“Hastalıkların tohumları çocukluk çağında atılıyor” uyarısı

İSTANBUL (AA) – Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Nefroloji Bölümü doktoru Prof. Dr. Önder Yavaşcan, çocukluk çağında obezite, hipertansiyon, insülin dengesizlikleri gibi sağlık sorunları ile hekime başvuran hasta sayılarında belirgin bir artış yaşandığını belirterek, "Erişkin yaşın hastalığı olarak bilinen ve tohumları aslında çocukluk çağında atılan hipertansiyon sorununu artık çocukluk çağında çok sayıda hastaya tanı koyup tedavi etmeye başladık." ifadesini kullandı.

Medipol açıklamasına göre, Yavaşcan son dönemde çocuklarda yaygın görülen hastalıklar hakkında bilgi vererek uyarılarda bulundu.

İlerleyen yaşlarda hipertansiyonun ve obezitenin diğer hastalıkları da beraberinde getirdiğini aktaran Yavaşcan, hipertansiyona bağlı kalp damar ve kapak hastalıkları, beyin damar hastalıkları ve kronik böbrek hastalıklarının ülkemizde en fazla ölüme neden olan halk sağlığı sorunları arasında bulunduğunu kaydetti.

Hipertansiyon ve kardiyovasküler rahatsızlıkları olan hastaların koronavirüse dayanmakta zorlandığını aktaran Yavaşcan, tuz ve kalori tüketiminin pek çok sorunu da beraberinde getirdiğini ifade etti.

– Eve paket servis gıdalar hipertansiyon sebebi

Yavaşcan, toplumda her yaş grubunun artık günün büyük kısmını telefon, tablet gibi mobil cihazları kullanarak ya da bilgisayar karşısında geçirdiğini ifade ederek, "Fiziksel hareketsizlik çoğu zaman yemek yemeyi de beraberinde getiriyor. Bu yaşam şekli obeziteyi hızla yaygınlaştırıyor. Gençlerde bu yaşam tarzının sonucu obezite ve obezitenin sonucu ise kaçınılmaz olarak hipertansiyon oluyor." bilgisini verdi.

Hipertansiyonun sadece yetişkinlerde görülmediğini belirten Yavaşcan, şunları kaydetti:

"Erişkin yaşın hastalığı olarak bilinen ve tohumları aslında çocukluk çağında atılan hipertansiyon sorununu artık çocukluk çağında çok sayıda hastaya tanı koyup tedavi etmeye başladık.

Artık 13-18 yaş grubunda hipertansiyon sorunu ile daha çok karşılaşıyoruz. Aşırı tuz içeren hazır gıdalara çok kolay ulaşma, eve sağlanan servisler, değişen yeme alışkanlıklarımız, sık öğünlerle ve uygunsuz miktarlarda tüketilen kalitesiz beslenme alışkanlıkları bir yaşam tarzı haline gelmiş durumda. Aldığımız gıdalara dikkat etmeliyiz ve hareketli olmaya özen göstermeliyiz."

– Günde 1 çay kaşığı tuz yeterli

Günde 1 çay kaşığı tuzun ihtiyacı yeterince karşıladığını ifade eden Prof. Dr. Önder Yavaşcan, şunları kaydetti:

"Normal şartlarda 0-12 ay arası bebeklerde günde 1 gr dan az, 1-3 yaş arası 2 gr/gün 4-6 yaş arası 3 gr/gün 7 yaş sonrası ve büyüklerde, erişkinlerde ise 5 gr/gün tuz tüketimi yeterlidir. Soframızdan tuzluğu kaldırmak ilk hareket olmalı. Bunun yanı sıra paketlenmiş gıdalar, gazlı içecekler, hazır ve yağlı soslar, fast food gıdalar, kuru yemişler gibi aşırı tuzlu gıdalardan uzak durmak gerekiyor. Böylece hem aşırı beslenme, hem de birlikte aldığımız aşırı kalori ve tuzun yol açtığı kilo alma sorunu başta olmak üzere birçok sağlık sorunu ortadan kalkacaktır."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KONYA(AA) – Firmanın çeşitli illerde sözleşmeli olarak ürettirdiği sebze, yem ve tarla bitkisi tohumları, şirketin Konya’daki tesislerinde işleniyor. Tarımsal araştırma enstitüleriyle ortak yürütülen çalışmalarla tohumlar ıslah edilip çeşitlendiriliyor.

Firmanın yönetim kurulu üyesi ziraat mühendisi Mualla Özen, AA muhabirine, işletmeyi 20 yıl önce kendisi gibi ziraat mühendisi olan eşiyle kurduklarını söyledi.

Şimdi oğullarının da kendileriyle çalıştığını dile getiren Özen, “İş paylaşımı yapıyoruz. Ben tarım ekonomistiyim. Firmanın finans işlerine bakıyorum. Eşim, üretim bölümüne bakıyor, oğlumuz da dış ticaret bölümüne bakıyor.” dedi.

Özen, sebze, yem bitkileri ve tarla bitkilerinin tohumlarını çiftçilere sözleşmeli olarak ektirdiklerini belirterek, “Ürünlerimizde genlerle oynama yok. Islah ederek yeni çeşit oluşturuyoruz. Tohum, önce depolama kısmına geliyor. Burada eleme makinelerinden geçtikten sonra ilaçlama ve renklendirme yapıyoruz. Daha sonra ambalajlama yapılıyor.” diye konuştu.

Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile Ar-Ge çalışmaları yürüttüklerini söyleyen Özen, şunları kaydetti:

“Yoncada ilk akla gelen firma oluyoruz. Ayçiçeği tohumlarımız çok tercih ediliyor. 20 ülkeye ihracat yapıyoruz. İhracatımızı Arap ülkeleri ve Türk cumhuriyetlerine yapıyoruz. Genellikle mısır, ayçiçeği, bezelye talep ediyorlar. Cezayir’e 15 yıldır bezelye ve fasulye çeşitlerimizi gönderiyoruz. Özbekistan’a küçük taneli domates, İran, Irak’a mısır, ayçiçeği, karpuz tohumu ihraç ediyoruz. Üretimimizin yüzde 40’ını yurt dışına gönderiyoruz.”

Ege, Marmara, İç Anadolu’da tohum üretimi yaptıklarını dile getiren Özen, bazı bölgelerde de deneme üretimi için çalıştıklarını ifade etti.

ANTALYA(AA) – Antalya’nın Korkuteli ilçesinde yaşayan eski banka çalışanı Mutlu Ergin, 3 yıldır “sağlıklı bir nesil” hedefi doğrultusunda atalık buğday tohumlarıyla üretim yapıyor.

Bankacılık sektöründe 14 yıl çalıştıktan sonra stres nedeniyle şehir yaşamından uzaklaşıp eşiyle Korkuteli ilçesindeki Bayat Mahallesi’ne yerleşen Ergin, ailesine ait arazilerde tarım yapmaya karar verdi.

Doğal ve sağlıklı tohum üretmek isteyen Ergin, atalık buğday tohumlarını araştırmaya başladı.

Ergin, 3 yıl önce Anadolu’nun çeşitli kentlerinden temin ettiği siyez, karakılçık, akçalıbasan, kızıl güzlük ve köse buğday tohumlarını ekti.

Üretimden hasada işinin başında olan Ergin, elde ettiği ürünleri taş değirmende un ve bulgur haline getirdikten sonra paketleyerek internet üzerinden satışa sunuyor. Ev makarnası da üreten Ergin, bir taraftan da arpa ekimi yaparak hem üretimini hem de ürün çeşitliliğini artırmayı hedefliyor.

“Amacımız, doğal ve sağlıklı ürünler elde etmek”

Ergin, AA muhabirine, zor ve stresli koşullara sahip bankacılık sektöründeki işinden ayrılıp tarımsal üretime yöneldiğinde ilk zamanlar zorlandıklarını ancak tarlada zaman geçirdikçe alıştığını söyledi.

“Tamamen doğal ve sağlıklı tohumlar elde etmek adına bu işe girdik.” ifadesini kullanan Ergin, “Üç yıldır da atalık tohum üzerine çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Öncelikle işe başlarken kendimiz için bu adımı atmıştık ancak arazilerimizi değerlendirmek adına şu anda herkes için bunu yapmaya çalışıyoruz. Eşimle tohumların ekiminden toplanmasına kadar işin başındayız. Yapabildiklerimizi kendimiz yapıyoruz, zorlandığımız konularda da diğer çiftçilerden destek alıyoruz.” dedi.

Ergin, şunları kaydetti:

“Ata tohumundan elde ettiğimiz siyez, karakılçık, akçalıbasan, kızıl güzlük ve köse buğdayları ihtiyaç oldukça taş değirmende tamamen doğal yöntemlerle un haline getiriyoruz. Ayrıca, bulgur ve ev makarnası da yapıyoruz. Ürünleri daha sonra kendimiz paketleyerek internet üzerinden satışa sunuyoruz. Ne üretimde ne de paketlemede herhangi bir katkı maddesi ve kimyasal kullanmıyoruz. Tamamen doğal yöntemlerle üretim yapıyoruz. Sadece ilk ekimde bir gübre kullanıyorduk, bu yıldan itibaren de hayvan gübresine dönüyoruz. Amacımız, doğal ve sağlıklı ürünler elde etmek. En büyük hedefimiz bu.”

Atalık tohumlardan dönüm başına 150-200 kilogram ürün alabildiklerini belirten Ergin, talebin artması halinde şu anda yaklaşık 40 ton olan üretim miktarını artırmayı düşündüğünü ifade etti.