HEKTAŞ, Türkiye’nin ilk tescilli siyez buğdaylarını üretecek

İSTANBUL (AA) – OYAK Tarım Hayvancılık şirketlerinden HEKTAŞ, genetik olarak dünyanın ilk buğdayları kabul edilen siyez buğdayları Ata Siyez ve Mergüze’nin tohumlarını üretmeye hazırlanıyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, geçen nisan ayında tescillendiği duyurulan Türkiye'nin ilk tescilli siyez buğdaylarını 2022 yılı itibarıyla üretmeye başlayacak olan HEKTAŞ, 2023 yılında satışa başlamayı hedefliyor.

HEKTAŞ, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından tescillenen Türkiye’nin ilk tescilli siyez buğdayları Ata Siyez ve Mergüze’nin satış haklarını 5 yıllığına devralmış olup, buğdayların üretimini ve satışını yapmayı planlıyor.

HEKTAŞ, biyolojik özellikleri nedeniyle rakım ve nem ihtiyacına en uygun bölge olan Kastamonu ilinin İhsangazi ilçesi ve civarında üretilecek olan siyez buğdaylarının tohumlarını 2023 yılı itibarıyla satışa sunmaya hazırlanıyor.

Genetik olarak dünyanın ilk buğdayı olarak da kabul edilen siyez buğdayı, Anadolu topraklarında 12 bin yıldır genetiğini koruyor. Kromozom sayısı 14 ve yüzde 100 orijinal olan buğdaylar, genetiği değiştirilerek kromozom sayıları 42 ve 48'e çıkartılan mevcut modern buğdaylardan ayrışıyor.

Hititlerin zız olarak adlandırdığı siyez buğdayının tarihi, dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğu Göbeklitepe'ye kadar dayanıyor. Çeşit saflığı tam olan tescilli siyez buğdayları Ata Siyez ve Mergüze, yüksek çimlenme (çıkış) kabiliyeti ve ıslah edilmiş olması sebebiyle üreticilere sayısız fayda sunuyor.

Tohum miktarında yüzde 25'e varan tasarruf sağlayarak tohum maliyetini düşürüp, üreticiye kazanç sağlayan siyez buğdayları, yeknesak ve kaliteli olduğundan yüksek pazar değeri ile satış kolaylığı sağlıyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ERZİNCAN(AA) – UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde yaşayan 52 yaşındaki Faruk Sağçolak, yöre halkının yetiştirdiği mahsulleri geleneksel yöntemlerle değirmende öğütüyor.

Yaklaşık 300 yıllık değirmende çarkların durmaması için çalışan Sağçolak, organik buğdaylardan öğüttüğü unlarıyla ilgi görüyor.

Su değirmeni, ilçeye gelen turistlerin de ilgisini çekiyor.

Değirmenci Sağçolak, AA muhabirine, mesleğini çok sevdiğini, son nefesine kadar su değirmenini işleteceğini söyledi.

Kendisinden sonra da dede yadigarı olan mirası yaşatmak için bir çırak yetiştirmeyi hedeflediğini ifade eden Sağçolak, “Atalardan, dedelerden gelen ve daha sonra bizim devam ettirdiğimiz su değirmenimizde bu yörenin buğdaylarını un haline getiriyoruz. Dedelerimizden, atalarımızdan ne gördüysek aynı şekilde yapıyoruz.” dedi.

Kargoyla farklı şehirlere de un gönderdiğini ifade eden Sağçolak, şöyle konuştu:

“Un yapımında kullandığım ürünler tamamen doğal buğdaydan, hatta ıslah görmemiş yerel buğdayları tercih ediyoruz. Bunun yanında tam buğday unu, mercimek unu, arpa unu gibi çeşitli unları da burada çıkarıyoruz. Unun kalitesi fabrika unlarının kalitesiyle kıyaslandığında aynı. Buğdayı taşın tam ortasına gelecek şekilde hazneye koyuyorsunuz ve buradan dökülüyor, alt taraftan da un olarak çıkıyor. Eleme kepeğini ayırma gibi bir durumumuz yok. Buğday kaliteliyse un da kaliteli olur.”

Unda ‘karınca ayağı’ ölçüsü

​​​​​​​Sağçolak, su değirmeninde un üretmenin kolay bir iş olmadığını belirterek, değirmenin çalışma yöntemini şöyle anlattı:

“Arka taraftan gelen su, çarkları döndürüyor. Su, taşların sistemini döndürüyor. Eskiden fırıncılarımızda bu un meşhurdu, gelip una bakarlardı. Un, ‘karınca ayağı’ olacak ki ekmek çıksın. Ne çok ince, ne de çok kalın olmalı. Bu değirmen sadece un üretmiyor. Aynı zamanda bu yöreye gelen turistler de bu mekanı geziyor. Bu yörenin Kemaliye’nin son değirmenini dışarıdan gezmeye gelen turistler de çok tercih ediyor, buradan un alıyorlar. Götürüp kendi memleketlerinde afiyetle pastalarda böreklerde kullanıyorlar.”

ANTALYA(AA) – Antalya’nın Korkuteli ilçesinde yaşayan eski banka çalışanı Mutlu Ergin, 3 yıldır “sağlıklı bir nesil” hedefi doğrultusunda atalık buğday tohumlarıyla üretim yapıyor.

Bankacılık sektöründe 14 yıl çalıştıktan sonra stres nedeniyle şehir yaşamından uzaklaşıp eşiyle Korkuteli ilçesindeki Bayat Mahallesi’ne yerleşen Ergin, ailesine ait arazilerde tarım yapmaya karar verdi.

Doğal ve sağlıklı tohum üretmek isteyen Ergin, atalık buğday tohumlarını araştırmaya başladı.

Ergin, 3 yıl önce Anadolu’nun çeşitli kentlerinden temin ettiği siyez, karakılçık, akçalıbasan, kızıl güzlük ve köse buğday tohumlarını ekti.

Üretimden hasada işinin başında olan Ergin, elde ettiği ürünleri taş değirmende un ve bulgur haline getirdikten sonra paketleyerek internet üzerinden satışa sunuyor. Ev makarnası da üreten Ergin, bir taraftan da arpa ekimi yaparak hem üretimini hem de ürün çeşitliliğini artırmayı hedefliyor.

“Amacımız, doğal ve sağlıklı ürünler elde etmek”

Ergin, AA muhabirine, zor ve stresli koşullara sahip bankacılık sektöründeki işinden ayrılıp tarımsal üretime yöneldiğinde ilk zamanlar zorlandıklarını ancak tarlada zaman geçirdikçe alıştığını söyledi.

“Tamamen doğal ve sağlıklı tohumlar elde etmek adına bu işe girdik.” ifadesini kullanan Ergin, “Üç yıldır da atalık tohum üzerine çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Öncelikle işe başlarken kendimiz için bu adımı atmıştık ancak arazilerimizi değerlendirmek adına şu anda herkes için bunu yapmaya çalışıyoruz. Eşimle tohumların ekiminden toplanmasına kadar işin başındayız. Yapabildiklerimizi kendimiz yapıyoruz, zorlandığımız konularda da diğer çiftçilerden destek alıyoruz.” dedi.

Ergin, şunları kaydetti:

“Ata tohumundan elde ettiğimiz siyez, karakılçık, akçalıbasan, kızıl güzlük ve köse buğdayları ihtiyaç oldukça taş değirmende tamamen doğal yöntemlerle un haline getiriyoruz. Ayrıca, bulgur ve ev makarnası da yapıyoruz. Ürünleri daha sonra kendimiz paketleyerek internet üzerinden satışa sunuyoruz. Ne üretimde ne de paketlemede herhangi bir katkı maddesi ve kimyasal kullanmıyoruz. Tamamen doğal yöntemlerle üretim yapıyoruz. Sadece ilk ekimde bir gübre kullanıyorduk, bu yıldan itibaren de hayvan gübresine dönüyoruz. Amacımız, doğal ve sağlıklı ürünler elde etmek. En büyük hedefimiz bu.”

Atalık tohumlardan dönüm başına 150-200 kilogram ürün alabildiklerini belirten Ergin, talebin artması halinde şu anda yaklaşık 40 ton olan üretim miktarını artırmayı düşündüğünü ifade etti.