İbn Haldun Üniversitesi, Müslüman ve Hristiyan bilginleri bir araya getiriyor

İSTANBUL (AA) – İbn Haldun Üniversitesi tarafından düzenlenen "Müslüman-Hristiyan Bilginlerin Felsefe ve Din Bilimi Üzerine Çalışmaları" başlıklı sempozyum, Müslüman ve Hristiyan bilginleri bir araya getiriyor.

İbn Haldun Üniversitesi Süleymaniye Yerleşkesi'nde 9-12 Mart'ta düzenlenecek sempozyumda Müslüman ve Hristiyan bilginler, güncel konu ve sorunlarla ilgili araştırmalarını ve dikkati çeken saptamalarını, felsefe ve teoloji perspektifinden katılımcılarla paylaşacak.

Prof. Kelly James Clark, Prof. Burhan Köroğlu ve Dr. Öğretim Üyesi Enis Doko'nun başkanlık ettiği sempozyum boyunca, felsefe ve din bilim üzerine atölye çalışmaları da düzenlenecek.

Etkinliğe ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan sempozyum başkanlarından Enis Doko, 4 gün sürecek sempozyumda uluslararası birçok üniversiteden akademisyenlerin din, bilim ve felsefe ilişkisini tartışacağını belirterek, "Türkiye, ABD ve Malezya'dan hocalarımızla hem Müslüman hem de Hristiyan perspektifinden din ve bilim ilişkisini tartışma imkanı bulacağız." dedi.

Sempozyumun temel hedefleri arasında Müslüman ve Hristiyan akademi dünyası arasındaki iş birliğini artırmak olduğunu dile getiren Doko, gerek akademik gerekse kültürel alanda farklı kültürlerin bir arada çalışmalarını hedeflediklerini söyledi.

Doko, etkinliğin dilinin İngilizce olduğunu, bu alanda çalışmalar yapan akademisyenler, öğrenciler ve ilgilerin katılabileceğini belirtti.

Etkinliğin ilk oturumunda "Religion and Violence: This is Why We Fight" başlıklı bir konuşma yapan Prof. Kelly James Clark, felsefe ve sosyal bilimler arasında güçlü bir ilişki olduğuna işaret ederek, "Anlaşmazlıklarımızı çözmenin yolu diyalogdan geçiyor. Birbirimizi genellememiz, önyargılarımızı artırıyor. Dünyadaki tüm Müslümanlar ve tüm Hristiyanlar aynı değil ve aynı şekilde düşünmüyorlar." ifadelerini kullandı.

– Sempozyum 4 gün sürecek

Sempozyum programı kapsamında 10 Mart'ta İbn Haldun Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Betül Avcı, 11 Mart'ta ise Duke Üniversitesinden Dr. Samuel Murray ile Saint Louis Üniversitesinden Hayden Stephan birer konuşma yapacak.

Etkinliğin son günü ise İbn Haldun Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Enis Doko ve Jamia Hamdard Üniversitesinden Dr. Sumaiyah Ahmed, konuşmalarını gerçekleştirecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA(AA) – Dhaka Tribune’in haberine göre, Bangladeşli yetkililer, Arakanlı Müslüman mültecilerin adaya nakli programının 4. aşamasında dün ve bugün sırasıyla 2010 ve 1009 Arakanlı Müslümanın, ana karaya 34 kilometre uzaklıktaki Bhasan Char Adası’na yollandığını açıkladı.

Bugünkü grubu taşıyan Bangladeş donanmasına ait 3 geminin liman kenti Patenga’dan hareket ettiği, dün gönderilen grubun Bhasan Char Adası’na ulaştığı belirtildi.

Programın Aralık 2020’de hayata geçirilen 1. ve 2. aşamalarında 3446, ocak ayındaki 3. aşamasında da 3200 Arakanlı Müslüman adaya gönderilmişti.

Müslümanların Bhasan Char’a yerleştirilmesi tepkilere yol açmıştı

Arakanlı Müslüman mültecilerin, Cox’s Bazar bölgesindeki kamplardan, 100 bin kişi kişiyi barındırma kapasitesine sahip olduğu söylenen Bhasan Char’a taşınmaya başlanması, insan hakları örgütleri ve yardım kuruluşlarınca tepkiyle karşılanmıştı.

Bu plana karşı çıkan örgütler, Ada’nın sellere ve bölgede sık yaşanan kasırgalara karşı savunmasız olduğunu belirtiyor.

Ada’daki Arakanlı Müslüman mültecilerin yiyecek, su, tıbbi bakım ve eğitim gibi hizmetlere erişip erişemeyeceği konusundaki endişeler de defalarca dile getirilmişti.

Güney Asya’da haziran-eylül döneminde etkili olan şiddetli muson yağışlarının yol açtığı afetler ve kazalar nedeniyle Bhasan Char’da yaşam oldukça zorlaşıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Myanmar Özel Raportörü Tom Andrews, “Arakanlı Müslümanların Bhasan Char Adası’na bağımsız bir BM değerlendirmesi olmadan yerleştirildiği” yönündeki haberlerden endişe duyduğunu bildirmişti.

Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina da tepkilere rağmen Arakanlı Müslümanların Ada’ya yerleştirilmesine devam edileceğini duyurmuştu.

Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Myanmar’ın Arakan eyaletinde 2012’de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan’daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017’de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemleri başlatmıştı.

BM’ye göre, Ağustos 2017’den sonra Arakan’daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş’e sığınanların sayısı 900 bine ulaştı.

Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayınladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtlamıştı.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti “etnik temizlik” ya da “soykırım” olarak adlandırıyor.

ANKARA (AA) – İslam aleminde recep, şaban ve ramazanı kapsayan rahmet, bereket ve manevi yenilenme mevsimi üç aylar, 13 Şubat Cumartesi günü başlayacak.

Müslümanlara dini hissiyat ve ibadet yoğunluğu eşliğinde gündelik hayatlarını sorgulama, yenileme ve zenginleştirme fırsatı sunan üç aylar, dünyayı saran Kovid-19 nedeniyle bu yıl da hüzünle ihya edilecek.

Regaip, Miraç ve Berat kandilleri ile Kadir Gecesi gibi özel gecelerin idrak edildiği üç aylarda, oruç tutma, Kur’an-ı Kerim okuma ve sadaka verme gibi ibadetlere daha çok yönelinmesi tavsiye ediliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı Vakit Hesaplama Bölümü’nün “vakithesaplama.diyanet.gov.tr” internet adresinde yer alan bilgiye göre, recep ayının cumaya bağlanan ilk perşembe akşamı olan 18 Şubat’ta Regaip Kandili idrak edilecek.

Hazreti Muhammed’in Allah’ın huzuruna yükseldiği gece olarak kabul edilen Miraç Kandili 10 Mart’ta ve ramazanın müjdecisi kabul edilen Berat Kandili’nin 27 Mart’ta idrak edilmesinin ardından, on bir ayın sultanı, huzur ve bereket ayı ramazan 13 Nisan’da başlayacak.

Kur’an-ı Kerim’de “Bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen Kadir Gecesi, ramazanın 27. gecesi olan 8 Mayıs’ta idrak edilecek ve Müslümanlar 13 Mayıs’ta Ramazan Bayramı’nı karşılayacak.

“Üç aylar manevi feyiz ve bereket iklimidir”

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi İdris Bozkurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İslam kültüründe kutsal kabul edilen ve halk arasında da “üç aylar” olarak anılan recep, şaban ve ramazan aylarının manevi feyiz ve bereket iklimi olduğunu belirtti.

Üç ayların Müslümanların diğer aylara oranla daha fazla ibadet, dua, zikir, hayır ve hasenat işleriyle meşgul oldukları bir zaman dilimi olduğunu ifade eden Bozkurt, Hazreti Muhammed’in recep ayı geldiğinde “Ya Rabb, recep ve şaban ayını bizim için bereketli kıl, mübarek eyle ve bizi ramazan ayına ulaştır.” diye dua ettiğini hatırlattı.

Bozkurt, Hazreti Muhammed’in recep ve şaban aylarında diğer aylara oranla daha fazla nafile oruç tuttuğunun ancak ramazan dışında hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmediğinin hadis kaynaklarında yer aldığını bildirerek şunları kaydetti:

“Ramazan ayında oruç tutmak ise farzdır. Bütün bir ay boyunca tutulan oruç nedeniyle ramazanın bir oruç ayı olması yanında ayrıca Kur’an’ın bu ayda indirilmesi nedeniyle de Müslümanlar için diğer aylara oranla ramazan ayının özel bir önemi vardır. Ayrıca halkımız arasında kandil geceleri olarak bilinen Regaip, Miraç, Berat ve Kadir gecelerinin bu üç ayların içerisinde yer alması da bu aylara verilen önemin bir başka nedenidir. İşte bütün bu mübarek gün ve gecelerin etkisiyle söz konusu üç aylar, birer arınma mevsimi olarak, ferdi ve cemaatle icra edilen birçok ibadeti içeren aylardır.

Hazreti Peygamber, mübarek gün ve gecelerin değerlendirilmesini tavsiye etmiştir. Ancak bu gün ve gecelere ait özel bir namaz veya ibadet şeklinden bahsedilmemiştir. Bu bağlamda mübarek gün ve geceleri, bağışlanma ve hayatımıza çeki düzen vermek için fırsat anı olarak görmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla müminler hayatlarının gidişatını gözden geçirmeli, hata ve günahları için tövbe etmeli, dua ederek, Kur’an-ı Kerim okuyarak, kaza veya nafile namaz kılarak bu fırsatları değerlendirmelidirler.”