Hababam'ın 'Kalem Şakir'i' unutulmaz filmi en büyük serveti olarak görüyor

Hababam Sınıfı’nda rol alan ve gerçek isimlerinden çok, filmdeki lakaplarıyla tanınan oyunculardan, Antalya’da yaşamını sürdüren Bülent İğdiroğlu, halkın kendisine gösterdiği sevgiden oldukça memnun.

“Hababam Sınıfı”, “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı”, “Hababam Sınıfı Uyanıyor” filmlerinde oynayan evli ve bir çocuk babası 68 yaşındaki İğdiroğlu, rol aldığı unutulmaz yapımlarla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

“Kalem Şakir” rolüyle tanınan İğdiroğlu, Hababam Sınıfı kadrosunda yer almanın, kendisi için çok özel olduğunu söyledi.

İnsanlar filmde kendilerinden bir şeyler buldu

Yapımın nesiller boyu izlediğini, kendilerinin de büyük bir sevgiyle karşılaştıklarını aktaran İğdiroğlu,”Hababam Sınıfı çok özel bir film. Hem güldürür hem düşündürür, alabilene ise çok güzel mesajlar verir. Bu yapımı altı nesil izledi. İzlenme sebebi ise insanların filmde kendilerinden bir şeyler buluyor olmalarıydı.” dedi.

Duayen olarak gördüğü usta oyuncularla iç içe zaman geçirdiklerini anlatan İğdiroğlu, onlardan anılarını, tecrübelerini istediklerini, çok güzel yaklaştıkları için de kendilerini hiç ayrı hissetmediklerini dile getirdi.

“Birçok sahnede rol yapmadık, bizler o anları yaşadık”

İğdiroğlu, Türkiye’de yaşayan herhangi birine sorulsa herkesin, “Keşke bizler de Hababam Sınıfı’nda yer alabilseydik” diyeceğini belirterek, şöyle konuştu:

“İşte bizler, o keşkeydik. Her zaman söylerim, benim iki servetim var, biri oğlum, diğeri de Hababam Sınıfı. İkisi de beni ölümsüz yapıyor. Bilinenin aksine birçok sahne doğal ve habersiz çekimlerden oluştu. Filmlerimizde profesyoneller dahil, birçok sahnede rol yapmadık, bizler o anları yaşadık. Örneğin müfettiş sahnesinde rol yapmadık, yaşadık. Kahkahalarımız gerçekti. Kopya çekilen sahnelerde, okulda çektiğimiz kopyaların nasıl olduğunu gösterdik ve filme dahil oldu. Ertem Eğilmez öyle bir film çekiyordu ki hissetmiyorduk bile. Kamerayı unutuyor, o anı yaşıyorduk. Perdede gördüğünüz birçok sahne, haberimiz olmadan çekildi.”

Kemal Sunal ve Tarık Akan ile sahne sonrası ara verildiğinde de top oynadıklarını, sohbet ettiklerini vurgulayan İğdiroğlu, “Sette inanılmaz bir birliktelik vardı. Futbol, voleybol oynadığımızı gördüğünüz o sahnelerin yüzde 80’inde gerçekten oynuyorduk. Kamera nerede, nasıl çekiyor, haberimiz yoktu.” ifadelerini kullandı.

“Hafize Ana” rolüyle filmde yer alan Adile Naşit’in, kendisi ve film ekibi için çok özel olduğunu aktaran İğdiroğlu, usta oyuncunun sette herkese bir anne, abla gibi olduğunu söyledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Aslen Konyalı olan Ertem Eğilmez, doktor olan babasının görev yaptığı Trabzon’da 18 Şubat 1929’da dünyaya geldi. Çocukluğu babasının mesleği dolayısıyla Anadolu’nun çeşitli illerinde geçen ve lise eğitimini Konya’da tamamlayan Eğilmez, tıp fakültesinden ayrılarak, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine devam etti.

Üniversite ikinci sınıftayken 1947’de Ümran hanımla evlenen Eğilmez, babasından aldığı parayla bir süre bakkal dükkanı işletti ancak iflas etti. Askerden geldikten sonra Arif Bolat kitabevinde çalışan Eğilmez, 1954’te yazar ve yayıncı Refik Erduran ile Çağlayan Yayınevi’ni kurdu.

Erduran yaptığı bir açıklamada, Eğilmez ile tanışmasını, “Ertem Eğilmez ile aynı çadırdaydık. İlginç, konuşkan, enerjik bir gençti. Üniversite mezunu olduğu halde bakkal dükkanı açtığını, ileride de kendisini saracak her şeyi yapabileceğini söylüyor, kahkahalar atıyordu. Hoşuma gitti yaklaşımı” ifadelerini kullanmıştı.

Nahit Ataman ile Arzu Filmi kurdu

Haldun Sel ve Refik Erduran ile “Tef” adlı mizah dergisini çıkaran ve cep kitapları yayımlamaya başlayan usta sinemacı, 1961’de “Efe” adlı şirketiyle sinema dünyasına adım attı.

Aynı yıl “Yaman Gazeteci” adlı filmle yapımcılığa adım atan Eğilmez, 1964’te Nahit Ataman ile “Arzu Film”i kurdu.

Osman Seden’den Öztürk Serengil’i bir filmde oynatmak için izin isteyen Eğilmez, o günleri şöyle anlatmaktadır:

“Bir gün Osman Seden’e gittim. Sizden Öztürk Serengil’i istiyorum, dedim. Osman Bey ile merhabamız da çok az. Düşün bendeki yüzsüzlüğü. Adamın star yapmak için yetiştirdiği oyuncuyu istiyorum. Ama Osman Bey o kadar zarif bir adam ki, ‘Başkası istese Öztürk’ü, kovardım ama sana hayır diyemem ki.’ demesin mi. Yani bir anlamda Arzu Film’in manevi kurucusu Osman Seden’dir. Öztürk Serengil’i vermeseydi ben nasıl cesaret edip de film çekecektim?”

İlk olarak “Fatoş’un Fendi Tayfur’u Yendi” filminde yönetmenlik yapan Eğilmez, yaşamı boyunca çok sayıda komedi filmini Yeşilçam sinemasında izleyiciyle buluşturdu.

Meşhur romanları sinemaya uyarladı

“Senede Bir Gün”, “Nilgün”, “İngiliz Kemal” ve “Küçük Hanımefendi” romanlarını sinemaya uyarlayan usta yönetmen, Türkan Şoray, Selda Alkor, Fatma Girik ve Hülya Koçyiğit gibi zamanının tanınan oyuncularının rol aldığı aşk filmlerini yönetti.

Ertem Eğilmez’in “Bir Millet Uyanıyor” filmi 1967’de Antalya Altın Portakal Film Festivalinde “En İyi Tarihsel Film” ödülü aldı. “Kalbimin Efendisi” filmiyle 1970’te “En İyi Yönetmen” ödülüne layık görülen Eğilmez, “Sev Kardeşim” ile 1972’de Antalya’da “En İyi 2. Film” Ödülünü kazandı.

Güldürü filmlerinde toplumsal eleştiriye yer veren ve hikayelerini komedi unsurlarına ağırlık vererek anlatmayı tercih eden Eğilmez, çektiği filmlerde popüler şarkıları sıklıkla kullandı.

Yönetmen Eğilmez’in 1973’te vizyona giren “Canım Kardeşim” filmi istenilen başarıyı yakalayamadı ve Arzu Film’i zorlayacak kadar ticari başarısızlık yaşadı. Yönetmen Yavuz Turgul, bir söyleşide o yıllara ilişkin şunları söyledi:

“O dönem Ertem Eğilmez ile Canım Kardeşim diye bir filmde çalıştık. Ertem Eğilmez batıyordu az daha o filmle. Arzu Film’in sanat filmine imrenip ‘Hadi biz de onlar gibi olacağız.’ diyerek yaptığı bir film olarak tektir o. Tarık Akan, Halit Akçatepe ve Kahraman Kıral 3 kişi arasında geçiyordu. Hiç unutmuyorum, Nahit Bey vardı, Ertem Bey’in ortağı, senaryoyu anlatırken dedi ki, ‘Ya şu filmin içine bir kız koysak.’ Ertem Eğilmez ‘Hayır, katiyen, filmime kimseyi dokundurtmam.’ diye kızdı ve Ertem ağabeyin filmografisi içinde yaptığı en iyi filmi o. Bu en iyi film, az daha onu batırıyordu”

Hababam serisine 1975’te başladı

Rıfat Ilgaz’ın kaleme aldığı Hababam Sınıfı romanını 1975’te sinemaya uyarlayan Eğilmez, serinin devamı olarak 1976’da “Hababam Sınıfı Uyanıyor”, 1977’de “Hababam Sınıfı Tatilde”, 1981’de “Hababam Sınıfı Güle Güle”nin yönetmenliğini yaptı.

Bir süre sinemadan uzak kalan usta yönetmen, 1980’de “Banker Bilo”, 1984’te “Namuslu”, 1989’da ise “Arabesk” filminde toplumsal sorunları mizahla ele aldı.

Yeşilçam’da 44 filmin yönetmenliğini üstlenen, 5 senaryo yazan ve 97 filmin yapımcılığını yapan Eğilmez, 21 Eylül 1989’da İstanbul’da vefat etti.

“Ölmeyen Aşk”, “Boş Çerçeve”, “Mavi Boncuk”, “Salako” ve “Milyarder” adlı filmlerin senaryosunu kaleme alan Eğilmez, “Bir Millet Uyanıyor”, “Yaşlı Gözler”, “İngiliz Kemal”, “Sevemez Kimse Seni”, “Küçük Hanımefendi”, “Kalbimin Efendisi”, “Senede Bir Gün”, “Son Hıçkırık”, “Beyoğlu Güzeli”, “Sev Kardeşim”, “Tatlı Dillim”, “Oh Olsun”, Yalancı Yarim, “Köyden İndim Şehire”, “Salak Milyoner”, “Mavi Boncuk”, “Süt Kardeşler”, “Şabanoğlu Şaban”, “Gülen Gözler”, “Erkek Güzeli Sefil Bilo”, “Banker Bilo”, “Namuslu”, “Aşık Oldum” ve “Arabesk” adlı yapımlara da yönetmen olarak imza attı.

İSTANBUL(AA) – Asıl adı Mesrure Sezer olan ve kariyeri boyunca birçok filmde rol alan ödüllü sinema ve tiyatro oyuncusu Sezer Sezin, 25 Ekim 1929’da Eyüpsultan’da dünyaya geldi.

Ödüllü oyuncu, ortaokulu tamamladıktan sonra tiyatroya başladı ve ilk sahnesini 11 yaşında Eminönü Halkevi Tiyatrosu’ndaki “Kral Oidipus” adlı oyunda “kralın kızı” rolüyle aldı.

Hakkında hazırlanan belgeselde Sezin, şu açıklamaları yapmıştı:

“Ben oyuncu olmadım. Galiba oyuncu olarak doğanlardanım. Daha çok küçük yaşlarda mahallenin bütün çocuklarını eve toplardım. Merdivene çıkar onlara şarkı söyler, oyunlar oynardım. Onlar da öyle merakla, sevgiyle, coşkuyla beni izlerlerdi ki, ben de mutlu olurdum. Bütün bunları neden yapardım bilmiyorum. Galiba her şey annemin benim elimden tutup, beni cambaza götürdüğü an başladı…”

1944 yılında beyazperdeye adım attı

Gazete ilanıyla gördüğü “Atilla Revüsü”nün seçmelerine katılarak, bale yapmaya başlayan Sezin, “Hürriyet Apartmanı” filmiyle 1944 yılında da beyazperdeye adım attı.

Sezin, 1948 yılında başrolü Memduh Ün ile paylaştığı “Damga” filminde, 1949 yılında ise Ömer Lütfi Akad’ın yönettiği “Vurun Kahpeye” filminde oynadı.

O dönem çevresinde sinemalara gelen hiçbir filmi kaçırmadığını dile getiren Sezer Sezin, “Kimi filmleri iki, üç defa izlerdim. Bütün dünyamız sinemaydı. Yavaş, yavaş bütün filmlerdeki adın oyuncular yerine kendimi koymaya başladım. Bundan çok mutlu olup, heyecan duyuyordum. Bütün bunları babamı gizli yapıyordum. O zamanki şartlar bugünkü gibi değildi. Annem ise hep beni desteklemişti.” ifadelerini kullanmıştı.

Sezin, 1946’da Vedat Örfi Bengü ile ortak olarak Sezer Tiyatrosu’nu kurdu. Bir yıl süre ile turneye çıkan tiyatro 1947’de kapandı.Tiyatronun ardından “Tahir ile Zühre” ve “Arzu ile Kamber” isimli yapımlarda da rol alan oyuncu, bu filmlerde başrolü paylaştığı Kenan Artun ile 1952 yılında evlendi.

Fikret Arat’ın kaleme aldığı romandan etkilenerek, 1948’de sinemaya aktardığı “Damga” filmiyle asıl çıkışını yakalayan Sezer Sezin, filme dair “O dönem sinemada Türk filmleri tek tüktü. Oynadığı zaman da Taksim sinemasında ya bir ya iki en gazla üç gün oynardı. Damga ise tam dört hafta oynadı. Büyük bir olay olmuştu bu. Film, Türk sinemasında bir dönemeç oldu.” demişti.

“Şoför Nebahat” filminde canlandırdığı karakterle özdeşleşti

Metin Erksan’ın yönettiği 1960 yapımı “Şoför Nebahat” filminde canlandırdığı karakterle özdeşleşen Sezin, filmin ilgi görmesi üzerinde 1964 ve 1965 yıllarında 2 devam filminde daha oynadı.

Kenan Artun’dan 1963 yılında boşanan, 1965’te ikinci evliliğini yaptığı Üner İlsever ile Kadıköy İl Tiyatrosu’nu kuran Sezin, 1967’de sinemayı, 1970’lerin ortalarında da tiyatroyu bırakıp ticarete atıldı.

Sinemayı bıraktıktan 40 yıl sonra 2007’de Safa Önal’ın yazıp yönettiği “Hicran Sokağı” adlı yapımda konuk oyuncu olarak yeniden izleyici karşısına çıkan Sezin, 2008 yılında Muhterem Nur ile birlikte Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali’nde onur ödülüne layık görüldü.

Sezin, 1955’te Film Dostları Derneği tarafından, “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu”, “Üç Tekerlekli Bisiklet” filmiyle “İzmir Film Festivali”nde “En Başarılı Kadın Oyuncu”, 21. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “Onur Ödülü” ve 12. İstanbul Film Festivali’nde “Jüri Onur Ödülü” ve 2008 Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali’nde “Sinema Onur Ödülü”nü kazandı.

Sezer Sezin, 20 Temmuz 2017’de sabaha karşı tedavi gördüğü İstanbul’daki özel bir hastanede hayatını kaybetti.

Usta oyuncu hakkında Türk sinemasının ünlü yönetmenlerinden Lütfi Ömer Akad, şunları kaydetmişti:

“Sezer Sezin hakkında çok şey söylenmiştir. Bunları herkes, seyircisi bilir. Çalıştığı iş arkadaşları, yönetmenler bilir. Benim bunlara katacak pek bir şeyim yok. Ama bir şey ilave etmek isterim. Sezer Sezin, bugünün Türk sinemasının oluşturan temel taşlardan birisidir.”

Fatma Girik ise yakın dostu Sezin’in vefatının ardından şunları anlatmıştı:

“Sezer, Memduh Bey’i görüyor, araştırıyor, haber gönderiyor. ‘Jön olarak oynasın’ diyor. Yani Sezer Sezin, Memduh’un Türk sinemasına girme nedeni. Böyle başlıyor Memduh sinemaya. Sonra yavaş yavaş yönetmen yardımcılığı ve yönetmenliğe geçiyor. En büyük kazanan da hem sinema hem ben. Memduh gibi bir insanla 57 sene beraber oldum. Sezer’e çok şey borçluyum. 18 yaşımdan beri tanışıyorum Sezer’le. O Cihangir’de, ben Kazancı Yokuşu’nda oturuyordum. Bir gece gitmesem kızardı. ‘Hadi gel domatesli makarna yaptım’ derdi.”