'Hafıza' belgeselinde Osmanlı Devleti her yönüyle ele alınacak

İSTANBUL (AA) – Sunuculuğunu Pelin Çift ve Devlet Arşivleri Başkanı Prof. Dr. Uğur Ünal’ın üstlendiği belgeselin ilk bölümü bu akşam saat 20.10’da izleyiciyle buluşacak.

Devlet arşivlerini inceleyerek, ilk elden öğrenilen bilgiler ışığında bir belgesel serisi hazırlayan TRT Avaz, bu belgesel serisiyle Osmanlı Devleti’ni doğru şekilde tanıtmayı amaçlıyor.

TRT iç yapımlar tarafından yapımı gerçekleştirilen belgesel, “Devlet”, “Adalet”, “Fetih”, “Deniz Fatihleri”, “Savaş Ahlakı”, “Kanun Devleti”, “Millet Sistemi”, “İstihbarat”, “Darbe”, “Kutlu Yol”, “Cihan – Penah”, “Muavenet” ve “Merhamet” isimli 13 bölümden oluşuyor.

Alanında uzman isimlerle ve tarihçi akademisyenlerle yapılan röportajlarla desteklenen çekimlerde drama, sunum ve ikili anlatımlar kullanıldı. Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı, Fatih Sultan Mehmet Camisi ve Topkapı Sarayı gibi tarihi mekanlarda yapılan drama çekimlerinde toplam 60 oyuncu ve 30 figüran rol aldı.

Belgeselin danışman ekibinde Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Togay Seçkin Birbudak, Devlet Arşivleri Başkanlığı Dış İlişkiler ve Tanıtım Dairesi Başkanı Cevat Ekici ve Personel ve Eğitim Dairesi Başkanı Mustafa Afşar yer alıyor.

Belgesel programı, her hafta cuma saat 20.30’da ekranlara gelecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Her bölümde suyu bulmak için yola çıkan, bulduğu farklı bir çözüm yollarıyla engelleri aşarak yüzlerce insanın kaderini değiştiren “Su Savaşları” ekibinde yeni sezonda su uzmanı Çağlar Demirkapı’ya Uğur Taşdemir eşlik edecek.

Merakla beklenen yapımlardan “Su Savaşları”nın yeni sezon ilk bölümü Doğu Afrika ülkesi Tanzanya geçiyor. Ülkenin en büyük şehri olan Dar Es Salaam’a giden ekip, bir yetimhanenin de bulunduğu mahallenin su sorununa çare arıyor.

Belgesel, ilk bölümüyle, bugün saat 20.00’de izleyicilerle buluşacak.

“Bir Dövüşçünün Dünya Maceraları” yeni durağı Rusya

“Bir Dövüşçünün Dünya Maceraları” da bu hafta gösterilecek olan yeni bölümleriyle ekranlara geri dönüyor. Her bölümde ayrı bir dövüş sanatını deneyimlemek üzere yola çıkan Ertan Balaban’ın yeni bölümdeki durağı Rusya oluyor.

Ertan, belgeselin yeni bölümde modern bir savaş sanatı, mücadele sporu ve kendini koruma sistemi olan Sambo’nun inceliklerini öğrenmek istiyor. Geçmişi şampiyonluklarda dolu Dimitri Maksimov ile çalışan Ertan, finaldeyse öğrendiklerini test ediyor.

Belgesel, yine bu akşam saat 21.00’de gösterilecek.

“Kötülüğün Endüstrisi” ilk bölümüyle izleyicilerle buluşuyor.

Dünyada yaşanan kötülüklere sebep olan sektörleri ele alan yeni belgesel serisi “Kötülüğün Endüstrisi” ise insanlığın sonu gelmeyen hırslarına odaklanıyor.

Terör anlayışını kökten değiştiren saldırılardan modern köleliğe, yeni nesil uyuşturucu kartellerinden internetin en karanlık dehlizlerine kadar uzanan konuları ele alacak olan yeni belgesel serisi, ilk bölümünde savaş endüstrisini işleyecek.

Milyonlarca insanın ölümüyle kazanılan kanlı servetlerin ardındaki karanlık düzeni, savaş sektörünün acımasız stratejileri ve silah lobilerinin kirli oyunlarını gün yüzüne çıkarmayı amaçlayan yapım, 20 Haziran saat 22.00’de ekranlara gelecek.

KARABÜK (AA) – Karabük’ün UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Safranbolu ilçesinde safrandan kahve yapan Semih Yıldırım’ın, yıllardır edindiği tecrübe ve birikimlerle oluşturduğu Türkiye Kahve Müzesi, kahve kültürünü ve tarihini ortaya çıkarıyor.

Anadolu’nun birçok bölgesinde farklı şekillerde yapılan kahvelerin ikram edildiği müzede, kahve yapımında kullanılan 100-150 yıllık cezve, fincan, el değirmeni, kavurma tavaları, terazi, tahta kaşık, su küpü ve şeker kapları sergileniyor.

Müzede yapılan “Burçak”, “Zingarella”, “Tarz-ı Hususi”, “Mırra”, “Nohut”, “Cilveli”, “Şehzade”, “Hilve” ve “Dibek” gibi çeşitli kahveler, kokularıyla ziyaretçilerini keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

Türk kahvesinin tarihi, yabancı ülkelerin de ilgisini çekiyor.

Kahvenin hikayesini tanıtmak amacıyla Safranbolu’ya gelen Ukrayna’nın 1+1 televizyon kanalından sunucu Nelly Kovalska, muhabir Igor Netudykhatkin ve kameraman Roman Kriukov, Türk kahvesini gelecek kuşaklara aktarmak ve turistlere tanıtmak amacıyla oluşturulan, 2 yılda binlerce yerli ve yabancı ziyaretçinin gezdiği müzede çekim yaptı.

“Safranbolu’da çok güzel ağırlandık”

Muhabir Igor Netudykhatkin, AA muhabirine, Safranbolu’da çok güzel ağırlandıklarını söyledi.

Ukrayna’da kahvenin çok önemli bir yeri olduğunu belirten Netudykhatkin, “Projemizin amacı, Ukrayna’da Türk kahvesinin hikayesini anlatmak. Bizim için burada bulunmak heyecan verici. Müzede çeşitli kahve fincanları ve değirmenleri gördük. Çok mutluyuz.” dedi.

Netudykhatkin, Safranbolu’da bulunmanın kendileri için önemli bir deneyim olduğunu ifade ederek, müzede kahveyle ilgili çok şey öğrendiklerini kaydetti.

“Müzede Türk kahvesinin çekirdekten fincana yolculuğu anlatılıyor”

Semih Yıldırım da 2 yıl önce kurulan Türkiye Kahve Müzesi’nin ülkedeki ilk ve tek kahve müzesi olduğunu ifade etti.

Müzede Türk kahvesinin çekirdekten fincana yolculuğu ile kahvenin yapılış aşamasında hangi ekipmanların kullanıldığının anlatıldığını aktaran Yıldırım, misafirlere kahvenin tarihi ve kültürü hakkında önemli bilgiler verdiklerini söyledi.

Yıldırım, “Amacımız, kültürümüzün çok önemli bir parçası olan Türk kahvesini daha geniş kitlelere doğru şekilde tanıtarak, gelecek kuşaklara doğru anlatılmasını sağlamak. Müzeyi bu amaçla kurduk. 2 yıldır da çok ciddi ilgi görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Ukrayna’dan gelen ekip, Türk kahvesiyle ilgili bilgiler aldı”

Ukrayna televizyonunun kendileriyle program yapmak için irtibata geçtiğini anlatan Yıldırım, kendilerinin de memnuniyetle onları misafir edeceklerini söylediklerini dile getirdi.

Yıldırım, Ukrayna’dan gelen ekibin, hem Safranbolu’yu hem müzeyi tanıttıklarını hem de Türk kahvesiyle ilgili bilgiler aldığını belirterek, şöyle konuştu:

“Biz de onlara bu bilgileri verdik. Türk kahvesinin Ukrayna’da da tanıtılması konusunda kendi haber kanallarında bunları paylaşacaklarını ve böyle bir program yaptıklarını söylediler. Biz de memnuniyetle kabul ettik. Zaten aradığımız şey de bu. Türk kahvesi geniş kitlelerce ne kadar çok tanınırsa biz o kadar mutlu oluyoruz. Ukrayna’da da böyle bir şeyin olması, bizi gerçekten çok memnun etti. Onları ağırlamaktan onur duyduk.”