Günde bir porsiyon nitrat zengini sebze tüketmek kalp hastalığı riskini azaltabilir

ANKARA (AA) – Avusturalya’daki Edith Cowan Üniversitesinden araştırmacılar, düzenli olarak nitrat açısından zengin sebze tüketiminin tansiyon üzerindeki etkisini araştırdı.

Araştırmacılar, nitrat bakımından zengin sebze tüketiminin kalp hastalığı riskini yüzde 12 ila 26 azaltabileceğini ortaya koydu.

Çalışmada kapsamında, araştırmacılar, 23 yıl boyunca “Danimarka Diyet, Kanser ve Sağlık Çalışması”na katılan 50 binden fazla kişinin verilerini inceledi.

Araştırma ekibinden Catherine Bondonno, düzenli olarak nitrat zengini sebze tüketiminin bacaklardaki kan damarlarının daralmasıyla bilinen bir tür kalp hastalığı olan periferik arter, kalp krizi, felç ve kalp yetmezliği gibi hastalıklara yakalanma riskini düşürdüğünü tespit ettiklerini kaydetti.

Bondonno, söz konusu sebzelerden günlük bir porsiyon tüketiminin yeterli olacağı, daha fazla tüketimin daha verimli sonuçlar almada etkisinin bulunmadığını bildirdi.

Kan basıncını düzenleyici özelliği olduğu bilinen nitratın ıspanak, kırmızı pancar, lahana, brokoli, marul ve dereotu gibi sebzelerde bulunduğu belirtiliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Eğitim Görevlisi Prof. Dr. Mehmet Yunus Emiroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalp hastalıklarında genetik tabanlı önlenemeyen bazı durumlar dışında önlenebilir birçok risk faktörünün de rol aldığının bilindiğini aktardı.

Kalp damar hastalıklarının başlıca risk faktörlerinin dengesiz ve hazır gıdalarla beslenme, diyabet, obezite hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, hareketsiz bir yaşam tarzı, tütün ve alkol tüketimi olarak sıralanabileceğini ifade eden Emiroğlu, şunları kaydetti:

“Özellikle bu risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kronik damarsal kalp hastalıklarına bağlı gelişebilecek inme, kalp krizi gibi birçok komplikasyonun ve ölümün yüzde 80 oranında azaltılabileceği bilinmektedir. Bu risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerekli ciddiyet gösterildiği takdirde zor değildir. Böylece daha sağlıklı bir kalp ve mutlu sürülebilecek bir yaşamın mümkün olacağı unutulmamalıdır. Hastalıklara yakalandıktan sonra tedavi edilmesinden ziyade yakalanmadan önce gerekli önlemleri almak ve bu önlemleri sürdürebilir kılmak tüm hastalıklarda olduğu gibi kronik kalp hastalıklarında da en önemli adım olarak kabul edilmelidir.”

Akdeniz tipi beslenme kalp sağlığını korumada yardımcı

SBÜ Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Abdülkadir Uslu da günümüzde trans yağ, şeker, tuz gibi gıdaların işlenmiş şeklinin daha sık kullanıldığını, bunlardan uzak durup kalp damar hastalığı ve inmelerin önlenmesi açısından Akdeniz tipi beslenme olarak adlandırılan sebze ve meyvelerle zenginleştirilmiş beslenme şeklinin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

Doç. Dr. Uslu, günlük tuz alımının 5 gram ile sınırlandırılarak ev yemeklerine ağırlık verilmesini, evde pişirilen katkı maddesi olmayan yemeklerin tüketilmesini, ayrıca, sigara ve alkolden uzak durulmasını önererek, şöyle devam etti:

“Biz şunu biliyoruz ki çocuk yaşlardan itibaren koroner arterlerde yağlanma ve obezite ile ileride karşılaşılacak kalp damar hastalıkları yakından ilişkilidir. Gerek kan şekeri düzeylerimizin dengesi gerekse obeziteden korunmak ve getireceği yükleri azaltmak için haftada en azından 3 gün yemeklerden 1 saat sonra 30 dakika süreyle ritmik bir egzersiz ya da yürüyüş bu bahsettiğimiz dengeyi sağlayacaktır. Bu çok basit egzersizler için spor salonu şart değildir. Hem kendimiz hem sevdiklerimiz için bunu yapmayı tavsiye edebiliriz. Bunların yanında kilo fazlalığımız var ise bahsedilen beslenme şekli ya da bir diyetisyen yardımı ile fazla kilolarımızdan kurtulmak, yağ dokumuzu kas dokusuna çevirmek uygun bir adım olacaktır. Ayrıca mutlaka kan değerlerimiz hakkında fikir sahibi olmak için kan kolesterol düzeyimiz, tam kan sayımımız, şeker oranımızı mutlaka baktırmalı ve arada tansiyon değerlerimizi ölçerek bilgi sahibi olmalıyız. Burada şunu vurgulamak isterim ki şeker hastalığımız ya da yüksek tansiyon sahibi olmamız bizlerde her zaman bir şikayet oluşturmayabilir ya da oluşan şikayetleri fark etmeyerek başka nedenlere yorabiliriz. Belirli aralıklarla hekim kontrolünden geçmek faydamıza olacaktır.”

İSTANBUL (AA) – Medipol Esenler Üniversite Hastanesi'nden Uzman Diyetisyen Canel Öner Sayar, günde tüketilmesi gereken Türk kahvesi miktarının kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini belirterek, "Yetişkin bireyler için vücut ağırlığı (kg) başına 3-5 mg günlük kafein kullanımı uygundur." ifadelerini kullandı.

Medipol Esenler Üniversite Hastanesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Sayar, 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi gününde kahve ve çeşitleri hakkında tüm merak edilenleri aktardı. "Günde ne kadar Türk kahvesi içmeliyim?" sorusunun cevabının kişinin kilosunda ve tıbbi öyküsünde saklı olduğunu belirten Sayar, "70 kg bir bireyin kafein ihtiyacı günlük 210-350 mg. 1 Türk kahvesi fincanı da 65 mg / 65–75 ml kafein barındırır. Kafein kahvede, çaylarda, kakaoda bulunur. Uyarıcı etkisi vardır. Sinir sistemine etki eder ve beyne gelen mesajları hızlandırır. Kalp hastalığı veya yüksek tansiyonu olan bireylerin kafeinden uzak durması gerekiyor. Yetişkin bireyler için vücut ağırlığı (kg) başına 3-5 mg günlük kafein kullanımı uygundur." açıklamalarını yaptı.

Kahve çeşitlerinin içerdiği kafein oranlarını aktaran Sayar, "Türk kahvesi 65 mg / 65–75 ml (1 Türk kahvesi fincanı), filtre kahve 120-170 mg / 180–200 ml (1 kupa), suda çözünebilir hazır kahve (gold, klasik) 60–80 mg / 100–180 ml (2 gr) (1 kupa), espresso kahve 130–200 mg / 50–60 ml (1 espresso fincanı) kafein içeriyor.” bilgisini verdi.

– El titremesi, sinir ve uykusuzluk yapıyor

Kişinin ihtiyacından fazla kafein alması halinde olabileceklere karşı uyarıda bulunan Sayar, kişilerde uykusuzluğa bağlı sinirlenme, mide bulantısı, vücudun aşırı ısınması, nabzın aşırı yükselmesine bağlı el titremesi oluşabileceğini belirtti.

Kahve dahil tüm içeceklerin yanı sıra egzersiz öncesinde, sırasında veya sonrasında su en önemli içecek olduğuna dikkati çeken Sayar, "Kahve genellikle egzersiz öncesi yararlı olsa da spordan sonra hemen kahveye sarılmamalıyız. Çünkü antrenmanın ardından birçok insanın doğrudan kahve içtiği görülmektedir. Herhangi bir kafein alımından önce vücudumuz için su tüketmemiz gerekmektedir. Spordan önce kahve içerken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de şeker ve krema kullanmamaktır." uyarısında bulundu.

Uluslararası Sporcu Beslenmesi Derneği tarafından yapılan çalışmalardan bahseden Sayar, "Kafein sürekli maksimum dayanıklılık aktivitesi için etkili bir ergojenik yardımcıdır ve ayrıca uzun vakitler performansı arttırmak için çok etkili olduğu gösterilmiştir. Kafeini içme zamanı da önemlidir. Kafeinin vücut üzerindeki etkileri, içtikten yaklaşık bir iki saat sonra zirveye ulaşır, yani maksimum faydayı elde etmek için bir fincan kahveyi içtikten 45 ila 60 dakika sonra egzersize başlanmalıdır." tavsiyelerinde bulundu.

– Odaklanmayı artırır

Doğal bir uyarıcı olan kafeinin, zihinsel odaklanmayı, uyanıklığı ve genel bilişsel işlevi arttırdığının gösterildiğini hatırlatan Sayar, "Yavaş bir yoga dersinde, bir fincan kahvenin sağlayabileceği ilave konsantrasyondan yararlanılabilir. Kafeinin odaklanma güçlerini kullanmakla gergin ve endişeli hissetmek arasında ince bir çizgi vardır. Bu yüzden 5-6 fincan espresso içip maximum verimlilik beklememeliyiz. Vücudunuza normal kahve miktarı yeterlidir." ifadelerini kullandı.

Bir Rhode Island Üniversitesi çalışmasına dikkat çeken Sayar, "Kafein, egzersiz sonrası kas ağrısını bir plaseboya kıyasla önemli ölçüde azaltmıştır. Üst vücut ağırlık antrenmanı yapmadan önce kahve içen katılımcılar, son setlerinde daha fazla tekrar tamamlayabilmişler. Sonuçlar, yoğun antrenmandan önce kafein içmenin atletik performansı geliştirdiğini ve kas iyileşmesi için gereken süreyi azalttığını göstermiştir." açıklamalarında bulundu.

– Akşam egzersizden önce kahve tüketmeyin

Birçok durumda, kahve bir fitness rutinine eklenmesinin bazı şartları olduğuna değinen Sayar, "Eğer gece geç saatlerde egzersiz yapılıyorsa, genellikle yatmadan 4-6 saat önce kafein içmeyi bırakmak gerektiği için kahve tüketmemelidir. (yani 18:00’den sonra)." bilgisini verdi.

Kahve ile arası olmayan kişilerin kahve tüketmeyip bunun yerine kafeinli çay (ve su) tercih edebileceğini dile getiren Sayar, "Yeşil çay da kahve gibi kafein içerir ve vücutta doğal bir enerji kaynağı olarak kullanılır. Bu sebeple, tamamen damak zevkinize bağlı olarak spordan önce kahve veya yeşil çay içilebilir. Yalnız, yeşil çaydaki kafein oranı kahveye göre daha düşüktür, spor sırasında kahve kadar etki etmeyebilir." değerlendirmesinde bulundu.

Kahvenin içerdiği kafein özleriyle böbrek üstü bezlerini uyarıp daha fazla adrenalin ve stres hormonu (kortizol) salgılanmasına sebep olduğu uyarısında bulunan Sayar, "Kortizol hormonu spor yapıldığında yük bindirildiğinde zaman daha çok salgılanır. Böylece artan kortizol seviyeleri kasların tamir edilip büyümesini yavaşlatır ve daha fazla yorgunluk oluşabilir. Aşırı kahve içmek ayrıca, stres hormonundaki artışa bağlı olarak bel çevresinde yağlanmaya sebep olabilir.” dedi