Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Yorulmaz: “En büyük silahımız bağışıklık sisteminin güçlü kılınmasıdır”

EDİRNE (AA) – Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, pandemik haline gelen yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı insanların elindeki en büyük silahın, bağışıklık sistemini güçlü tutmaları olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Yorulmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koronavirüs başta olmak üzere tüm virüs ve rahatsızlıklardan korunmak için bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini, bağışıklık sistemi zayıfladığında vücudun dışarıdan gelen mikroplar ve yabancı maddelere karşı çıkmakta zorluk çektiğini bu durumun ise hastalıklara yol açtığını ifade etti.

– "Koruyucu askerler"

Bağışıklık sistemini vücudun koruyucu askerlerine benzeten Yorulmaz, "Güçlü bağışıklık sistemi özellikle günümüzde etkili olan koronavirüs salgını için çok önem taşıyor. Çünkü henüz bilinen bir tedavisi ve aşısı yok. Koronavirüse karşı elimizde en büyük silahımız bağışıklık sisteminin güçlü kılınması. Bu sistemimizi sağlıklı beslenme ve sağlıklı davranma yoluyla güçlendirebiliriz." şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Yorulmaz, sağlıksız beslenmeye bağlı olarak birçok rahatsızlığın görüldüğünü ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için evde yapılan yemeklerin tüketilmesi tavsiyesinde bulundu.

– Sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmeli

Mevsiminde taze sebze ve meyvelerin sağlıklı pişirme yöntemleriyle hazırlanması gerektiğini hatırlatan Yorulmaz, şöyle devam etti:

"Ev yapımı yoğurt bağışıklığı güçlendirmede çok önemli. D vitamini eksikliği toplumumuzda çok yaygın. Güneşten olabildiğince faydalanarak D vitamini almalıyız. Yemeklerimizi yaparken zeytinyağını tercih ederek bağışıklığı güçlendirebiliriz. Günde en az 2 litre sıvı tüketmeliyiz. Obeziteye karşı da dikkatli olunmalı.

Çünkü obezite, bağışıklığı olumsuz etkileyen bir durum. Sağlıklı besinlerle ihtiyaç olunduğu kadar beslenilmeli. Abur cubur ve fabrikasyon besinlerden kaçınmalıyız."

Yorulmaz, beslenmenin yanı sıra sağlıklı davranma uygulamalarının da bağışıklık sisteminin önemli bileşenlerinden olduğunu dile getirdi.

Dinlendirici bir uykunun önemine değinen Yorulmaz, "Geç vakitlere kadar oturmaktan, yatılan odada televizyon gibi dikkat dağıtıcı araçların bulunmasından kaçınılmalı. Geç yatıp erken kalkma nasıl sağlıksızsa aynı şekilde çok uzun saatler uyuyarak geç kalkmak da sağlıklı bir davranış değildir. Günde 7-8 saat kesintisiz bir uyku dinlendirici ve faydalı olacaktır." dedi.

İnsan vücudunun hareket etmeye programlı bir yapıya sahip olduğunun altını çizen Yorulmaz, düzenli egzersizin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

EDİRNE (AA) – Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Galip Ekuklu, AA muhabirine, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede kısa sürede bir ilacın geliştirilmesinin mümkün görünmediğini, toplum bağışıklığı için eldeki tek yöntemin aşılama olduğunu söyledi.

Aşılama çalışmalarının gayet iyi başladığını belirten Ekuklu, “Aşı yapılınca zannedildi ki salgınla ilgili bir önlem alınmasına artık gerek kalmadı. Nitekim bu açılmalarda, bayramlarda, vatandaşlarımızın maskeyi ve sosyal mesafeyi dikkate almadıklarını gördük. Oysa bütün bu önlemlerden vazgeçebilmek için toplumun en az yüzde 75-80’i aşılanmalı.” dedi.

Ekuklu, son dönemde televizyon, gazete ve sosyal mecralarda uzman olan olmayan herkesin aşılarla ilgili fikir beyan ettiğini belirtti.

“Çalışmalar, tüm aşıların etkili olduğunu gösteriyor”

Aşıların yan etkilerinin, aşı karşıtlığı oluşturmak adına anlatıldığını ifade eden Ekuklu, şöyle devam etti:

“Aşı karşıtları var, bu sadece Türkiye’de değil dünyanın pek çok yerinde var. Bunun kimileri iyi niyetli olabilir, kimi bilgisizlikten olabilir. Bir aşı karşıtlığı da özellikle sosyal medya üzerinden pompalanıyor. İnsanlar bunun içinde ‘çip’ olduğunu, yan etkilerinin olduğunu düşünüyor ama bugüne kadar bununla ilgili elimizde bir kanıt yok. Yapılmış bütün çalışmalar şu anda kullanımda olan tüm aşıların etkili olduğunu gösteriyor.”

Ekuklu, Kovid-19 aşılarının, etkinlik derecelerinin farklı olmasına rağmen hepsinin güvenli olduğunu aktardı.

Bu aşıların Dünya Sağlık Örgütü ile Amerika ve Avrupa’daki ilaç kurulumlarınca onaylandığını hatırlatan Ekuklu, “Bunların yan etkileri olabilir. Her ilacın yan etkisi vardır. En basit bir ağrı kesicinin bile yan etkileri vardır. Onun için ‘aşının yan etkisi var, bunu yaptırmayalım’ demek yerine terazinin öbür kefesine bakacağız. Bu kefede aşı ve aşının yan etkileri var, öbür kefede Kovid-19 olmak var, hayatını kaybetmek var.” dedi.

“Türkiye’deki aşı uygulamasında anormal bir yan etkiye rastlanmadı”

Ekuklu, aşılanma sonrası genellikle enjeksiyon yerinde basit ağrılar, halsizlik ve baş ağrısı gibi yan etkiler görüldüğünü, Türkiye’de 60 milyondan fazla aşı uygulamasında bugüne kadar anormal bir yan etkiye rastlanmadığını ifade etti.

Aşı yaptırma ya da yaptırmama tercihinin anayasal bir hak olup olmadığının tartışıldığını belirten Ekuklu, şunları kaydetti:

“Ben tüm önlemlerimi alırken, aşımı yaptırırken, dikkat ederken, eğer siz bu konuda duyarsız davranıyorsanız, maskenizi takmıyorsanız, sosyal mesafeye dikkat etmiyorsanız, aşınızı yaptırmıyorsanız, hastalanıp bana, çocuğuma ve çevreme bulaştırıyorsanız o zaman sizin özgürlüğünüz benim özgürlüğümü kısıtladı demektir. Umumi Hıfzıssıhha Yasası’nda bu durumlarda kişilerin özgürlüklerine kısıtlamalar getirileceği de söyleniyor. Dolayısıyla vatandaşlarımızın bu aşı tereddüdünden hızla kurtulmaları gerekir. Burada bilime inanacağız. Herkes bir fikir sahibi olabilir ama bir aşının yan etkisiyle ilgili uzmanı olmadan konuşmak, onun zararlarından bahsetmek, hatta insanları aşı olmama konusunda ikna etmeye çalışmak çok büyük bir sorumsuzluk, çok büyük bir vebaldir.”

Tatilcilere “aşı olun çağrısı”

Tek doz aşının koruyuculuğunun tartışmalı olduğunu, herkesin 2 doz aşı yaptırması gerektiğini ifade eden Ekuklu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu kadar sağlık çalışanı kaybettik, bu kadar emek verdik. Gece gündüz çalışıyor meslektaşlarımız. Bizim vatandaş olarak yapacağımız tek şey, gidip aşımızı yaptırmak. Bayram vesilesiyle insanlar bunu biraz ertelemiş olabilirler. Tatildeyken, ‘Yan etkisiyle uğraşmayayım’ demiş olabilirler. Randevularını kendi yaşadıkları yerde aldıkları ya da alacakları için belki ötelemiş olabilirler ama vatandaşlık görevi olarak ve başkalarının sağlığına saygı göstermek için, daha da önemlisi kendi sağlığımızı korumak için aşılarımızı hızlı bir biçimde yaptırmamız lazım.”

EDİRNE (AA) – Prof. Dr. Öztora, AA muhabirine, tam kapanmanın salgının artış hızının kontrol altına alınması açısından önemli olduğunu söyledi.

Kapanmanın gerekliliği konusunda kimsenin kafasında soru işareti olmaması gerektiğini belirten Öztora, kurallara ne kadar fazla uyulursa daha sonra yeni bir kapanma ihtimalinin de o derece azalacağını ifade etti.

Kapanma döneminde bazı sosyal sıkıntılar görülebileceğini belirten Öztora, “Özellikle yaşlılar ve çocuklar gibi daha kırılgan nüfusa karşı dikkatli olmamızda fayda var. Yaşlıların en çok sıkıntı duydukları ya da korktukları durum izole olmak ya da göz ardı edilmek. Bu, onlar için gerçekten bir sıkıntı kaynağı. O yüzden yaşlılarımıza bu dönemde özellikle özel önem göstermeliyiz. Büyük çoğunluğu aşılı olsa dahi yine de biz temizlik, maske ve mesafe önlemlerini bırakmadan yaşlılarımızla ilgilenmeliyiz.” dedi.

Öztora, bu süreçte yaşlılara ziyarete gitmek yerine her gün onlarla görüşmek, sıkıntılarını sormak ve görüntülü görüşmeler yapmanın yaşlılar için oldukça faydalı olacağını ifade etti.

Yaşlılara, kendilerini evde oyalayacakları birer meşgale bulmanın da önemli olduğunu anlatan söyleyen Öztora, şöyle devam etti:

“Yaşlılarımızın tek korktukları şey yalnız kalmak. Başlarına bir şey gelirse ne yapacakları konusundaki endişeleri. Bu konuda endişe duymalarına gerek yok aslında. Çünkü tüm sağlık kurumları çalışıyorlar. Eczaneler açık. Yakındaki market ve bakkallar açık. Herhangi bir sıkıntı duyacakları problem olmayacak. Acil ve olağan durumlarda başvurabilecekleri merkezler açık olacak. Bu konuda bir sıkıntı duymalarına gerek yok aslında.”

“Çocuklarımıza özellikle dikkat etmemiz lazım”

Öztora, çocuklarla ilgili dikkat edilmesi gereken daha fazla konu olduğunu belirtti.

Kapanma ve salgın dönemlerinin çocuklara etkileriyle ilgili yapılmış birçok çalışma olduğunu aktaran Öztora, “Çocukların çok basit huzursuzluktan tutun daha ileri bulgular verebildiği gösterilmiş. O yüzden çocuklarımıza özellikle dikkat etmemiz lazım. Bu salgınla ilgili hep ‘Çok şükür ki teknoloji zamanına geldik’ diyoruz ama bazen de ‘Ne yazık ki teknoloji zamanına denk geldik’ diyoruz. Çocuklarımız bütün gün ekran karşısında okullarına devam edebiliyorlar. Onun dışındaki boş zamanlarını yine ekran karşısında geçirmeye devam ettikleri takdirde onlar bu sıkıntıları yaşamaya daha büyük aday oluyorlar.” ifadelerini kullandı.

Öztora, ailelere çocuklar konusunda önemli görevler düştüğünü vurgulayarak şunları kaydetti:

“Ailelerin çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmeleri, faaliyette bulunmaları çok önemli. Belki eskiden herkes günün yorgunluğuyla köşesine çekilip televizyon karşısına geçebilir ya da başka bir şeyler yapabilirdi ancak bu dönemde bir araya gelinen zamanları kaliteli kullanmak önemli. Çocukların sosyal gelişimi açısından da akran grupları çok önemli. Bunların da olumsuz etkilendiği zaten gösterilmiş. Çocuklar dışarıya koşmak top oynamak istiyorlar. Ama özellikle apartman dairesi gibi yerlerde yaşayanlar için aileleriyle birlikte geçirecekleri zaman ve oyunlar çok daha faydalı ve etkili olacaktır.”