Hayat kurtaran yerli otomatik elektroşok cihazı yurt içinde ve dışında görevde

ANKARA(AA) – 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda (EURO 2020) Finlandiya ile oynanan maçta fenalaşan Danimarkalı futbolcu Christian Eriksen’in sahadaki hızlı müdahale ve kalp masajıyla kurtarılması, bu tür acil durumlar için geliştirilen tıbbi cihazların önemini ortaya koydu.

Türk savunma sanayisinin lider şirketlerinden ASELSAN, 40 yılı aşan birikimini son dönemde sağlık alanında ihtiyaç duyulan ürünlerin geliştirilmesine yönelik kullanıyor.

Şirketin sağlık alanında geliştirdiği ilk ürünlerden biri OED oldu. OED cihazları ASELSAN HEARTLINE markası altında sağlık sektörünün kullanımına sunulmaya başlandı.

ASELSAN İş Geliştirme Yöneticisi Nil Ateş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ASELSAN Sağlık Programları Direktörlüğünün bünyesinde “Yaşam Destek ve Tanı Sistemleri” ile “Görüntüleme Sistemleri” müdürlükleri bulunduğunu söyledi.

Görüntüleme sistemlerinde MR cihazı geliştirildiğini ve bu yıl sonunda mobil x-ray cihazının tamamlanmasının amaçlandığını dile getiren Ateş, yaşam destek alanında OED, ventilatör (solunum cihazı) ve tanı sistemleri üzerinde çalıştıklarını ifade etti.

OED’nin yazılım ve tasarımıyla Aralık 2018’den bu yana ASELSAN tarafından geliştirildiğini anlatan Ateş, sağlık sektöründeki ihtiyaçları karşılamak için ilk olarak eğitim cihazlarını sunduklarını belirtti. Ateş, “OED, ilk yardım yönetmeliklerinde zorunlu hale getirildi. Bu yüzden eğitim çok önemli. Sonrasında beklentimiz özellikle ilk yardımcıların ve eğitim almış kişilerin defibrilatörü ihtiyaç duyulan yerlerde kullanabilmeleri. Bu nedenle standart cihazlarımızın üretimine başlandı. Fransa ve İtalya’ya ihracatımız yapıldı. Diğer ülkelerden de güzel talepler alıyoruz. Yurt içinde de taleplere cevap vermeye çalışıyoruz.” dedi.

İlk 2-6 dakikadaki müdahale çok önemli

Ani kalp durmalarının çok farklı noktalarda her an karşılaşılabilecek elektriksel bir durum olduğunu vurgulayan Ateş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kalbin aniden durması söz konusu. İlk 2-6 dakika arasında müdahale edilmesi gerekiyor. Bu müdahalede de elektroşok ve kalp masajı gibi bir uygulama hastanın hayata hızlı geri dönebilmesi için hayati bir önem taşıyor. OED’lerin özellikle kalp krizi geçirme riskinin yüksek olduğu noktalarda, ağır spor, işçilik yapılan yerlerde, kalabalık alanlarda, havaalanları, uçaklar, okullar gibi yer ve araçlarda bulunması gerekiyor. Aslında bir yangın söndürme cihazı gibi düşünülebilir. Zaman içerisinde gerekli regülasyonlarla bu uygulamanın dünyada olduğu gibi Türkiye’de geliştirilebileceğini düşünüyoruz. Mevzuat üzerinde bildiğimiz kadarıyla Sağlık Bakanlığı çalışıyor. Türkiye’de ilk önce eğitim cihazlarına, ilk yardımcıların eğitim almasına yönelik bir mevzuat yayımlandı. Sonraki mevzuatların daha geniş kapsamlı ve yaygın alanlarda kullanıma yönelik olacağını düşünüyoruz.”

Cihazlar özel takip sistemiyle izleniyor

Nil Ateş, bu cihazların özellikle ABD ve Avrupa’da yoğun olarak kullanıldığını söyledi.

Cihazların özel takip sistemleriyle takip edildiğini belirten Ateş, “Ülkede nüfus başına oranlayanlar, iş yerlerindeki yoğunluğa ya da kalabalıkların geçiş noktalarına oranlayanlar var. Çok çeşitli çalışmalar mevcut. Her 100 ila 200 metre arasında konumlandırılan yerler var. Potansiyeli çok büyük. Türkiye’de yapılmış net bir çalışma yok ama yıllık 100-150 bin vakadan bahsediliyor. Umarız hiç olmaz ama olduğu noktada bir defibrilatör ulaştırabilirsek, bunlar uygun noktalara konumlandırılabilirse en mutlusu biz oluruz.” diye konuştu.

Ani kalp durması yoksa şok vermiyor

Defibrilatörün kullanımına ilişkin de bilgiler veren Ateş, uygulamaların ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini anlattı.

Herkesin kullanabildiği, bu konunun regülasyonlarla desteklendiği ülkeler bulunduğunu dile getiren Ateş, Türkiye’de ise uygulamanın ilk yardım eğitimi alan kişilerce gerçekleştirilmesinin beklendiğini ifade etti.

Ateş, “Dünyada ise gönüllülük esasına göre uygulamalar mevcut. OED’ler ani kalp durması yaşamayan kişilere zarar vermediği, herhangi bir risk teşkil etmeyeceği için özellikle gönüllülük teşvik ediliyor. Cihaz normal bir insan düşüp bayıldıysa, kalbiyle ilgili bir sorunu yoksa ancak elektroşok cihazı yerleştirilmişse kişiye zarar vermez. Önemli bir modu var. Ventrikuler fibrilasyon ölçüyor, bu ölçüm ani kalp durması verisidir. Bu veriyi almazsa cihaz kesinlikle şok vermez, bu nedenle de güvenlidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – ABD merkezli bağımsız askeri yayıncılık kuruluşu Defense News dergisi tarafından yayımlanan listede ASELSAN, bu yıl da 48. sırada yer aldı.

ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, şirket, elde ettiği cirolarla rekorlar kırarken, global arenada da başarılarını tescilliyor.

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının bir kuruluşu olan ASELSAN, Dünyanın ilk 100 Savunma Sanayii Şirketi (Defense News Top 100) listesine ilk kez 2008'de 97. sıradan girmişti.

Ulusal ve global başarılarını katlayarak büyüten, Ar-Ge ve inovasyonu temel alarak milli savunma sanayisinin lider şirketi olan ASELSAN, geçen yıl çıktığı 48. sıradaki yerini bu yıl da korudu. Şirket, "listede ilk 50'de yer alan tek Türk şirketi" de oldu.

– "Salgın döneminde ASELSAN ailesi olarak iyi bir sınav verdiğimize inanıyorum"

Açıklamada görüşlerine yer verilen ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Haluk Görgün, bu başarının büyüme vizyonu doğrultusunda durmadan çalışmanın ve ilerlemenin bir sonucu olduğunu belirtti.

Hedeflerinin çok daha üst sıralar olduğuna işaret eden Görgün, şunları kaydetti:

"2020, ASELSAN açısından olumsuzlukların fırsata çevrildiği, verimli ve etkin çalışmalarımızın kesintisiz devam ettirildiği bir dönem oldu. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) dönemi tüm dünyayı zorlarken, kurumsal zeka kavramını da gündeme getirdi. Zekanın en temel iki referansı olan uyum sağlama ve problem çözme becerilerinin, şirketlerde kurumsallaşması gerektiğini bizlere gösterdi. Her türlü zorluğa ve değişime karşı hazır bulunma seviyemizin olgunlaşması, önceliklerimizin yeniden belirlenmesi ve yeni yetkinliklerin kazanılması açısından salgın döneminin kazanımlarına odaklanmak çok daha doğru olacak. Bu açıdan baktığımızda, salgın döneminde ASELSAN ailesi olarak iyi bir sınav verdiğimize inanıyorum."

Görgün, ASELSAN'ın bu dönemde faaliyetlerine ara vermediğine dikkati çekerek, ülkelerarası hareketliliğin tümüyle durduğu 2020'de bile ihracatına kesintisiz devam ettiğini belirtti.

– "2020'de 6 yeni ülkeyle sözleşme imzaladık"

Şirketin geçen yıl 6 yeni ülkeyle sözleşme imzalayarak ülkenin ihracat hacmine katkı sağladığını aktaran Görgün, şu ifadeleri kullandı:

"Ar-Ge'ye verdiğimiz destekler sonucu ortaya koyduğumuz çözümler bizi bu noktalara taşıdı. Yerli ve milli savunma sanayinin lokomotif şirketi olarak ciromuz 2020'de bir önceki yıla göre yüzde 24 büyüyerek 16 milyar lirayı aştı. Yakın geçmişte yüzde 38 olan yurt içi tedarikçilerden alım oranımızı 2020 itibarıyla yüzde 70'lerin üzerine taşıdık. Bu dönüşümü sadece ASELSAN olarak değil, yetkin ve kapsamlı tedarikçi firmalarımızla birlikte başardık."

Görgün, devletin desteğini her zaman yanlarında hissettiklerinin altını çizerek, "Türk milletinin göz bebeği ve bizlere emaneti olan ASELSAN'ı çok daha ileriye taşımak için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz. Yerli ve milli başarılarımızda, global arenadaki saygınlığımızda ve ulaştığımız prestijli noktada ASELSAN'a inanan ve destek veren başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, devletimizin tüm yetkililerine ve kuşkusuz fedakar ASELSAN çalışanlarına gönülden teşekkür ederim." değerlendirmesinde bulundu.

– Savunma satışları baz alınıyor

Defense News dergisince her yıl, bir önceki yılın savunma satışları baz alınarak yayımlanan "Defense News Top 100", dünyanın en prestijli savunma sanayi listesi kabul ediliyor.

Türk ordusu ve güvenlik güçlerinin elektronik cihaz ve sistem alanında en önemli kaynağı olan ASELSAN, listede daha yukarıda yer almak için çalışmalarına devam ediyor.

ANKARA (AA) – Sürdürülebilirlik yaklaşımlarını kurum kültürü olarak benimseyen ASELSAN, Sürdürülebilirlik Raporu'nu yayımladı.

ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, şirket sürdürülebilirlik çalışmalarına hız verdi.

Bu kapsamda Sürdürülebilirlik Raporu'nu yayımlayan ASELSAN, tesislerinde karbon salınımını kontrol altında tutarak, çevre dostu yaklaşımını her yıl ileriye taşıdı.

ASELSAN, dünyanın en güvenilir derecelendirme metodolojisine sahip çevre projesi Carbon Disclosure Project'te (CDP) 2020 yılında da "İklim Lideri Ödülü"nün sahibi oldu.

Şirket, 2019 Yılı CDP Türkiye Raporlaması'nda, İklim Değişikliği başlığı altında cevap veren 54 firma arasında A-puan seviyesinde yer alan ve "İklim Lideri Ödülü" almaya hak kazanan beş firmadan biri olmuştu.

ASELSAN, sürdürülebilir şekilde çevreye verdiği değerin bir göstergesi olan bu puanla dünyadaki önemli savunma sanayi kuruluşları arasındaki yerini korudu.

Çevresel etkileri azaltmaya yönelik yapılan çalışmalar kapsamında ASELSAN yerleşkelerinde hayata geçirilen Sıfır Atık Uygulaması'na yönelik geliştirme çalışmaları 2020'de de devam ettirildi.

Geçen yıl çevrenin korunmasına ilişkin olarak toplam 5 bin 38 çalışana uzaktan eğitim verildi. İş süreçlerinde tümleşik iletişim ve video konferans sistemleri devreye alındı.

Yerleşkeler arası seyahat ihtiyaçları azaltılarak seyahatlerden kaynaklanan emisyonlar azaltıldı.

ASELSAN ayrıca iklim değişikliği çalışmalarında toplumsal sorumluluk çerçevesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı iş birliklerine imza attı.

– Tedarikçiler de teşvik edildi

ASELSAN, "Tedarikçi Sürdürülebilirlik Ödülü" verme uygulamasını geçen yıl da devam ettirdi.

Şirket, iklim değişikliği risklerini belirleyerek yönetmeyi, küresel iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için sera gazı emisyonlarını izleyerek takip etmeyi ve şeffaf bir biçimde raporlamayı, çevreyle ilgili ulusal ve uluslararası alanda geliştirilen sürdürülebilirlik programlarını dikkatle izlemeyi ve sürdürülebilirlik katma değerini en üst düzeyde oluşturmayı taahhüt ettiğini de söz konusu raporda açıkladı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde üretime ara vermeyen ASELSAN, bu sürece özel tasarlanan eğitimlerle gelişim yolcuğunda 9 bine yakın çalışanın yanında oldu.

ASELSAN, salgın sürecinde "Gücümüz Bir" çevrim içi platformuyla, tedarikçileriyle güç birliği yaptı ve sürdürülebilir üretim konusunda kritik adımlar attı.

Türkiye'nin en çok Ar-Ge harcaması yapan şirketlerinden olan ASELSAN bu sayede sürdürülebilir başarılar yakalayarak istikrarlı büyümesini devam ettirdi.