Hadis, tefsir ve fıkıh alimi M. Emin Saraç son yolculuğuna uğurlandı

İSTANBUL(AA) – Fatih Camisi'nde 65 yıl boyunca, tefsir, hadis ve fıkıh dersi veren, yurt içinden olduğu kadar yurt dışından da yüzlerce talebe yetiştiren M. Emin Saraç için Fatih Atikali Mahallesi'ndeki evinde helallik alındı. Saraç'ın cenazesi, Kur'an-ı Kerim okunması ve dua edilmesinin ardından yakınları, talebeleri ve sevenlerinin omzunda Fatih Camisi'ne getirildi.

Saraç'ın oğulları YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç ve iş insanı Fatih Saraç burada taziyeleri kabul ederken, talebeleri cami avlusunda Kur'an-ı Kerim okudu. AK Parti milletvekilleri Ravza Kavakçı Kan ve Bekir Bozdağ namazdan önce tabutun yanına gelerek dua etti.

Emin Saraç'ın dünürü imam hatip Mustafa Demirkan'ın kıldırdığı cenaze namazında, Saraç'ın yakınları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, TBMM Başkanvekili Celal Adan, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, eski başbakanlardan AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, eski bakanlar Faruk Çelik, Veysel Eroğlu, Çağatay Kılıç, Bekir Bozdağ, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı, AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak, bazı milletvekilleri ve ilçe belediye başkanları ile Saraç'ın talebeleri ve sevenleri saf tuttu.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, merhum için dua etti ve helallik istedi.

Kore gazisi Mustafa Şevket Tarı da 50 yıllık dostunu cenazesinde yalnız bırakmadı. Tarı, sandalyede oturarak namaz kıldı.

"Yakından tanıma fırsatını bulduğumuz için mutluyuz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, namazın ardından yaptığı konuşmada, M. Emin Saraç Hoca'yı imam hatip okulu yıllarından itibaren tanıdığını söyledi.

O günden son dönemde yaşadığı sıkıntılara kadar zaman zaman fırsat buldukça Saraç'ın ziyaretine de gittiğini anlatan Erdoğan, "Bu ziyaretlerinde de kendisinden çok ama çok istifade ettim. Rabb'im inşallah bizleri sevgili Habibinin Liva-ül hamd ismiyle müsemma sancağı altında da beraber haşrucem eylesin. " dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bir muhaddis olarak gerek tefsir ilminde olsun, fıkıh ilminde olsun, bütün bu İslami ilimlerde hocamız hep öncülük etti, hep bu noktada ön aldı. Dolayısıyla onun rahle-i tedrisinde bulunanlar da inşallah bundan sonraki süreci aynı anlayışla sürdüreceklerdir, ona inanıyorum. Aslında onların da vebali olur, aldıkları emaneti sürdürmeleri lazım. Söyleyecek sözleri aslında Diyanet İşleri Başkanımız söyledi. Biz, tezkiyede de ifade edildiği gibi kendisini hep bir muhaddis, bir müfessir olarak iyi bildik, iyi tanıdık. Hamdolsun yakından tanıma fırsatını da bulduğumuz için mutluyuz. Rabbim ebedi alemde de inşallah bizleri birlikte haşrucem eylesin."

M. Emin Saraç'ın tabutuna Cumhurbaşkanı Erdoğan da omuz verdi. Saraç'ın cenazesi taşınırken tekbir getirildi.

Türkiye'nin önde gelen hadis, tefsir ve fıkıh alimlerinden M. Emin Saraç'ın cenazesi, katılımcıların omuzlarında taşındığı Fatih Camisi Haziresi'nde toprağa verildi.

M. Emin Saraç'ın öz geçmişi

Tokat'ın Erbaa ilçesinin Tanoba kasabasında 1929 yılında doğan Saraç, ilim tahsili yüksek bir aileden geliyordu. Dedesi Nakşibendiye'den Müderris Üzeyir Efendi, Niksar'ın Keşfi Camisi Medresesi'nde müderrislik yaptı. Müderris Üzeyir Efendi, dönemin sayılı uleması arasında gösteriliyordu.

Dedesinin yanında 6 yaşında Kur'an-ı Kerim'i hatmederek hafızlığa başlayan Emin Saraç'ın ağabeyi Bahaddin Saraç, kardeşleri Osman ve Yusuf ile kız kardeşleri, Kur'an-ı Kerim hafızı olarak yetiştirildi.

Emin Saraç, 1940-1943 yılları arasında Niksar-Merzifon'da mukabeleler okudu. 1943'te ailesi tarafından tahsil için İstanbul'a Ali Haydar Efendi'nin tekkesine gönderildi.

Ali Haydar Efendi, tekkesi sürekli gözlem altında tutulduğu için M. Emin Saraç'ı, Fatih Camisi Baş İmamı Ömer Efendi'ye emanet etti. Ömer Efendi'nin yanında Kur'an talimi yapmaya ve Telhis okumaya başlayan Saraç, Fatih Camisi'nde üç ay misafir kaldıktan sonra Kargümrük'teki Üçbaş Medresesi'ne gitti. Burada ikamet eden ve 65 sene başkayyımlık yapan Süleyman Efendi'den Buhari-i Şerif'in birinci ve ikinci ciltlerini okuyan Emin Saraç, ilk hadis icazetini muhaddis Hacı Ferhad-ı Rizevi silsilesinden gelen icazetname ile Süleyman Efendi'den aldı.

Emin Saraç, Üçbaş Medresesi'nde 1950'ye kadar kaldı. Bu süreçte Ali Haydar Efendi ile Fatih Camisi baş imamı Ömer Efendi'den başka Gümülcineli Mustafa Efendi, Muhaddis İbrahim Efendi, Arnavut Hüsrev Efendi, Ali Haydar Efendi, Silistreli Süleyman Hilmi (Tunahan) Efendi gibi zatlardan da tefsir, hadis, fıkıh, usul dersleri okumaya devam etti. Saraç, İstanbul'da kaldığı yıllarda Tirmizi, Buhari-i Şerif, Merakı'l-Felah, Kuduri-i Şerif, Şerhu'l-Akaid, Şifa-i Şerif, Mir'at, Müslim-i Şerif, Mişkatü'l-Mesabih, Tefsir-i Kadı Beyzavi gibi kitapları okudu.

Binlerce talebe yetiştirdi

Emin Saraç, Mısır'da 9 yıl kalarak eğitimine devam etti. Bu dönemde Muhammed Zahidü'l Kevseri, Osmanlı'nın son şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi, Yozgatlı İhsan Efendi, Muhammed Abdulvehhab Buhayri, Ahmed Fehmi Ebu Sünne, Ali Yakup Efendi, Abdulfettah eş-Şa'şa'dan istifade etti.

M. Emin Saraç, Fi-Zılalil-Kur'an mütercimleri arasında yer aldı. Ama o eser telifi yerine daha çok ders vermeyi tercih etti. 2000'den fazla talebe yetiştirdi. Aralarında davet ve irşad erbabı, müftü, vaiz, imam hatip, akademisyen ve öğretmenlerin çoğunlukta olduğu mümtaz talebeleri arasında Osman Topbaş, Prof. Dr. Cevat Akşit, Prof. Dr. Osman Öztürk, Prof. Dr. Kemal Sandıkçı, Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan, Prof. Dr. Mehmet Bulut, Prof. Dr. Mustafa Avcı, Prof. Dr. İbrahim Hatiboğlu gibi isimler yer alıyor.

Yurt dışındaki ilim meclislerinde defalarca Türkiye'yi temsil eden Saraç, Mısır, Suriye, Ürdün, Filistin, Kuveyt, Hindistan, Pakistan ve diğer İslam ülkeleriyle ilmi irtibatını devam ettirdi.

Fatih Camisi'nde 65 yıl boyunca, tefsir, hadis ve fıkıh dersi veren, yurt içinden olduğu kadar yurt dışından da yüzlerce talebe yetiştiren M. Emin Saraç, yaşlılığa bağlı sağlık sorunları nedeniyle kaldırıldığı Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi'nde vefat etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türk şiirine yeni ufuklar aralayan Tevfik Fikret, vefatının 106. yılında yad ediliyor.

Hariciye Kaleminde memurluk ve çeşitli vilayetlerde mutasarrıflık yapan Çankırılı Hüseyin Efendi ile ailesi sonradan Müslüman olan Sakız adası Rumlarından Hatice Refia Hanım’ın oğlu Mehmet Tevfik Fikret, 26 Aralık 1867’de İstanbul Aksaray’da dünyaya geldi.

Annesi Refia Hanım 1879’da gittiği Hac yolundan dönerken yolda kolera salgını yüzünden hayatını kaybedince, şair Fikret, 12 yaşında öksüz kaldı.

Fikret’in babası Arabistan’a sürgüne gönderilince, kız kardeşi Sıdıka ile anneannesinin yanında yaşamaya başladı.

Eğitimine Mahmudiye Rüşdiyesinde başlayan şair, Galatasaray Lisesine (Mekteb-i Sultani) devam ederek, Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci’den dersler aldı.

Usta şairin lise birinci sınıftayken, Nazmi mahlasıyla gazel tarzında yazdığı ilk şiiri, hocası Muallim Fevzi sayesinde Tercüman-ı Hakikat’te (1884-1885) yayımlandı.

Liseyi 1888’de birincilikle bitiren Fikret, çeşitli görevlerde memurluk yaptığı sırada kuzeni Nazime hanımla 1890’da dünya evine girdi. Fikret çiftinin Haluk adını verdiği ve Haluk’un Vedaı eserine ilham olan oğulları, 1895’te dünyaya geldi.

Tevfik Fikret, Ticaret Mekteb-i Alisi’nde hat ve Fransızca dersleri vererek, 1891’de “Mirsad” dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanınca edebiyat çevrelerinde adını duyurmaya başladı. 1892’de Galatasaray Lisesine Türkçe öğretmeni olarak atandı ve 1894’te “Malumat” dergisini çıkaranlar arasında yer aldı.

Evine Aşiyan adını verdi

Yaşadığı dönemde hükümetin memur maaşlarında kesinti yapmasını protesto için görevinden ayrılan Fikret, 1896’da Servet-i Fünun Dergisi’nin Yazıişleri Müdürlüğü’ne getirildi. Dergi onun döneminde Edebiyat-ı Cedide’nin yayın organı kimliği kazandı. Aynı yıl Türkçe öğretmeni olarak Robert Koleji’ne girdi. Aydınlar üzerinde süren yoğun baskılar nedeniyle birkaç kez gözaltına alınan şair, bir süre sonra dergideki görevinden ayrıldı.

Robert Kolejinin yanında, 1906’da ev yaptırıp “Aşiyan” adını veren Fikret, eşi ve oğlu Haluk’la birlikte buraya yerleşti. 1908’de II. Meşrutiyet’in ateşli savunucularından biri olan Tevfik Fikret, Hüseyin Kazım Kadri ve Hüseyin Cahit Yalçın ile “Tanin” gazetesini kurdu. Gazete İttihat ve Terakki’nin yayın organı haline getirilmek istenince, Fikret karşı çıkarak Tanin’den ayrıldı.

Şair Fikret, Galatasaray Lisesi Müdürlüğü yaparken, 31 Mart olaylarını protesto için görevinden ayrıldı ancak öğrencileri ve Maarif Nazırı Nail Bey’in ısrarlarıyla görevine geri döndü. 8 ay sonra yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi ile anlaşamayınca bir daha dönmemek üzere görevini bıraktı. İttihat ve Terakki iktidarına da karşı çıkan Fikret, Aşiyan’a çekildi.

Aynı yıllarda şeker hastalığına yakalanan Tevfik Fikret, kolundan olduğu bir ameliyatın ardından 48 yaşında 19 Ağustos 1915’de yaşamını kaybederek, Eyüp’teki aile mezarlığına defnedildi. Şairin mezarı daha sonra Aşiyan’daki müze evine taşındı.

Servet-i Fünun dergisinin başına geçti

Küçük yaşlardan itibaren şiir yazmaya başlayan Tevfik Fikret, başlangıçta Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem şiirleri arasında uzunca bir arayış dönemi geçirdi.

Edebiyatta yenilik yapmaya hevesli gençlerle yeni bir edebi topluluk kurmayı arzu eden Recaizade Mahmud Ekrem, 1896’da öğrencisi Ahmed İhsan Tokgöz’ün yayımladığı Servet dergisini Servet-i Fünun adıyla edebi bir dergi haline getirmeye ve ardından Tevfik Fikret’i bu derginin başına geçmeye ikna etti.

Dergi, Tevfik Fikret’in yönetiminde Şubat 1896 tarihli 256. sayısından itibaren edebiyatta ve özellikle şiirde yenilik yapmak isteyen gençlerin toplandığı bir yer haline geldi.

Türk edebiyatı tarihinde birinci ve ikinci Tanzimat neslinden sonra edebiyatta Batılı anlamda asıl yenilikleri gerçekleştiren Servet-i Fünun topluluğunun bütün faaliyeti büyük ölçüde Fikret’in yönetimindeki bu dergi etrafında gerçekleşti.

Daha sonra Fransız şiiriyle tanışan ve özellikle “Nobel Edebiyat Ödülü” sahibi şair François Coppee’den etkilenerek kendi şiirini yazmaya çalışan Fikret, aşırı titiz tutumu ve en küçük ayrıntılar üzerinde dikkatle durması nedeniyle kendine özgü bir üslup oluşturarak, döneminin edebiyat ve şiiri üzerinde etkili oldu.

Tevfik Fikret, yazdığı sürece biçimsel kaygıları göz ardı etmeden sürekli yenilik aradı. 1900’de yayınlanan “Rübab-ı Şikeste”de toplumsal sorunlara ağırlık veren şiirlerin yanı sıra günlük konuşma diline yakın yazdığı şiirleriyle ön plana çıkarak şairin betimlemelerinde verdiği ayrıntı konusundaki mahir tutumu, ressam olmasına bağlandı.

Zaman içinde pesimist bir anlayışa evrildi

Doğa şiirlerinde yer alan doğayla uyumluluk olgusunun da dikkati çektiği Tevfik Fikret, 1911’de yayınlanan ikinci şiir kitabı “Haluk’un Defteri”ndeki şiirleri, en umutlu ve iyimser şiirleri oldu. Zaman içinde pesimist bir anlayışa evrilen Fikret, hayattan şikayet etmeye, derin bir kötümserlik içerisine girmeye başladı.

Fikret’in hece ölçüsü ve sade bir dille çocuklar için yazdığı şiirlerini bir araya getirdiği, “Şermin” adlı eseri 1914’te yayınlandı. Eserinde, kısa dizelerden kurulu, dolaysız bir anlatımın egemen olduğu şiirlere yer veren şair, 30’lu yaşlarından sonra çevresindeki olumsuzluklardan oldukça etkilendi.

Prof. Dr. Abdullah Uçman Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) İslam Ansiklopedisinde Fikret’in şiir anlayışına dair şunları yazmıştı:

“Tevfik Fikret’in Türk şiirine getirmiş olduğu yeniliklerden biri şiirin yapısıyla ilgilidir. Şiirde beyit hakimiyeti yerine, daha önce Abdülhak Hamid’in denediği, anlamın şiirin bütününe yayılması anlayışı Fikret tarafından büyük ölçüde uygulanmıştır. Özellikle onun anlatıma dayalı manzumelerinde artık cümle ve dolayısıyla anlam bütünlüğü tam bir serbestlik kazanır. Fikret, ayrıca başta “sone” olmak üzere Fransız nazım şekilleriyle birlikte eski şiirin müstezadlarını hatırlatan serbest müstezad örneklerini denemiştir.”

Eserleri:

“Rübab-ı Şikeste”, “Tarih-i Kadim”, “Haluk’un Defteri”, “Rübab’ın Cevabı”, “Şermin”, “Hasta Çocuk”, “Sis”, “Millet Şarkısı”, “Doksan Beşe Doğru”, “Han-ı Yağma”, “Balıkçılar”, “Haluk’un Çocukluğu”, “Rübab-ı Cevab”, “Bir İçim Su”, “Verin Zavallılara”, “Ferda”, “Yeşil Yurt”, “İnanmak İhtiyacı”

Muhabir: Salih Şeref

İSTANBUL (AA) – Türkiye'nin önde gelen holdinglerinden Sabancı Holding'in ikinci kuşak temsilcisi ve Esas Holding'in kurucusu Şevket Sabancı son yolculuğuna uğurlandı.

Dün vefat eden Şevket Sabancı'nın cenazesi bugün ikindi namazını müteakip Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi.

Cenaze törenine Sabancı Ailesi ve yakınlarının yanı sıra siyaset ve iş dünyasından birçok isim katıldı.

– Şevket Sabancı hakkında:

1936 yılında Kayseri'de doğan Şevket Sabancı, yüksek tahsilini İngiltere'de Manchester Üniversitesi'nde tekstil mühendisi olarak tamamladı.

Sabancı Vakfı ve Sabancı Holding kurucu ortakları arasında yer alan Şevket Sabancı, uzun yıllar Sabancı Holding yönetim kurulu başkan vekilliği yaptı.

60 yıllık iş hayatının ilk 40 yılında Sabancı Holding'in başta tekstil ve otomotiv olmak üzere sanayinin tüm alanlarında büyümesine önderlik yaptı. 1980 yılından itibaren yurt dışına taşınarak Sabancı topluluğunun küreselleşmesinde lider rol oynadı.

2000 yılında Esas Holding’i kurdu. 2015 yılında Esas Holding'in sosyal yatırım birimi olan Esas Sosyal'in kuruluşuna önderlik yaptı.

Şevket Sabancı, Esas Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini 1 Ocak 2020 tarihi itibarıyla oğlu Ali Sabancı'ya devretmişti.