Günde 8 kilometre yüzen otizimli Artun, kulaçlarını milli forma için atıyor

İZMİR(AA) – Henüz 2,5 yaşındayken otizm tanısı konulan Artun Özdemir’in ailesi, başta büyük üzüntü yaşasa da çocuklarının sosyal hayattan kopmaması adına yeteneğini de keşfederek onu yüzmeye yönlendirdi.

9 yaşından beri sürekli kulaç atan ve katıldığı yarışlarda 38 madalya kazanan Dokuz Eylül Üniversitesi Spor Kulübü lisanslı sporcusu Artun’u, antrenörü Deniz Bora Alkan ve babası Feridun Özdemir çalıştırıyor.

Çalışmalarını olimpik havuzun yanı sıra evlerinin bahçesindeki yarı olimpik havuzda sürdüren ve günde yaklaşık 8 kilometrelik mesafe kateden Özdemir, suyun içinde bambaşka bir hale bürünüyor.

Bu yıl gerçekleşen spor lisesi sınavlarında başarılı olamayan ancak yüzmedeki başarısı, istikrarlı ve azimli çalışması dikkate alınarak Buca Atatürk Spor Lisesi’ne kabul edilen Artun, Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Yüzme Milli Takımı formasını giyip paralimpik oyunlarında ülkesini temsil etmek istiyor.

Bu doğrultuda çalışan ve konuşma güçlüğü çeken Özdemir, paralimpik oyunlarına katılmak istediğini belirtiyor.

Oğluyla yakından ilgilenen anne Işın Özdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Artun’a otizm tanısının 2,5 yaşındayken konulduğunu ve bunu öğrendiğinde yaklaşık 1 hafta kendine gelemediğini söyledi.

Sonrasında kendilerini toparlayıp bundan kaçışın olmadığını ve evlatları için ne gerekiyorsa yapmaları gerektiğine karar verdiklerini anlatan Özdemir, “Otizmin bir farklılık olduğunu kavradıktan sonra eşimle Artun’un farklılıkları ile birlikte güzel bir yaşam sürmek ve bunun için elimizden ne gelirse en iyisini yapmaya karar verdik. Doktorumuz 2 saat bizimle görüştü ve bize Artun’un ileride çok başarılı bir bilim adamı, sanatçı hatta çok iyi bir sporcu olabileceğini söyledi. Bu sözler kulağımdan hiç gitmez. Çok üzgün olarak girdiğimiz muayene odasından tebessümle çıktık.” dedi.

Işın Özdemir, Artun’un küçük yaşlarda yüzmeye ve suya ilgisinin olduğunu anladıklarını ve bunun üzerine böyle bir yola girdiklerini ifade etti.

Daha sonra oğluna yüzme antrenörü bulduklarını anlatan Özdemir, “Baktık ki çok hızlı öğreniyor. Karada olduğundan çok daha farklı bir hale bürünüyor ve çok mutlu oluyor bizim için en önemlisi bu aslında. Mutlu olduğu için de başarısı çok hızlı ilerliyor. Böylelikle yüzme sporuna adım atmış oldu. 9 yaşında teknik eğitimlere başladı. Çok hızlı öğrendi. 10 yaşında federasyonun yarışlarına katıldı ve derece aldı. İlk aldığı dereceyle yüzmeye daha çok yöneldik. Artun yaşı itibarıyla kendini yeni göstermeye başlayacaktı. Ancak pandemi sürecinde bu imkan olamadı. Bundan sonraki yarışları bekliyoruz.” diye konuştu.

“En önemli hedefimiz paralimpik olimpiyatlar”

Oğlunun liseye kayıt yaptırdığını dile getiren Özdemir, şöyle devam etti:

“Artun yüzmede çok başarılı ama okulumuzun giriş testlerinde maalesef yüzmeyle ilgili bir test programı yoktu. Artun, karada çok başarılı olamadığı için sonuca ulaşamadı. Bunun üzerine Buca Atatürk Spor Lisesi yetkilileri bize yardımcı oldular ve Bakanlığa dilekçe yazdık. Eski bakanımız Sayın Ziya Selçuk, sağ olsun bizi görmezden gelmedi. Artun’un başarılarını da dikkate alarak okula kabul edilmesini sağladı. Artun milli olmak ve uluslararası şampiyonlara katılmak istiyor. En önemli hedefimiz paralimpik oyunları, bunlar için çalışıyor. Çok azimli ve bunu istiyor. Yazın daha çok kendi sitemizin havuzunda çalışmayı tercih ediyor. Haftanın beş günü burada iki günü de üniversiteye gidiyoruz. Orada hocamız programını oluşturuyor. Burada babasıyla birlikte çalışıyorlar. Çok seviyor yüzmeyi bu yüzden yorulmuyor.”

Işın Özdemir, otizm tanısı alan çocuklarda hiperaktivite tanısının da eklenebildiğini, bu durumdaki ailelerin çocuklarını spora yönlendirmelerini tavsiye etti.

Baba Feridun Özdemir ise oğlunun yüzmedeki başarısının kendilerini mutlu ettiğini belirterek, bu doğrultuda çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini anlattı.

Eşiyle çocukları için mücadele ettiklerini vurgulayan Özdemir, “Artun haftanın 6 günü aralıksız antrenman yapıyor. Pandemi döneminde daha çok kondisyona önem veriyoruz. Sabahları 1,5 saat öğleden sonra da 1,5 saat antrenman yapıyor. Gün içerisinde toplamda 8 kilometreye yakın yüzüyor. Şu anda yarış takvimi açıklanmadı amacımız önümüzdeki müsabakalara kondisyonunun sağlamak. Yarışlar açıklandıktan sonra teknik yüzmelere döneceğiz. Ben antrenmanlarda sürekli yanındayım.” diye konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) yapılan açıklamaya göre, Derin Toparlak 5 bin metre su üstü mücadelesinde rakiplerini geride bırakarak altın madalya kazandı.

Antrenör Canberk Babaoğlu’nun eşlik ettiği milli sporcu, paletli yüzme açık su yarışlarında Türkiye tarihindeki ilk dünya şampiyonluğuna imza atmış oldu. Milli sporcu, 2019 yılında da açık suda 6 bin metre su üstü kategorisinde Avrupa Şampiyonu olmuş, paletli yüzme büyüklerde ilk uluslararası başarıya imza atmıştı.

Derin Toparlak, bu yıl Rusya’da Paletli Yüzme Büyükler Dünya Şampiyonası’nda paletli yüzme büyüklerde Türkiye tarihindeki ilk dünya şampiyonluğunu 1500 metre su üstü havuz etabında kazanmıştı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen TSSF Başkanı Şahin Özen, Derin Toparlak’ı dünya şampiyonluğu başarısı nedeniyle kutladığını belirtti.

Büyük bir mutluluk ve heyecan içinde olduklarını anlatan Özen, “Derin Toparlak, Kolombiya’da açık su 5 bin metre su üstünde dünya şampiyonu oldu. Antrenörü Canberk Babaoğlu’nu da disiplinli, doğru ve mücadeleci antrenmanlarla sporcumuza şampiyonluk performansı kattığı için teşekkür ediyorum. Derin’in bu yıl Rusya’dan sonra elde ettiği ikinci dünya şampiyonluğu. Türkiye ve sualtı topluluğu ailemiz adına çok mutlu ve gururluyum. Derin’in ailesi, spor kulübü başta olmak üzere bizleri her zaman destekleyen Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Spor Genel Müdürlüğü’ne yine bu başarıda emeği olan herkese teşekkür ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

İZMİR(AA) – İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğretim Görevlisi Serkan Dikici, yüksek lisansını İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Biyomedikal Mühendisliği Bölümünde tamamladıktan sonra, 2016’da İngiltere’deki Sheffield Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği, Biyomalzemeler ve Doku Mühendisliği Bölümü doktora programına katıldı.

Doktora projesi olarak vücut koşullarına daha yakın bir ortamda deney hayvanlarının kullanımını azaltmayı hedefleyen ve kronik yara iyileşmesi için biyomalzemeler geliştirilmesi alanında çalışmalar gerçekleştiren Dikici, “hücresizleştirilmiş ıspanak yapraklarının doku mühendisliği uygulamalarında kullanımı” başlıklı projesiyle İngiltere’de düzenlenen “Doktora Araştırmacı Ödülü”nü almaya hak kazandı.

Bu çalışma ile hücresizleştirilmiş ıspanak yapraklarının insan vücudu tarafından tamamen kabul edilebilir yapıda olduğu ve yaraların iyileşmesini de içeren birçok klinik çalışmada kullanılabileceği kanıtlandı.

“Bitki yapraklarının klinikte kullanımı yaygınlaşacak”

Serkan Dikici, AA muhabirine, doku mühendisleri olarak hasarlı dokuların ve organların tedavisine yönelik çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Sheffield Üniversitesinde ıspanak yapraklarını kullanarak 3 boyutlu damar yapısını taklit eden biyomalzemeler geliştirmek üzere başladığı çalışmalarını İYTE bünyesinde bu yapının kliniğe yönelik uygulamalarını araştırmak üzerine devam ettirdiğini belirten Dikici, şunları kaydetti:

“Doktoram esnasında ıspanak yapraklarının hücresizleştirilmesi konusunda çalışmıştım. Tabii ki o zamanlar yeni bir malzeme olduğu için ilk olarak önce vücuda ne kadar uygun olduğunu test ettik. Şu an hücresizleştirilmiş ıspanak yapraklarının insan vücudu tarafından tamamen kabul edilebilir yapıda olduğunu biliyoruz. Bu sayede üç boyutlu yapıları kullanarak yapay damar çalışmaları yürütebiliriz ya da kendi kendine iyileşme göstermeyen kronik yaraların tedavisinde yara iyileşmesine yardımcı olan yara örtüleri geliştirebiliriz. Bunların yanı sıra diğer çok çeşitli doku mühendisliği uygulamalarında da kullanabiliriz. Bitki dokularının kullanılması hayvan dokusuna kıyasla birçok avantaja sahip. Bizler bitki dokularını kullanarak hem daha uygun maliyetli hem daha bulunabilir hem de etik kaygıları içermeyen ve hayvandan insana hastalık geçişi riski taşımayan çok çeşitli biyomalzemeler geliştirmeyi hedefliyoruz. ”

Projesiyle İngiltere’de 2021 yılı mühendislik bilimleri kategorisinde birinciliğe layık görülmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Dikici, şöyle devam etti:

“Gelecekte ıspanak veya diğer bitki yapraklarının klinikte kullanımı yaygınlaşacaktır. Benim çalışmalarım da kronik diyabetik ülserlerin tedavisinde ıspanak yapraklarını kullanarak yaraların iyileştirilmesini hızlandıran ve bu yara tedavilerinin mümkün kılınması üzerine kurulu. Bu proje kapsamında ıspanak yapraklarının yanı sıra iki farklı yaprağın daha hücresizleştirilme potansiyelini araştırdık ve hücresizleştirme işleminin doğrulanması aşamalarını geçtik. Şu anda insan hücreleriyle yapacağımız deney aşamalarına geldik ve bütün bu deneylerin ardından bir de hayvan denememiz olacak. Bu sayede kliniğe giden yolda ön testleri adım adım tamamlamış olacağız.”

Serkan Dikici, 2022’nin aralık ayında tamamlanması planlanan projenin, tıp ve bilim dünyasına önemli katkı sunacağına inandığını sözlerine ekledi.