GRAFİKLİ – Netanyahu seçimi önde götürse de koalisyonu kuracak sayıya ulaşamadı

KUDÜS (AA) – MUSTAFA DEVECİ- İsrail'de dün gerçekleştirilen seçimin ardından oy sayım işlemlerinde sona yaklaşılırken, kesin olmayan sonuçlara göre sağ ve sol blok koalisyon hükümetini kuracak sayıya ulaşamadı.

İsrailli seçmenler, son 12 ay içinde üçüncü kez yapılan erken seçim için dün sandık başına gitti.

İsrail Merkez Seçim Komisyonu'nun verilerine göre, seçime katılım önceki yıllara göre artarak yüzde 71 oldu.

Oy sayım işlemleri devam ederken yarışı Binyamin Netanyahu'nun partisi önde götürüyor.

Merkez Seçim Komisyonu oyların şu ana kadar yüzde 97'sini sayarken Netanyahu'nun partisi Likud, 120 milletvekilinden oluşan Meclis'e 36 milletvekili gönderdi.

– Gantz'ın partisi oy kaybetti

İsrail'de 17 Eylül 2019'da yapılan erken seçimde 33 milletvekili çıkararak yarışı önde tamamlayan eski İsrail Genelkurmay Başkanı Benny Gantz'ın liderliğindeki Mavi-Beyaz İttifakı dünkü seçimde oy kaybetti.

Şu ana kadar açıklanan sonuçlara göre, ikinci sırada yer alan Mavi-Beyaz İttifakı 32 milletvekilinde kaldı.

– Sağ blok koalisyonu kuracak sayıya ulaşamadı

Ülkede geçen yıl biri 9 Nisan diğeri de 17 Eylül'de olmak üzere yapılan iki erken seçimde de Netanyahu'nun partisinin başını çektiği sağ blok koalisyon hükümetini kurmak için gerekli 61 milletvekiline ulaşamamıştı.

Bu nedenle koalisyon görüşmeleri başarısız olmuş ve ülkede son bir yıl içinde üçüncü kez erken seçime gidilmişti.

Netanyahu'nun partisi milletvekili sayısını artırırken, sağ blokta yer alan diğer partiler geçen eylül ayındaki seçime benzer sonuçlar aldı.

Sağ bloktaki Ultra-Ortodoks Yahudileri temsil eden partilerden Şas 10, Birleşik Tevrat ise 7 milletvekili çıkardı.

Savunma Bakanı Naftali Bennett'in liderliğindeki Yamina (Sağ) İttifakı ise 6 milletvekilini Meclis'e gönderdi.

Bu sonuçlara göre, sağ blok koalisyon hükümetini kurmak için gerekli 61 milletvekili sayısına ulaşamayarak 59'da kaldı.

– Filistinlileri temsil eden blok 15 milletvekili çıkardı

İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partiler dünkü seçime Ortak Arap Listesi Bloku adı altında tek listeyle katıldı.

Ortak Arap Listesi Bloku beklenildiği gibi seçimde oylarını artırarak bir önceki seçimde 13 olan milletvekili sayısını 15'e çıkardı.

Bu sonuçla Ortak Arap Listesi Bloku, İsrail Meclisi'ndeki en büyük üçüncü grup oldu.

– Sol blokta hayal kırıklığı

Sol blokta yer alan İşçi ve Meretz Partisi'nin kurduğu ittifak, kamuoyu yoklamalarının aksine sandıkta hezimet yaşadı.

Kamuoyu yoklamalarında Meclis'e en az 9 sandalye göndermesi beklenen İşçi-Meretz İttifakı, 7 milletvekilinde kaldı.

Öte yandan eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman'ın liderliğindeki İsrail Evimiz Partisi de önceki seçime oranla oy kaybetti.

Eylül ayındaki seçimde Meclis'te 8 sandalye kazanan İsrail Evimiz Partisi, dünkü seçimde 7 milletvekili çıkardı.

Her ne kadar oy kaybetmiş olsa da sağ ve sol blokun hükümeti kuracak sayıya ulaşamaması nedeniyle Liberman yine koalisyon görüşmelerinde kilit isim oldu.

– Netanyahu'nun partisinden sol bloktaki milletvekiline şantaj iddiası

Netanyahu her ne kadar seçimi kazansa da hükümeti kuracak çoğunluğa ulaşamaması nedeniyle koalisyon senaryoları şimdiden dillendirilmeye başlandı.

Likud'un bazı yetkilileri, seçim sonuçlarının yavaş yavaş netleşmesinin ardından sol blokta yer alan bazı milletvekilleriyle koalisyon hükümetine destek vermeleri için görüşmeler yaptıklarını açıkladı.

İsrail'in Haaretz gazetesi ise Likud'un, Mavi-Beyaz İttifakı'nın kadın milletvekili Omer Yankelevich'e Netanyahu liderliğindeki koalisyona katılması için şantaj yaptığını iddia etti.

Haaretz, Likud'un elinde Yankelevich'in özel hayatına ait gizli bir kayıt bulunduğunu ileri sürdü.

Haberde, Yankelevich'in Netanyahu liderliğindeki koalisyona destek vermemesi halinde bu kaydın Likud tarafından medyayla paylaşmakla tehdit edildiği öne sürüldü.

Hem Likud hem de Yankelevich, Haaretz'in iddiasını yalanladı.

– Netanyahu'nun diğer hedefi Liberman

Netanyahu kuracağı koalisyon hükümetine sol bloktan destek verecek milletvekili bulamazsa önceki iki seçimde de olduğu gibi yine Liberman'ın kapısını çalmak zorunda.

Liberman, gelecek günlerde parti kurmaylarıyla bir araya gelerek koalisyon görüşmelerine ilişkin yol haritasını belirleyeceklerini belirtti.

Eski Savunma Bakanı Liberman, geçen yıl 9 Nisan ve 17 Eylül'de yapılan seçimlerin ardından yapılan görüşmelerde Netanyahu liderliğindeki sağ blokta yer almayı kabul etmemişti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BERLİN (AA) – Alman Die Zeit gazetesinde yer alan habere göre, Almanya İçişleri Bakanlığına bağlı Alman Federal Kriminal Dairesi (BKA), ciddi yasal endişelere rağmen İsrailli şirket NSO Group ile 2019’da bir sözleşme imzaladı.

Haberde, NSO Group’un, Pegasus’u dünyanın dört bir yanındaki polis ve istihbarat teşkilatlarına sattığı hatırlatılarak, söz konusu yazılımın akıllı telefonlarda eş zamanlı bilgileri alabildiği, konuşmaları kaydedebildiği, konum verilerini okuyabildiği, kamerayı gizlice etkinleştirebildiği ve sohbet yazılımlarının şifrelerini kırabildiği vurgulandı.

BKA, ilk olarak 2017 yılında NSO ile Pegasus için müzakerelerde bulunduğu belirtilen haberde, NSO’dan bir heyetin Almanya’nın Wiesbaden şehrinde söz konusu siber silahın yeteneklerini sergilediği ifade edildi.

Haberde, 2017’de BKA ve İçişleri Bakanlığındaki hukukçuların, yazılımın casusluk konusunda “aşırı yetenekleri” hakkındaki endişelerini dile getirdiğine vurgu yapılarak, “Pegasus kullanıyorsanız aslında hedef kişinin cep telefonunu ele geçirmiş oluyorsunuz.” ifadesine yer verildi.

BKA’nın yıllardır kendi casus yazılımı üzerinde çalıştığı ancak bunun “pratikliği” konusunda endişeler mevcut olduğuna işaret edilen haberde, “Görünüşe göre mevcut zayıf bilanço nedeniyle BKA, kurum içi geliştirdiği yazılıma ek olarak NSO’nun süper silahı Pegasus’u kullanmaya karar verdi.” değerlendirmesinde bulunuldu.

50 bin telefon hedefte

Temmuz ayında Die Zeit ve Süddeutsche Zeitung gazeteleri dahil olmak üzere Uluslararası Af Örgütü ve uluslararası gazeteciler konsorsiyumu Forbidden Stories iş birliğinde ve 17 medya kuruluşunca yürütülen araştırmada, İsrail merkezli NSO Group’a ait casus yazılım Pegasus’un, küresel çapta yaygın ve kötü amaçlar için kullanıldığı iddia edilmişti.

Afrika’dan Avrupa’ya en az 10 ülke hükümetinin NSO Group’un müşterisi olduğu ve casus yazılımın aktivist, gazeteci, avukat ve siyasileri hedef almak için hükümetlere satıldığı savunulmuştu.

Araştırmada, 50 binden fazla telefon numarasına sahip potansiyel hedefler listesinde çeşitli insan hakları aktivistleri, gazeteciler ve avukatların yer aldığı ortaya çıkmıştı. 2016’dan günümüze uzanan listede ayrıca birçok devlet ve hükümet başkanı, çok sayıda bakanın yanı sıra üst düzey diplomatın telefon numaraları da yer almıştı.

Alman gazeteciler açıklama bekliyor

Alman gazeteci dernekleri, 19 Ağustos’ta Pegasus casus yazılımıyla farklı ülkelerden gazeteci, aktivist ve muhaliflerin izlendiği iddialarına tepki göstererek casus yazılıma karşı önlemler talep etmişti.

Berlin merkezli Alman Gazeteciler Federasyonu (DJV) Başkanı Frank Überall, Pegasus’un Alman devlet yetkilileri tarafından kullanılıp kullanılmadığının açıklanması gerektiğini belirtti.

Überall, Alman makamlarından yazılımın Alman gazetecilere karşı kullanılıp kullanılmadığını açıklaması gerektiğini belirterek “Tüm kartlar şimdi masaya konulmalı. Somut gerçekler talep ediyoruz, kaçak yanıtlar değil.” ifadesini kullandı

Alman Gazeteciler Birliği (DJU) Monique Hofmann da gözetleme yazılımlarının ithalatına sıkı kurallar getirilmesini talep etti.

Hofmann, “Araştırma sonuçları, izleme saldırıları ile sivil toplumun baskılanması arasındaki bağı ortaya koyuyor. Otoriter devletler, eleştirel ve muhalif sesleri susturmak için Pegasus’u kullanıyor. İnsan haklarının defalarca ihlal edildiği ülkelere casus yazılım verilmemelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

NSO Group: Teknoloji hizmeti veriyoruz

İsrail’in en bilinen siber casusluk ve teknoloji şirketi olan NSO Group, 2010 yılında Herzliya kentinde İsrail askeri istihbarat servisi AMAN’da teknik istihbarat faaliyetlerinde temel rolü olan Unit8200 teşkilatından gelen üç kişi tarafından kuruldu. 11 yıllık geçmişe sahip olan şirket, küresel şöhretini amiral gemisi ürünü olan Pegasus casus yazılımı sayesinde kazandı. Fakat çeşitli skandallar ve insan hakları ihlalleri gibi davalarda adı geçen NSO için Pegasus, kötü bir şöhret getirdi.

NSO Group ise hakkındaki tüm suçlamaları reddederek “terörizm ve ciddi suçlarla mücadele etmelerine yardımcı olmak için ülkelere ya da kolluk kuvvetlerine teknoloji hizmeti verdiğini” ileri sürüyor.

Uluslararası basında, Pegasus yazılımının bu şekilde kötüye kullanıldığına dair çıkan birçok haberi yalanlayan şirket, bu söylemlerine bugün de ısrarla devam etmesi dikkati çekiyor.

Sosyal iletişim ağı WhatsApp da NSO Group hakkında, şirketin mesajlaşma hizmetini geniş kapsamlı casusluk için kullandığını, 20 ülkede aralarında 100 gazeteci ve insan hakları aktivistlerinin de bulunduğu 1400’den fazla kişiyi izlediğini öne sürerek dava açmıştı.

Pegasus yazılımı

Stratejik siber silah olarak tanımlanan Pegasus casus yazılımı, şahıs ya da şirketlere değil, sadece devletlerin istihbarat servislerine ve kolluk kuvvetlerine satılıyor.

Satışlar ve diğer bütün görüşmeler doğrudan NSO uzmanları ile yapılıyor. Bu satışlar da İsrail Savunma Bakanlığının onayından geçmek zorunda.

Günümüzde 45 ülkede kullanımda olduğu söylenen Pegasus’un, yine Tel Aviv yönetiminin talebiyle sadece beş ülkeye satışı yapılmıyor; ABD, Rusya, Çin, İsrail ve İran.

Hatta bir iddiaya göre Pegasus, söz konusu beş ülkenin sınırlarına girdiği anda kendini imha ediyor. Bu özellik, istihbarat fonksiyonu olan bir teknoloji ürünü için stratejik bir konu. Pegasus’un en büyük özelliklerinden biri de bu tip bir “self-destruction” (kendini imha etme) niteliğine sahip olması. Diğer yandan NSO şimdiye kadar 90 ülkenin Pegasus’u satın alma talebini reddetmiş. Burada da Tel Aviv’in çıkarlarının göz önünde tutulduğu görülüyor.

Pegasus, esas olarak iki farklı metotla hedefe ulaşıyor. İlki, kullanıcı etkileşimi (tıklama vb.) gerektirirken, diğeri ise “zero click” olarak bilinen, WhatsApp gibi uygulamalar üzerinden enfekte olma yöntemi.

Pegasus casus yazılımı, (en güvenli olarak bilinenler dahil) dünyada bilinen bütün mobil cihazlara bu iki yoldan sızıp onları tamamen kontrol edebiliyor. Sadece kamera, mikrofon ve uygulamalara erişmekle, mesajları okumakla kalmıyor, hedef olan cihaza tamamen hükmedebiliyor.

KUDÜS (AA) – Gazeteci Sari Ceradat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail askerlerinin sabah saatlerinde Batı Şeria’nın El-Halil kentine bağlı Sair beldesine düzenlediği baskında 5’i çocuk 7 kişiyi gözaltına aldığını belirtti.

Ceradat, gözaltına alınan çocukların yaş ortalamalarının 14 olduğunu ifade etti.

Öte yandan yerel kaynaklardan edinen bilgiye göre, İsrail askerlerinin Beytullahim’in Cenata beldesi ile Cenin kentinden de 4 Filistinli genci gözaltına aldığı bildirildi.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te sık sık evlere baskın düzenleyen İsrail güçleri, çeşitli iddialarla Filistinlileri gözaltına alıyor.

Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te sıradan hale gelen gözaltılar sonrası aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Filistinlilerden bazıları günlerce gözaltı merkezlerinde tutuluyor.

Fanatik Yahudilerden Mescid-i Aksa’ya baskın

İsrail polisinin eşlik ettiği onlarca fanatik Yahudi, işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde bulunan Mescid-i Aksa’nın avlusuna girdi.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresinden yapılan yazılı açıklamada, 144 fanatik Yahudi’nin Mescid-i Aksa’nın güneybatısındaki El-Meğaribe (Fas) Kapısı’ndan Harem-i Şerif’e baskın düzenlediği belirtildi.

İsrail polisinin korumasındaki Yahudi grubun, Harem-i Şerif’in avlularında dolaştıktan sonra Mescid-i Aksa’dan ayrıldığı kaydedildi.

Fanatik Yahudilerin öğleden sonra da baskınlarını sürdürmesi bekleniyor.

Harem-i Şerif’e fanatik Yahudilerce düzenlenen bu tür baskınlar, bölgede gerginliğin tırmanmasına neden oluyor.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin egemenliği ihlal ediliyor

Mescid-i Aksa, İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994’te imzalanan barış antlaşmasına göre Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor.

Ancak Yahudiler, 2003’ten bu yana İdarenin izni olmadan İsrail’in tek taraflı kararıyla polis eşliğinde kutsal mabede giriyor.

Bu girişleri “baskın” olarak nitelendiren Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, Müslümanların egemenliğinin ihlal edildiğini belirtiyor.