmaya başladı.” diye konuştu.

    “Dünyanın gözü BM’de”

    Şanlıurfa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkanı Müslüm Çoban da Göbeklitepe’deki dikili taşın birebir aynısının Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde sergilenecek olmasının ülke turizmi açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti.

    Şanlıurfa için de bu durumun heyecan verici olduğunu vurgulayan Çoban, “Her zaman dünyanın gözü BM’de olur. BM’ye giden her delegasyon, muhakkak orada Göbeklitepe’yi de görmüş olacak, tarihi ören yerine ilgi ve alaka da böylece artmış olacak. Göbeklitepe’deki yapının BM’de sergilenmesi tanıtım açısından büyük önem arz etmektedir. Dikili taşın sergilenmesi hem Göbeklitepe hem Şanlıurfa hem de ülke turizmine olumlu katkı sunacaktır.” dedi.

    Ziyaretçileri de gururlandırıyor

    Çorum’dan ailesiyle Göbeklitepe’yi gezmeye gelen Dinçer Dalar ise BM’de Türkiye’ye ait bir eserin sergilenmesinin önemli olduğunu söyledi.

    Heyecan ve gururu bir arada yaşadığını aktaran Dalar, “Bu beni oldukça gururlandırdı. Bizim topraklarımızdaki tarihin bütün ulusların gözü önünde sergilenip tanıtılacak olması bizi çok mutlu ve gururlu etti. Böylece turistler için de daha iyi bir tanıtım olur. Göbeklitepe’ye daha çok yurt dışından gelen olur.” ifadesini kullandı.

    Yahya Yazıcı ise projeyi başarılı bulduğunu ifade ederek, “Bence çok güzel bir girişim olur. Göbeklitepe zaten dünyada ilgi çekiyor BM’de sergilenmesiyle de daha fazla dikkati ilgiyi çeker. Türkiye için çok iyi bir reklam olacaktır. Hem medeniyetimizin tanınması hem de turizm açısından oldukça önemli olacağını düşünüyorum.” dedi.

    Türker Yıldız da şöyle konuştu:

    “Böyle bir medeniyetin Türkiye topraklarında olması herkes için büyük bir kazançtır. Tarihin sıfır noktasının Türkiye’de olması bizleri gururlandırıyor. Bu eserimizin BM nezdinde de sunulması Türk halkı olarak bizi daha çok gururlandırıyor. Böyle bir çalışmanın gerçekleştirilmesine katkı veren yetkililerimize canı gönülden teşekkür ediyorum.”

    Share on facebook
    Facebook
    Share on twitter
    Twitter

    Daha Fazla Haber

    NATO’dan yapılan yazılı açıklamada, Genel Sekreter Stoltenberg’in, Guterres ile New York’taki 76. BM Genel Kurulu kapsamında bir araya geldiği belirtildi.

    Açıklamada, iki liderin liderlik ettiği kurumların uluslararası barış ve güvenliğe, barış operasyonları ve terörle mücadele konularında iş birliğini derinleştirmeye bağlılıklarını vurguladıkları ifade edildi.

    Genel Sekreterlerin Afganistan’daki durumu ele aldığı, Stoltenberg’in Guterres’i NATO’nun risk altındaki Afganların güvenliğe kavuşturulması konusundaki çalışmaları konusunda bilgilendirdiğinin aktarıldığı açıklamada, ayrıca Taliban’ın güvenli tahliye, insan hakları ve terörizmle ilgili sorumluluklarını yerine getirmesinin önemine işaret ettiği bildirildi.

    Stoltenberg’in, iklim değişikliğini de ele aldığı, konunun NATO’nun temel meselelerinden biri haline geldiğini, müttefiklerin askeri emisyonlarını azaltma ve sıfır emisyon hedefine katkıda bulunmaları üzerindeki fikir birliğini dile getirdiği kaydedildi.

    Açıklamada ayrıca NATO ve BM arasındaki iş birliğinin geçen 10 yılda arttığı, NATO’nun BM’nin barış operasyonlarına, sivillerin korunmasına ve personel eğitimlerine destek verdiği hatırlatıldı.

    İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün BM Genel Kurul Salonu’nda yaptığı konuşmada, “Paris İklim Anlaşması’nı, yapıcı adımlara uygun şekilde ve ulusal katkı beyanımız çerçevesinde, önümüzdeki ay Meclisimizin onayına sunmayı planlıyoruz.” ifadesini kullandı.

    Bu açıklama, ABD’nin iklim finansmanı taahhüdünü iki katına çıkarma ve Çin’in diğer ülkelerde kömür santrali yatırımlarını durdurma kararıyla birlikte BM Genel Kurulu’nda iklim değişikliğiyle mücadele kapsamındaki üç önemli başlıktan biri oldu.

    Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefiyle Aralık 2015’te Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 21. Taraflar Konferansı’nda kabul edilmişti.

    Türkiye’nin 22 Nisan 2016’da 175 ülkeyle birlikte imzaladığı anlaşma, 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girdi. Hali hazırda BMİDÇS’e taraf 197 ülkenin imzası bulunan anlaşma, Eritre, Irak, İran, Libya, Yemen ve Türkiye olmak üzere 6 ülkenin meclisinde onaylanmamıştı.

    Türkiye, BMİDÇS’in gelişmiş ülkeler kategorisini oluşturan Ek-1 listesinden çıkarılmayı ve gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer almayı talep ettiği için bugüne kadar anlaşmayı onaylamamıştı.

    Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamındaki hedefleri

    Paris Anlaşması’nı onaylayan ülkelerin, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak ve 2050’ye kadar sera gazı emisyonlarını sıfırlamak için taahhütlerini hayata geçirmesi gerekiyor.

    Türkiye, 2015’te BM Sekretaryası’na sunduğu ulusal katkı beyanı çerçevesinde emisyon artışını 2030 itibarıyla yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu.

    Meclis’te anlaşmanın onaylanmasının ardından karar, BM Sekretaryasına iletilecek ve Türkiye anlaşmaya taraf olacak.

    Anlaşmanın gelecek ay onaylanmasıyla Türkiye için iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir diyalog kapısının açılacağını belirten uzmanlara göre, bu konuda net hedef ve politikaların belirleneceği yeni bir döneme giriliyor.

    “Türkiye, 2050 itibarıyla net sıfır emisyona ulaşmayı hedeflemeli”

    Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Meclis’te ilgili komisyonun bu alanda bir yıldır çalışmalar yürüttüğünü belirterek, “Türkiye’nin anlaşmayı onaylaması ve uluslararası iklim müzakerelerinde ciddi bir taraf olarak yer almasını talep ediyorduk. Bu bizim için ilk aşama, çok önemli ve olumlu bir adım.” dedi.

    Özenç, Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamında sunduğu hedefleri güncellemesi gerektiğine işaret ederek şöyle konuştu:

    “Yakın zamanda olmasa bile önümüzdeki bir yıl içinde yeni bir ulusal katkı beyanı ortaya çıkacaktır. Türkiye de Paris Anlaşması’nın bilimsel hedefi doğrultusunda hareket edecekse 2050 itibarıyla net sıfır emisyona ulaşmayı hedeflemeli. Resmi olarak Paris Anlaşması’nın bu doğrultuda getirdiği bir yükümlülük bulunmuyor fakat 2050’de sıfır emisyon hedefine ulaşmak için bunu destekleyecek politikalar ivedilikle devreye alınmalı. Anlaşmanın onaylanmasının açtığı bu diyalog kapısının iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerini güçlendirmek ve bu yöndeki politikaların tasarımında ortak aklın geliştirilmesi için kullanılabileceği bir döneme giriyoruz.”

    “Türkiye iddialı bir iklim eylemiyle milli gelirini yüzde 7 artırabilir”

    Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye Politika Koordinatörü Özlem Katısöz de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasının Türkiye için “Ek-1” tartışmasının bittiği anlamına gelebileceğini ifade ederek, “Bu da olumlu bir gelişme. Türkiye, dönüşüm için ihtiyacı olan fona Ek-1’den çıkarak değil, politika düzeyinde bir dönüşüm kararı alarak ulaşabilir. Finansa erişim istiyorsak, küresel finansın yönlendiği karbonsuz bir kalkınma patikasına girmemiz gerekiyor.” dedi.

    Ülkelerin anlaşma kapsamında emisyon azaltım zorunluluğu olmadığını dile getiren Katısöz, şöyle devam etti:

    “Türkiye ne zaman ve ne kadar sera gazı azaltım taahhüdünde bulunacağına ulusal katkı beyanı çerçevesinde karar verebilir. Paris Anlaşması’nın bir yaptırım uygulama ya da belli bir emisyon azaltım seviyesini zorunlu tutma gibi bir mekanizması yok. Ancak küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefini tutturmak için emisyonların azaltılması gerekiyor. Hatta geçtiğimiz hafta yayınlanan BM raporuna göre 1,5 derece hedefine ulaşmak için ülkelerin iklim çabalarını acilen iki katına çıkarması gerekiyor. Türkiye de Paris Anlaşması’na taraf olarak küresel iklim hareketinin bir parçası olacağını, dolayısıyla emisyon azaltımı çabalarına ortak olacağını duyurmuş oldu.”

    Katısöz, Türkiye’nin bu çerçevede 2030’a kadar önemli adımlar atması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye, yeni kömür yatırımlarını durduracağını duyurmalı. Mevcut kömür santrallerini kapatma tarihini belirlemeli ve diğer fosil yakıtlardan çıkış planlarına bir an önce başlamalı.” değerlendirmesinde bulundu.

    Türkiye’nin küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 1’inden sorumlu olduğunu fakat kişi başı emisyon salımının giderek arttığını belirten Katısöz, şunları kaydetti:

    “Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı onaylayarak gerçekçi bir hedefle sorumluluk alması, iklim değişikliğini durdurma çabalarına önemli bir katkıda bulunacak. Dünyada iklim krizini tek başına durdurabilecek bir ülke yok, bu yüzden herkesin sorumluluğu oranında çözüme katkıda bulunması gerekiyor. Türkiye, iklim değişikliğinin giderek artan tahribatından korunmak, daha adil ve sağlıklı refah toplumu yaratmak için küresel iklim tartışmalarının bir parçası olma fırsatını yakaladı. Türkiye, iddialı bir iklim eylemiyle milli gelirini yüzde 7 artırabilir. Karbona dayalı bir ekonomiye göre daha fazla istihdam yaratabilir, sanayideki değer zincirini büyütebilir.”

    Muhabir: Nuran Erkul Kaya