Hayvan Hakları Federasyonundan “evcil hayvanlarınızdan vazgeçmeyin” çağrısı

ESKİŞEHİR (AA) – Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Eskişehir İl Temsilcisi Ayten Tutkun, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının evcil hayvanlardan da bulaşabildiğine dair sosyal medyadaki asılsız söylemlerden etkilenen hayvanseverlerin, sahiplendikleri hayvanları barınaklara bırakma talebinin arttığını dile getirerek, "Bu söylemlere inanmayın. Evcil hayvanlarınızdan vazgeçmeyin." dedi.

Tutkun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koronavirüsle ilgili özellikle sosyal medyada çok fazla bilgi kirliliğinin olduğunun altını çizerek, bu dönemde doğru kaynaklardan edinilen bilgilere itibar edilmesi gerektiğini söyledi.

Virüsün, Türkiye'de de görülmesinin ardından, birçok hayvanseveri tedirgin eden mesajları yayınlayanların suç işlediğini dile getiren Tutkun, "Koronavirüs, insandan insana bulaşıyor. Köpek ya da kedilerden insanlara bulaşması söz konusu değil. Kedi ve köpeklerle birlikte yaşayan insanların bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olduğuna dair birçok araştırmanın olduğuna dikkat çeken uzmanlar, koronavirüs ile mücadelede güçlü bağışıklığın önemini de hatırlatıyor. O yüzden evinizdeki hayvanlardan zarar geleceği yanılgısına kapılmayın lütfen." diye konuştu.

Tutkun, "Bazı vatandaşlar, sosyal medyada yayılan söylemlere inanıp evcil hayvanlarını terk etmeye başladı. Virüsten korktukları gerekçesiyle evdeki hayvanlarını barınaklara bırakmak isteyenler oluyor. Yıllardır beraber yaşadığımız evcil hayvanlarımızın insanlara virüs bulaştırabileceği ile ilgili hiçbir bilimsel kanıt yok." ifadelerini kullandı.

– "Kapı önlerine su ve mama koyalım"

Özellikle kafeterya ve restoranların geçici süreyle kapatılmasının ardından sokak hayvanları için besin bulmakta güçlük çekildiğini vurgulayan Tutkun, "Tıpkı biz insanlar gibi günlük beslenme ve suya ihtiyaç duyan hayvanların canı, bu zamana kadar olduğu gibi duyarlı insanların merhamet ve vicdanına emanet. Bu zor günlerde onları da unutmayalım. Kapı önlerine su ve mama koyalım." diyerek sözlerini tamamladı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Norveç, birçok kesimden gelen tepkilere rağmen mink balinası avlamaktan vazgeçmiyor.

Norveç halkının “tabaklarında balina eti görmek istedikleri” savunularak sürdürülen balina avcılığı, bilim insanları, çevreciler ve hayvan hakları savunucuları tarafından etik dışı bulunuyor ve Kuzey Avrupa ülkesinin çevreyi koruma hedeflerine aykırı olduğu belirtiliyor.

Norveç Balıkçılar Satış Organizasyonu raporlarına göre, bu yıl av sezonunda 575 balina öldürülerek son 5 yılda en yüksek sayıya ulaşıldı.

AA muhabirinin ulaştığı Whale and Dolphin Conservation (WDC) örgütü, Norveç’te mink balinası avcılığıyla ilgili açıklama yaptı.

WDC Politika Yöneticisi Vanessa Williams-Grey, balina avcılığını “çevre katliamı” olarak nitelendirerek yüzlerce mink balinasının katledilmesinin “affedilemez” olduğunu belirtti.

Grey, “Faroe Adaları’nda en yüksek sayıda yunus ve balinanın katledilmesinden birkaç gün sonra Norveçli balina avcılarının, bu sezon son 5 yılın en fazla mink balinasını öldürmesi utanç verici.” değerlendirmesinde bulundu.

WDC, Norveç’in en büyük hayvan hakları örgütü NOAH ve Animal Welfare Institute (AWI) ile ortaklaşa yürüttüğü bir anketin sonuçlarını da AA ile paylaştı.

Anket, bu sene öldürülen balina sayısının artmasının, balina endüstrisine kar sağlamayacağını gösterdi.

Çalışma ayrıca sık sık balina eti tükettiği söylenen Norveçlilerin oranının 2019’da sadece yüzde 4 olduğunu, bu oranın 2021’de yüzde 2’ye düştüğünü ortaya koydu.

AWI Deniz Hayvanları Program Direktörü Susan Millward, son 20 yılda pazarlama programlarının Norveç hükümeti tarafından kısmen finanse edilmesine rağmen, anket sonuçlarının hayal kırıklığı olabileceğini ifade etti.

Tepkilere ve eleştirilere rağmen Norveçli hükümet yetkilileri, balina avını “normal bir şey” olarak nitelendiriyor.

Norveç Balıkçılık ve Deniz Ürünleri Bakanı Odd Emil Ingebrigtsen, balina avcılığını doğal kaynakların kullanımıyla ilişkilendirerek balinaların iyi bir besin kaynağı olduğunu savunuyor.

İnsanlık dışı avcılık yöntemleri

Norveç, balina avcılığında kullanılan vahşi yöntemler ve bu yöntemleri her geçen gün daha fazla saklaması nedeniyle de ciddi biçimde eleştiriliyor.

Ülkede balinalar hala vahşi şekilde zıpkınla avlanıyor. Patlayıcılarla donatılmış zıpkınlar, balinanın yaklaşık 30 santimetre içine nüfuz ediyor ve deniz memelisinin içinde patlıyor.

Etine saplanan zıpkınlarla balinanın tekneye sürüklenmesi kolaylaşırken, bu avlama yöntemi nedeniyle balinaların yüzde 18’i, 15 dakika kadar can çekişerek ölüyor.

1993 yılından bu yana 9 bin 500’den fazla balina katledildi

Norveç’te 1993 yılından bugüne kadar öldürülen mink balinası sayısının 9 bin 500’den fazla olduğu ifade ediliyor.

Dünyada balina avcılığını 1946’da “balina sayısının doğru şekilde korunması ve balina avcılığı endüstrisinin düzenli gelişiminin sağlanması” amacıyla kurulan Uluslararası Balina Avcılığı Komisyonu (IWC) düzenliyor.

IWC’nin 1986’da yayımladığı ticari balina avcılığını yasaklayan bir moratoryumu bulunsa da Norveç ve İzlanda, resmi itiraz beyan edip kotalarını kendileri belirleyerek balina avlamayı sürdürdü.

Bu yıl avlanma kotası: 1278

Norveç Balıkçılık Bakanlığından yapılan açıklamada, ülkede bu yıl öldürülecek balina sayısı 1278 olarak belirlendi.

Bu kotanın 2019-2020 için duyurulanla aynı olduğu belirtiliyor.

Ülkede, 2019’da 429, 2020’de ise 503 balina katledildi.

Bu yıl Danimarka’daki “Grindadrap” avı da dünya çapında tepkiyle karşılanmıştı

Bu yıl Danimarka’ya bağlı Faroe Adaları’nda “Grindadrap” avında 1428 balina ve yunusun avlandığı duyurulmuştu.

Faroe Adaları’nda bu yıl öldürülen deniz memelilerinin sayısının, av geleneğinin başladığı günden bu yana en yüksek rakam olduğu tahmin ediliyordu. Yerel basında çıkan haberler, çevre aktivistlerinin sosyal medya hesaplarında paylaşmasıyla tüm dünyada duyulmuş ve tepkiye neden olmuştu.

Sivil toplum kuruluşu Greenpeace’in öncü isimlerinden Paul Watson’ın kurduğu “Sea Shepherd” (Deniz Çobanı) derneğinde gönüllü çalışan hayvan hakları aktivisti Samuel Rostol, konuyla ilgili AA muhabirine açıklama yapmış, 1500’lü yıllara dayanan yunus ve balina avlama geleneği ve bu geleneğe karşı kamuoyu oluşturma çalışmalarını AA muhabirine anlatmıştı.

Muhabir: Sümeyye Dilara Dinçer

İSTANBUL (AA) – Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Sanayi 4.0 alanında dünya lideri üretim tesislerini belirlediği “Global Lighthouse Network”e Arçelik Eskişehir Buzdolabı Fabrikası dâhil oldu.

Koç Topluluğu'ndan yapılan açıklamaya göre, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Sanayi 4.0 çalışmalarında küresel en iyi örneklerin seçildiği “Global Lighthouse Network”e bir fabrikasını daha kabul ettirerek, geleceğini şekillendirdiği dönüşüm yolculuğundaki başarılarına bir yenisini ekledi.

2018 yılında Romanya’nın Ulmi şehrindeki Arçelik Çamaşır Makinesi Fabrikası ve Ford Otosan’ın Kocaeli Fabrikası’nın “Global Lighthouse” seçilmesinin ardından, Arçelik Eskişehir Buzdolabı Fabrikası da bu sene dünyanın en gelişmiş üretim merkezleri arasına adını yazdırdı.

WEF’in 2018 yılında başlattığı Global Lighthouse Network programına şimdiye kadar sadece 90 fabrika kabul edildi. Küresel ölçekte yapılan 1000’in üzerinde başvurunun incelenmesi sonucunda Arçelik Eskişehir Buzdolabı Fabrikası, Global Lighthouse Network’e kabul edilen şirketler arasında yer aldı. Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da 29 Eylül 2021 tarihinde düzenlenecek olan “WEF Lighthouse Network 2021” panelinde ana konuşmacılardan biri olarak dünyaya bu önemli başarı yolculuğunu anlatacak.

– "Dijital dönüşümü, kültürel dönüşüm programımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Levent Çakıroğlu, "Her fırsatta vurguladığım gibi Koç Topluluğu olarak küresel bir vizyonla işlerimizi yönetirken, rekabetçiliğimizi artırmaya, teknoloji ve inovasyon kabiliyetlerimizi geliştirmeye odaklanıyoruz. Dijital dönüşümü, kültürel dönüşüm programımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bugün Sanayi 4.0 alanındaki dünya lideri üretim tesisleri arasına Arçelik Eskişehir Buzdolabı Fabrikamız da dâhil oldu.

1975 yılında üretime başlayan ve gelinen noktada geniş hacimli buzdolabı kategorisinde Avrupa’nın en büyük üretim tesisi konumunda bulunan fabrikamız, dijitalleşmeye yaptığı yatırımlar, yapay zekâ, makine öğrenmesi, robot ve sensör teknolojilerinin yanı sıra hayata geçirdiği diğer örnek uygulamalarla bu küresel unvanı fazlasıyla hak ediyordu. Böylesine büyük ve önemli bir başarıya katkı sağlayan, bizlere bu gururu yaşatan tüm çalışma arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum." açıklamasında bulundu.

Koç Topluluğu’nun dijital dönüşüm yolculuğuna başlarken, Arçelik için özel bir dijitalleşme yol haritası oluşturulduğunu belirten Çakıroğlu, şunları aktardı:

"Eskişehir fabrikamızın dijital dönüşümü ilham verici bir başarı hikayesidir. Bu süreçte Arçelik, genişleyen ürün yelpazesine yönelik artan tüketici taleplerini tüm kalite beklentilerini sağlayacak şekilde karşılayabilme adına 30'dan fazla iyi uygulama senaryosu üretti. Bunu yaparken yeni fikirler geliştiren ve bu fikirleri hızla test edebilen şirketimizde, Atölye 4.0, Garage gibi şirket içi inovasyon ve ileri mühendislik platformları kullanıldı. Ayrıca KOBİ'ler, üniversiteler ve start-up'larla iş birlikleri kuruldu. Böylece dijital uygulamalar düşük yatırım maliyetleri ile hayata geçebildi. Fabrikamız pandemi döneminin yarattığı tüketici talebindeki değişkenliklere de operasyonlarındaki dijitalleşme ile hızla uyum sağlayabildi. Ayrıca gelinen noktada artan müşteri talebi nedeniyle kapasite yatırımı gerçekleştirmek de planlarımız arasında."

Açıklamaya göre ayrıca, fabrikada yapay zekâ, makine öğrenmesi ve kendi kendine karar verebilen sistemler kullanılırken, dünya lideri üretim tesisleri arasına adını yazdıran Arçelik Eskişehir Buzdolabı Fabrikası’nın fark yaratan özelliklerinden öne çıkanlar şöyle:

"Yapay zekâ, makine öğrenmesi ve kendi kendine karar verebilen sistemler kullanılan fabrikada hayata geçirilen yapay zekâ tabanlı karar alma çözümleri sayesinde kalite göstergelerinde önemli gelişmeler sağlanırken, müşteri şikâyetleri yüzde 20 azaltıldı. Kendi kendine karar verebilen sistemler makinelere uyarlanarak kapasite yüzde 43 artırılırken, dönüşüm maliyetleri de yüzde 17 azaltıldı. Hayata geçirilen dijital çözümler sayesinde karbon emisyonunda yüzde 14’lük iyileşme sağlanırken, forklift kullanımı yerine Otonom Mobil Robotlar entegre edilerek malzeme dağıtım sistemi otomatize edildi ve karbon emisyonunda yüzde 7’lik iyileşme sağlandı.

Kendi kendine karar verebilen sistemlerin ana üretim süreçlerini optimize etmesi ile enerji verimliliği yüzde 19 artırıldı. Her gün 7,5 milyon veri toplanan fabrikada, 11 robot ve 3500 sensör bulunuyor. Fabrika, kendi tasarladığı dijital üretim ekipmanlarını kullanıyor. Ayrıca etkin değişim yönetimi, çalışanların sürece dâhil edilmesi ve yetkinliklerinin artırılması ile çalışan bağlılığı oranı yüzde 82 ile en iyi işverenler ortalamasının üzerinde arttı."